{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1934 Esas<br>KARAR NO: 2024/114<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/05/2019<br>NUMARASI: 2016/8 Esas, 2019/775 Karar<br>DAVA: TAZMİNAT (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin \"...\" işletmecisi olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 01/04/2014-31/10/2014 tarihleri arasında konaklama sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre tur operatörü olarak tabir edilen davalı şirketin, hangi tarihlerde geleceği, bu gelişleri için istediği oda sayısı ve bu odaların ne kadar süre ile opsiyonda tutulacağının sözleşmede belirtildiğini, sözleşmenin tamamı değerlendirildiğinde, her maddenin, sadece davalı şirketin lehine olarak fazlasıyla abartılı bir şekilde tazmin yükümlülüğü ile birlikte kaleme alındığını, sözleşmenin 7. maddesine, iradeyi fesata uğratmak olarak nitelendirilecek şekilde, gerçekleşmeyen hiçbir konaklama ücretine \"no show çekilemez\" ibaresinin konulduğunu, sözleşmede bu ibarenin Türkçe karşılığının verilmemesi sebebiyle bu tarz bir kandırmacanın Ticaret Kanunu ile Ticari Örf ve Adete tamamen aykırı olduğunu, tur operatörü olan davalı şirket tarafından imzalanmayan belgenin, sözleşme olarak kabul edilemeyeceğini, sözleşmeye ve mevzuata aykırı şekilde gerçekleştirilen rezervasyon iptalleri ile müvekkilinin işlettiği tesise ciddi boyutta maddi zarar verildiğini, davalı şirketin, 41 kez rezervasyon yaptırarak 32 kez rezerve iptali olmaksızın her defasında 22 adet odanın boş kalmasına sebep olarak müşteriye verilmesini engellediği için oluşan zarardan sorumlu olduğunu, bu rezervasyonlardan sadece 9 tanesinin kullanıldığını, ticari teamüllere göre rezervasyon iptallerinin uygun bir sürede davalı tarafından müvekkiline bildirilmesi gerektiğini, müvekkilinin, rezerve edilen ve rezerve iptali yapılmaksızın opsiyonda tutulan oda sayısı kadar (her defasında 22 oda) temizlik ve gıda maddesi bulundurmak zorunda olduğu için gıda maddelerinden artmak suretiyle bozulan malzemenin tutarı kadar zarar ettiğini, yine rezerve edilen odaların bedeli ödenmediği gibi iptal de edilmemeleri sebebiyle müvekkilinin, bu odaları kiraya vererek kar etmesinin engellendiğini, rezervasyon yaptırıldığı halde 32 kez rezerve iptali olmaksızın her defasında 22 adet odanın boş kalmasına sebep olunduğundan müvekkilinin, 22 odanın 1 geceye tekabül eden konaklama bedeli kadar zarar ettiğini, fazlaya ilişkin  dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının usul ve yasalara uymayan ve sözleşme dışı davranışları ile sebebiyet verdiği zarardan şimdilik 50.000,00 TL'nin her bir  rezerve tarihinden geri tahsil tarihine kadar  işleyecek ticari faizi ile  birlikte  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırıldığı üzere İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının işletmeciliğini yaptığı tesise müşteri temini konusunda taraflar arasında Otel Kontenjan ve Fiyat Anlaşması Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin tek taraflı düzenlendiği, ağır maddeler içerdiği ve mevzuata aykırı olduğu iddia edilmiş ise de tacirlerin, tüm işlemlerinde basiretli bir tacir gibi davranması esas olduğundan ve sözleşmeye bağlılık ilkesi yanında sözleşme serbestisi ilkesi de bulunduğundan sözleşmenin taraflar yönünden geçerli olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkilinin toplam 174 oda ve 362 misafir olarak konaklama yapmak üzere satış işlemi gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket tarafından iptal edilen bir rezervasyon olmadığını, rezervasyon olmadığında davacı tarafından satışa mani bir durum olmadığını, otel doluluk oranları istendiğinde otelin boş olmadığının görüleceğini, \"no show\" tabirinin TÜRSAB Talepleri Değerlendirme Kütahya çizelgesinde açıklanması ve turizm faaliyetinde bulunan tüm acenta ve tesisler tarafından bilinmesi sebebiyle bu tabirin, bilinmediği ve anlaşılamadığı iddialarının kabul edilemeyeceğini, sözleşmenin imzasız olduğu açıklanmışsa da varlığı ve maddelerinin, davacı tarafından kabul edildiğini, tesisin sözleşmeyi onaylaması halinde müvekkilinin de, imzalı şekilde tesise bir örneğini gönderdiğini, bunun alınmaması veya saklanmamasının müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, sözleşmenin, davacının iddia ettiği şekilde iyiniyete ve adaba aykırı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; taraflar arasındaki 01/04/2014 ile 31/10/2014 tarihlerini kapsayan sözleşmenin 1. maddesi gereğince, sözleşme ekinde belirtilen tarihlerde davacı tarafça, 22 odanın davalı şirkete tahsis edileceğinin belirlendiği, sözleşmenin 12. maddesine göre, tesisin, her ne sebeple olursa olsun, müşterinin otele giriş tarihinden 24 saat evvel yapılan iptaller için herhangi bir no show (konaklama yapılmayan oda için ücret talep etme hakkı) uygulayamayacağı, yani davalıya tahsis edilen ancak konaklama yapılamayan odalar için ücret talep edilemeyeceği, buna göre davacı tarafından, davalıya tahsis edilen 22 odada konaklama yapılmadığı gerekçesiyle davacının ücret talep etmesinin sözleşmeye uygun olmadığı, ayrıca uğranılan zararın, somut ve ispata elverişli delillerle ispatlanamadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki bilgilerin, maddi yanılgılardan ibaret olduğu gibi değerlendirmelerin de hatalı olduğunu, herhangi bir bölgenin turizm ağı noktasında değerlendirmesi yapılırken, turizm şartlarının o bölgeye oranla değerlendirilmesinin şart olduğunu, bu anlamda Karadeniz turizminin, son yılların gözde turizm alanları arasında bulunduğunu, bir yerin turizm hacminin, bilirkişinin düşüncesine göre değil, resmi verilere ve objektif değerlendirmelere göre belirlenmesi gerekirken bilirkişinin, bu hususta hiç bir somut veriye dayanmadığı gibi objektif bir değerlendirme de yapmadığını, müvekkilinin işletmesini elinde bulundurduğu turizm tesisinin, Trabzon ili Akçaabat İlçesi ... Yaylasında bulunan mülkiyeti Orman Bakanlığına ait Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilmek üzere müvekkiline kiralanan büyük bir işletme olduğunu, ilgili işletmenin, bilirkişi raporunda bahsedildiğinin aksine sadece yaz turizmine değil kış turizmine de ev sahipliği yapan bir işletme olduğunu, müvekkilinin işletmesinin, her zaman müşteri potansiyeli olan bir işletme olduğunu, bilirkişinin bahsettiğinin aksine davalı şirketle yapılan anlaşmanın, müşteri kazanmaya yönelik değil, Karadeniz bölgesine tur düzenlemek suretiyle turist getiren davalı şirketin konaklama ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğunu, \"no show\" uygulamasının ticari örf ve adet halini almış olduğu düşüncesinin tartışmalı olduğunu, bölgenin ticari örf  ve adetinde böyle bir uygulamanın bulunmadığını, davalı taraftan, sözleşmeye aykırı davrandığı kısımlarla ilgili olarak müvekkilinin maddi zararının giderilmesinin talep edildiğini, davalının yükümülüklerini yerine getirmemesiyle müvekkilinin, maddi zarara uğradığını, ayrıca müvekkilinin, davalı taraftan talep ettiği sözleşmeye ilişkin diğer maddi tazminat taleplerinin \"no show\" kapsamında olmayıp bizzat davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesiyle ortaya çıkan maddi zararlar olduğunu, bu nedenle dosyanın, alanında uzman, objektif değerlendirme yapabilecek ve Karadeniz turizminden araştırma usulüyle değil bilgi ve görgü usulüyle bilgi sahibi olan bir bilirkişiye tevdi edilerek yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sözleşmeye aykırılık sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2014/400 Esas 2015/137 Karar sayılı kararı ile, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiş olup akabinde dosyanın gönderildiği Mahkemece işbu istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 25/03/2019 tarihli raporda; taraflar arasında otel odalarının satışına yönelik 01/04/2014 - 31/10/2014 tarihleri arasında 6 aylık turizm sezonunu kapsayan genel bir otel kontenjan ve fiyat anlaşması sözleşmesinin düzenlendiği, davacının, somut verilere dayanmadan otel odalarından 22 tanesini davalıya opsiyonladığı ve boş kalan günler içinde rezerve edilen ve rezerve iptali yapılmaksızın opsiyonda tutulan  oda sayısı kadar temizlik ve gıda malzemesi bulundurmak zorunda olduğu için gıda maddelerinden artmak suretiyle bozulan malzemenin tutarı kadar zarar ettiğinden bahisle herhangi bir hesaba ve somut delile dayanmadan şimdilik kaydıyla 50.000,00 TL'nin tazminini talep ettiği, otel işletmeciliğinin tanımı gereği, temizlik malzemesi, aşınma ve yıpranma (amortisman), kira personel, reklam ... gibi birtakım sabit giderleri -otel boş kalsa bile- üstlenmek zorunda olduğu, işin doğası gereği bir takım asgari masrafların yapıldığı, bu masrafların neler olduğu, belgeleri ve bu masrafların davalının hangi eylemleri sonucu yapıldığının ispat edilemediği, davacının, zararını ispat eden somut bir delil sunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesi yer alan \"kontenjanların da bildirim yapılmaksızın otomatik olarak iptal edileceği...