{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1125 <br>KARAR NO: 2024/13<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİH: 04/03/2020<br>NUMARASI: 2016/782 Esas, 2020/238 Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:  17/01/2024<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan,  dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili;  eski eşiyle birlikte yardım amacıyla kendisine ait taşınmazı tapuda davalıya bila bedel devrettiğini, bu sayede davalının kredi çektiğini, kredi borcu bitince evi iade edeceğini, davalıdan üç adet 28/01/2008 vadeli senet aldığını, taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre taşınmazın tapu kaydının davalı tarafa devredileceğini, ancak devir karşılığı bir bedelin alınmayacağını, bankadan alınacak kredi de davalı tarafça alınıp borçlarına harcanacağını, banka borcunun da davalı tarafça ödeneceğini, dairenin ise müvekkiline iade edileceği konusunda anlaştıklarını, bu işlemden dolayı davalı müvekkiline taşınmazın devir tarihi olan 28/01/2008 tarihli 3 adet senet düzenlediğini, tüm borçlar ödenip taşınmaz iade edildiğinde veya taşınmaz iade edilmez ise bu kere senet bedellerinin ödenmesi suretiyle bu senetlerin davalı tarafa iadesi hususunda anlaşıldığını, böylelikle taraflar arasında toplam 270.00,00TL tutarlı bir borç alacak ilişkisinin doğduğunu, davacı-alacaklı müvekkili tarafından davalı-borçlu  aleyhine 270.000,00 TL'lik senetten kaynaklanan alacağın tahsili amaçlı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalı-borçlunun yapılan takibe itiraz ederek takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; dava konusu senedin güvene dayalı teminat senedi olduğunu, karşı tarafın bu güveni kötüye kullandığını, senet üzerindeki tarihin sonradan atıldığını, bankadan çektiği 150.000 TL'nin 60.000 TL'sini davacının eski eşine verdiğini, bankaya da toplamda 105.448,000 TL ödediğini, davacının bir süre sonra kendisinden toplamda 270.000 TL bedelli 3 senet aldığını, bu senetleri aslında kendisine ait olmayan dairenin teminatı olarak verdiğini, taşınmazın satışından da davacı tarafa para verildiğini, müvekkilinin aldığı bedelden daha fazlasını ödediğini, davacının eve alıcı bulması üzerine evi ...’na devrettiğini, evin parasını da davacının eski eşi ...’ın aldığını, senetlerini geri iade etmediklerini davacının mail delilinde hileli davrandığını,  bu delillerin kabul edilemez olduğunu, davacı taraf haksız çıkar sağlama amacına yönelik bedelsiz senedi icra takibine koyduğunu belirterek, açılan davanın reddi ile, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KISMEN KABULÜNE;1-İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyada takibin 220.000 TL asıl alacak ve 23.597,26 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 243.597,26 TL üzerinden devamına,2-Fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE;3-Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar talep gibi yasal faiz uygulanmasına;4-Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine;..\" karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalı tarafın itiraz dilekçesinde ve mahkemeye sundukları cevap dilekçesinde alacağın zaman aşımına uğradıklarına ilişkin bir def'ilerinin bulunmadığını, borçlunun bu yönde bir itirazı bulunmadığından müvekkilinin bonoya dayalı haklarının devam ettiğini,  kambiyo vasfını yitiren belgenin delil niteliğini yitirmeyeceğini , zaman aşımına uğraması nedeniyle delil başlangıcı kabul edilen yazılı belgedeki belirli bir günü içeren vadenin diğer delillerle birlikte doğrulanması halinde TBK uyarınca borcun ifa gününün birlikte belirlenmesi  şartına  haiz olduğunu, bu nedenle belgedeki vade tarihinin borçlunun temerrüdüne esas alınması gerektiğini ve bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini kararın bu açıdan usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline Türkiye’de mülkü olmasına rağmen oturumu bulunmadığından ipotek karşılığında dahi kredi kullanamadığından bahisle müvekkiline teklifte bulunarak eşi ...’