{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1885 Esas<br>KARAR NO: 2024/127<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/12/2019<br>NUMARASI: 2018/1261 Esas, 2019/1305 Karar\t   <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasındaki borç ilişkisinin hizmet sözleşmesinden kaynaklandığını, 2017 ve 2018 yılına ait irsaliyeli faturalar ve cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin borçlu firmanın tadilatını yaptığı gemilerin manyetik, ultrasonik, vakum ve tenetrant muayeneleri, kaynak kontrol ve testlerini gerçekleştirdiğini, yapılan bu hizmetler karşılığında müvekkili şirketin davalı şirkete kestiği faturaların 25.609,08 TL'lik kısmının bugüne kadar ödenmediğini, dosyaya delil olarak sunulan faturalar ve defter kayıtları incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, dosyaya delil olarak sunulan faturalar ve defter kayıtlar ile davalının ticari defter kayıtlarında incelenmesinde davacıya borçlu olduğunun görüleceğini, davalının başlatılan icra takibine de haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı taraf davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına süresinde itiraz ettiklerini, icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde vekil olarak bulundukları görüldüğü halde huzurdaki açılan itirazın iptali davasında tebligatın vekil yerine asile yapıldığını ve bu durumun hukuka aykırı ve yasal olmadığını, davalının davacı firma ya herhangi bir borcu bulunmadığını, düzenlenen faturaların tek başına borç kaynağı olmadığını taraflar arasındaki borç doğuran ilişkinin iddia edence ispat edilmesi gerektiğini, taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı ve düzenlenen faturanın da tek başına bir anlam ifade etmeyeceği ve borç doğurmayacağından davanın  reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğunun davacının incelenen defterleri ile sabit olduğu, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilmesi için HMK'nun 222. Maddesi uyarınca kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği, bilirkişi raporunda davacı taraf defterlerinin HMK 222. Maddesinde belirtilen usulde olduğunun tespit edildiği, davacı delil listesi ile ticari kayıtlara dayandığı, usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafın defterlerinin ibraz edilmediği icra takibine konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, celbedilen BA/BS kayıtları incelendiğinde;davalı yanca ilgili vergi dairesine 2018 yılı BA bildiriminin yapıldığı, taraf BA/BS kayıtlarının 2018 yılı itibari ile örtüştüğü, 2017 yılı faturaları açısından ise defterlerini sunmayan davalı kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan davacının defterlerine itibar edildiği; faturaya konu malların tesliminin davacı tarafça ispatlandığı, davalı tarafça fatura konusu bedelin ödediği ispat edilemediğinden; davalının icra takip dosyasındaki itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı taraf huzurdaki itirazın iptali davasında alacak iddiasını ispat etmek amacıyla fatura, ticari defter kayıtları ve BA-BS formlarına dayandığını, davacı tarafın fatura düzenlemesi ve bu faturaları ticari defterlerine kayıt etmesinin ispat için yeterli olmadığını, aksi durumda her şirketin fatura düzenleyip bu faturaları ticari defterlerine kaydederek hayali alacaklar oluşturabileceğini, ispat için faturaya konu mal ve hizmetlerin karşı tarafa sağlandığını gösterir, yetkili kişilerce imzalanmış irsaliyelerin veya benzeri nitelikteki yazılı belgelerin dosyaya sunulması gerektiğini, dosya arasında böyle bir belge bulunmadığını, davacı tarafın dayanaktan yoksun faturaları, iddiasını ispat etmediğini, dosya arasında yer alan bilirkişi raporunun, davacı tarafça tanzim edilmiş faturalar ve davacı tarafın ticari kayıtları üzerinden düzenlendiğini, H.M.K.'nın 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin delil niteliğini haiz olabilmesi için bu defterlerin karşı tarafın ticari kayıtlarıyla uyum içerisinde olması gerektiğini, somut olayda böyle bir durum yahut tespit söz konusu değilken, bilirkişinin davacı kayıtlarını doğru addederek rapor