{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2215 Esas<br>KARAR NO: 2024/56<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/03/2020<br>NUMARASI: 2018/506 E. - 2020/196 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı şirketin, global ölçekli bilgisayar programı üreticisi olduğunu, davacı tarafından  üretilen bilgisayar programlarının, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de çok sayıda kullanıcı tarafından tercih edildiğini, müvekkili şirket tarafından üretilen bilgisayar programlarına güçlü resim tasarım paylaşımı ve reklamcılık araçları ile Dünyada ve Türkiye'de en çok kullanılan mimari tasarım, çizim, görselleştirme, görüntüleme ve düzenleme programı olan \"...\" programının örnek verilebileceğini, müvekkili şirket tarafından üretilen bilgisayar programlarından doğan telif hakları, Bern Sözleşmesi, TRIPS Anlaşması gibi uluslararası anlaşmaların yanısıra, FSEK hükümleri uyarınca korunduğunu, FSEK'in \"İlim ve Edebiyat Eserleri\" başlıklı 2. maddesinde \"Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları\" olarak ifade edildiğini, buna göre, bilgisayar programları, koruma kapsamında bulunan fikir ve sanat eseri kategorilerinden biri olan ilim ve edebiyat eserleri arasında yer aldığını, dolayısıyla bunların kullanımı ya da çoğaltılması gibi eylemler için hak sahibinin rızasının alınması gerektiğini, rıza alınmadan gerçekleştirilen kullanımların ise telif hakkı tecavüzü teşkil ettiğini, programlar açıldığında telif hakkı sahibinin kim olduğu açıkça yer aldığını, FSEK'in 52. maddesi uyarınca bir fikir ve sanat eserinin kullanım hakkının hukuka uygun yollarla devralınmış olduğunun ancak devralınan hakların ayrı ayrı gösteren yazılı bir sözleşme ibrazı ile ispatlanabileceğini, FSEK'in 76. maddesine göre, herhangi bir fikir ya da sanat eserinin kullanımı söz konusu olduğu takdirde, bu kullanımın hukuka uygun olduğunu ispat etme külfetinin eseri kullanan kişiye düştüğünü, davacının talebi doğrultusunda davalı şirketin davacıya ait bilgisayar programlarını hukuka uygun bir biçimde kullanmadığı iddiasıyla İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne, 2018/138 D.İş numaralı dosya ile tespit talebinde bulunulduğunu, davalı şirket’in adresinde uzman bilirkişi eşliğinde 26.07.2018 tarihinde tespit işlemi gerçekleştirildiğini, davalı şirketin mimarlık, proje ve tasarım hizmetlerini sağlamakta olduğunu, buna karşılık, gerçekleştirilen keşif sonucunda; ... isimli bilgisayara, davacıya ait 1 adet ... yazılımının kurulu ve çalışır vaziyette lisanssız olarak yüklendiği tespit edildiğini, ancak tespit edilen programa ilişkin herhangi bir fatura veya lisans kaydı sunulamadığını, lisanssız yazılım tespiti, FSEK 71/1 gereği aynı zamanda suça konu olduğundan, söz konusu davalı şirket yetkilisi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2018/161967 soruşturma numarası ile şikayette bulunulduğunu, davalının eyleminin FSEK m.68 gereği \"Mali Haklara Tecavüz\" fiilini oluşturduğunu, davalı şirkette lisanssız tespit edilen davacıya ait 1 adet ... yazılımının dava tarihindeki (31.10.2018) kur üzerinden (6,26) hesaplanan liste fiyatının KDV hariç 18.773-TL olduğunu, davacı şirketin belirtilen programlar üzerinde hem mali hem de manevi hakları bulunduğunu, mali hakların \"FSEK\" m.20 vd. düzenlenmiş olup, bu hakkın çeşitlerinin sayıldığı maddeler arasındaki 22. madde kapsamında \"Çoğaltma Hakkı\" düzenlendiğini, dolayısıyla bilgisayar programlarının eser sahibinin izni olmadan çoğaltılması, bir mali