{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2215 <br>KARAR NO: 2024/86<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/171 Esas<br>KARAR NO: 2023/810<br>KARAR TARİHİ: 01/11/2023<br>DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 04/09/2020 tarihinde Komisyon Sözleşmesi (Çalışma Sözleşmesi) akdedildiğini, anılan sözleşmeye göre müvekkili şirketin davalı şirket tarafından üretimi yapılan medikal maskelerin İtalya adresinde mukim ... firmasına pazarlanması işini yürüteceğini, bunun karşılığında müvekkili şirketin sözleşmede belirlenen fiyatın üstünde kalan kısımdan komisyon bedeline hak kazanacağını, sözleşmenin 4.2. maddesine göre ... firmasına yapılacak medikal mavi maske ihracatı için 0.52-TL/CIF Bari-İtalya teslimi fiyatından anlaşma yapıldığını, bu fiyat üzerindeki bedelin müvekkili şirkete ait olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 4.3. maddesinde  ... Firması'ndan ihracat bedelleri geldikten sonra müvekkili şirketin hak edişi için davalı ... fatura keseceğini ve ödemeyi ...  alacağını, işbu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin aracılık görevini tam olarak ifa ettiğini, ...  firmasına maske ihracatı yapılmasını sağladığını, davalı ... Tekstil tarafından İtalyan ... firmasına kesilen 09/09/2020 tarihli, ... numaralı 592.164,72-TL. bedelli fatura ile 29/09/2020 tarihli, ... numaralı 995.829,36-TL. bedelli faturadan ve bu faturalara istinaden davalı hesabına gelen ödemelerin ihracatın yapıldığını ispatladığını,  faturalardan müvekkili şirketin komisyon hakkı kazandığının anlaşıldığını, davalı şirket tarafından İtalya'daki  ... firmasına yapılan maske ihracatı neticesinde 21/09/2020 ile 26/10/2020 tarihleri arasında davalı şirketin banka hesabına toplamda 164.596,00 Euro (1.517.236,41-TL Ödeme Tarihlerindeki Kur'a göre) ... firması tarafından ödeme yapıldığını, sözleşmenin 4.2. maddesi uyarınca yapılan hesaplamaya göre bunun 527.887,64-TL.'sinin müvekkili davacı şirketin hakkı olduğunu ve müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin komisyon alacağı için davalı şirkete 01/02/2021 tarihli ve ... No.lu  527.887,64-TL.'lik proforma faturayı kestiğini, faturanın noter kanalıyla davalı şirkete tebliğ edildiğini, yapılan sözlü görüşmelere rağmen müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı şirkete Bakırköy .... Noterliği'nden 26/02/2021 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarname keşide ederek; ihtarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde ödeme yapmalarının, aksi takdirde yasal haklarını kullanacakları hususunun ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen davalı şirket tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı şirketin temerrüde düştüğünü belirterek ve dilekçesinde açıklanan diğer nedenlerle; öncelikle davalı şirketin taşınır, taşınmaz ve 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine dava değeri olan şimdilik 100.000,00-TL. tutarındaki alacakları kadar ihtiyati haciz konulmasına, yapılacak yargılama sonucunda ise fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak davalarının kabulüne, müvekkili şirketin hak kazandığı komisyon bedelinden şimdilik 100.000,00-TL.'lik alacağın davalı şirketin temerrüde düştüğü 13/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu 23/06/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda komisyon bedeli alacağı talebini 418.715,47 TL artırarak dava değerini 518.715,47 TL'ye çıkartmış, noksan harcı ikmal etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; her ne kadar davacı tarafça, müvekkili davalı şirket ile sözleşme yapıldığı belirtilmiş ise de, davacının dayandığı sözleşmede yer alan ...’nın müvekkili şirket adına sözleşme yapma ve müvekkili şirketi temsil etme yetkisininin bulunmadığını, yetkisiz kişinin yaptığı sözleşmenin müvekkilini bağlamadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin yerleşim yeri adresinin Merkez/Batman\" olduğunu, dava konusu yapılan proforma fatura