{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t:<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/03/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas Karar<br><br>İSTİNAF EDEN <br>DAVACILAR\t:1-... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>\t:2-Müteveffa  ... mirasçıları;<br>\t: 1-... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>\t  2-... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... &  Av. ...<br>\t<br>\t:  3-... - (T.C  No: ... )- A<br>\t: 4-... - (T.C  No: ... )-  <br>\t: 5-... - (T.C Kimlik No: ... ) -  <br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: .<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ...<br>\t  <br>İSTİNAF EDEN <br>FERİ MÜDAHİL\t: 1-... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... &  Av. ...<br><br>DİĞER FERİ MÜDAHİL\t: 2-... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVA\t\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/11/2023<br>YAZIM  TARİHİ\t: 27/11/2023<br>Davacılar tarafından, davalı aleyhine Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 02/03/2022 tarihinde tesis edilen karara karşı davacılar, davalı ve Feri Müdahil ...'nin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirketin ortağı olduklarını, uzun süredir şirket ortakları arasında anlaşmazlıklar bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinden olan ...'nin yokluğunda kendisi toplantıya katılmış gibi imzası taklit edilerek genel kurul yapılmasına ilişkin karar alındığı, bu karar ile davalı şirketin 27.02.2016 tarihinde genel kurula çağrıldığını, çağrının usulsüz olduğunu ayrıca, davalı şirketin 27.02.2016 tarihli genel kurulunda alınan ibra kararlarının da usulsüz olduğunu beyan ederek, davalı şirketin 27.02.2016 tarihli genel kurulunda alınan kararların kanun, ana sözleşme ve iyi niyet prensiplerine aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı  vekilinin 27.02.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yönetim kurulunun usulsüz seçimi sebebiyle yok hükmünde olduğunu, kararların ayrıca kanuna, esas sözleşmeye iyi niyet kurallarına aykırı bu sebeple iptali gerektiğini, müvekkilinin toplantıda olmamasına rağmen rızası hilafına ve sahte imza ile yönetim kurulunun seçildiğini, bu nedenle usulsüz seçilen yönetim kurulunun yok hükmünde olduğunu, en azında azli gerektiği yönündeki iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi gerçeği yansıtmayan çelişkili iddialar olduğunu, çünkü belirtmek gerekir ki 27.02.2016 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulu seçilmesine ilişkin herhangi bir gündem maddesi olmadığı gibi yönetim kurulu seçimi de yapılmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu 20.03.2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurulda seçildiğini, yönetim kurulunun seçimine ilişkin kararların yok hükmünde olduğu iddiası hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi seçim 20.03.2014 yapıldığından dava açma süresi geçmiş olup davacı tarafın bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini, dava konusu edilen 27.02.2016 tarihli genel kurulun kanuna, esas sözleşmeye iyi niyet kurallarına aykırı olduğu yönündeki iddianın soyut ve gerçek dışı olduğunu, bu sebeple genel kurul kararlarının iptali talebinin reddi gerektiğini, davalı şirketin tüm genel kurul kararları esas sözleşme kanun ve iyi niyet kurallarına uygun olduğu gibi yönetim ve işleyişi de sözleşme kanun ve iyi niyet kurallarına uygun olup özel denetçi atanması ve rapor aldırılmasını belirterek davalı şirket vekilleri 27.02.2016 tarihli genel kurulda alınan kararlarının oy çokluğuyla ve usule uygun olarak alındığını beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"....her iki davacı arasında zorunlu değil, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunması nedeniyle, her iki davacıdan ayrı ayrı harç alınması sağlanmıştır. <br>Dava konusu 27.02.2016 tarihli genel kurul kararının iptali için davanın, 6102 s. TTK'nin 