{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/127 <br>KARAR NO: 2024/345<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/10/2023<br>NUMARASI: 2022/977 E - 2023/865 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 06/02/2024  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin \"İstanbul İli, Esenler İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:...\" adresindeki işyeri için ... numaralı abonelik sözleşmesinin imzalandığını ,davalı bu abonelik kapsamında oluşan borçtan sorumlu olup borcunu ödememesi nedeniyle  Merkez Takip Sistemi'nin 2022/ 489779 esas sayılı dosyası üzerinden 20.04.2022 tarihinde takibe girişildiğini, borçlunun haksız itirazı nede- niyle takibin durduğunu beyanla  itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı  ile mahkumiyetine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükle- tilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; takipte  dayanak olarak 24.12.2007 tarihli ve 03.01. 2008 son ödeme tarihli faturanın gösterildiğini,  öncelikle takip tarihi itibariyle  alacağın zamanaşı- mına uğradığını, ayrıca müvekkili su aboneliğine ait borçlarını zamanında ödediğinden 2008 vadeli herhangi bir borcu bulunmadığını, aradan 15 yılı aşkın bir süre geçtiğinden müvekkilinin ödemelerine dair makbuzların mahkemeye sunul(a)madığını,esasen itirazın iptaline ilişkin davalarda ispat yüküm- lülüğünün davacı tarafa düştüğünü, davanın haksız kazanç elde etme amacıyla  açıldığını beyanla davanın reddine, davacının  % 20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce: \"Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının T.C. Bakırköy Merkez Takip Sistemi İcra Dairesi'nin... Esas sayılı İcra takip dosyasına itirazının 13.850,71 TL asıl alacak, 11.921,69 TL KDV dahil işlemiş gecikme zammı olmak üzere toplam 25.772,40 TL yönünden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren İSKİ Abone Hizmetleri Tarife ve Uygulama Yönetmeliği 38. maddesinde yazılı gecikme zammı ve bu gecikme zammına KDV uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,İİK'nin 67/2 maddesi hükmü uyarınca asıl alacak tutarının %20'si oranında alınan 2.770,14 TL icra inkar tazminatı davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine\" karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davacı tarafın, Bakırköy Merkez Takip Sistemi İcra Dairesi'nin 2022/489779 Esas sayılı İcra takip dosyasında mevcut    takip talebinin \" takip dayanağı\"nı Abone/Müşteri No :44283715, Belge/Fatura Tarihi :24/12/2007, Son Ödeme Tarihi :03/01/2008, Tutar :26.857,15 TL, 44283715 numaralı Sözleşme Hesabı''  şeklinde ifade ettiğini,  borca dayanak faturanın son ödeme tarihi   03/01/2008 olarak belirtilmiş olup müvekkilinin faturalarını düzenli olarak ödemesi ve alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle  takipte bir hata veya kötü niyet olabileceği düşün- cesiyle itirazda bulunduğunu, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olduğunu, Davanın takibe bağlılığının alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğunu, bu nedenle davacı tarafın  takipte belirtmediği bir dayanağı  itirazın iptali dava- sında ileri süremeyeceğini ve mahkemece daha önce belirtilmeyen bu dayanağın dikkate alına- mayacağını , hal böyle iken davacının  takip dayanağı olarak sunulmayan bir çok belgeyi delil olarak sunduğunu ve mahkemece sonradan ibraz edilen bu deliller dikkate alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, İİK. 67. Maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi ve itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde alacaklının mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlu- suna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararı). Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları ba- kımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muha- kemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunma- dıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi dava- lının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’ da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece veri- lecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK'nun : 2020/(13)3-341 E,  2022/845  K. Nolu  07.06.2022 tarihli ilamı) Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; taraflar arasında, davalının \"İstanbul İli,...\" adresindeki işyeri için ... numaralı 24.12.2007 tarihli  abonelik sözleşmesi imzalandığı,  davacının bu abonelikten kaynaklanan 13.850,71 Tl asıl alacak + 13.006,44 TL  gecikme zammından ibaret  26.857,15 Tl alacağın tahsili ta- lebiyle davalı aleyhine icra takibine giriştiği, davalının yasal süre içinde ibraz ettiği dilekçesi ile \" iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığı\"ndan bahisle bahse konu fatura borcu ve ferilerine itiraz ettiği,İcra Müdürlüğü'nce takip durdurulduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı an- laşılmıştır. Takip talebinde borcun dayanağı;Abone/Müşteri No :44283715, Belge/Fatura Tarihi : 24/12/2007, Son Ödeme Tarihi :03/01/2008, Tutar :26.857,15 TL, 44283715 numaralı Sözleşme Hesabı'' olarak belirtilmiştir.  Davalı abonelikten kaynaklanan borcunu düzenli olarak ödediğini,03/01/2008  son ödeme tarihli borcunun bulunmadığını ve alacağın zamanaşımına uğradığını beyan etmektedir. Davacı tarafça ibraz olunan abonelik sözleşmesi, abone hesap kartı,fatura örnekleri , abone işlem dosyasının tetkikinden; takip konusu borcun (takip talebinde belirtildiği gibi) 44283715 nolu su aboneliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar takip talebinde borcun son ödeme tarihi 03.01.2008 olarak gösterilmiş ve davalı bu tarihi esas alarak zaman aşımı def'i ileri sürmüş ise de; abone hesap kartına göre davalının takibe konu  asıl alacağının 05.04.2019-29.11.2019  döneminde tahakkuk edilen su tüketim bedeline ilişkin  9 adet faturadan kaynaklandığı , takip talebine son ödeme tarihinin yanlış yazıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça,yargılama aşamasında dosyaya sunulan abonelik sözleşmesi ,abone detayı  vs takipte dayanılmayan belgeler değildir.Netice itibariyle;abonelik sözleşmesinden kaynaklanan borç 10 yıllık zaman aşımına tabi olup, fatura tarihleri (2019) ve takip tarihi ( 30.04.2022) dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı tespit edilmiştir.Davalı ayrıca \"borcunun bulunmadığı\"nı savunmuş ise de, yerleşik yargı kararlarında da vurgulandığı üzere ; abonelik sözleşmesi iptal edilmediği süreci davalının bu abonelik kapsamında tahakkuk olunan normal ve kaçak tüketim bedelinden sorumlu olduğu tartışmasızdır. (Eldeki dosyada ise aboneliğin iptal /veya feshedildiğine dair bilgi ve belge bulunmamaktadır) Diğer yandan mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonuc ... tarafından ibraz olunan raporda \" davacı İSKİ'nin  ödenmeyen faturalar nedeniyle ve takip tarihi davalıdan 13.850,71 TL asıl alacak + 11.921,69 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 25.772,40 Tl alacaklı olduğu\" tespit edilmiştir. Davacının icra takibindeki  talebi toplam 26.857,15 TL alacağa yönelik olmakla bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabul hükmü kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.\t<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 1.760,51-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan  440,13-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.320,38-TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa   karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda  HMK 362/1-a  maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d00e704bc0110926","SID":"d9c8682bca2199cc"}}