tanzim etmesinin hukuka aykırı olduğunu, Vergi Dairesine müzekkere yazılarak taraflar arasındaki BA-BS formları celp edildiğini, bilirkişi raporunun sonuç kısmının c fıkrasında belirtildiği üzere; 2017 dönemine ait ve toplam bedeli 8.932,02 TL olan 3 adet faturanın BA-BS formları içerisinde yer almadığını, bu faturaların davacı tarafın kendi kendisine düzenlediği gerçek dışı belgeler olduğunu, davacı tarafın huzurdaki davaya konu iddiasını BA-BS formları ile de ispat edemediğini, buna rağmen dava hakkında kabul kararı verilmesinin ve müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava; fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takibin 06/09/2018 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı/borçluya 10/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresinde 10/09/2018 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu, davacının İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 08/07/2019 tarihli raporda; davacının davalıdan talep edebileceği icra takibine konu asıl alacak miktarının 25.609,08-TL olduğu, davacının sunmuş olduğu evrak ve müzekkere marifetiyle dosyaya giren bilgi ve belgeler doğrultusunda kayıtlarda davaya konu mezkur faturaların işlendiğinin tespit edildiğini, davalıya ait müzekkere marifetiyle dosyaya giren BA-BS formalarının incelenmesiyle davaya konu 2017 dönemine ait faturaların beyan edilmediğini davalıya ait BA-BS formalarının incelenmesiyle davaya konu 2018 dönemine ait faturaların beyan edildiği tespit edilmiştir. Mahkemece taraf şirket defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davacının ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, takip konusu alacağın dayanağı faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu, mahkemece davalı tarafa ticari defterlerini sunması için kesin süre verildiği ve HMK'nun 220 ve devamı maddeleri gereğince; Kesin süre içinde defter ibraz etmeyen tarafın veya mahkemece yerinde inceleme kararı verilmiş ise şirket merkezinde incelemeye hazır bulundurmayan tarafın defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılarak dosyadaki delillerin ve defterlerini ibraz eden tarafın kayıtlarının incelenmesi ile yetinileceği yönünde ihtarda bulunulduğu, davalı tarafın verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını ibraz etmediği anlaşılmıştır. Davacının incelenen defterlerine göre, davalı adına KDV dahil toplam 30.609,08-TL fatura düzenlendiği, davalı tarafından 07-03-2018 tarihinde 2.000,00-TL ile 11-05-2018 tarihinde 3.000,00-TL ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin kayıtlarına işlendiği, davacının davalıdan talep edebileceği icra takibine konu asıl alacak miktarının 25.609,08-TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı faturalara istinaden bir kısım ödemeler yaptığına göre, davacı ile aralarında hizmet ilişkisi olduğunu ve hizmet aldığını kabul ettiği değerlendirilmiştir. Davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturalara itiraz edildiğine dair bir bilgi yada belge dava dosyasında mevcut değildir. Davalıya ait müzekkere marifetiyle dosyaya giren BA-BS formalarına göre, davaya konu 2017 dönemine ait faturaların beyan edilmediği davalıya ait BA-BS formalarının incelenmesiyle davaya konu 2018 dönemine ait faturaların beyan edildiği tespit edilmiştir. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmiş ve davacının ticari defter ve kayıtları ile tarafların BA-BS kayıtlarına göre davacı, davalı ile arasındaki hizmet ilişkisini ve bu hizmet ilişkisi nedeniyle icra takibine konu bakiye fatura alacağını ispat ettiği, davalı tarafından borçlu olmadığına veya borcu ödediğine dair dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil de sunmadığı anlaşılmakla ilk derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1261 Esas, 2019/1305 Karar sayılı ve 10/12/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 437,33 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9,73 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.25/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e70f956c262bfba","SID":"26eaee163087ee7f"}}