{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1622 Esas <br>KARAR NO: 2024/118 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/74 Esas - 2021/427 Karar<br>TARİHİ: 07/06/2021<br>DAVA: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  müvekkili ile davalı şirket arasında \"Makine Alım Satım Anlaşması\" imzalandığını, bu sözleşme ile 1 adet ... Makine, 1 adet ... Yazılım, 1 adet ... Yazılım, 130.000 Euro + KDV karşılığında davalı tarafa satıldığını, sözleşmede 30.000 Euro'nun sipariş anında, kalan 100.000 Euro'nun ise kurulum aşamasında ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme gereği sipariş ile birlikte 14.05.2018 tarihinde 30.000 Euro (karşılığı olarak 153.900,00 TL) gönderildiğini, makinenin kurulumunun davalı tarafın kurulum çalışanı ... denetiminde 17.08.2018 tarihinde tamamlandığını ve buna ek olarak teknik servis formunun tanzim edildiğini, Davalı şirkete 06.08.2018 tarihli ... numaralı,130.000 Euro + KDV bedelli fatura kesildiğini, Davalı şirketin kesinlen bu faturaya istinaden 13.08.2018 tarihinde 700.000,00 TL ve 29.08.2018 tarihinde 50.941,26 TL ödeme yaptığını, ancak bu ödemelerin ödeme tarihindeki kurdan hesaplanması gerekirken, fatura tarihlerindeki kurun esas alındığını, sözleşmede açıkça \"Euro\" bedel öngörülmesi sebebiyle ödemelerin yapıldığı tarihteki kurun esas alınacağının aşikar olduğunu, müvekkili şirket tarafından kur farkı nedeniyle ... numaralı ve 03.09.2018 tarihli 13.941,02 Euro bedelli kur farkı faturasının kesilmesine rağmen Davalı şirketin ... numaralı 04.09.2018 tarihli fatura ile faturaya karşı iade faturası kesildiğini, Davalı şirketin bu tutumunun hakkaniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, Bu hususta Yargıtay'ın çok sayıda emsal kararından bir kaçının, \"...Dava kur farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. Taraflar arasındaki kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığında gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından, davacının kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurum dikkate alınarak hesaplanması suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...Yargıtay 19. H.D. 2017/3549 E. 2018/4033 K. 11.09.2018 T.\" \"...Davacı, davalıya Euro cinsinden mal sattığını ve bu hususun faturada belirtildiğini, ödemelerin faturada gösterilen 90 günden sonra yapıldığını, dolayısıyla kur farkı alacağı olduğunu ileri sürerek icra takibi başlatmış, itiraz üzerine işbu dava açılmıştır. Kur farkı alacağının doğması için satışın yabancı para cinsinden yapılması ya da sözleşmenin bulunması gereklidir. Davalının da kabulünde olan mal satış faturalarında birim fiyatının Euro cinsinden, ödeme vadesinin de 90 gün olduğu belirlenmiştir. Davalının bu tarihten sonraki ödemeleri nedeniyle davacı satıcının kur farkından doğan alacağının gerçekleştiğinin kabulü gerekir... Yargıtay 19. H.D. 2015/853 E., 2015/12740 K. 14.10.2015 T.