445 maddesi gereğince 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde 26.05.2016 tarihinde açıldığı görülmüştür. <br>Dava açan kişilerin davalı şirketin ortakları olduğu, davacılardan ...'nin hissesinin %20, ...'nin hissesinin ise %15 olduğu, her iki davacının da 6102 s. TTK'nin 446/1-a maddesine göre (dava konusu toplantıya ilişkin şartları oluşan kararlar yönünden) iptal davası açma haklarının (aktif husumet ehliyetlerinin) bulunduğu sonucuna varılmıştır. <br>Davacılar, asıl taleplerinin dışında tedbiren davalı şirkete kayyım tayin edilmesini ve davalı şirketin mal varlığının korunması için tedbir kararı verilmesini istemiş iseler de, mevcut delil durumuna göre talep yerinde görülmediğinden kabul edilmemiştir. <br>Davacı tarafın, davalı şirkete özel denetçi atanması yönündeki tedbir talebine ilişkin olarak ; anonim şirkete özel denetçi tayin edilmesinin tedbir yoluyla istenebilecek bir talep olmayıp, 6102 s. TTK'nin 399 ve 438. maddelerine istinaden ayrı bir dava yoluyla istenebilecek talep olduğu sonucuna varıldığından, özel denetçi tayin edilmesine ilişkin tedbir talebinin reddine, özel denetçi tayinine ilişkin usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.<br>Davacıların, şirket yönetim kurulu azli konusundaki tedbir talepleri de, bu konuda usulüne uygun olarak ve esastan açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle reddedilmiştir. <br>Davacı taraf iptal sebeplerinin esastan değerlendirilmesi sonucu ise; <br>a) Davacıların, yönetim kurulunun usulüne uygun toplanmadığı ve yönetim kurulunun toplantıya çağrı konusunda usulüne uygun karar almadığı, yönetim kurulu üyelerinden davacı ...'nin yönetim kurulundaki imzasının taklit edildiği,  yönündeki iddiaları yönünden yapılan incelemede,<br>Gerek Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03.01.2017 gün ve ... Soruşturma ... K. sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı ve gerekse 27.02.2016 tarihli genel kurulda hazır bulunan davacı vekillerinin genel kurulun yapılmasına itirazlarının bulunmadığı göz önünde bulundurularak bu yöndeki iptal sebepleri kabul edilmemiştir. <br>b) Davacıların yönetim kurulunun ibrasının usulüne uygun olmadığı ve ayrıca şirketin gelir ve giderlerinin ticari kayıtlarda usulüne uygun gösterilmediği, şirket gelirlerinin nereye harcandığı bilinmediği, alınan kararların kanun, anasözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olması nedenleriyle iptalinin gerektiği yönündeki iddiaları yönünden yapılan incelemede, <br>Dosya kapsamına uygun görülerek hükmü esas alınan bilirkişi heyetinin 26.05.2021 havale tarihli raporundan, davalı şirkete ait ticaret defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, kar ve zararlarının defterlerinde gösterildiği, davalı şirketin tek gelirinin kira geliri olduğu anlaşılmıştır. <br>15.09.2021 tarihli duruşmada davalı şirket vekiline, 26/05/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı şirketin tek gelirinin kira geliri olarak gösterilmesi, dava konusu genel kurul kararının ait olduğu 2014 yılı için 273.389,82 TL. gelir ve 2015 yılı için 273.644,07 TL. gelir gösterilmesi, mahkememizin.... E. sayılı dosyasına Kemer .. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ....talimat sayılı dosyası üzerinden temin edilen bilirkişi heyeti raporunda ise ... E. sayılı davamızında dava tarihi olan 2016 yılı itibariyle davalı şirkete ait 31 adet asma katı dükkanın yıllık getirebileceği kira bedelinin şirket hissesine göre 381.494 Euro olduğunun tespit edilmesi karşısında, 2014-2015 yılları için bu dükkanların kiraya verilmemesinin veya raporda belirtilenden daha düşük (ticari defterlerde yer alan) kira geliri elde edilmesinin makul sebeplerinin ne olduğu  sorulmuştur.