alacağına dayalı borç yönünden yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri değil, 6100 sayılı HMK.'nun 6. maddesinde göre genel yetkili mahkeme olan Batman (yani davalı müvekkilinin yereşim yeri olan Batman) Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle öncelikle yetkiye itiraz ettiklerini, mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Batman Mahkemeleri’ne gönderilmesini, esasa yönelik olarak ise davacı tarafın 04/09/2020 tarihli sözleşmeye dayanarak müvekkili şirketten komisyon alacağı talebinde bulunduğunu, dava konusu olduğu iddia edilen alacak kaleminin zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacı tarafça talep miktarı tam olarak belirtilmediğinden müvekkili şirketin temerrüte düşmediğini, müvekkili şirket aleyhine açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle; öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Batman Mahkemeleri'ne gönderilmesini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ise davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  Mahkemece, \"...Tarafların ticari defterlerini detaylı olarak inceleyen, dava dışı İtalyan firmasınca düzenlenen faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğunu, bu nedenle davacının sözleşme kapsamında yüklendiği edimini ifa ettiğini tespit edip, bu firma tarafından yapılan ödemeler çerçevesinde sözleşmenin 4.2 ve 4.3 maddelerine uygun olarak hesap yapan bilirkişi raporu benimsenerek taleple bağlılık ilkesi uyarınca \" davanın kabulü ile 518.715‬,47 TL'nin temerrüt tarihi olan 13/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; sözleşmede davalı adına imzası bulunan ...  davalı şirketi temsile yetkisi  ve müdür sıfatı bulunmadığını, davalı şirketi münferiden temsil yetkisinin ...'a ait olduğunu, dolayısıyla yetkisiz kişi tarafından imzalanmış olan sözleşmenin müvekkil şirketi bağlamayacağını, kabul etmemekle birlikte sözleşme kurulduğu kabulü edilse dahi, davacıya komisyoncu olduğu satışlar için ödeme yapıldığını, müvekkil şirketin davacı taraftan bağımsız olarak yapmış olduğu satışlara yönelik davacı tarafın herhangi bir dahili bulunmadığından davacının aracı olmadığı satışlarda herhangi bir hak edişi mevcut olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında imzalandığı iddia olunan  sözleşmeden kaynaklı komisyon bedeli alacağı istemine ilişkindir.Davacı vekili, taraflar arasında 04/09/2020 tarihinde imzalanan sözleşme  gereğince davacı şirketin, davalı şirket tarafından üretimi yapılan medikal maskelerin,  Galatina - İtalya adresinde mukim ... firmasına pazarlanması işini yürüteceği, bunun karşılığında davacı şirketin sözleşmede belirlenen fiyatın üstünde kalan kısımdan komisyon bedeline hak kazanacağı kararlaştırıldığı, işbu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin aracılık görevini tam olarak ifa ettiği, ... firmasına maske ihracatı yapılmasını sağladığı, davalı şirket tarafından İtalyan ... firmasına kesilen faturalara istinaden davalı hesabına gelen ödemelerin ihracatının yapıldığı ispatladığı, söz konusu faturalardan müvekkili şirketin komisyon hakkı kazandığınından bahisle sözleşmede kararlaştırılan ücret alacağın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ise sözleşmede davalı adına imzası bulunan ...'nın  davalı şirketi temsile yetkisi  ve müdür sıfatı bulunmadığı, davalı şirketi münferiden temsil yetkisinin ...'a ait olduğu, dolayısıyla yetkisiz kişi tarafından imzalanmış olan sözleşmenin müvekkil şirketi bağlamayacağı, kabul etmemekle birlikte sözleşme kurulduğu kabulü edilse dahi, davacıya komisyoncu olduğu satışlar için ödeme yapıldığı, müvekkil şirketin davacı taraftan bağımsız olarak yapmış olduğu satışlara yönelik davacı tarafın herhangi bir dahili bulunmadığından davacının aracı olmadığı satışlarda herhangi bir hak edişi mevcut olmadığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. Dosyaya ibraz edilen 04/09/2020 tarihli \"Çalışma Sözleşmesi\" başlıklı sözleşmenin konusunu,  davacı