{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/2452 <br>KARAR NO: 2024/71<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/09/2023<br>NUMARASI: 2023/34 Esas -  2023/832 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Sözleşmesine Dayalı Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan, vekil edenine ait ... model ... plaka sayılı aracın, 04/01/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını, hasar bedelinin ödenmesi için de 23/05/2022 tarihinde davalıya mail yolu ile başvuruda bulunulduğunu, ancak iskonto ve yan sanayi parçaları kullanılarak yapılan araç tamirinin layıkıyla gerçekleştirilemediğini ve davalı sigortacı tarafından iskonto, yan sanayi-orijinal parça bedeline ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, oysa sigortacının vekil edeninin  uğradığı gerçek zararı KDV dahil karşılaması gerektiğini, eldeki dava açılmadan önce ara buluculuğu da başvurulduğunu ve fakat dava dilekçesine ekli tutanaktan da anlaşılacağı üzere ara buluculuğun anlaşamama ile sonuçlandığını beyanla; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, bakiye hasar bedeli tazminatına karşılık olmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigortacıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; 02/06/2023 günlü ıslah dilekçesi ile de maddi tazminata ilişkin istek miktarını 33.596,57-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait ... plaka  sayılı aracın vekil edeni sigorta şirketi nezdinde, 14/01/2021-14/01/2022  tarihleri arasını  kapsar biçimde \"Tüm Kasko Genişletilmiş Sigorta Poliçesi\" ile teminat altına alındığını, ancak eldeki dava açılmadan önce usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkili sigortacının yapmış olduğu başvuru sonucunda hasar dosyası açarak, ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen, 21/02/2022 tarihli ekspertiz raporu ile tespit edilen hasar miktarının 22/03/2022 tarihinde davacıya ödeyerek, poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, davacının bakiye bir zararının olduğu kabul etmediklerini, varsa bu durumu kanıtlaması gerekenin davacı olduğunu, ayrıca zarar görenin aracın onarılması sırasında KDV ödendiğini kanıtlamadan, KDV talebinde bulunamayacağını ve sigortalı aracın özel araç olması ve ticari bir kullanımın söz konusu bulunmaması nedeniyle, ticari faiz talebinde de bulunulamayacağını, ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;  \"... davanın davacının mülkiyetindeki ve davalıya ... numaralı kasko poliçesi kapsamında sigortalı olan ... plakalı aracın karıştığı 04/01/2022 tarihli trafik kazası nedeniyle davacının aracında bakiye maddi zarar nedeniyle açılan tazminat davası olduğu, davalının rizikonun sigorta poliçesi kapsamında ve limitinde kalması durumunda rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle sigorta tazminat ödemekle yükümlü olduğu, sigorta ve makine mühendisi bilirkişilerin 01/06/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere, rizikonun taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsam ve limitinde kaldığı ve dava konusu araçta 78.596,57 TL gerçek zarar bulunduğu, davalının davacıya bu kapsamda 45.000,00 TL ödeme yaptığı, bu sebeplerle davalı sigortacının sigorta sözleşmesine göre bakiye 33.596,57 TL sigorta tazminatı ödemekle yükümlü olduğu, somut olayda davalının kısmi ödeme tarihi olan 22/03/2022 tarihinde temerrüte düştüğü, tarafların tacir olması ve dava konusu rizikonun ticari iş kapsamında gerçekleşmesi nedeniyle alacağa ticari faiz uygulanması gerektiği...\" şeklindeki gerekçeyle; -Davanın KABULÜ ile, maddi hasara ilişkin 33.596,57 TL sigorta tazminatının 22/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; davaya karşı koyma nedenlerine paralel olup, ilk derece mahkemesinin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak açılmış, araç hasar bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere; HMK'nın 1.maddesine göre görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı hükme bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/3. maddesinde ki \"Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır\" yönündeki düzenlemeyle Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisine dönüştürülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar “(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a)Bu Kanunda,b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir. Bunun yanında TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanunu'nun havale hakkındaki 457-462 ve vedia hakkındaki 463-482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispi nitelikteki ticari davalar yönünden de Ticaret Mahkemesi görevlidir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde,  bu kanundan doğan hukuk \"davalarının\" ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan \"davalara\", Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. Bundan ayrı; 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda davacı gerçek kişi olup, davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, kullanım amacı dosyada mevcut, araç kaydında Yük Nakli-Hususi olarak gösterilmiştir. Davacı ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen poliçede de aracın  ticari amaçla kullanıldığı  konusunda herhangi bir belirleme bulunmamakta olup, aksine aracın kullanım tipi hakkında Kamyonet (4+1 yolcu hususi) şeklinde belirleme yapıldığı görülmüştür. Sonuç olarak; dosyadaki bilgi ve belgelerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesiyle birlikte, yukarıdaki yasal hükümlere ilişkin açıklamalar göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; Kasko Sigorta Poliçesine göre davacıya ait aracın hususi araç olduğu, ticari araç olmadığı ve davacının da gerçek kişi olduğu gözetildiğinde, davanın nispi yada mutlak ticari dava olması mümkün olmayıp, taraflar arasındaki ilişki davacı yönünden bir tüketici ilişkisidir. Bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davaya bakma hususunda görevli olmadığı, taraflar arasında ki Kasko Sigorta Sözleşmesi ilişkisinde davacının 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici konumunda bulunması nedeniyle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken; yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin resen gözetilmesi gereken bu nedenle kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca kaldırılması gerektiği  sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2023 tarih ve 2023/34 Esas - 2023/832 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/3 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde kendisine İADESİNE,4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23eb2726d285145e","SID":"e99a32698492ad95"}}