hak tecavüzü teşkil ettiğini, mali haklara tecavüzün yaptırımı ise 68. maddede düzenlendiğini, buna göre davacının davalı şirketin lisanssız kullandığı bilgisayar programları için lisans sözleşmesi akdetmiş olsaydı isteyebileceği sözleşme bedelinin üç katı fazlasını talep edebileceğini, davalı şirkette tespit edilen söz konusu yazılımlar ile ilgili olarak tespit edilen sürümün mevcut yazılımdan daha eski sürüm olduğundan yazılımın tespit tarihindeki kampanyasız net fiyatlarının teknik bilirkişi marifeti ile belirlenerek FSEK m.68 gereği eser sahibinin 3 katına kadar tazminat hakkına ilişkin isteyebileceği, alt ve üst sınırların tespitinin gerektiğini, davalı Şirketin \"TTK\" ilgili hükümleri gereğince tacir olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 18. maddesinin 2. Fıkrası gereği, davalı şirketin lisanssız yazılım kullanmanın hukuki ve cezai yaptırımlarının bulunduğunu, bunun eser sahibinin mali ve manevi haklarına tecavüz sayıldığını bilmesi gerektiğini, ayrıca davalı şirketin, davacıya ait yazılımları lisanssız olarak kullanması ve bu durumdan haksız kazanç elde etmesinin madden ve manen kabul edilemeyeceğini, vekaletname ve hak sahipliği belgelerinde eksiklik bulunmadığını, davalı şirkete ait kişisel verilerin ihlal edilmediğini, FSEK 68 kapsamında tazminat talep edilebilmesi için kusur şartının aranmadığını, davaya konu programın rayiç lisans bedeli, lisanssız fiyatı üzerinden hesaplanamayacağını, davalının TTK gereği basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü olduğunu belirtmiş şimdilik 18.773 TL FSEK m.68 uyarınca 3 kat hesabı ile haksız fiil tespit tarihi olan 26.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın vekaletinin davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanıp imzalanmadığı belirsiz olduğundan vekalete ilişkin dava şartı sağlanmadığını, davacı tarafın vekaletnamesi, vekaletnamenin davacı şirket adına imzalandığını tevsik etmediğini, davacı şirkete ait imza yetkilerinin kimlere verildiğini gösteren belgeleri içeren veya davacı şirket adına düzenlendiği tasdik edilen vekaletnamenin dosyaya sunularak vekilin usülünce yetkilendirildiğini gösteren vekaletnamenin tamamlanması gerektiğini aksi halde, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini,  vekaletname tercümesinde ... isimli şirketin adına imza atıldığını gösteren herhangi bir ibare mevcut olmadığını, davacının hak sahipliğini gösterdiğini iddia ettiği kayıt sertifikalarına itiraz ettiklerini, davacının hak sahipliği belgelerinin lisansa ait değil, markaya ait kayıt belgeleri olduğunu, dava şartının sağlanmadığını, dosyada hak sahipliği belgesi olarak sadece Dünya Fikri Mülkiyet Kurumu(WIPO)'da ... markasının 07.05.2015 tarihli Kayıt Sertifikası bulunduğunu, tespit keşfinde tespit edilen crackli yazılım, ... sürümü olduğunu dava dosyasında ... sürüm yazılımın lisans haklarının davacı şirkette olduğunu gösteren hak sahipliği belgeleri sunulmadığından hak sahipliği belgelerine ilişkin dava şartı sağlanmadığını, kişisel veriler ihlal edilerek hukuka aykırı yollarla yapılan İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/138 değişik iş sayılı delil tespitine itiraz ettiklerini, delillerin hukuka aykırı olduğunu, tespit talep edilirken, davalının facebook sayfasındaki logolu fotoğrafı ve merkezi Hollanda'da bulunan davacı şirketin imza yetkilisinin şirket kaşesi üzerine atılan imzası ile sunulan 12 Temmuz 2018 tarihli ... şirket yazısı (\"Lokasyon Bildiren Yurtdışı Şirket Yazısı\") delil olarak