{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2024/94 <br>KARAR NO\t: 2024/173\t\t\tT Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/570 E.  -  2020/687 K.<br><br>DAVACILAR\t:<br>DAVACILAR VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/11/2020 Tarih ve 2017/570 Esas - 2020/687 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar ile davalılar ..., ... ve ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, 07.05.2015 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı okul servisi ile ... içi Korgu Caddesi Diş Hastanesi istikametine seyir halinde iken, Hastane'yi geçince yolun sağında durarak, müvekkili ...'i ön sağ kapıdan rehbersiz ve kontrolsüz bir şekilde indirdiğini, müvekkili ...'in karşıya geçmeye çalıştığı esnada, arkadan aynı istikamette seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın önündeki okul servis aracını sollayarak müvekkiline çarpması sonucu davacı müvekkili ...’in ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını ve yatağa bağımlı halde başkalarının sürekli bakımına muhtaç hale geldiğini ve bu durumun  halen devam ettiğini, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalı ...’ın yargılama konusu trafik kazasına kusuru ile sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle sürücüsü ve işleteni olduğunu, davalı ...’ın ... isimli firması ile ... içinde servis taşıma işi yaptığını, diğer davalılardan ...’ın da firma yetkilisi olduğunu, kaza tarihinde müvekkili ...’in servis taşımasını gerçekleştiren davalı ...'a ve ... plaka sayılı araç için komutanlık sahasına öğrenci servisi ve asıl şoför olarak giriş izni verilmesinin bizzat ... tarafından talep ve takip edildiğini,diğer davalı ...’ın ise kaza tarihinde müvekkil ...’in henüz servis aracından inmemiş olmasına rağmen rehber öğretmenin araçtan inmesine, araç hostesi ve rehber öğretmen olmaksızın küçük ...'in taşınmasına izin verdiğini, her iki davalının, küçük ...'in servis aracında kurallara uygun şekilde taşınması ve servis aracına binerken ve inerken gerekli gözetim ve tedbirlerin sağlanmasından, davacının ailesine güvenli bir şekilde teslim edilmesinden sorumlu ve yükümlü olduğunu, davalı ... ...’ın müvekkili davacı ... ...'in araç rehber öğretmeni olduğunu, servise güvenli bir şekilde bindirilmesi, taşınması ve araçtan güvenli bir şekilde indirilerek okuluna ve/veya ailesine teslim edilmesini takip ve temin etmek ile yükümlü olduğunu, buna rağmen davalı ... ...’ın kaza tarihinde araçta servis hostesi de bulunmamasına rağmen ve diğer davalılardan ...'ın da açık kabulü ile küçük ...’in henüz araçta bulunmasına ve ailesine teslim edilmemiş olmasına rağmen araçtan indiğini ve üstlenmiş olduğu görev ve sorumluluğu yerine getirmediğini,  davalı ...’ın müvekkili davacı ... ...'e ve müvekkili ablası davacı ...'e servis aracına binişi ve araçtan inişi sırasında eşlik etmek, güvenli şekilde araca binmesi ve inmesini sağlamak ile yükümlü servis hostesi olduğu halde kaza tarihinde müvekkili davacı ... ...'in taşınması sırasında servis aracında bulunmayarak görev ve sorumluluğunu yerine getirmediğini,  ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle 0001-0210-10416568 nolu Kasko Poliçesi kapsamında güvence altına alınan İhtiyari Mali Mesuliyet Manevi Tazminat Klozu ile davalı ...nin de teminatı kapsamında olduğunu,  davalı ...’nin yargılama konusu trafik kazasına kusuru ile sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle sürücüsü, ...İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.’nin ise ... plakalı aracın işleteni olduğunu, bununla birlikte dava konusu kazanın davalı ... Bakanlığı'na bağlı ...'nın askeri birimi olan ... ... sınırları içerisindeki karayolunda meydana geldiğini,  kazanın meydana geldiği yerde alınmayan önlemler sebebiyle davalı İdare'nin de kusuru ve ihmali olarak işbu kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkili ... ‘in dava konusu kazada yaralanması sebebiyle uğradığı fiziksel zararların yanı sıra manevi olarak da çok ağır zararlara uğradığını, davacılar ... ve ...’in müvekkili ...'in anne ve babası olduklarını, diğer davacı ...’in ise müvekkili ...'in kendisinden 2 yaş büyük ablası olduğunu, kazadan önce Gölcük'te ikamet eden ve orada çalışan müvekkillerinin, kaza sonrasında oğullarının tedavisi için Ankara'ya taşındıklarını, dava konusu kazada müvekkili ...'in uğramış olduğu manevi zararların tazmini için gerekli bilgi, belge ve evraklarla birlikte, kazaya karışan aracın kasko sigortacısı olan davalı ...