<br>Davalı şirket vekili 11.10.2021 tarihli dilekçesinde, davalı şirketin hissedar olduğu otelin 22.02.2016 tarihinde önceki kiracıdan cebri icra yoluyla geri alındığını,  2016 ve 2017 yıllarında otelin tadilat ve tamiratlarının yapılarak otelin ancak 15.05.2017 tarihinde hizmete alınabildiğini, 2017 yılına kadar otel ve altındaki dükkanların tadilat ve bakım gerektirecek durumda olduğunu, otel altında bulunan 30 dükkanın 15 tanesinin davalı şirkete (1.969/4.800 hisseyle) ait olduğunu,  dükkan gelirlerinin fiilen ticari defterlerde yer alan kadar gerçekleştiğini, emsal raporların ise fiili durumu yansıtmadığı gibi gelirlerin de abartılı gösterildiğini beyan etmiş, buna ilişkin dükkan kira gelirlerine ilişkin fatura suretlerini ibraz etmiştir. <br>Davacıların, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddiaların ispat edilemediği sonucuna varılmıştır. <br>Dava konusu 27.02.2016 tarihli genel kurulda alınan kararların maddeler düzeyinde incelenmesinde de;  <br>Genel kurul kararında yazılı 1, 5 ve 8 nolu kararlar yönünden, davacıların muhalefet şerhinin bulunmadığı görüldüğünden 6102 s. TTK'nin 446/1-a maddesi gereğince davacıların genel kurulda alınan bu maddelere ilişkin kararların iptalini isteyemeyeceği, <br>Genel kurul kararında yazılı 6, 7 ve 9. maddeler yönünden, alınmış bir karar bulunmadığı, <br>Genel kurul kararında yazılı 2 ve 3 nolu kararlar (faaliyet raporları, bilanço, kar ve zararlara ilişkin hesap kararları) yönünden, davacıların muhalefet şerhinin bulunmasına rağmen, iptal sebeplerini ispat edemedikleri sonucuna varılarak, genel kurulda alınan 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8 ve 9. maddelere yönelik iptal taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Genel kurulda alınan 4 nolu yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın incelenmesi sonucu;<br>Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabı yazısından, dava konusu genel kurul tarihi itibariyle davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin ... ve ... ile davacılardan ... olduğu anlaşılmıştır.<br>Yargıtay 11. HD.nin 08/04/2019 gün ve 2018/353 E. 2019/2685 K. sayılı emsal içtihadına göre, \"6102 sayılı TTK’nın 436/2. maddesi, “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.\" hükmünü haizdir. Somut olayda, davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan 7 ve 8 numaralı kararlarda anılan yasa hükmüne aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin kendileri dışında kalan yönetim kurulu üyelerinin ibrası için oy kullandığı, bu nedenle anılan kararların yoklukla malul olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu hususun gözden kaçırılarak anılan kararların yoklukla malul olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.\" <br>Davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrası yönünden yapılan oylamanın yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadına ve 6102 s. TTK'nin 436/2. maddesine uygun olarak yapılmadığı, yönetim kurulu üyelerinden ... ve ... ile ...'nin (vekilinin) oy kullandığı anlaşılmış, davalı şirket yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4. maddenin yokluktan malul olduğu tespitine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile.... Tic. A.Ş.'nin 27.02.2016 tarihli genel kurulunda alınan kararlardan; a) 4 nolu, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, b)davacıların aynı genel kurulda alınan diğer kararlara yönelik davalarının reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; iddialarının tartışılmadığı gibi toplanan delillerin de görmezden gelindiğini veya hukuken izahı olmayan şekilde davalı vekilinin beyanlarının yeterli görüldüğünü, mahkeme keşif mahallinde yapılan raporu görmezden geldiğini, temel iddialarının, şirket yönetiminin şirket gelirlerini kendilerine mal edindiğini, şirketin defter ve belgelerinde gerçek dışı kayıt yaptıklarını, yönetimde yer alan iki ortak, hem yüklenici hem kiracı olan ve daha sonra iflas eden şirketin borçlarına şahsi kefil olduklarını, hemde şirketi kefil yaptıklarını, açıkça belirtmek gerekirse, ... ve ... bu alacaklar açısından Kapıkaya iflas masasından da alacaklı olduklarını, önemli olan hususun