\" olduğunu, davalı tarafa Üsküdar ... Noterliğinin ... yevmiye no.lu ve 10 Ekim 2018 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, ve bu ihtarname ile borcun ödenmesinin talep edildiğini, Davalı şirketin Bakırköy ... Noterliğinin 18.10.2018 ... yevmiye no.lu ihtarnamesi taraflarının borcu olmadığını iddia eden bir cevabı ihtarname gönderdiğini, izah edilen nedenler ile işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle  13.941,02 Euro tutarındaki kur farkı nedeniyle meydana gelen alacağın temerrüt tarihi olan 22.10.2018 tarihinden itibaren \"TBB - Mevduat Euro (Kamu Bankalarınca)\" nevinden faiz işletilerek davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  müvekkili ile davacı  şirket arasında \"Makine Alım Satım\" sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede Davalının \"alıcı\", Davacının \"satıcı\" olarak anıldığını, işbu sözleşme ile tarafların sözleşmede yazılı makine ve aksesuarlarının satıcı tarafından alıcıya satımı hususundaki koşulların belirlendiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana Davalı tarafın, sözleşme gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, işbu sözleşme gereği Davalı şirketin, ilgili makine ve aksesuarların karşılığı olarak 130.000 Euro + %18 KDV ödemeyi, Davacı şirketin ise ilgili makineleri Davalı şirkete teslim etmeyi/kurulumunu yapmayı taahhüt ettiğini, ilgili sözleşmeye göre Davalı şirket tarafından 30.000 Euro'nun sipariş esnasında ödeneceğini, kalan bakiye için ise ödemenin makinelerin kurulumu aşamasından sonra gerçekleşeceği şeklinde taraflar arasında anlaşmaya varıldığını, 14.05.2018 tarihinde Davalı şirketin anlaşma gereği 30.000 Euro'nun karşılığı olan 153.950,00 TL'yi davacı tarafa ödediğini, işbu ödemenin yapılması akabinde Davacı şirket tarafından 06.08.2018 tarihinde 130.000 Euro'luk fatura kesildiğini, anlaşma tarihi olan 14.05.2018'de Davalı şirketin, 30.000 Euro'nun karşılığı olan 153.950,00 TL'yi ödediği için kararlaştırılan bedelden geri kalan tutarın 750.941,26 TL olduğunu, kararlaştırılan bedelden geriye kalan tutar olan 750.941,26 TL'nin 700.000,00 TL'si 13.08.2018 tarihinde, geri kalan miktar olan 50.941,26 TL'nin de 29.08.2018 tarihinde Davacı şirkete ödendiğini, böylece Davalı şirketin karşı tarafa herhangi bir borcu kalmadığını, ilgili ödemelerin yapılması ile Davacı şirketin tamamen kötü niyetli olarak 03.09.2018 tarihli 13.941,02 Euro bedelli -kur farkı- faturası kestiğini, Davalı şirketin de ilgili faturayı usulüne uygun olarak 04.09.2018 tarihinde iade ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede kesinlikle ödemenin yapıldığı tarihteki kur üzerinden olacağı ibaresi bulunmadığını, Davacı şirketin gerek Üsküdar ... Noterliğinden keşide etmiş olduğu 10.10.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gerek ilgili dava dilekçesinde -sözleşmede belirtildiği üzere ödeme tarihindeki kurun baz alınacağı- ifadeleri yer almaktaysa da ilgili hususun tamamen mahkemenin algısını etkileme ve haksız kazanç sağlama gayesi ile ileri sürüldüğünü, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmede hangi tarihteki kurun baz alınacağının yer almadığını, Davacı şirketin de söz konusu boşluktan istifade etmeye çalışarak ilgili davayı ikame ettiğini, bu sebeple Davacı şirketin kur farkı talebinin Davalı şirket tarafından kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacı şirket tarafından Davalı şirkete keşide edilen ihtarnameye, Davalı şirket tarafından Bakırköy ... Noterliğinden ... yevmiye numarası ile cevabı ihtarname gönderildiğini, yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı kur farkının kabul edilemeyeceğini ancak gününde ödenmeyen faturalar için yine faturada belirtilen %1.5 aylık gecikme faizinin talep edildiği takdirde Davalı şirket tarafından ödenebileceğinin belirtildiğini, Davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davrandığını, tamamen iyi niyeti ile talep edilmemiş olan gecikme faizini dahi ödeyebileceğini ancak kendisinden haksız yere talep edilen kur farkının ödenmeyeceğini ifade ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun -Aşırı İfa Güçlüğü- başlığı 138. maddesi; \"Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derece borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçsüzleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.