{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1683 <br>KARAR NO\t: 2024/17<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          \t    K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/56 E.  -  2021/191 K.<br><br>DAVACI\t<br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararı İptali- Hükümsüzlük <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/06/2021 Tarih ve 2020/56 Esas - 2021/191 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı şirket  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 2010 yılında tescil için başvurusu yapılan 2010/46394 sayılı “...” ibareli markaya davalı bankanın “...” markalarından dolayı ileri sürdüğü itirazlarının reddedildiğini ve bu uyuşmazlığın yargıya taşındığını, sonuçta Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/11549 E.- 2014/18228 K. sayılı kararı ile taraf markalarının benzer olmadığı hususunun kesinleştiğini, davalı bankanın 2015/10446 sayılı “...” ibareli markasını tescil ettirme talebine bu sefer davacının dosyaladığı itirazlardan dolayı bu konunun da yargıya taşındığını, bu uyuşmazlıkta da Ankara 2. FSHHM’nin 2016/284 Esas sayılı dosya kapsamında yapılan yargılamada davacının itirazlarının haklı bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu ve dosyanın halen Ankara 2. FSHHM’nde 2020/5 Esas nolu dosya ile yargılamasının sürdüğünü, davalı bankanın bundan sonra da muhtelif kereler aynı ibareyi marka olarak tescil ettirmeye çalıştığını, huzurdaki davaya konu 2018/117585 sayılı markanın da bu tür bir marka olduğunu, ancak bu sefer davalı Kurumun davacının itirazlarını “markayı çok fazla kullanmama” gerekçesiyle reddetmesinin haksız ve hukuksuz bir işlem olduğunu, davacının markasının kullanımına dair sunmuş olduğu üç tarafla devam eden marka kiralama sözleşmesine, ürün görseline ve www...com.tr web sitesinin yayınına dair belgelere rağmen markanın “çok kullanılmadığı”ndan bahsedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2019-M-10834 sayılı kararının iptaline ve 2018/117585 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı şirket vekili, dava dilekçesinde bahsi geçen Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin kararının Yargıtay tarafından davalı banka lehine bozulmuş olduğunu, bu karar ışığında ve davacının davasına/itirazına mesnet aldığı markasının kullanımının ispat edilemediği hususu gözetilerek davacının huzurdaki davadaki taleplerinin de reddinin gerektiğini, Yargıtay bozma kararında “...” ibaresinin zayıf marka niteliğinde olduğunun ve davalının bu marka olarak zayıf ayırt ediciliği haiz ibareye eklediği, tanınmış “...” ve “...” ibarelerinin davalı markasına yeterince ayırt edicilik kazandırdığının sabit olduğunu, davacının itirazlarına ve davasına mesnet aldığı markayı ciddi biçimde kullandığını ispatlayamadığını ve kullanıma dair huzurdaki davada ek bir delil sunmasının da hukuken mümkün olmadığını, davalının dava konusu marka başvurusunu kötüniyetli olarak yaptığına ilişkin iddiaların da mesnetsiz olduğunu ve reddinin gerektiğini,  taraf markalarının birbirlerine benzemediğini, karşılaştırılan kelimelerde geçen “...” ve “...” ibarelerinin günlük yaşamda kullanılan, davacı şahsın tekelinde olmayan ibareler olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\"  ibareli tescilli marka  arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil  olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da, davacının karşılaştırmaya konu markasının SMK hükümlerinin aradığı şekilde yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığı davacının sunmuş olduğu delillerin niceliği, niteliği ve içeriğinden tespit edilemediğinden, davacının 2010/46394 sayılı markasına dayalı olarak SMK'nın 6/1. maddesi   kapsamında bir koruma talep edemeyeceği, dava konusu başvuru markası açısından  SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf başvuru dilekçesinde, lehine olan kesinleşen yargı kararlarının dikkate alınmadığını, davanın reddedilmesinin mağduriyete neden olduğunu, bilirkişi raporunun hukuka aykırı bulunduğunu, bilirkişi seçiminin yerinde olmadığını, başvurunun kötüniyetli olduğunu, marka kullanma belgelerinin hukuksuz değerlendirildiğini, delillerin eksik inceleme konusu yapıldığını, 11/11/2020 tarihinden sonrası için ciddi kullanımın talep edilebileceğini, mahkeme kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının istinaf dilekçesinde atıf yapmış olduğu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin E.2018/299, K.2018/995 sayılı kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E.2018/5860 ve K. 2019/7003 sayılı kararı ile bozularak kaldırıldığını, ... bu karar gerekçesi ile sabit olduğu üzere davacı markası ile müvekkili banka markasının benzer olmadığını, davacının mesnet gösterdiği markayı kullandığını ispatlayamadığı gerçeği dışında markalar arasında benzerlik bulunmadığını, yerel mahkeme gerekçesinde yer alan \"Davalının  \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\"  ibareli tescilli markası  arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil  olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da \" ibaresinin yerinde olmadığını, müvekkili Banka markası ile ayırt ediciliği düşük zayıf bir marka olan davacıya ait \"...