Ş.'ye başvuruda bulunulduğunu, yasal süre içerisinde davalı ...Ş. tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, yargılama konusu trafik kazası sebebiyle Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/249 Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını ileri sürerek, davanın kabulü ile, davacı ... ...'in yaralanması sebebiyle; 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili (... yönünden Kasko Poliçesi kapsamındaki manevi tazminat teminat limiti ile sınırlı olmak üzere), davacılar ... ve ...'in her biri için ayrı ayrı 250.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili davacı ... için 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...Ş. haricindeki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Davalılar ..., ... ve ... vekili, müvekkili ...’ın sürücülüğünü yaptığı okul servisinin ... içinde kendi servisinde kayıtlı öğrenci olmamasına rağmen annesinin ısrarıyla ...’i güzergâh dışında indirdikten sonra ...’in karşıdan karşıya geçerken yola aniden çıkması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, ceza yargılamasında müvekkillerine kusur isnat edilmediğini, davalı ...’ın ... isimli firması ile servis taşımacılığı yaptığını, ...’ın ise firma yetkilisi olduğunu, kaza ile ilgili olarak Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 2015/249 esas numarasıyla açılan davanın halen devam ettiğini, olayın Gölcük’te meydana geldiğini, müvekkillerinin Kocaeli’nde ikamet ettiklerini, yetkili ve görevli mahkemenin Gölcük Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilmesi halinde ise yetkili mahkemenin Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu savunarak, yetki itirazlarının kabulüne ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... Bakanlığı vekili, davacı tarafın müvekkili aleyhine olan talebinin hizmet kusuruna dayalı olması ve emsal uygulamalara göre de kamu tüzel kişisi olan müvekkili idarenin aleyhine kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların gideriminin idari yargının görev alanı içerisinde olduğunu, bu nedenle davacının müvekkiline yönelik talebinin yargı yolu nedeni ile reddine kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin tacir sıfatı bulunmadığından ve ticari dava kapsamına girmediğinden Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görev alanında bulunmayan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu olayın meydana geldiği yer itibari ile Ankara Mahkemeleri’nin yetkisiz olduğunu, davanın kaza yeri mahkemelerinde açılması gerekliliği nedeni ile yetki yönünden de reddine karar verilmesini, davacı talebinin zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddini talep ettiklerini, idarenin kusurunun ve dolayısıyla sorumluluğunun iddia edilen zararla illiyet bağının bulunmadığını, bu nedenle olayda idarelerinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, yasal dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesi ile, hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Tüm Oto Kasko Poliçesi ile 20.11.2014/2015 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı bedeni zararlarda şahıs başına manevi tazminat sorumluluk limitlerinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde 25.000,00-TL poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, masraf ve vekalet ücretinin sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, ayrıca davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, şirketlerine müracaat tarihinden önce şirketlerinin temerrüdünün söz konusu olmadığını, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün belgelerin ibrazından itibaren (8) iş günü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihlerden öncesi için faiz sorumluluklarının da bulunmadığını, davacı vekilinin talep etmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu savunarak, aleyhlerine açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalılar ... ve ...İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti., davacı kardeş ...'in manevi tazminat talebinin haksız olduğunu,  Yargıtay’ın manevi tazminat ile ilgili kararlarında takdir edilecek miktarın, felaketi özlenir bir şekle sokmamasını, gereksiz zenginleşme neticesini doğurmaması gerektiğini ifade ettiğini, manevi tazminatın fiilin mağdurda meydana getirdiği elem ve ızdırabı uygun bir nispette ve onu karşılayacak miktarda takdir edilmesi gerektiğini, bu miktarları aşana manevi tazminat miktarları hak sahiplerinin  malvarlıklarını sebepsiz olarak artırma neticesini doğuracağını, manevi tazminat miktarının takdirinde sorumluların mali ve içtimai durumlarının da göz önüne alınması gerektiğini, hükmedilecek tazminat sonucundan sorumlu kişilerin ekonomik olarak sıkıntıya düşmemesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının çok fahiş ödenemez miktarda olduğunu, böyle bir paranın taraflarınca ödenmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 07/05/2015 günü saat 15.50 sıralarında sürücü-davalı ...'nin sevk ve idaresindeki davalı ... Ltd. Şti.'nin maliki bulunduğu ... plakalı kamyonet ile donanma komutanlığı içi Koray Caddesini takiben seyir halinde iken olay yerine geldiğinde seyir yönüne göre yolun sağında duran davalı-sürücü ... yönetimindeki ... plakalı, davalı ...Ş.'ye kasko poliçe sigortası ile sigortalı öğrenci servisinden inerek, indiği aracın önünden yolun karşı tarafına geçmek isteyen 2006 doğumlu davacı ...'e çarpması neticesinde davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinden önce rehber personel ... ...'ın araçtan ayrıldığı, araçta çocuk-davacı ... ... ile araç sürücüsü ...'ın kaldığı, davacı ...'in davacı ...'in annesi, davacı ...'in babası, davacı ...'in ise ablası olduğu, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ...Ş.'ye 20/11/2014-2015 tarihleri arasında kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olup, kaza başına manevi  tazminat limitinin 25.000,00-TL olduğu, kazaya karışan ... plakalı aracın malikinin-işleteninin ...Ltd. Şti. olup, kazaya sebebiyet veren servis aracını işleten ... isimli firmanın davalı ... ait olup, ...'ın vermiş olduğu vekalet neticesinde firma yetkilisinin davalı ... olduğu, olay günü kazaya sebebiyet veren servis aracında ... ...'ın rehber personel olarak bulunduğu, kazanın ...'nda meydana geldiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 28/07/2017 tarihli Adli Tıp Raporu'na göre davacı ...'in  Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşletmeleri Yönetmeliği'ne göre davaya konu kaza sebebi ile çalışma ve meslekte kazanma kaybı oranının %100, tıbbi iyileşme süresinin 24 ay olduğu, sürekli olarak başka birinin bakımına muhtaç olduğu, ilk derece mahkemesinin 15/10/2018 tarihli celsesinde 6100 sayılı yasanın 7.maddesi gözetilerek, davalı ... Bakanlığı'nın yerleşim yerinin Ankara ili olması karşısında davalı ..., ... vekilinin yetki itirazının esas hüküm ile birlikte istinaf yasa yolu açık olmak üzere reddine karar verildiği, davacı vekilinin   davalı ... Bakanlığı yönünden davacının hizmet kusuruna dayandığı, bu suretle kazaya karışan araçların işleteni olmayan ve hizmet kusuru sebebi ile aleyhine işbu manevi tazminat istemli dava açılan ... Bakanlığı yönünden idari yargının görevli olduğu kabul edilerek, HMK 114/1-b maddesi uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebi ile ... Bakanlığı aleyhine açılan davanın HMK 115. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar vermek gerektiği,  mahkemeye sunulan 19/11/2017 tarihli bilirkişi, 21/03/2019 tarihli bilirkişi heyet,  29/05/2019 tarihli bilirkişi heyet kök ve 29/07/2019 tarihli bilirkişi heyet ek raporları ile Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/249 Esas sayılı dosyasında bulunan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde tanzim edilen 02/07/2020 tarihli bilirkişi heyet raporundan, ... araç sürücüsünün, yayayı gördüğünde almış olduğunu ifade ettiği direksiyon ve fren önlemlerinin yetersiz kalması, çarptıktan sonra yayayı sürükleyerek 20 metre yol almış olması ve bu suretle uygun olmayan bir hızda seyrediyor olması ve ayrıca yaklaşırken durakladığını görmüş olduğu servis minibüsünden inen öğrenci olma ihtimaline binaen yavaş, dikkatli ve tedbirli olarak seyretmesi gerekirken hızını kesmeden seyretmesi sebebi ile davaya konu kazada 2918 sayılı yasanın 52 ve 75.maddelerini ihlal ettiğinden dolayı %35, ... plakalı araç sürücüsünün Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 5.maddesinde yer alan kurala rağmen yardımcı personel olmaksızın öğrenci taşıması ve öğrencinin yardım ve kontrol olmaksızın araçtan inmesine izin vermesi ve yine Karayolları Trafik Kanunu 147 maddesine aykırı olarak \"Dur\" işareti olmadan servis aracı kullanması sebebi ile davaya konu kazada %40, taşımayı yapan servis aracının bağlı bulunduğu firmanın sahibi ... ile yetkilisi ...'ın davaya konu kazada %15, servis aracında rehber personel olarak bulunan ... ...'ın ise servis aracında bulunan bütün çocukların emniyetli bir şekilde teslim edilmesinden sorumlu olduğu halde davaya konu kazada davacı ...'i araçtan inmeden önce araçtan ayrılması sebebi ile %10 kusurlu olduğunun saptandığı, ibraz edilen raporun, ceza dosyasında kesinleşen ilam ile uyumlu ve tüm raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde tanzim edildiğinden hukuka uygun ve hüküm kurmak için yeterli görüldüğü, ibraz edilen bilirkişi raporu çerçevesinde yapılan değerlendirmede, (a) Davalı ... yönünden; Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/249 Esas sayılı dosyası kapsamı içeriği de nazara alındığında, davalı ...'ın kazaya sebebiyet veren ... plakalı araçta değil ... plakalı araçta hostes olarak çalıştığı, olay gün ve saatinde kazaya karışan araçlarda görevli olmadığı, bu suretle davacıların manevi tazminat isteminden sorumlu bulunmadığı kabul edilerek, anılı davalı yönünden açılan davanın reddine, (b) Davaya konu kazada davalı ... ve ...'ın araç sürücüsü olmaları karşısında sürücü sıfatı ile davalı ...  Ltd. Şti.'nin ... plakalı aracın işleteni olması sebebi ile işleten sıfatıyla, ... ve ...'ın ise kazaya sebebiyet veren servis aracını işleten ... isimli firmanın yetkilileri olmaları karşısında adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 3/h maddesi kapsamında rehber personel olan davalı ... ... ile birlikte zararın tamamında davacılara karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, kazaya sebebiyet veren her iki aracın ticari araç olması nedeni ile davacıların avans faiz isteminde bulunabilecekleri  kabul edilerek, tazminat gerektiren olayda tarafların kusur durumu, olayın oluşu ve özellikleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumları,  olay tarihi  ile TBK.nın 50, 52, 58 ve TMK.nın 4 maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilmek suretiyle,davacılar için zenginleşme, davalılar için fakirleşme aracı olmaksızın, davacıların  olaydan duyduğu acı, ızdırap, elem ve kızgınlığı kısmen olsun dindirmek, davacılara olayı unutturarak tekrar normal hayata dönüşü sağlamak amacına yönelik olarak, davacı ...'in çalışma gücünü %100 kaybettiği göz önüne alınarak,  davacı ... için 500.000,00-TL, ...'in annesi ... için 250.000,00-TL., babası ... için 250.000,00-TL., ablası ... için 100.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... Ltd. Şti.'nden  tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, (c) Davalı ...