\" hükmüne haiz olduğunu, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durumdan kast edilen günlük hayatın olağan akışına göre borçlunun hesaba katmakla yükümlü olmadığı olaylar olduğunu, ilgili dönemde yaşanan ekonomik krizin Davalı şirket tarafından öngörülememesinin de son derece doğal olduğunu, 2018 yılı döviz artışlarına bakıldığında Ağustos ayından beklenmedik şekilde büyük bir artışın yaşandığının görüldüğünü, böyle bir durumda davalı şirketten fatura tarihindeki kur yerine ödeme tarihindeki kurun ödenmesinin adalete, dürüstlüğe ve hakkaniyete aykırı düşeceğini, Türk Borçlar Kanununun 138. maddesinin de bu ve benzeri durumların önlenmesi amacıyla düzenlenmiş bulunduğunu, TC Gelir İdare Başkanlığının yayımlamış olduğu 27575268 - 105 (215-2018-252) - E. 478977 sayılı 10.12.2018 tarihli dövize endeksli olarak yapılan satışa ilişkin ödemenin TL cinsinden yapılması durumunda dikkate alınacak döviz kuru hakkındaki özelgeye göre; \"...Yurt içi firmalara yapılan dövize endeksli satışlara ilişkin faturalarda, bedelin Türk Lirası karşılığından belirlenmesinde, alıcı ile yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmiş olması halinde sözleşmede belirlenen döviz kurunun, alıcı ile yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmemiş olması halinde ise, faturanın düzenlendiği tarihte Resmi Gazete'de yayımlanan T.C. Merkez Bankası döviz alış kurunun dikkate alınması gerekmektedir.\" denildiğini, Yine T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı mükellef hizmetleri usul grup müdürlüğü tarafından yayımlanan 18.08.2017 tarihli özelgede; \"... Yurt içi firmalara yapılan satışlara ilişkin olarak yabancı para birimi kullanarak, düzenlediğiniz faturalarda yer vermek üzere, fatura muhteviyatı döviz cinsinden tutarın Türk Lirası karşılığının belirlenmesinde; Alıcı ile aranızda yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmiş olması halinde, sözleşmede belirlenen döviz kurunun, Alıcı ile aranızda yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmemiş olması halinde ise, faturanın düzenlendiği tarihte Resmi Gazete'de yayımlanan T.C. Merkez Bankası döviz alış kurunun dikkate alınması gerekmektedir.\" denildiğini, Davacı tarafından talep edilen kur farkının bu bağlamda haksız kazanç olduğu ve talep edilemeyeceğinin sübuta erdiğini, izah edilen sebeplere istinaden haksız davanın reddini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/06/2021 tarih 2020/74 Esas - 2021/427 Karar sayılı kararında; \"Dava; kur farkından kaynaklı alacak davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilafın; kur farkından kaynaklı olarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, var ise miktarı noktalarında toplandığı görülmüştür. Dosyanın teknik bilgi ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi nedeniyle, dosya SMMM bilirkişisi ...'a  tevdi edilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu raporunda; Davacı tarafından dava dosyasına sunulan taraf arasında düzenlenen Makine