sunulduğunu, iş bu yazıdan anlaşıldığı üzere davalının lokasyonun yurtdışı davacı şirket tarafından tespit edildiğini, bu tespitin ancak, yazılımda ... bulunması ve ...'in merkez server'a (sunucu)ya davalının lokasyonunu IP adresi bildirerek haber vermesi ile mümkün olduğunu, yazılımın icra (EXE) edilip edilmemesinden bağımsız olarak davalı müvekkili şirketin izni olmadan bu şekilde gerçekleşen bir lokasyon tespiti kişisel verilerin ihlalini oluşturduğunu, kişisel veriler ihlal edilerek gerçekleşen işbu tespitin hukuka aykırı olduğunu, yapılacak bilirkişi tespitinde bilirkişiden yurtdışından lokasyon tespiti için ne şekilde bir veri alışverişi gerektiğini ve müvekkilin kişisel verileri kullanılmadan böyle bir tespitin mümkün olup olmadığının sorulmasını talep ettiklerini, tespit bilirkişi raporunda belirtildiği üzere crackli yazılımın ilk defa bilirkişi tarafından çalıştırıldığı ve bilgisayarda lumıon çizim dosyası bulunmadığının tespit edildiğini, bu tespitlerin yazılımın davalı müvekkili tarafından ticari veya herhangi bir amaçla kullanılmamış olduğunun açık delili olduğunu, davalı şirketin iç mimarlık işleri yaptığını, tespitin yapıldığı bilgisayarın belli bir çalışanın kullanımında olmayan boşta duran bir bilgisayar olduğunu, 26/07/2018 tarihinde yapılan bilirkişi tespitine istinaden düzenlenen Bilirkişi Raporu'nda crackli yazılımın/programın 22/12/2017 tarihinde bilgisayara kurulmuş olduğunun,  bilgisayar üzerinde ilk kez çalıştırıldığını, bilgisayar üzerinde lumıon çizim dosyası bulunmadığının tespit edildiğini, bunların davalı şirketin yazılımı kullanmamış olduğunu gösterdiğini, işi mimari çizim yapmak olan davalı şirketin kullanmadığı bir yazılımı çoğaltmakta herhangi bir menfaatinin bulunmayacağının aşikar olduğunu, üzerinde tespit yapılan bilgisayarın 2007 yılında davalı tarafından satın alındığını, toplama bir bilgisayar olduğunu, eskidiğinden kullanılmadığını, bu sebeple boşta duran bir bilgisayar olduğunu, böyle bir yüklemenin sehven gerçekleşmiş olmasının olasılıklar dahilinde olduğunu, davalının  gerçek iradesinin yazılımı izinsiz çoğaltmak olmadığının yazılımı çalıştırmamasından veya kullanmamasından anlaşıldığını, çoğaltma hakkının ihlali anlamında davalı şirketin bilgisayarında sehven yükleme yapılmış olmasının fiili, crackli yazılımları korsan kopyalayan, fiziken veya internetten satan kişilerin fiillerinden farklı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalının kullanmamış olduğu ve kullanmayacağı bir yazılım için lisans bedeli ödemeye mahkum edilmemesi gerektiğini, bunun hakkaniyete  ve hukuka aykırı olduğunu, Türkiye'de ... sürümü yaklaşık 3 senedir satıştan kaldırıldığını davacı tarafın ileri sürdüğü 2.999,00 Avroluk lisans bedeli crackli olduğu tespit edilen ... sürümünün ileri sürüm olan ... versiyonuna ait lisans bedeli olduğunu, www...com.tr alan adından hizmet veren ... yazılımının Türkiye'deki dağıtıcısı olan ... Mimarlık'tan alınan bilgiye göre ... sürümünün yaklaşık 3 senedir satıştan kaldırıldığı ve DEMO sürümünün piyasada olmadığı öğrenildiğini, ... sürümünün 2018 Kasım ayında 300 USD karşılığında satın alınabileceğinin tespit edildiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, bilirkişinin bu hususları dikkate alarak eski sürüm rayiç piyasa bedeli hesaplaması yapması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 28.2.2013 Tarih ve 2012/133 E. - 2013/33 K. sayılı kararına uygun olarak FSEK 68.maddesindeki tazminatın, tarafların kusur durumu, eylemin niteliği ve gerçekleşme