{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1561 - 2024/11<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1561 <br>KARAR NO\t: 2024/11<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                      \t         K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/251 E.  -  2021/230 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2021 tarih ve 2020/251 E. - 2021/230 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  davalının “...” ibareli marka başvurusu ile müvekkilinin “...” ibareli tescilli ve tanınmış markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, karışıklık yaratacağını, dava konusu markanın, müvekkilinin markalarının bir serisi veya yeni bir versiyonu olarak algılanacağını, bu durumun da, zamanla, tanınmış olan müvekkilinin markalarının gücünün ve etki alanının zayıflamasına neden olacağını, dava konusu markada “...” ibaresinin başvuru yapan şirketin çatı markası olması sebebi ile benzerlik değerlendirmesinde göz önüne alınamayacağını, müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanarak tanınmışlığından fayda sağlayacağını, davalının ürettiği mallar ve sağladığı hizmetler için seçebileceği binlerce kelime mevcutken “...” ibaresini tercih etmesinin müvekkilinin seri markalarına dayanan ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ve bu şekilde haksız kazanç sağlanacağını, başvurunun iyi niyetli olmadığını ileri sürerek 2020-M-5316 sayılı YİDK kararının iptalini ve 2019/70453 sayılı “... ...” markasının iptalini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı şirket vekili, müvekkilinin TCMB lisansı ile faaliyet gösterdiğini, üye iş yerlerine mobil ... uygulaması, fiziki ... ve yazarkasa ... ürünleri ile banka ve kredi kartı ile ödeme alma hizmeti verdiğini, faaliyetine uygun olarak geliştirdiği \"...\" markasını yarattığını, “...” ibaresinin toplum tarafından “... telefonunun” kısaltılmış hali olarak tanımlayıcı bir ibare olarak kullanıldığını, ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davacının markasının tanınmış olmadığını, ihtilaflı markalar arasında benzerlik bulunmadığını, kötü niyetli olmadığının kabul edilmesi gerektiğini  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka başvurusunda bulunan figüratif unsurla birlikte “...” ibaresinin  dikkat çekecek halde baskın unsur olarak konumlandırılması ile davacı markalarının herhangi bir figüratif eleman içermeyecek şekilde düz yazı şeklinde tescil olunması göz önüne alındığında markaların görsel olarak benzer olmadığı, diğer yandan taraf markaları arasında fontetik benzeşmeden söz edilmesinin mümkün bulunmadığı, markaların bir bütün olarak bıraktığı izlenim açısından da benzer olmadığı, taraf markaları arasında gerekli benzerlik şartı bulunmadığından tanınmışlık gerekçeli itirazlarının da yerinde olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığına dair dosya kapsamında bilgi-belge bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, görsel olarak yapılan incelemede davalının markası üzerinde yer alan görsel şekil unsurunun markayı farklılaştırıldığından bahsedilmişse de, marka görselinde bu şeklin geri planda olduğunu, markayı farklılaştırmadığını, gerekçeli kararın  aksine, davalının markasında esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu marka ile müvekkilinin markaları bakımından ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğini, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu iddiasının, müvekkilinin markasının kullanımla ayırt edici hale gelmiş olması ve seri marka niteliği taşıması nedeni ile haksız olduğunu, zayıf ve tanımlayıcı ibare olan “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik ve farklılaştırıldığından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin ...” ve “...” kök ibareli markalarının seri marka niteliğini taşıdığının göz ardı edildiğini, “...” kelimesi başvurucu şirketin çatı markası olup benzerlik incelemesinde dikkate alınmayacağını, iltibas tehlikesinin olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.       <br><br>GEREKÇE\t: Dava,YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin  “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet \"...\" esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığı iddiasının dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/02/2024\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4667f24313788601","SID":"031e97389be9d398"}}