Alım-Satım Anlaşmasının 2. Maddesinde, Madde 1'de yazılı Makine ve aksesuarlarının satış fiyatı 130.000 Euro+%18 KDV olduğu, 3. Maddesinde, Alıcı, madde 2'de sözü edilen makine bedelinin 30.000 Euro'sunu sipariş aşamasında kalan bakiyeyi makine kurulumu tamamlandığında ödeyeceği konusunda anlaşılmış olduğunu, tarafların incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacı tarafın davalı taraf adına 130.000,00 EURO + 23.400,00 EURO KDV olmak üzere toplam 153.400,00 EURO (karşılığı KDV dahil 904.891,26 TL. ) bedelli fatura düzenlediği ve her iki tarafında ticari defterlerine işlediğinin görülmüş olduğunu, davacı tarafın davalı taraftan banka yolu ile, 14.05.2018 tarihinde 153.950,00 TL. 13.08.2018 tarihinde 700.000,00 TL. 29.08.2018 tarihinde 50.941,26 TL. olmak üzere toplam 904.891,26 TL. tahsilat yapmış olduğunu, davacı tarafın davalı taraftan TL. bakiye olarak, 904.891,26 TL. fatura alacağı- 904.891,26 TL. tahsilat = 0 borç-alacak bakiyesinin kalmamış olduğunu, davacı tarafın davalı taraf adına 03.09.2018 tarihli KDV Dahil 16.450,40 EURO (karşılığı 122.942,06 TL.) bedelli \"kur farkı gelirleri\" açıklamalı fatura düzenlemiş ve davalı tarafa göndermiş olduğunu, davalı taraf 04.09.2018 tarihli KDV Dahil 122.942,06 TL. bedelli \"... nolu ft iadesi\" açıklamalı iade faturası düzenlemiş ve davacı tarafa göndermiş, her  iki tarafta kur farkı faturası ve iade faturasını ticari defterlerine işlemiş olup; Davacı tarafın davalı taraf adına düzenlemiş olan 06.08.2018 tarihli ... sıra numaralı fatura üzerinde kur 5,8989 TL. olarak belirlenmiş olup, fatura 153.400,00 EURO (karşılığı 904.891,26 TL.) olarak düzenlemiş olduğunu, - Davalı tarafın davacı tarafa yapmış olduğu ödemeler aşağıdadır. TARİH AÇIKLAMA TL. TUTAR 14.05.2018Gl.Hav. : ... SAN.DIŞ TİC. LTD.ŞTİ. 153.950,00 13.08.2018 Gl.Hav. : ... SAN.DIŞ TİC. LTD.ŞTİ. 700.000,00 29.08.2018 Gl.Hav. : ... SAN.DIŞ TİC. LTD.ŞTİ. 50.941,26 Davalı taraf davacı tarafa toplam 904.891,26 TL. ödeme yapmış olduğunu, Taraflar arasında düzenlenen Makine Alım-Satım Anlaşmasında kur belirlenmemiştir. Bu nedenle ödeme günündeki TCMB Döviz alış kuru esas alınarak, her bir ödeme için Euro cinsine çevrilecektir. TARİH AÇIKLAMA TL. TUTAR KUR EURO TUTAR 14.05.2018 Gl.Hav. : ... SAN.DIŞ TİC. LTD.ŞTİ. 153.950,00 5,0757 30.330,79 13.08.2018 Gl.Hav. : ... SAN.DIŞ TİC. LTD.ŞTİ 700.000,00 6,8081 102.818,70 29.08.2018 Gl.Hav. : ... SAN.DIŞ TİC. LTD.ŞTİ. 50.941,26 7,2744 7.002,81 TOPLAM 904.891,26 140.152,31 Davacı tarafın davalı taraftan yapmış olduğu 904.891,26 TL. tahsilatın ödeme tarihi itibari ile EURO Döviz Alış kuru üzerinden 140.152,31 EURO tahsilat yaptığının görülmüş olduğunu, davacı taraf davalı tarafa 06.08.2018 tarihli 153.400,00 EURO (karşılığı 904.891,26 TL.) fatura düzenlemiş, davacı tarafın davalı taraftan, 153.400,00 EURO fatura alacağı - 140.152,31 EURO tahsilat= 13.247,69 EURO alacaklı hale gelmiş, davacı tarafın davalı taraftan 31.01.2020 dava tarihi itibari ile 13.247,69 EURO alacaklı olduğuna dair rapor sunulmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, benimsenen bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; davalının, davacıdan döviz cinsi para üzerinden mal alımı ve teknik servis hizmeti aldığı, davacının bu hizmetlere karşılık düzenlediği faturalara davalı tarafından düzenleme tarihindeki kur esas alınarak ödeme yapıldığı, davacının ödeme günündeki kur üzerinden ödeme