ın üzerine kayıtlı olan taşınmazı tapuda satış gibi göstererek görünüşte müvekkilinin almasını ve müvekkilinin bu satış için kredi kullanmasını, çekilen krediyi de ihtiyaç oranında paylaşmayı teklif ettiğini, güven ilişkileri nedeniyle müvekkilinin de bu teklifi kabul ettiğini, ...'a ev kredisi için 2008 yılında başvuru yaptığını, kredinin onaylanması neticesinde 150.000 TL bedeli kredinin müvekkili tarafından 84.000 TL’sinin kullanıldığını 60.000 TL’sinin ise davacıya verildiğini, davaya konu senetleri müvekkilinin teminat senedi olarak imzaladığını, imzaladığı tarihte ise vadesinin bulunmadığını,  üç adet senet düzenlendiğini, senetlerden yalnızca ikisinin takibe konulduğunu, davacı ile ortak hareket eden, hatta davacının üzerine kayıtlı gayrimenkul üzerinde malik sıfatıyla tasarruflarda bulunan ve müvekkilinin asıl birlikte hareket ettiği kişi olan davacının eşinin talebiyle senetlerin teminat senedi olarak düzenlendiğini, ilk derece mahkemesinde de bu yöndeki beyanlarını tekrar ettiklerini, davacının söz konusu dairede oturmaya devam ettiğini, daireyi satmak için uğraştıklarını, bağımsız bölümü yeni Maliki ...‘na taşınmazın tapuda devri için annesi ...nin kapora bedeli olarak 250 TL’yi bizzat davacının eşi olan ...’a vermiş olduğunu mahkemede tanık sıfatıyla beyan ettiğini,  taşınmazın devri işlemlerinin yapıldığı sırada müvekkilinin tapuya çağrıldığını, yeni malik tarafından evin bedelini karşılamak için çekilen konut kredisinin 124.000 TL’lik kısmının müvekkilinin kullanmış olduğu krediden, bakiye kalan kredi borcu için havale yapılması suretiyle bu kredinin kapatıldığını, ... adına tapuda davacının eşi ...’a 38.500 TL parayı nakit olarak verdiğini ve ödemenin kalanını ...’ın daha öncesinde vermiş olduğu talimatla müvekkilinin hesabına gönderildiğini, müvekkili ile birlikte ... Bankası şubesine gidilerek havale yapılan 50.000 TL’nin ...’a teslim edildiğini, tanıkları ... ve ... de orada olduğundan bedelin davacı yana teslim edildiğine dair bilgi ve görgülerini mahkeme huzurunda paylaştıklarını, tüm bu sürecin senetlerin teminat senedi olduğunu ortaya koyduğunu, davacının haksız yere bonoları takibe koyduğunu, kötü niyetli olduğunu, davanın reddedilen kısmı için kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının istinaf istemlerinin haksız olduğunu belirterek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine, kendi istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava,  zamanaşımına uğramış iki adet bono nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Davacı, eski eşiyle birlikte yardım amacıyla kendisine ait taşınmazı tapuda davalıya bila bedel devrettiğini, bu sayede davalının kredi çektiğini, kredi borcu bitince evi iade edeceğini, davalıdan üç adet 28/01/2008 vadeli senet aldığını, bonoların ödenmediğini, iki senet yönünden icra takibi başlattığını ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, savunmalarında senedin teminat senedi olduğunu, senetler nedeniyle borcu bulunmadığını, bankadan çektiği 150.000 TL nin 60.000 TLsini davacının eski eşine verdiğini, bankaya da toplamda 105.448,000 TL ödediğini, davacının bir süre sonra kendisinden toplamda 270.000 TL bedelli 3 senet aldığını, bu senetleri aslında kendisine ait olmayan dairenin teminatı olarak verdiğini, davacının eve alıcı bulması üzerine evi ...’na devrettiğini, evin parasını da davacının eski eşi ...’