{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2205 <br>KARAR NO: 2024/55<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/03/2020<br>NUMARASI: 2017/764 E. - 2020/295 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın davacı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile alacak takibi başlattıklarını, en son 2012 yılında yenilenen takibin ilk olarak 2010/21021 esas sayısı ile işlem gördüğünü, 27/12/2016 tarihinde davalıların bono cirantası ...’in mirasçıları sıfatıyla talep ile icra dosyasına taraf olduklarını, davacının takibe konulmuş olan bononun bedelini ödemiş olup bu ödeme ile ilgili imzaları karşılaştırıldığında alacaklının elinden çıktığı belli olan protokol ile anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşma gereğince davaya konu bono yerine yeni bono düzenlenip onunla ilgili de ödemeler yapıldığını, davacı ödemesi yapılan bonoyu iade almadığı için davalı tarafın kötü niyetli olarak icra takibine devam ettiğini, davacının 23/12/2008 tanzim 28/02/2009 vade tarihli senet karşılığı olarak 22/08/2012 tanzim ve 30/10/2013 vade tarihli 100.000 USD senet düzenleyerek bu bono ile ilgili de ödeme yaparak kalan 12.000 Dolar için ödeme planı düzenlendiğini, düzenlenen ödeme planının aksine davalı tarafın kötü niyetli davranarak hem İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile icra işlemlerine devam ettiğini hem de İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı yeni icra takibi işlemleri başlattığını, bu nedenlerle öncelikle takibin durdurulması ve dava sonunda iptaline, davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olmasından dolayı %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; muris ...’in mirasçılarının sadece davalılar olmayıp ... ile ...’e vesayeten ...’ya da husumet yöneltilmesi gerektiğini, mirasçı ... vesayet altında olduğundan davacının sulh mahkemesine müracaat ederek husumete izin kararı alması gerektiğini, ödendiği iddia edilen bono bedelinin hangi suretle ödendiğinin anlaşılamadığını, taraflar arasında birden çok borç ilişkisi bulunmakta olup murisin sağlığında davacının kendisinden sürekli bir şekilde borç aldığını, elindeki belgenin mahiyeti bu aşamada bilinmemekle birlikte murisin daha önceki borç ilişkisi nedeniyle düzenlediği belgenin bu davada kullanma gayreti içinde bulunulduğunu, dava taraf borcun ödendiği savı ile menfi tespit davası açmış ise de İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında herhangi bir ödeme kaybı bulunmadığını, davacının icra dosyasında kapak hesabı yaptırarak tahsil harçlarını yatırması ve ödediği miktarları icra dosyasına derç ettirmesi gerekirken takibin başlangıcından itibaren 6 yıl geçtikten sonra menfi tespit davası açmasının kötü niyetinin karinesi olduğunu, ayrıca aynı ödeme belgesini davacının hem eldeki dava dosyasında hem de İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/767 esas sayılı dosyasında delil olarak sunduğunu, davacının hiçbir ödeme yapmadığı halde üzerinde tahrifat bulunan ve kimin eli ürün olduğu bilinmeyen yazı ve imzalar ile bezeli belgeyi borç ödeme belgesi olarak ibraz edip ihtiyati tedbir talep ettiğini, özellikle icra takibine girişildikten sonra menfi tespit davası açılarak takibin durdurulamayacağını, biran için talebin kabul edilmesi düşünülse dahi icra dosya borcunun tamamı ile %15’i teminat ilave edilmek suretiyle borç garanti altına alındıktan sonra ancak icra takip dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde karar ihdas edilebileceğini, davanın dayanağını oluşturan belge aslının kasaya alınarak incelenmek üzere taraflarına süre verilmesini , belgedeki yazı ve imzalar incelenip sahte üretildiği tespit edildiği taktirde davacı hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını, bu nedenlerle davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı taraf, 23/12/2008 tanzim 28/02/2009 vadeli senet karşılığı  (işbu davaya konu İst. ...İcra Müd.nün ... sayılı takibe konu edilen 23.12.2008 tanzim tarihli, 28.02.2009 vade tarihli 118.000,00-TL bedelli bono) olarak 22/08/2012 tanzim ve 30/10/2013 vade tarihli 100.000 USD senet düzenleyerek bu bono ile ilgili de ödeme yaparak kalan 12.000 USD için ödeme planı yapıldığını, buna ilişkin de protokol düzenlendiği iddia edilmiş ise de, söz konusu protokol incelendiğinde başlıksız bir belge olduğu, herhangi bir isim içermediği, 22/08/2012 tanzim tarihli 30/10/2013 vadeli 100.000 USD senet için ödeme planı yapıldığı, kalan borç 12.000 USD ödendiğinde borcun biteceğinin belirtilmiş olduğu, protokolde geçen senet bilgilerinin İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/767 esas sayılı dosyasıyla açılan menfi tespit davasına konu edilen İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takipte bilgileri verilen senede(22.08.2012 tanzim tarihli, 30.10.2013 vade tarihli 100.000,-USD'lik bono) ilişkin olduğu, işbu dosyada davaya konu edilen senetle bir ilişkisinin olmadığı, davacı tarafça menfi tespit davasına dayanak başkaca bir iddiada bulunulmadığı ve bu yönde dosyaya başkaca yazılı delil de sunulmadığı anlaşılmakla davacının davasının ispatlanamadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine\" karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili Davacılar ile Davalıların babası  ... arasında vefatından önce süreklilik arzeden borç-alacak ilişkisi bulunduğunu, son olarak müvekkilleri ve davalıların babası gerçek alacaklı ... arasında 22.08.2012 tarihinde tüm borçlar ve alacaklar hesaplanarak nihai bir borç senedi düzenlendiğini, bu senedin de müvekkilleri tarafından ödendiğini ve Yerel Mahkemeye sunulan protokol ile sona erdirildiğini,  Yerel Mahkeme önünde yer alan davaya konu senedin 23.12.2008 tanzim 28.02.2009 vade tarihli senet olduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan protokolün ise 22.08.2012 vade tarihli ve 30.10.2013 ödeme tarihli senede ilişkin bir protokol olduğunu, protokolün söz konusu 22.08.2012 vade tarihli ve 30.10.2013 ödeme tarihli senedin ödenmiş olduğuna ilişkin olduğunu, davaya konu senedin ilk takip başlangıcının dosya numarası 2010/ 21021 E. sayısı ile işlem gördüğünü, davalıların babasının alacağı varken başka bir borç-alacak  ilişkisine girmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, protokole güvenen müvekkillerinin, mirasçıların mükerrer ödeme talebiyle karşı karşıya kaldıklarını, -protokol gereği davaya konu bono yerine yeni bono düzenlenip onunla ilgili de ödemelerin yapıldığını, davacı müvekkillerinin 23.12.2008 tanzim 28.02.2009 vade tarihli senet karşılığı ve başkaca borçlarına karşılık olarak 22.08.2012 tanzim ve 30.10.2013 vade tarihli 100.000 USD senet düzenleyerek bu senet ile ilgili de ödeme yaparak kalan 12.000 dolar için ödeme planı düzenlediklerini, bakiye 12.000 dolar borçlarını da gerçek alacaklı ...’in çalışanlarına ödediklerini, ödemeyi alan gerçek alacaklının personelinin isimlerinin istenirse bildirileceğini, mirasçıların kötü niyetli davranarak hem İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile icra işlemlerine devam etmekte hem de İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı yeni icra takibi işlemleri başlatmış olduklarını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; protokol üzerinde takibe dayanak olan bono bilgilerinin bulunmadığını, taraflar arasında birden çok borç ilişkisi olduğunun davacı beyanları ile de sabit olduğunu, ayrıca protokol üzerindeki tarihlerin tahrifata uğratılmış olduğunu, borç miktarı, ödemeler, kalan borç ile kalan borcun ödeme planının gerekli açıklıkta olmadığını, istinaf başvuru taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davalı müteveffa ... tarafından davacılar aleyhine 118.000 asıl alacak, 16.500 TL %12 işlenen faizi olmak üzere toplam 134.500 TL üzerinden takip başlatıldığı, takip dayanağının 28/02/2009 tarihli 118.000 TL değerli bono olduğu, 24/08/2012 tarihinde borçlular tarafından 71.799,80 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/767 esas sayılı dosyasıyla açılan menfi tespit davasına konu edilen İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takipte bilgileri verilen senede (22.08.2012 tanzim tarihli, 30.10.2013 vade tarihli 100.000,-USD'lik bono) ilişkin olduğu, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının ise,  ... tarafından davacılar aleyhine 100.000 USD senet, 10.471,23 USD işlemiş faiz, 926,43 TL komisyon olmak üzere toplam 342.072,64 TL üzerinden takip başlatıldığı, takip dayanağının 30/10/2013 vade tarihli, 22/08/2012 keşide tarihli 100.000 USD bedelli senet aslı olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf, davacılar ile davalılar murisi arasında borcu sonlandıracak şekilde protokol hazırlandığını, ancak senet aslının davacılar tarafından geri alınmadığını, protokol aslının kendilerinde olduğunu, eğer imza inkarı olacaksa imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, menfi tespit istemlerinin  İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından yürütülen icra takibine ilişkin olduğunu, bu takip kapsamında borçlu bulunmadıklarını beyan ettiklerini, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün dosyasının da yine taraflar arasında imza edilen bir başka alacağa ilişkin olup adı geçen dosyayı bu nedenle dilekçede gösterdiklerini beyan etmiştir.Davacılar vekili tarafından protokol aslı dosyaya sunulmuş olup, söz konusu protokol incelendiğinde, belgeye ilişkin Mahkeme değerlendirmesinin yerinde olduğu, belgede imza bulunmakla birlikte isim bulunmadığı, başlıksız bir belge olduğu, iki farklı kalemle düzenlendiği ve mavi kalemle yazılan yazıların belgeye sonradan eklenebilecek nitelikte olduğu, protokolde  yer alan tarihlerin ilgili senetlere ilişkin olup olmadığının tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, dosyaya başkaca yazılı delil de sunulmadığı, protokolün hangi borcun tasfiyesine ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olmadığı, TBK 133. Maddede yer alan düzenlemeye göre yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesinin ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olacağı, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak için açık yenileme iradesi olmadıkçı yenileme sayılamayacağı anlaşılmakla davacının davasının ispatlanamadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamış olup, davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2020 tarih ve 2017/764 E. 2020/295 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f05c14cdfa57f23","SID":"443c1863f52f49c3"}}