yapılması gerektiğinden bahisle kur farkı alacağı talebine dair işbu davayı açtığı, davanın aydınlatılmasının tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini gerektirmesi nedeniyle aldırılan teknik bilirkişi raporuna göre, tarafların usulüne uygun olarak tutulmuş olan defter ve kayıtlarına göre kur farkından kaynaklı olarak davacının, davalıdan 13.247,69 Euro alacaklı olduğu tespit edilmiş olması nazara alınarak anılan miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar davacı taraf dava dilekçesi faiz başlangıç tarihini 22/10/2018 tarihi olarak bildirmiş ve talep etmiş ise de; dava dilekçesi ekinde ya da dosyada ihtarnamenin tebliğ parçasının yer almadığı, davalı tarafından ihtarnameye cevap niteliğinde gönderilen ihtarnamenin üzerinde 18/10/2018 tarihinin yer aldığı, bu nedenle tebliğ tarihinin 18/10/2018 tarihi olarak kabul edildiği, bu bağlamda işbu tarihten itibaren 7 gün sonrası olan 26/10/2018 tarihi faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmiştir.\"gerekçesi ile, DAVANIN KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ İLE, 13.247,69 EURO'nun 26/10/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu; Müvekkili şirket ile davacı taraf arasında \"Makine Alım Satım\" sözleşmesi imzalandığını; taraflar arasında imzalanan sözleşmede müvekkilinin \"alıcı\" karşı tarafın ise \"satıcı\" olarak anılmakta olduğunu; işbu sözleşme ile tarafların sözleşmede yazılı makine ve aksesuarlarının satıcı tarafından alıcıya satımı hususundaki koşulları belirlediklerini; sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana müvekkilinin, sözleşme gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini; işbu sözleşme gereği müvekkili şirketin; ilgili makine ve aksesuarların karşılığı olarak 130.000 Euro + %18 KDV ödemeyi, satıcı da ilgili makineleri müvekkil şirkete teslim etmeyi/ kurulumunu yapmayı taahhüt ettiğini; ilgili sözleşmeye göre müvekkili şirket tarafından 30.000 Euronun sipariş esnasında ödeneceği, kalan bakiye için ise ödemenin makinelerin kurulumu aşamasından sonra gerçekleşeceği şeklinde taraflar arasında anlaşmaya varıldığını; 14.05.2018 tarihinde müvekkili şirket anlaşma gereği 30.000 Euronun karşılığı olan 153.950,00 (yüzelliüçbindokuzyüzelli) TL'yi davacı tarafa ödediğini, İşbu ödemenin yapılması akabinde davacı tarafından 06.08.2018 tarihinde 130.000 Euro'luk fatura kesildiğini anlaşma tarihi olan 14.05.2018 de müvekkili şirketin, 30.000 Euro'nun karşılığı olan 153.950,00 TL' yi ödediği için kararlaştırılan bedelden geri kalan tutarın 750.941,26 TL olduğunu, Kararlaştırılan bedelden geriye kalan tutar olan 750.941,26 TL' nin 700.000,000 TL'sinin 13.08.2018 tarihinde, geri kalan miktar olan 50.941,26 TL' nin de 29.08.2018 tarihinde davacıya ödendiğini ve böylece müvekkili şirketin karşı tarafa herhangi bir borcunun kalmadığını, İlgili ödemelerin yapılması ile davacı tarafın tamamen kötü niyetli olarak 03.09.2018 tarihli 13.941,02 Euro bedelli -Kur Farkı- faturası kestiğini ve müvekkili şirketin de ilgili faturayı usulüne uygun olarak 04.09.2018 tarihinde iade ettiğini; taraflar arasında imzalanan sözleşmede kesinlikle ödemenin yapıldığı tarihteki kur üzerinden olacağı ibaresinin bulunmadığını; davacı tarafın gerek Üsküdar ... Noterliğinden keşide etmiş olduğu 10.10.