Ş.'nin kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracı kaza tarihini kapsayacak şekilde 20/11/2014-2015 tarihleri arasında Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortaladığı, poliçede manevi tazminatın teminat altına alındığı ve kaza başına manevi tazminat poliçe limitinin 25.000,00-TL olduğu, davacı ...'in dava tarihinden önce davalı ... şirketini temerrüte düşürdüğünü iddia ve ispat edemediğinden sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve yine kazaya sebebiyet veren aracın ticari araç olması sebebi ile davacının avans faiz isteminde bulunabileceği gözetilerek, davalı ... şirketi sorumluluğunun 25.000,00-TL poliçe teminatı ve dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sınırlı olduğu, ayrıca davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, her bir davacı yönünden davanın kabul ve reddi için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu trafik kazasının, davalı ... Bakanlığı'na bağlı ...'nın askeri birimi olan ... ... sınırları içindeki karayolunda meydana geldiğini, kazanın meydana geldiği yerde trafik güvenliği yönünden gerekli düzenlemeleri yapmayan ve önlemleri almayan davalı idarenin, kusur ve ihmali ile işbu kazaya sebebiyet verdiğini,  Donanma Komutanlığı içerisinde servis taşımacılığı işinin verildiği firmanın ve kazaya karışan ... plakalı servis aracının kontrol ve denetimi ile kaza gününde ticari amaçla Komutanlık içerisinde bulunan ... plakalı diğer aracın bölgeye giriş-çıkışı ve alanda geçirdiği süreçte kontrol ve denetimi yönünden de davalı idarenin kusur ve ihmali bulunduğunu, davalı idarenin, can ve mal güvenliği ile trafik güvenliği yönünden alınmayan önlemler ile gerekli kontrol, denetim ve düzenlemelerin yapılmaması sebebiyle, işbu kazadan doğan zararlardan 2918 sayılı Kanun gereğince davalı ... Bakanlığı yönünden de adli yargının görevli olduğunu, adli ve idari yargı kolları arasındaki görev uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmekle yetkili olan Uyuşmazlık Mahkemesi'nin, 2918 sayılı Yasa'nın değişik 110. maddesinin yürürlük tarihinden itibaren benzer uyuşmazlıklarda istikrarlı olarak verdiği kararlarında, trafik kazalarında idarenin hizmet kusuruna dayanan tazminat talepli davaların adli yargı yerinde görüleceğine işaret edildiğini, konuyla ilgili Yargıtay'ın son dönemde vermiş olduğu ilke kararlarında da, Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararı ile Uyuşmazlık Mahkemesi'nin süregelen kararları doğrultusunda, trafik kazalarına ilişkin idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan tazminat davalarına adli yargıda bakılacağına işaret edildiğini, davalı ...,'ın müvekkili davacı ...'e servis aracına binişi ve araçtan inişi sırasında eşlik etmek, güvenli şekilde araca binmesi ve inmesini sağlamak ile yükümlü servis hostesi olduğunu, kaza gününde müvekkili davacı ...'in taşınması sırasında servis aracında bulunmadığını, müvekkilinin, ailesine güvenli bir şekilde teslimiyle ilgili üzerine düşen görev ve sorumluluğunu yerine getirmediğini, bu anlamda, davalı ...'ın kusuru ve ihmali ile işbu kazaya sebebiyet vermiş olup, davalı ... yönünden eksik inceleme ile verilen kararın davalı ... yönünden kaldırılması gerektiğini, davacı müvekkili ...'in, yargılama konusu kaza nedeniyle yatağa bağımlı ve başkasının bakımına muhtaç halde kalan diğer müvekkili ...'in ablası olduğunu, kardeşi ...'ten yalnızca 2 yaş büyük olan müvekkili ...'in, kaza sonrası kardeşinin ölümle yüz yüze gelmesine ve bu süreçte anne ve babasının yaşadığı korku, endişe ve acılara birebir şahit olduğunu, davacı müvekkili ...'in, bu olaydan sonra ağır bir psikolojik travma yaşadığını, anne ve babası gibi müvekkil ...'in de, işbu kaza sebebiyle tüm hayatını kardeşi ...'in mevcut durumuna göre değiştirmek zorunda kaldığını, kararın müvekkili ... yönünden verilen kısmen redde ilişkin kısmının müvekkil lehine kaldırılması ve müvekkil davacı ... yönünden davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalılar ..., ..., ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı tarafta birden fazla davalı bulunduğunu, davaya konu olayın da Kocaeli ili Gölcük