aynı alacak için kendilerini hem yöneticisi oldukları davalı şirket olan Sarıkum'dan hem de Kapıkaya'dan alacaklı olarak kaydedip etmedikleri olduğunu, mahkemenin buna dair bir değerlendirme yapması, yargılama açısından sorunlu olmasına rağmen, ne yazık ki kararda hiç bir değerlendirme ve gerekçe yer almadığını, şirket yönetim kurulu, genel kuruldan izin almadıkça şirkette işlem yapamayacağını, bu kural 6102 sayılı TTK' nun 295. Maddesinde düzenlendiğini, bilirkişi raporuna yansıyan borçlanma yine TTK'nun 369. Maddesine göre şirketin menfaatlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, genel kurul kararlarına karşı açtıkları iki davada da aynı iddialarını ileri sürdüklerini, sonuç olarak yargılama boyunca temel iddialarının şirket gelirlerinin kayıt dışı tutulduğu ve bu nedenle genel kurul kararlarının da hukuka aykırı olduğu ve iptali gereği olduğunu ve mahallinde yapılan keşif ile alınan rapor bu iddialarını tümüyle ispatladığı halde mahkemenin bu delili dikkate almaksızın ve temel iddia ekseninde irdelemeksizin verdiği karar yanlış olduğunu, mahkemenin 2,3,5,7 nolu gündem maddelerine ilişkin alınan kararların hukuka aykırı olduğu iddiasının ispatlanmadığı gerekçesiyle verdiği kararın eksik olduğunu beyanla 25.06.2016 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda 1,2,3,5,6,7,8,9 nolu maddelerinde alınan kararlar yönünden davanın reddine dair kararın kaldırılarak, bu kararlar yönünden davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davaya konu genel kurul toplantısı sırasında davacılarn kimi temenni ve eleştirilerini ilgili karar öncesi veya sonrası dile getirmesi karara muhalefet şerhi sayılamayacağından, davacıların kararların oylanmasında karara olumsuz oy vermelerinin yanı sıra genel kurul tutanağına muhalefetlerini geçirtmediklerinden eldeki davanın öncelikle dava şartı yokluğunda reddi gerektiğini, aşamalarda TTK'nun 448 maddesi gereğince herşeyi yargıya taşıyan davacılarn, şirketi sürekli tıkamalarından dolayı asgari 5.000.000,00'er TL nakti teminat göstermelerini talep ettikleri halde ilk derece mahkemesince bu konuda olumlu veya olumsuz hiçbir karar verilmemesinin doğru olmadığını, ilk derece mahkemesince bu miktar teminat göstermeleri için davacılara süre vermesi ve teminatı gösteremezlerse davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceğini, dava konusu olmayan ama dava konusu genel kuruldan önce yapılmış olan önceki 20.03.2014 tarihli genel kurul toplantısına davacı ...'nin asaleten veya vekaleten katılıp katılmaması veya yokluğunda yönetim kurulu üyeliğine seçilmesini ve aynı genel kurulda diğer yöneticilerin seçilmesini işbu davada dile getirmek suretiyle davacılar çelişkili davranış gösterdiğini, bilindiği üzere yönetim kurulunun icraatlarında usulsüz bir durum varsa her zaman genel kurullarda aleyhlerine sorumluluk davası açılması kararı aldırılabileceğini, yahut ortaklar da doğrudan veya dolaylı zararlarını ispatlayarak yöneticilere karşı her zaman sorumluluk davası açabileceğini, eldeki davanın sorumluluk davası olmadığını, ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurulun 4. Gündem maddesi olan şirket yönetim kurulunun ibrasına ilişkin karara yönetici olan ortaklar ..., ... ve ...'ın TTK'nun 436/2 maddesine aykırı olarak oy kullanmaları nedeniyle ibra kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş ise de karar hukuka aykırı olduğunu, toplantıya katılan tüm ortakların ve bu arada tüm yöneticilerin oy kullanmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığını, davacı ...'nin şirketteki paylarının ilk derece mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında  mülkiyet davasına konu olduğunu, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini,  yine davacılara kabul edilen kısım için  tek vekalet ücreti takdiri gerekirken her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararının kaldırılarak davanın usulden reddine aksi takdirde esastan reddini talep etmiştir. <br>\tFeri müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu genel kurul toplantısına katılan ve muhalif kalan davacıların muhalefet şerhleri TTK md. 446'da tanzim olunan dava şartını içerir nitelikte olmadığını, GK toplantısında ortağın gündemin ilgili maddesine muhalif oy kullanması ve akabinde de muhalefet gerekçesini tutanağa yazdırması gerektiğini, görüşme öncesi peşin muhalefet usul ve TTK Md. 446 hükmüne aykırı olduğunu, iptal davası ikame edecek davacının TTK md. 448/3 uyarınca şirketin muhtemel zararlarına karşılık teminat göstermesi gerekeceğini, teminat da özel yasa ile getirilen bir dava şartı olup özel yasa ile tanzim olunan dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddi gerektiğini, ayrıca kısmen kabul kararının yasaya aykırı olduğunu, zira yönetim kurulu üyesinin ibra edilmemesinin objektif gerekçelere dayanması ve iyi niyet kurallarına da uygun olması gerekeceğini, somut olayda, davacılar tarafından Konya. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ve Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin davalar açılmış olup, yönetim kurulunun ibra edilmesi/edilmemesi/ibra kararının iptali bu davaların konusunu oluşturmakta olup, bu karar bu davalarda da değerlendirileceğini, bu sebeple ibra kararının iptaline dair karar somut gerekçelerden ve iyi niyetten uzak olduğunu, ayrıca  ... şirketteki hissesini dava derdest iken eşi diğer davacı ...'ye devir ettiğini, işbu davacının  davacılık sıfatı  kalmadığını,  bu husustaki ticaret sicil kayıtları celp edilmediğini, yine davacıların diğer oğlu ... tarafından davacı ...'nin hisse devir taahhüdüne uymaması sebebi ile davacı adına olan %15 hissenin iptali ve adına tescili istemi ile Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dava ikame olunmuş ve bu dava müvekkili ...'nin oğlu ...'ye temlik olunduğunu, işbu davada davanın kabulü ile davacı ...'nin hissesinin %15 lik kısmının ... adına tesciline karar verildiğini, gerek davacı ...' nin hissedar sıfatının kalmaması, ...'nin hisse nispetinin değişmesi hususları birlikte nazara alındığında hisse nispetlerini etkileyecek Konya ..ATM ... E. Sayılı davanın kesinleşmesinin beklenmesi ve bekletici mesele yapılması gerekir iken, bu usule de riayet olunmadığını, ayrıca dava sebepleri aynı olan davacılar tek vekil ile temsil edildiğinden ve her iki davacı için kısmen red sebebi aynı olduğundan AAÜT Md.3/2 uyarınca davacı vekili lehine tek vekalet ücretine hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın usulden reddini aksi takdirde esastan reddini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :  <br> Dava; anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, 4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur ise de mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu durumda ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. <br>Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. <br>Somut olayda, davacılardan ...'nin istinaf  aşamasında, 17/10/2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Bu sebeple ölü kişi hakkında hüküm kurulamayacağından  davacı ...'nin mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinden kamu düzeni nedeniyle tarafların ve feri müdahil ...'nin istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile HMK'nın 35/1.a.4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davacılar, davalı ve feri müdahil ...'nin istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, <br>4-İstinaf başvurusunda bulunan  davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde  davalıya iadesine,<br>5-İstinaf başvurusunda bulunan feri müdahil ... tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>7-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>8-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/11/2023  tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi. \t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50bffe66d92de2fe","SID":"d978b4eb512bc24d"}}