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gerek ilgili dava dilekçesinde -sözleşmede belirtildiği üzere ödeme tarihindeki kurun baz alınacağı- ifadeleri yer almaktaysa da ilgili hususun tamamen mahkemenin algısını etkilemek ve haksız kazanç sağlamak gayesi ile ileri sürülmekte olduğunu; taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmede hangi tarihteki kurun baz alınacağının yer almadığını, davacı tarafın da söz konusu boşluktan istifade etmeye çalışarak ilgili davayı ikame ettiğini; bu sebeple davacı tarafın kur farkı talebinin taraflarınca kesinlikle kabul edilemez nitelikte olduğunu, Davacı tarafından müvekkile keşide edilen ihtarnameye taraflarınca Bakırköy ... Noterliğinden ... yevmiye numarası ile cevabi ihtarname gönderilerek kur farkı talebinin kabul edilemeyeceğini ancak gününde ödenmeyen faturalar için yine faturada belirtilen %1.5 aylık gecikme faizinin talep edildiği takdirde müvekkili şirket tarafından ödenebileceğinin belirtildiğini, Görüldüğü üzere müvekkili şirketin basiretli bir tacir gibi davranarak tamamen iyi niyeti ile talep edilmemiş olan gecikme faizini dahi ödeyebileceğini ancak kendisinden haksız yere talep edilen kur farkının ödenmeyeceğini ifade ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun -Aşırı İfa Güçlüğü- başlıklı 138.maddesinin; Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.' hükmüne haiz olduğunu, Taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durumdan kast edilenin günlük hayatın olağan akışına göre borçlunun hesaba katmakla yükümlü olmadığı olaylar olduğunu; örneklemek gerekirse savaş, ekonomik kriz, yüksek devalüasyon gibi durumları tarafların öngöremeyeceğinin aşikar olduğunu; dolayısıyla ilgili dönemde yaşanan ekonomik krizin müvekkili tarafından öngörülememesinin de son derece doğal olduğunu, 2018 yılı döviz artışlarına bakıldığında Ağustos ayından beklenmedik şekilde büyük bir artışın yaşandığının görüldüğünü, (EK-1, 2018 bir senelik Euro artış grafiği) Böyle bir durumda Müvekkilden fatura tarihindeki kur yerine ödeme tarihindeki kurun ödenmesinin kanaatlerince adalete, dürüstlüğe ve hakkaniyete aykırı düşeceğini; Türk Borçlar Kanununun 138. maddesinin de bu ve benzeri durumların önlenmesi amacı ile düzenlenmiş bulunduğunu, TC. Gelir İdare Başkanlığının yayımlamış olduğu 27575268 -105(215-2018-252)- E.478977 sayılı 10/12/2018 tarihli Dövize endeksli olarak yapılan satışa ilişkin ödemenin TL cinsinden yapılması durumunda dikkate alınacak döviz kuru hakkındaki özelgeye göre; \"…yurt içi firmalara yapılan dövize endeksli satışlara ilişkin faturalarda, bedelin Türk Lirası karşılığının belirlenmesinde, Alıcı ile yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmiş olması halinde, sözleşmede belirlenen döviz kurunun, Alıcı ile yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmemiş olması halinde ise, faturanın düzenlendiği tarihte Resmi Gazete'de yayımlanan T.C. Merkez Bankası döviz alış kurunun dikkate alınması gerekmektedir\" denildiğini, (Kaynakça: https://www.verginet.net/dtt/11/ozelge-2019-2.aspx?ozID=1917) Yine T.c. Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü tarafından yayımlanan 18.08.2017 tarihli özelgede \"…yurt içi firmalara yapılan satışlara ilişkin olarak yabancı para birimi kullanarak düzenlediğiniz faturalarda yer vermek üzere, fatura muhteviyatı döviz cinsinden tutarın Türk Lirası karşılığının belirlenmesinde; Alıcı ile aranızda yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmiş olması halinde, sözleşmede belirlenen döviz kurunun, Alıcı ile aranızda yapılan sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmemiş olması halinde ise, faturanın düzenlendiği tarihte Resmi Gazete'de yayımlanan T.C. Merkez Bankası döviz alış kurunun dikkate alınması gerekmektedir. (Kaynakça: https://www.gib.gov.tr/doviz-kurlarinin-tc-merkez-bankasi-tarafindan-ilan-edildigi-saatten-sonra-doviz-cinsinden-duzenlenen) \" denilerek davacı tarafından talep edilen kur farkının bu bağlamda haksız kazanç olduğu ve talep edilemeyeceğinin sübuta erdiğini ancak yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olmayıp istinaf incelemesi ile ilgili davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yerel mahkemece verilen kararın  istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki satış sözleşmesi kapsamında doğduğu iddia olunan ve faturaya bağlanmış kur farkı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Mahkemece taraflar arasındaki satış sözleşmesi, satış faturası ile kur farkı faturası, ödeme dekontları dosya arasına alınmış, taraf defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yapılarak istinafa konu karar verilmiştir. Taraflar arasındaki makine alım satım sözleşmesi ile; davalının 130.000,00-Euro + KDV karşılığında, sözleşmenin birinci maddesindeki makine ve aksesuarlarını satmayı taahhüt ettiği, davacının da satış bedelinin 30.000,00-Euro'sunu sipariş aşamasında, bakiyesini makine kurulumu tamamlandıktan sonra ödemeyi taahhüt ettiği, sipariş aşamasında 14/05/2018 tarihinde davacının davalıya taahhüt ettiği 30.000,00-Euro karşılığı 153.950,00-TL ödediği, davacının bu tutarı defterlerine TL cinsinden kaydettiği, bu aşamada henüz satış faturası düzenlenmediği, davacının 06/08/2018 tarihli (130.000,00-Euro + KDV) 153.400,00-Euro bedelli satış faturasını tanzim ettiği, faturada ayrıca 1 Euro = 5,8989-TL kur üzerinden 904.891,26-TL değer belirtildiği, davacının bu faturayı da defterine TL cinsinden kaydettiği ve fatura tarihi itibariyle daha önce yapılmış ödemeyi de mahsup ederek davalıyı 750.941,26-TL borçlu hale getirdiği,  dava dilekçesinde kurulumun 17/08/2018 tarihinde  tamamlandığının belirtildiği, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davalının da satış faturasını defterine TL cinsinden kaydedip daha önce yaptığı ödemenin mahsubu sonucu kendisini davacıya 750.941,26-TL borçlu hale getirdiği, davalının davacıya 13/08/2023 tarihinde 700.000,00-TL,  29/08/2018 tarihinde  50.941,26-TL ödeme yaptığı, bu son ödeme ile her iki tarafın defterlerinde satış faturasından kaynaklanan bakiye borç kalmadığı, akabinde davacının 03/09/2018 tarihli 13.941,02-Euro'luk \"kur farkı gelirleri açıklamasını  içeren faturayı tanzim ettiği, faturada ayrıca 29/08/2018 tarihindeki 1 Euro =7.4735-TL kur üzerinden 122.942,06-TL değer belirtildiği, bu tutarın da defterlere TL cinsinden borç kaydedildiği ve davalının 03/09/2018 tarihi itibariyle  122.942,06-TL borçlu hale getirildiği, davanın konusunu oluşturan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmayıp davacıya iade edildiği anlaşılmıştır. TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca; ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenebilir. Vergi mevzuatı gereği faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelinin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmez. Yine aynı hüküm çerçevesinde kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak teamül aranmaz. Dolayısıyla