ın aldığını, senetlerini geri iade etmediklerini, davacının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... ve ... oldukları, borç miktarının 220.000,00 TL asıl alacak, 121.770,00 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 341.770,00 TL olarak gösterildiği, takibe konu bonoların 117.000,00 TL bedelli, 28.01.2008 vadeli bono, 103.000,00 TL bedelli ve 28.01.2008 vadeli bono olarak gösterildiği, Üsküdar ... Noterliği'nin 16.01.2013 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıya ihtarname gönderilmiş olduğu, borçlu ... vekilinin itirazı üzerine icra takibinin bu borçlu yönünden durdurulduğu, eldeki davanın da bu nedenle süresinde açıldığı  anlaşılmıştır. İncelenen senet metinlerine göre; 103.000,00 TL bedelli bonoda ise ...’ın kefil ...’ın ise senet borçlusu olduğu, 117.000,00 TL bedeli bonoda borçlunun ..., alacaklının ... olduğu  görülmüştür. Üsküdar ... Noterliğinin 16/01/2013 tarihli ihtarnamesi ile davacı tarafından senet borçluları olan ... ile ... aleyhine keşidecisi ... ve ... olan 103.000,00 TL bedelli, 28/01/2008 vade tarihli 1 adet bono, keşidecisi ... olan 117.000,00 TL bedelli, 28/01/2008 vadeli 1 adet bono ve yine keşidecisi ... olan 50.000,00 TL bedelli 28/01/2008 vadeli 1 adet bono olmak üzere toplam 3 adet bono tutarı 270.000,00 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesine ilişkin ihtarname muhataplara tebliğ edilmiştir. Buna ilişin ihtarname örneği icra dosyası içerisindedir. Bilindiği üzere;  zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir. (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına  uğrayan  bono  adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-937 E., 2021/357 K. sayılı kararı) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202 nci maddesinin birinci fıkrası gereği senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile yukarıda yer verilen hukuk kurallarına göre, dava zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olup, zamanaşımına uğramış bono delil başlangıcı niteliğinde olduğundan davacı lehtarın, davalı keşideci ile aralarındaki temel ilişkiyi ve alacaklı olduğunu tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabileceği, davalının da bonodaki imzasını inkar etmediği dikkate alınarak borçlu olmadığını ve ödeme iddialarını ispatlamak zorunda olduğu açıktır. Buna göre; davalı bono bedellerini ödediğini iddia etmiş olup, davalı bu bono bedellerinin ödendiğine yönelik iddialarını zamanaşımına uğrayan bonoların miktarına göre 6100 s.HMK.nun 200.m.si kapsamında kalan yazılı delillerle ispatlayamadığından, davacı asilin iddiaları doğrultusunda yemin etmiş olması nedeniyle, ayrıca bedeli ödenen zamanaşımına uğramış bir bononun bono bedelini ödeyen keşideci veya lehtara iade edilmesi gerektiğinden,bedeli ödenen zamanaşımına uğramış bir bononun bono bedelini ödeyen keşideci veya lehtarın elinde ve yedinde olması gerektiğinden, zamanaşımına uğramış bir bononun lehtar davacı elinde bulunması bono bedelinin ödenmediğine karine teşkil ettiğinden   ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan deliller doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekili tarafından istinaf dilekçesi ile, temerrüt tarihinin bononun vade tarihi olduğu ve bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerektiği iddia edilmiş ise de; bonoların zamanaşımına uğramış oldukları, bu nedenle  kambiyo vasfını kaybettikleri, vade tarihi itibariyle temerrütün oluşmuş olduğunun kabul edilemeyeceği, temerrüt tarihinin ihtarname tebliğ tarihi olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gereklidir. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye‭‭‭ 368,3‬0‬ TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4.Davalıdan alınması gereken 16.640,13 TL harçtan peşin olarak yatırılan 4.161,00 TL'nin mahsubu ile bakiye‭‭ ‭12.479,13‬ TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 17/01/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8ec9caa7ae673df","SID":"4ec64143c1f4dbd4"}}