{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/857 Esas<br>KARAR NO: 2024/175<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/02/2023<br>NUMARASI: 2022/195 Esas -  2023/183 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında \"Alacağın Temliki, Sulh, İbra, Feragat Sözleşmesi\" isimli taksitli borç üstlenme sözleşmesi imzalandığı, davalının müvekkile olan 2.046,00 USD ve 793,01 EURO borcunun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığı, 25.11.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair hüküm konulduğu, ancak HMK.17'ye göre yetki sözleşmeleri ancak tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında yapılabileceği,  davacının tacir olmaması nedeniyle sözleşmedeki yetki kaydı geçersiz olduğu, davalı tarafın gerek yerleşim yeri adresi gerek sözleşmede kararlaştırılan tebligat adresi Üsküdar olduğu, HMK. 6'ya göre davalı tarafın yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkeme olduğundan Anadolu Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olduğu, davalının haksız itirazı nedeniyle, müvekkilin her geçen gün mağduriyeti arttığı, bu nedenle İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği,  davalı'nın haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı'nın %100 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkil şirket arasında akdedilen takip dayanağı sözleşmeyle taraflar iş bu sözleşmeden doğabilecek olan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu hususunda mutabakata varıldığı, yetki sözleşmesinde belirli bir şehirdeki mahkemelerin yetkili kılınması, sadece o şehrin merkez ilçesinin yargı çevresindeki mehkemelerin yetkili kılındığı anlamına geldiği, merkez ilçe dışında ayrı bir mahkeme teşkilatı bulunan yerdeki ilçe mahkelemeri sözleşmenin kapsamı dışında kaldığı,  örneğin, yetki sözleşmesinde İstanbul mahkemeleri yetkili kılınmışsa, davanın İstanbul sınırları içinde olsa da Bakırköy mahkemelerinde açılması mümkün olmayacağı, davanın dayanağı olan sözleşme 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı yasadan önce 25.11.2010 tarihinde imzalanmış olduğundan o tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı yasa hükümlerine göre taraflar arasında yapılan sözleşmedeki yetki şartı geçerli olup her iki tarafı da bağlayacağı, dava konusu takibin yetkisiz icra dairesinden yapılması ve dolayısıyla geçerli bir icra takibi olmaması ve iş bu davanın da yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle koşulları oluşmayan icra takibine itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep ettiği, talep edilen faiz oranının yasal dayanağı olmadığı, arz ve izah olunan durum muvacehesinde, yetkisiz Mahkemede açılmış olması nedeniyle davanın yetki yönünden reddine,  izah ettiğimiz nedenlerle haksız, mesnetsiz, yasal dayanaktan yoksun ve zamansız ikame olunan davanın reddine, davacı aleyhine % 20 ’den aşağı olamamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Mahkeme masrafları ve ücret-i vekâletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.<br>DAİREMİZ KARARI: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarih ve 2020/86 Esas - 2020/439 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 03/03/2022 tarih ve 2022/144 Esas - 2022/348 Karar sayılı ilamı ile; \"Taraflar arasındaki sözleşmenin 25.11.2010 tarihli olduğu ve bu tarih itibariyle 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlükte olduğu, buna göre somut olayda yetki sözleşmesinin geçerliliğinin ve mahkemenin yetkisine etkisinin bu Kanun hükümlerine göre belirlemesinin gerektiği yönündeki ilk derece mahkemesi tespiti yerindedir. 1086 Sayılı Kanun'da yetki sözleşmesinin geçerliliği için \"Tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması\" gibi bir şart öngörülmediğinden, taraflar arasındaki yetki sözleşmesi geçerlidir. Ancak 1086 Sayılı Kanun uyarınca yetki sözleşmesi genel yetki kurallarına göre yetkili mahkemenin yetkisini kaldırmayıp, davacıya seçimlik hak tanımıştır. Buna göre, her ne kadar sözleşmede İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılınmışsa da; davalının Üsküdar'da olması nedeniyle davanın İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra dairelerinde de görülebilmesi mümkün olduğundan, icra takibinde Anadolu icra dairelerinin yetkili olduğu gözetilmeksizin aksi düşünce ile takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına\" karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 tarih ve 2022/195 Esas - 2023/183 Karar sayılı kararıyla; \"Mali müşavir bilirkişi tarafından 04/01/2023 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı yanın, davalı şirketten talep edebileceği asıl alacaklarının, takip talebindeki gibi 2.046,00 USD ve 793,01 EURO olarak hesaplandığı, davacı şirketin temlik protokolünde taksit tutarları ve vade tarihleri belirlenmiş USD ve EURO Alacaklarına, takip tarihine kadar 3095 SK./4-a uyarınca D.O. hesaplanmış işlemiş faizlerinin; 503,98 USD ve 127,19 EURO olabileceği sonuç ve kanaatini bildirir rapor tanzim edilmiş olduğu görülmüş olup alınan raporun denetime ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmasına karar verilmiş, tüm dosya kapsamı, taraf iddia, savunma, toplanan deliller alınan bilirkişi raporu ile  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 16.Hukuk Dairesinin 03/03/2022 tarih 2022/144 esas 2022/348 karar sayılı ilamı hep birlikte değerlendirilerek bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre davalının davacıya takip tarihi itibariyle 2.046,00-USD ve 793,01-EURO asıl alacak ve 503,98-USD ve 127,19-EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.549,98-USD ve 920,20-EURO borcu bulunmakta olup bu miktarlar yönünden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Her ne kadar kısa kararda 503,98-USD ve 127,19-EURO ibarelerinden sonra ''işlemiş faiz'' ibaresi yazılmamış ise de dosya kapsamından ve hükme esas alınan bilirkişi raporundan bu hususun açıkça anlaşılır olduğu, yine davanın kısmen kabulüne karar verildiği ancak ''fazlaya ilişkin istemin reddine'' şeklinde ibarenin de hükme eklenmediği ve iş bu hususların maddi hata niteliği bulunduğu değerlendirilerek gerekli düzeltme gerekçeli karar yazım aşamasında yapılmıştır.) \" kararı verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"İcra takibinin dayanak sözleşmeye aykırı olduğunu; ödemelerin ne şekilde yapılacağı da sözleşmenin 4.3. maddesinde kararlaştırıldığını, buna göre 'her bir taksit ödeme günündeki TCMB döviz alış kuru karşılığı Türk Lirası olarak ödeneceğini, Sözleşmenin açık hükmüne rağmen davacı taraf USD ve EURO para birimi üzerinden yabancı para takibi başlatıldığını ve fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsil talep edildiğini, Konusu iş bu davayla bire bir aynı bir başka davada İstanbul BAM 12. HD. 2019/1605 E. sayılı dosyada alacağın Türk Lirası olarak belirlenmesi ve dolayısıyla icra takibinin Türk Lirası üzerinden yapılması gerektiğine hükmedildiğini, Yine konusu bire bir iş bu davayla aynı olan bir başka davada İzmir BAM 13.HD. de 2018/3601 E., 2020/955 K. sayılı ilamıyla \" İlk derece mahkemesi tarafından sözleşmenin 4.3. Maddesinin dikkate alınmadığı ve ... Taraflar arasındaki sözleşmenin 4.3. Maddesi gereğince ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden vadesi gelen taksitlerden Türk Lirası karşılığının hesap edilmesi...\" gerekçesiyle aynı doğrultuda karar verildiğini ve Türk Lirası üzerinden hesap yapılmasına hükmedildiğini, Sözleşmedeki ilgili hüküm doğrultusunda taksit tarihleri itibariyle her bir taksitin Türk Lirası karşılığı ve vade tarihlerinden itibaren faizi hesaplatılarak takip tarihi itibariyle istenebilecek alacağın belirlenmesi gerekirken, Mahkemece bu husus dikkate alınmadan ve itirazlarımızı değerlendirmeksizin dava konusu takibinin aynen ( EURO ve USD olarak) devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, Hükmedilen faiz oranının da hatalı olduğunu; davacı takip alacaklısı dava konusu takiple hem EURO ve hem de USD alacağının % 7,60 faiz oranıyla talep ettiğini, mahkemenin de bu hususa dair değerlendirme yapmaksızın takibin bu faiz oranıyla devamına karar verdiğini; oysa 3095 sayılı yasa Madde 4/a gereğince  'Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.' hükmünün uygulanması gerektiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, İİK'nın 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, \"Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 2.046,00-USD ve 793,01-EURO asıl alacak ve 503,98-USD ve 127,19-EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.549,98-USD ve 920,20-EURO üzerinden aynen devamına, -Hükmedilen 2.046,00-USD ve 793,01-EURO asıl alacağın, takip tarihi itibari ile Türk lirası karşılığı üzerinden ve taktiren %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı temlik ve ibra sözleşmesine dayalı olarak başlattığı icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali davası açmış; davalı ise davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesinin dava şartı yokluğundan davanın reddine dair 15/09/2020 tarih ve 2020/86 Esas - 2020/439 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 03/03/2022 tarih ve 2022/144 Esas - 2022/348 Karar sayılı ilamı ile; \"Taraflar arasındaki sözleşmenin 25.11.2010 tarihli olduğu ve bu tarih itibariyle 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlükte olduğu, 1086 Sayılı Kanun'da yetki sözleşmesinin geçerliliği için \"Tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması\" gibi bir şart öngörülmediğinden arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, ancak 1086 Sayılı Kanun uyarınca yetki sözleşmesi genel yetki kurallarına göre yetkili mahkemenin yetkisini kaldırmayıp, davacıya seçimlik hak tanıdığından icra takibinde Anadolu icra dairelerinin yetkili olduğu gözetilmeksizin aksi düşünce ile takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına\" karar verilmiştir. İstinaf kararı sonra devam eden yargılamada, mahkemece  mali müşavir bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor ve toplanan tüm deliller uyarınca; davacının takibe dayanak yaptığı Temlik Protokolü kapsamındaki alacaklarının, protokolde belirlenmiş vadelerinden itibaren temerrüdün  oluştuğu, davacının davalıdan talep edebileceği asıl alacaklarının takip talebindeki gibi 2.046,00 USD ve 793,01 EURO olduğu, alacağa takip tarihine kadar 3095 Sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca hesaplanan işlemiş faizlerinin 503,98 USD ve 127,19 EURO olduğu anlaşıldığından, mahkemece bu tespite göre karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.430,46 TL harçtan, peşin alınan 357,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.072,84 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,  3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.05/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b11de6aeea1e0da5","SID":"17ad408e3b7945f9"}}