yabancı para borçlusu  borcunu vade/fiili ödeme tarihindeki rayiç değer üzerinden TL olarak ödemiş ise ve fiili ödeme/vade tarihindeki kur borcun doğduğu tarihteki  tarihindeki kurdan yüksek ise, yabancı para alacaklısı, TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca borcun doğumu tarihi ile fiili ödeme/vade tarihi arasındaki kur farkını talep edebilir. Taraflar arasındaki sözleşmede satış bedelinin 130.000,00-Euro +KDV olacağı kararlaştırılmış; ancak ödemenin aynen döviz cinsinden mi, ödeme tarihindeki kur üzerinden mi yapılacağı kararlaştırılmamış olup, davalı tarafından borcun ödeme günündeki rayiç değer üzerinden Türk Lirası karşılığının ödenmesi zorunludur. Sözleşmede tarih yer almamakla birlikte taraflar sözleşmenin 14/05/2018 tarihinde yapıldığı hususunda mutabıktır. Sözleşmedeki KDV dahil satış bedeli 153.400,00-Euro olup, bu tutarın sözleşme tarihindeki TCMB efektif satış kuru olan 1 Euro = 5,1912-TL üzerinden TL cinsinden değeri 796,330,08-TL davalının sözleşmenin yapıldığı 14/05/2018 tarihinde yaptığı 153.950,00-TL ödemenin Euro karşılığı ise aynı kur üzerinden 29.655,95-Euro'dur. Buna göre davacının henüz sözleşmenin yapıldığı tarihte davalıdan bakiye 123.744,05-Euro alacağı kalmıştır. Davalı sözleşmenin üçüncü maddesine göre sipariş aşamasında yapmayı taahhüt ettiği ödemeyi gerçekleştirmiştir. Bu tutar için kur farkı talep edilemeyeceği açıktır. Zira borcun doğumu ile ödeme tarihi aynıdır.  Davacı sözleşmenin imza tarihinde ve bu tarih üzerindeki kur üzerinden satış faturası tanzim etmemiş, 06/08/2018 tarihli satış faturasını bakiye bedel olan 123.744,05 Euro üzerinden değil, tüm satış bedeli üzerinden tanzim etmiş, ayrıca 06/08/2018 fatura tanzim tarihindeki  TCMB efektif satış kuru olan 1 Euro = 5,8989-TL üzerinden fatura bedelini TL'ye çevirerek 904.891,26-TL'yi defterine alacak kaydetmiş, daha önceden TL cinsinden yapılan ödemeyi de bu tutardan düşmüştür. Bundan sonra ise tüm hesabı TL cinsinden takip ederek, davalının yaptığı bakiye ödemelerle bakiyeyi sıfırlamıştır. Diğer ifade ile davacı sözleşme tarihindeki düşük kur üzerinden sözleşme bedeli olan 796.330,08-TL'yi  değil, satış faturasını tanzim ettiği tarihteki yüksek kur üzerinden sözleşme bedeli olan 904.891,26 TL'yi esas  alarak fatura düzenlemiş, davalı tarafından bu fatura kabul edilmiş,  borcun doğum tarihi ile fatura tarihi arasındaki kur farkı zaten davalıya yansıtılmış ve bu tutarın tamamı da davalıdan tahsil edilmiştir. Şu halde davacının davalıdan talep edebileceği başkaca bir kur farkı alacağı bulunmadığı gibi, davacının yabancı para alacağı için ancak TL cinsinden kur farkı talep edebileceği de nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve  kur oranlarının dahi hatalı tespit edildiği yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak, davacının Euro cinsinden talep ettiği kur farkı alacağının kısmen kabul edilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine yönelik istinaf sebebi  haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2021 tarih ve 2020/74 Esas -  2021/427 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2- Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.573,27-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.145,67‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrasına göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cba3fe5003516d7","SID":"5ba942cf4f2d5e73"}}