ilçesinde meydana geldiğini, Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/249 Esas, 2018/100 karar nolu kararında belirlenip kesinleşmiş karara göre gerçek  manada olayda kusurlu olan davalıların tümünün Kocaeli’nde ikamet ettiğini, dolayısıyla davanın görüldüğü Ankara Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu ve bu durumun gözetilmesi gerektiğini, Gölcük 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 13/02/2018 tarih ve 2015/249 E., 2018/100 K sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Ceza Dairesinin 06.02.2019 tarih ve 2018/3717 E., 2019/344 K sayılı kararı ile kesinleştiğini, bu doğrultuda taraflar arasında daha önce Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmış ve kesinleşmiş olmasına rağmen yetki itirazını aşmak için dava davalılardan birisi olan ... Bakanlığı’nın yerleşim yeri olan Ankara’da açılmış olup yetkisiz mahkemede görüldüğünü,  dava sonucu verilen kararın Ankara 16. İcra Dairesinde 2020/11162 Esas numarası ile icra takibine konulduğunu, söz konusu icra takibinde toplam alacak miktarının 2.337.944,77-TL olduğunu, dolayısıyla manevi tazminatın miktarı tespit edilirken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının göz önünde bulundurulması gerekirken bu hususun dikkate alınmayarak müvekkili davalılardan mahkemece verilen 1.100.000-TL manevi tazminatı faiz ve masraflar ile birlikte 2.337.944,77-TL olarak talep edildiğini, bu miktarın ödenmesinin müvekkili davalılar açısından imkansız olup, kısmi ödeme dahi  sosyal ve ekonomik açıdan çok zor bir duruma sokacağını ve bununla birlikte müvekkili davalıların iflas etmesine varacak boyutlarda telafisi güç ve imkansız zararlar ortaya çıkaracağını, müvekkili davalılardan ...’ın sürücülüğünü yaptığı okul servisinin ... içinde kendi servisinde kayıtlı öğrenci olmamasına rağmen müvekkili ...’in annesinin ısrarı ile ...’i bir menfaat karşılığı olmaksızın servisine aldığını, müvekkili ...'ın ...’i hatır karşılığında taşıdığını, diğer müvekkilleri ... ve ...’ın bu taşımadan haberlerinin dahi olmadığını, çünkü öğrencinin sabah okula giderken servisi kullanan servis müşterisi olduğunu, dönüşte servisi kullanmadığını, hatır taşımacılığı halinde gerek öğretide gerekse de Yargıtay İçtihatlarında tazminattan uygun bir miktar indirim yapılması benimsenmiş ve yerleşmiş bulunduğunu, ancak yerel mahkeme bu duruma değinmeden tazminat miktarını tespit ettiğini, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararda davacıların avans faiz isteminde bulunabileceğini belirttiğini, avans faizine hükmedilebilmesi için ortada ticari iş niteliğini haiz bir işin bulunması gerektiğini, oysa davaya konu olayda meydana gelen kazanın bir haksız fiil niteliğinde olup kazaya sebebiyet veren her iki araç içinde ticari iş hükmünde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, zira kazanın bir haksız fiil niteliği taşıdığını ve taşıma işi yapanlar esnaf niteliğinde olduğunu, dolayısıyla  kazanın tacirin borcundan kaynaklanmadığını, yerel mahkemenin müvekkili davalılar aleyhine olacak şekilde avans faizine hükmetmesinin hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesini, aksi takdirde diğer gerekçeler ile hükmedilen fahiş manevi tazminat miktarının indirilmesine karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tHer ne kadar taşıma sözleşmesi 6102 sayılı TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde \"Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi\" tüketici, 3/ı bendinde ise \"Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem\" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu  işlemler  ile  ilgili  diğer  kanunlarda  düzenleme  olmasının,  bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. <br>\tSomut olayda da davanın açıldığı 16/08/2017 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacıların murisinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, davalı servis sürücüsü ve araç maliki ..., servis işletmecisi ... firmasının sahibi ve