şekli itibariyle hâkimin takdirine bağlı olduğundan somut olayın özelliklerine göre yorumlanmasını ve müvekkilin yazılımı ticari faaliyetinde kullanmamış olduğu gözetilerek FSEK 68. maddenin hakimin takdir yetkisi çerçevesinde tazminat miktarına hükmedilmesini talep ettiklerini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/161967 soruşturma numaralı dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini belirtmiş haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sunulan vekalet ve dava dilekçesi ekinde yer alan belgeler incelendiğinde davalının usuli itirazlarının yerinde olmadığı, davanın usulüne uygun vekalete dayalı olarak açıldığı, davaya konu \"...\" yazılım programının FSEK md. 2/1 kapsamında eser niteliğinde olduğu, bahse konu program üzerinde davacının eser ve mali hak sahibi olduğu, İstanbul 1. FSHH. 2018/ 138 D.iş 27.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda tespit olunduğu üzere davalının herhangi bir lisans sözleşmesi olmaksızın yazılım programını bilgisayarına yüklediği, dolayısıyla FSEK md. 22/3 düzenlenen ve mali haklardan olan çoğaltma hakkını ihlal ettiği, bilirkişi raporunda tespit olunduğu gibi yazılım programının güncel versiyonlar çıkmış olmasına rağmen fiyatının sabit kaldığı, yazılım güncelleme ücretlerinin güncellenecek programa göre değiştiği, bu noktada lisans sahiplerinin alış fiyatına göre daha makul bir ücret karşılığında güncel sürümü yükleyebildikleri, her ne kadar bilirkişi raporunda güncelleme / sürüm yükseltme ücretleri üzerinden eski yazılım değerini tespit etmiş ise de esasen bu hesaplamanın  dosya kapsamı ile uyuşmadığı zira güncelleme ücretlerinin lisanslı kullanım için öngörülmüş olduğu dikkate alındığında lisanssız kullanıma dayalı haksız kullanımlar yönünden bu tür bir uygulamanın yapılamayacağı lisans sahipleri program bedeli ve yükseltme bedeli öderken kaçak kullanımda program bedelinin altına düşen bir ücretlendirme yapılmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği ve bu yönde kullanımlara yol açacağı dikkate alınarak dosyadaki veriler göz önünde bulundurulduğunda dosyanın tekrardan bilirkişiye tevdiinin usul ekonomisine uygun düşmediği itirazların mahkememizce değerlendirilebilecek nitelikte olduğu kanaatiyle tazminat miktarı sabit kalan KDV'siz program lisans bedeli olan  2999 Euro üzerinden tespit tarihindeki (26/07/2018 tarihi itibarı ile 1 Euro =5,6559 TL *2999) kur üzerinden 16.962,04 TL olarak resen hesaplanmış olup FSEK 68 uygulaması ile davacının talep edebileceği tazminatın 50.886,13 TL olduğu, kullanım durumu, programın eski sürüm olduğu dikkate alınarak bu miktar üzerinde %10 takdiri (5088,61 TL) indirim uygulanması gerektiği, bu durumda sonuç tazminat miktarının 45.797,52 TL olduğu, davacının talebinin tespit olunan miktarın altında kaldığı anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak açılan davanın tümden kabulü\" yönünden karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -özel teknik bilgi gerektiren konuda yeniden bilirkişi raporu alınmadan rayiç bedelin resen hakim tarafından hesaplanması ve bu bedele dayanarak hüküm verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, rayiç bedel belirlenirken haksız fiil tarihinin esas alınması gerektiğini, FSEK md. 68 uyarınca hakime tanınan takdir yetkisi rayiç bedel hesaplaması konusunda değil, dosya içeriğine göre üst sınır olarak en çok üç kat tazminata karar verebilme konusunda olduğunu, Davacı tarafın haksız fiilin gerçekleştiği 2017 yılı için emsal fatura sunamamışken