şirketin, davalı şirket tarafından üretimi yapılan medikal maskelerin,  Galatina - İtalya adresinde mukim ... ve  ... firmasına pazarlanması, sözleşmede belirlenen şartlarla davalının ihracat yapması için satımı, teslim edilmesi oluşturduğu ve yapılan satışlara göre komisyon bedeli ödeneceği kararlaştırıldığı, sözleşmenin davalı şirket adına ... tarafından imzalandığı, ancak davalı şirketi münferiden temsil yetkisinin ...'a ait olduğu dolayısıyla  sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından imzalandığı görülmüştür. Ancak sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından akdedilmiş olması salt  sözleşmenin geçersiz olduğunu göstermez.Bir kimsenin, hüküm ve sonuçları başka bir kişinin hukuk alanında doğmak üzere o kişinin ad ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisine temsil denir (Eren, F.; Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 22. Baskı, Ankara 2017, s. 444). Temsil hâlinde işlem temsilci tarafından temsil olunanın nam ve hesabına yapıldığından hukuki işlemin tarafı, doğrudan doğruya temsil olunandır. Temsilci hukuki işlemi temsil olunanı hiç söylemeden kendi adına yaptıktan sonra bu işlemden doğan hak ve borçları temsil olunana nakledebileceği gibi (dolaylı temsil), hukuki işlemi yaparken bu işlemi doğrudan temsil olunan nam ve hesabına da (doğrudan temsil) yapabilir. Temsilin söz konusu olabilmesi için temsilcinin hukuki işlemi/muameleyi temsil olunan adına yapması, bunu diğer tarafa bildirmesi, temsilcinin temsil yetkisinin bulunması veya temsil olunanın sonradan yapılan hukuki işleme icazet vermesi gereklidir. Bu noktada, mümessil tarafından yapılan hukuki işlemden doğan hak ve borçların temsil edilene ait olabilmesi için gerekli en önemli unsur; mümessilin, temsil edilen adına hukuki işlem yapmaya yetkili olmasıdır. Temsil yetkisi, temsil olunanın temsilciye, kendisini üçüncü kişiler nezdinde temsile yetkili olduğunu bildiren bir irade beyanıdır. Temsil ilişkisinin meydana gelmesi için yetki beyanının temsilcinin hakimiyet alanına ulaşması yeterlidir. Doğrudan doğruya temsilin söz konusu olabilmesi için gerekli olan temsil yetkisinin olmaması hâlinde, temsil olunanın sonradan icazet vermesi bu noksanlığı tamamlar ve bu icazetle temsilci ile temsil olunan arasındaki temsil ilişkisi ispatlanmış olur. Temsil yetkisinin olmaması ve temsil olunanın icazet vermemesi hâlinde hukuki muamele kesin olarak hükümsüzdür. Temsil olunan ve temsilci, hukuki işlem ile bağlı değillerse de yetkisiz temsil ile işlem yapan temsilcinin üçüncü kişinin zararını karşılamak ile yükümlü olduğu açıktır (HGK'nun 22.09.2010 tarih ve 2010/13-414 E., 2010/412 K.). Bu husus TBK'nun 46. maddesinde; \"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.\" şeklinde ifade edilmiştir. Aynı yasanın 47. Maddesinde de temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden isteyebileceği düzenlenmiştir.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bilirkişi heyetinden alınan 24/04/2013 tarihli raporda özetle ; \" Tahsilat ve ödemeler açısından bakıldığında, davacının ticari defter kayıtlarından ve banka dekontlarından da görüleceği üzere kısa vadeli borç olarak davalıya ödediği 309.000,00 TL tutarın, davacı şirket adına çocuk maskesi satın alınarak ihracat yapılması için verildiği ve daha sonrada yukarıda da belirtildiği üzere davalı tarafından çok kısa zamanda ödendiği görüldüğü, davacı şirketin ticari defterlerinde (dava dışı şirkete yapılan satıştan kaynaklı komisyon alacağı için) yapılan hizmete dair kayıtların olmaması nedeniyle Çalışma Sözleşme’sine göre düzenlenen proforma faturası yönünden inceleme yapıldığında; davalı şirketin ... firmasına düzenlenen faturalarla ihracatı gerçekleştirdiği ve bedellerin de banka hesabına geldiği tespit edildiği, davacı şirketin sözleşmenin 4.2. maddesi uyarınca 01.12.2021 tarihinde davalı şirkete KDV dahil 527.887,64 TL tutarında proforma fatura düzenlediği, davalının İtalyan ... firmasına yaptığı