yetkilisi  ... ve ..., servis öğretmeni ... ... ve servis hostesi ... yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. <br>\tDavalı ... Şirketi ile diğer davalılar yönünden ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde \"ihtiyari dava arkadaşlığına\" yer verilmiş, 166/4. maddesinde \"davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı\" hükme bağlanmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde hangi davaların birlikte görüleceği ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta, davalı ... şirketi ile davacılar ve murisleri arasında bir sigorta sözleşmesi ilişkisi yoktur. Servis aracının sigortacısı yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de işbu dava, kazada farklı hukuki sebeplere dayalı olarak sorumlu bulunan davalılara karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı ... Şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Aynı açıklamalar, sorumluluğu haksız fiilden kaynaklanan ve bu itibarla hakkındaki davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gereken müteveffaya çarpan ... plakalı araç sürücüsü ..., işleteni ...İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.  yönünden de geçerlidir.       <br>\t O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta tüm davalılar yönünden tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanun'un 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tKabule göre de, mahkemece davacının, davalı ... Bakanlığı yönünden hizmet kusuruna dayandığı, bu durumda kazaya karışan araçların işleteni olmayan ve hizmet kusuru sebebi ile aleyhine işbu manevi tazminat istemli dava açılan ... Bakanlığı yönünden idari yargının görevli olduğu kabul edilerek, HMK 114/1-b maddesi uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebi ile ... Bakanlığı aleyhine açılan davanın HMK 115 maddesi gereğince reddine karar verilmiş ise de, davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu servis taşımacılığı işinin Donanma Komutanlığı tarafından \"...\" isimli firmaya verildiğini iddia ettiğine göre, davacı vekilinin davalı ... Bakanlığı yönünden münhasıran hizmet kusuruna dayandığından söz edilemez. Bu durumda mahkemece, öğrenci servis taşımacılığı işinin davalı ... Bakanlığı tarafından \"...\" firmasına verilip verilmediği ve buna göre kazanın meydana gelmesinde davalının hizmet kusuru dışındaki sebeplere dayalı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlarda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın yargı yolunun caiz olmaması sebebi ile ... Bakanlığı aleyhine açılan davanın usulden reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.<br>\t2- İstinaf kararının neden ve şekline göre, taraf vekillerinin tüm istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekili ile davalılar  ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 05/11/2020 gün ve 2017/570 Esas - 2020/687 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-HMK'nın 353/1-a.3. maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine,<br>\t3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için  Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-İstinaf kararının neden ve şekline göre davacılar vekili ile davalılar  ..., ... ve ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-Davacılar tarafından istinaf başvurusunda peşin ve ayrı ayrı olarak yatırılan 54,40'ar TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacılara iadesine, \t<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 18.790,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde anılan davalıya iadesine,<br>\t7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, \t<br>\t8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t9-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/01/2024 tarihinde HMK 353/1-a-3. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024<br><br><br>Başkan<br>...<br> <br><br><br><br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87de252688076083","SID":"838e79019f1a8c87"}}