hakimin bu teknik konuda re'sen hesaplama yapmasının kabul edilmemesi gerektiğini, bilirkişi heyetinin, kendi yetki alanına giren bir konuda satışta olmayan bir sürüm için kendi uygun gördüğü yöntemlerle değer kaybını referans alarak hesap yapmayı uygun gördüğünü, hakim tarafından bilirkişinin tespit ettiği bedel üzerinden FSEK 68 uyarınca telif tazminatı takdir edilmesi gerekir iken aksi yönde re'sen hesaplama ve tazminat bedeli takdirinin yerinde olmadığını, -gerekçeli kararda adeta müvekkili şirketin yazılımı kullanıyormuşçasına değerlendirme yapıldığını, çalıştırılmadığının değişik iş dosyası tespit raporu ile sabit olduğunu,  yazılımın ilk defa bilirkişi tarafından çalıştırıldığını, hakim takdir yetkisini kullanırken bu hususu değerlendirmeye almadığını, 26/07/2018-22/12/2017 tarihleri arasında bilgisayarda yüklü olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen tespit yapılan bilgisayarda herhangi bir çizim dosyasına rastlanmadığını, ticari veya herhangi bir amaçla kullanılmamış olduğunun açık delili olduğunu, hakimin tazminat miktarını belirlerken Anayasa Mahkemesi kararı ve Yargıtay kriterleri uyarınca  dosya içeriğine uygun olarak telif tazminatının davalı yönünden doğuracağı ekonomik ve sosyal sonuçlar,  ele geçirilen lisanssız yazılımın davalı işletmesi yönünden işlev ve değeri, işletmenin büyüklüğü, gözetilmek suretiyle karar vermesi gerektiğini, müvekkilinin işletmesinin orta ölçekte bir iç mimarlık firması olduğunu, Autoket tarzı çizim yazılımları ile iş yaptığını, ... yazılımının ise animasyon ve video yaratımında kullanılan bir yazılım olduğunu, müvekkilinin  iktisadi durumu kolluk araştırılması ile öğrenilmeden ve ... yazılımının işlevi ile ilgili bilirkişiden rapor alınmadan tazminatın takdir edilmesinin, hukuka aykırı olduğunu, 3 kat tazminatın yerinde olmadığını, -hak sahipliği ve usulsüz vekalet yönünden itirazlarının tartışılarak değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, -07/01/2020 tarihli Islaha Cevap dilekçelerinde de beyan ettikleri gibi davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ve faizin cinsinin ıslah dilekçesi ile dahi değiştirilemeyeceğine yönelik itirazlarının tartışılmadığını, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; hesabın özel teknik bilgi gerektirmediğini, ... yazılımının Türkiye disbrütörü ... Mimarlık tarafından yazılımın rayiç bedelinin 2.999 Avro+KDV olduğunu, eski-yeni sürümleri arasında fiyat farkı olmadığını, tüm sürümlerin aynı ticari değere sahip olduğunu belirten evrak, faturalar ve bilirkişi raporundan açıkça anlaşılacağı üzere; Müvekkili Şirket'e ait yazılımın bedelinin 2.999 Avro+KDV(%18), üç katına kadar istenebilecek tutarın 2.999 Avrox3= 8.997 Avro+KDV olup, haksız fiil tespit tarihi olan 26.07.2018 tarihi itibarı ile de 1 Avro=5,6559 TL olduğunu Lisanssız yazılım kullanımından kaynaklı istenebilecek 3 katı tazminat tutarı, 8.997 Avro x5.6569= 50.886,13 TL+ KDV olup, KDV Dahil tutar ise 60.045,63-TL olduğunu, Davalının, söz konusu yazılıma sahip olmamak ile birlikte lisanssız olarak şirket bilgisayarına yüklediğini, yasal yollar ile ... yazılımını almak isteyen bir kullanıcının KDV Dahil 3.538 Avro ödemesi gerekirken, yasal olmayan yollar ile bilgisayarına lisanssız olarak ... yükleyen davalının daha az ücret ödemesi gerektiğini savunmasının sadece hukuka değil ahlaka da aykırı bir durum olduğunu,  FSEK m.68 vd. uyarınca \"mali haklara tecavüz\" davasınıda müvekkili şirketin, davalı tarafın kusuru olup olmadığına veya tespiti