ihracatlar  nedeniyle davalı tarafından fatura edilen toplam 178.496,00 EURO bedelli ihracattan 164.566,00 EURO tahsil edildiği, aradaki 13.930 EURO tutarın tahsil edilmediği görüldüğü, davacının, davalıdan sözleşmenin 4.2.maddesi gereğince  yapılan hesaplamalara göre, 535.672,47 TL. tutarında sözleşmeden doğan komisyon alacağı bulunduğu \" yönünde görüş bildirilmiştir. Her ne kadar davalı adını sözleşmeyi imzalayan ... temsilci sıfatına haiz olmadığı, sözleşmenin yetkisiz temsilci ile imzalandığı anlaşılmış ise de tarafların incelen ticari defter ve kayıtlarından anlaşıldığı üzere davalı şirketin sözleşme kapsamında ifaya yönelik işlemlerde bulunduğu, sözleşmeye konu dava dışı yabancı şirketlere medikal maskelerin ihracatının gerçekleştirildiği, dolayısıyla  yetkisiz temsil ile yapılan sözleşmeye zımnen icazet verdiği anlaşılmıştır. Bu durumda yetkisiz temsilci ile yapılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçerli bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde; sözleşmenin,  simsarlık alacağına ilişkin olup TBK 520. Maddesinde simsarlık sözleşmesi “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve 2017/13-621 E., 2018/1929 K. sayılı kararı'nda simsarın ücret alacağının doğumu için gerçekleşmesi gereken şartlar;  \" a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi durumunda ödeneceğini de kararlaştırabilirler. b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK bu şartı, \"yaptığı faaliyet sonucunda\" sözleriyle ifade etmiştir (m. 521/1). Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir.  c) Anılan Kanun’un  523. maddesinde (BK m. 407) düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir. \" şeklinde ifade edilmiştir.  O halde, simsarın ücrete hak kazanabilmesi için sözleşmenin kurulmuş olması ve illiyet bağının bulunması diğer ifade ile asıl sözleşme, simsarın yaptığı faaliyet sonucunda kurulmuş olması gerekir.  Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı şirketin ... firmasına düzenlenen faturalarla ihracatı gerçekleştirdiği, davacının, davalıdan sözleşmenin 4.2.maddesi gereğince  yapılan hesaplamalara göre, 535.672,47 TL. tutarında sözleşmeden doğan komisyon alacağı bulunduğuna karar verilmiş ise de illiyet bağı yönünden diğer bir ifade ile sözleşmeye konu davalı şirket tarafından üretimi yapılan medikal maskelerin, dava dışı şirkete ihracatın yapılmasında davacı şirketin aracılık faaliyetini yerine getirip getirmediği araştırılmamıştır. Davacı vekili, dosyaya ibraz edilen mail yazışmalarında açıkça tespit edildiği üzere davalı tarafın sözleşmede yer alan yurt dışı şirketlerine yaptığı maske satışında tüm süreci müvekkil şirket yürüttüğünü, ayrıca İtalyan ... firmasının ihracatının davacı kontrolünde yaptırıldığına dair yazısı da dosyada bulunduğunu, davalı şirketin sözleşmeye konu şirketlerle herhangi bir irtibatı olmadığını, yurt dışında mukim işbu şirketlerle yapılan satışların hepsi komisyon sözleşmesinden sonra olup bu satışların pazarlamasını yapan ve süreci yürüten müvekkil şirket olduğunu iddia etmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş;  bilirkişi raporunda davacının komisyon alacağının tespitinde esas alınan; davalının, dava dışı İtalyan ... firmasına yaptığı ihracatlarda davacının aracılık faaliyetini yerine getirip getirmediği konusunda tarafların dayanmış oldukları deliller üzerinde inceleme yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya  elverişli olacak şekilde mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor yada yeni bir heyetten alınacak rapor sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın  353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2022/171 Esas, 2023/810 Karar sayılı ve 01/11/2023 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İadesine,4-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye GELİR KAYDINA, istinaf karar harcının talep halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5096e4ade3b8a058","SID":"defac51972129b48"}}