\" markasının karıştırılma ihtimali olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri gibi  karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: 1-Dava, YİDK kararı iptali ve hükümsüzlük  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının  \"...\" ibareli itirazına mesnet markasının, SMK hükümlerinin aradığı şekilde, yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığının ispat edilemediği, bu nedenle de davacının bu markasına dayalı olarak SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında bir koruma talep edemeyeceği, diğer yandan SMK'nın 6/9. maddesi anlamında davalı şirketin başvurusunun kötüniyetli olduğu iddiasının da kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davalı şirket vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme gerekçesinde yer alan \"Davalının ..., ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ...  ibareli tescilli markası  arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil  olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da ...\" ibaresinin yerinde olmadığını, müvekkilinin markası ile ayırt ediciliği düşük zayıf bir marka olan davacıya ait ... ibareli markanın karıştırılma ihtimali olmadığını ileri sürmüştür. <br>\tSomut uyuşmazlıkta davalının başvuru konusu yaptığı marka \"...\" ibareli olup, davacının itirazına mesnet markası \"...\" ibarelidir. Mahkemece,  davalının  \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\"  ibareli tescilli markası  arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu belirlenmiştir. Ancak iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketicileri nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gereklidir.  Bu hususlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede tarafların markalarında ortak olarak bulunan “...” ibaresinin zayıf marka niteliğinde olduğu, davalının başvurusunda bu ibarenin yanında, tanınmış “...” ve “...” ibarelerine de yer verildiği, bu nedenle davalının dava konusu başvurusuna davacının itirazına mesnet markası karşısında yeterince ayırt edicilik kazandırıldığı anlaşılmakta olup, davalının başvurusunda bulunan 9. sınıf hizmetlerin alıcıları olan ortalama müşterilerin davacının “...” ibareli ürün ve hizmetlerini satın almak isterken markaları karıştırarak davalının “...” ibareli ürün ve hizmetlerini satın alması mümkün değildir. Diğer yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/5860 Esas, 2019/7003 Karar ve 11/11/2019 tarihli kararı da bu yönde bulunmaktadır. Bu itibarla SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca dava konusu başvuru markasının davacı markası ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı anlaşıldığından  mahkemenin gerekçesinde markalar arasında benzerlik bulunsa da ibaresine yer vermesi doğru bulunmamıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle, mahkemece davanın bu gerekçeler ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, Dairemizce davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki gerekçe ile reddine dair aşağıda gösterilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile,, Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/06/2021 Tarih ve 2020/56 Esas - 2021/191 Karar  sayılı kararın KALDIRILMASINA;<br>\t3-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 373,2‬0-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren  5.900,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı şirket tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 32,50 TL tebligat ve posta gideri istinaf aşamasında yapılan 38,00 TL posta ve tebligat gideri, 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 232,6‬0 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda  yatırılan 59,30.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şirkete iadesine,<br>\t10-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/02/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7287807fe0ce1e5c","SID":"f7d3f3e2426253e9"}}