yapılan program nezdinde fayda sağlamış mı sağlamamış mı bakılmaksızın  tespit edilen program bedelinin 3(üç) kat fazlasını talep edebileceğinin düzenlendiğini, Mahkemenin takdir hakkını kullanarak hem rayiç bedel üzerinden %10 indirim yaptığını, hem de KDV miktarının da rayiç bedele dahil olduğuna dair bilirkişi raporu, faturalar olmasına rağmen tazminat tutarına KDV miktarını eklemediğini, rayiç bedelin 2 katı civarında tazminata hükmedildiğini, davanın HMK m. 107' e uygun olarak açıldığını, vekaletname ve hak sahibi olduklarını tüm nedenlerle istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, FSEK gereğince eser sahipliğine dayalı mali hakların ihlali iddiası ile tecavüzün giderilmesi, önlenmesi ve FSEK 68 maddesi gereğince tazminat istemine ilişkin olarak açılmıştır. Davalı taraf istinaf dilekçesinde davacıların hak sahibi olmadığını ileri sürmüş iseler de, davacı şirketin dava dilekçesi ekinde sunduğu başvuru konusu bilgisayar programlarının mali hak sahibi olduğunu gösteren kayıt sertifikası bulunduğu, WIPO kayıtlarına göre davacının üretici olduğu, ... tarafından üretilen fikrin davacı olduğu, belgelerin geçersizliğine ilişkin bir delil bulunmadığı, aksi ispatlanmadığı sürece kayıtlara göre davacının hak sahibi olduğu bu nedenle bu yöndeki istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Davalı tarafa ait bilgisayarda davacı şirkete ait eser niteliğindeki yazılımların yüklü ve çalışır durumda olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğu, davalıların yazılımların kullanılıp kullanılmadığının ve diğer sair savunmaların somut dava için bir önemi bulunmadığı, davacı şirket yazılımlarının davalı bilgisayarında yüklü ve çalışır durumda olduğunun tespit edilmiş olduğundan sorumlu olduklarının kabulünün gerektiği, taraflar arasında davacının telif hakkına  sahibi olduğu eser niteliğindeki yazılımın davalı tarafça haksız olarak kullanılması şeklindeki eser sahipliğinden doğan haklara tecavüzün tespit edilmiş olması karşısında, davacı lehine FSEK 68. Maddeden kaynaklanan maddi tazminatın şartlarının bulunduğu, bunun için zarar koşulunun aranmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna davacı vekilinin itiraz ettiği, mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, teknik uzmanlık gerektiren konuda, başka mahkemelerde alınan bilirkişi raporları esas alınarak rayiç bedel tespiti yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Kural olarak rayiç bedelin, haksız fiil tarihindeki değere göre belirlenmesi gerektiği, ancak bilirkişilerce o tarihteki verilere ulaşılamadığından  ve yazılım bedellerinde de artış olmadığı gerekçesiyle, 2019 satış  bedeli esas alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılıyorsa da, gerek davacı  ticari defter ve kayıtlar ile  gerekse piyasa araştırması yapılarak rayiç bedel tespiti yapılabileceği, Mahkemece bu yöndeki yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığı, haksız fiil tarihindeki rayiç bedelin belirlenmesi için yeniden rapor alınması ve davalının indirim uygulamasına yönelik talebinin de değerlendirilmesi gerekmekle, ıslah dilekçesindeki bedelin de kalem kalem açıklattırılarak, sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a- 6 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/03/2020 tarih, 2018/506 E. 2020/196 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas nolu icra takip dosyasına yatırmış olduğu 81.134,84-TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d8da989f88fa9e9","SID":"a76ae2fedf6ceaa4"}}