\"; 12. maddesi \"Tesis her ne sebeple olursa olsun, müşterinin otele giriş tarihinden 24 saat evvel yapılan iptaller için herhangi bir no show uygulayamaz (otelde konaklamayan müşterinin parasını ...'dan talep edemez)\" ve diğer maddeleri ile turizm ve otelcilik sektörünün genel uygulama ve kabulleri gereği davacının, davalıdan alacaklı olduğunun söylenemeyeceği, davacının uğradığı zararları ispat edememekle birlikte, herhangi bir zarar oluşmuş olsaydı bile sözleşme hükümleri karşısında oluşan bu zararın davalıdan talep edilemeyeceği bildirilmiştir.Uyuşmazlık, davalının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı davranıp davranmadığı, bu sebeple davacının maddi zararının bulunup bulunmadığı ve miktarı ile bu doğrultuda davacı tarafından, sözleşme hükümlerine göre davalıdan bir talepte bulunulup bulunulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.Somut olayda, taraflar arasında 01/04/2014-31/10/2014 tarihleri arasında geçerli Oda Kontenjan ve Fiyat Anlaşması Sözleşmesi imzalandığı sabittir. Sözleşmenin 1. maddesine göre,  davacı (tesis), sözleşme ekinde belirtilen tarihler arasında 22 adet standart odayı davalıya (tur operatörü) tahsis etmekle yükümlüdür. Sözleşmenin 7/2 maddesinin son cümlesinde, tesisin, tur operatörünün gerçekleşmeyen hiçbir konaklamasına no-show uygulayamayacağı; sözleşmenin 12. maddesinde ise, tesisin, her ne sebeple olursa olsun müşterinin otele giriş tarihinden 24 saat evvel yapılan iptaller için herhangi bir no-show uygulayamayacağı (otelde konaklamayan müşterinin parası davalıdan talep edilemez), davalının, iptal talebini zamanında otele göndermesi ve gönderdiğini ispat edebilmesinin iptal için yeterli olduğu, tesisin, iptal taleplerini 24 saat içerisinde davalıya konfirme ederek geri göndermekle yükümlü olduğu, geri gönderilmeyen iptal konfirmelerinden davalının sorumlu tutulamayacağı kararlaştırılmıştır. 6098 sayılı TBK'nun 26. maddesinde, tarafların, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebileceği, 27. maddesinde ise, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan Oda Kontenjan ve Fiyat Anlaşması Sözleşmesinin hükümleri, anılan kanun maddelerine aykırı değildir. Bu anlamda taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu, sözleşme hükümlerinin tarafların özgür iradesi ile belirlendiği, kaldı ki TTK'nun 18/2 maddesi uyarınca, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerektiği dikkate alındığında tarafların sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu izahtan varestedir. Somut olayda, davacının, sözleşmenin 1. maddesine göre, sözleşme ekinde olduğu belirtilen hangi tarihler arasında davalıya oda tahsis etme yükümlülüğünün bulunduğu ve hangi tarihte kaç odanın iptal edildiği belirlendikten sonra sözleşmenin 12. maddesine göre, davacının, otele giriş tarihinden 24 saat evvel yapılan iptaller için herhangi bir no-show uygulayamayacağı davalının iptal talebini zamanında otele göndermesi ve gönderdiğini ispat edebilmesi şartına bağlandığından belirlenen tarihler ile ilgili davalıya, iptal talebini zamanında davacıya gönderip göndermediğini usulü dairesinde ispat etme imkanı da tanınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre, davacının konaklama bedeli talep edebileceği gözetilerek gerekirse bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu sebeple davacı taraf istinaf başvurusunda haklıdır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 bendi de göz önünde bulundurarak davacının istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/8 Esas, 2019/775 Karar ve 22/05/2019 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb1f0a6976c97795","SID":"c6d49c3ab9e96a86"}}