{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2269 Esas<br>KARAR NO: 2024/61<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/02/2020<br>NUMARASI: 2017/379 E. - 2020/73 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 28.11.2014 tarihli ve 3 Temmuz 2015 tarihli Mali Hakların Devrine yapımcı sıfatı ile davacının üstlendiği yükümlülük ve haklar ile, davalı ... ile müvekkilİ şirket arasında aynı zamanda menajerlik hizmetlerini kapsar bir biçimde karma nitelikli iki ayrı sözleşme akdedildiğini, ikinci sözleşmenin ilk sözleşmenin devamı mahiyetinde olduğunu, anılan sözleşmenin 4. Maddesinde detaylı olarak sözleşmenin konusu; \"yedekleri ile birlikte toplam 30 adet müzik yapıttnı içeren 3 adet albümün- master bandın ya da 6 adet single albümün - master bandın sanatçı tarafından yapımcı hesabına seslendirilmesi, tanıtım faaliyetlerine katılınması yapımların ve master bantların hazırlanmasında ve telli telsiz her türlü ses taşıyıcılarına kayıt edilmiş olarak albüm ya da single biçiminde yayımlanmalarında, bilgisayar ortamı, digital ortamı, WAP, multimedia yazılım, internet ve benzeri yerlerde kullanılmalarında, tanıtım ve pazarlamalarında taraflara düşen yükümlülükler ile bunların yerine getirilmesinin koşulları\" olarak düzenlendiğini,  sözleşme uyarınca, sözleşme süresince ve belirtilen koşullarla meydana getirilecek eserlerin tüm mali haklarının davalı tarafça müvekkiline devredildiğini, bununla birlikte aynı sözleşme ile geniş bir biçimde televizyon programları, konserler, tiyatro gibi her nevi sahne gösterileri şeklinde yapılacak tüm yorumlamalara, sunuculuk, oyunculuk gibi sözleşmede belirtilen davalıya ait ... haklarının pazarlanması ve gerekli anlaşmaların yapılması sonucu doğan ücretlerin %20'lik kısmının davalı ya da menajeri tarafında müvekkili yapımcıya ödeneceğinin belirtildiğini, sözleşmenin 5 yıllık bir süre için yapıldığını, sözleşme içeriğine göre albümlere ait ... yapılmış albüm masterlarından ilkinin sözleşme imzalanması anında, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci albüm masterlarının ise her birinin 5 ay aralıklarla teslim edileceği, zamanında yapımcıya teslim edilmemesinin sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğinin kararlaştırıldığını,  davalının müvekkiline 6 Ekim 2016 tarihinde tebliğ edilen Beşiktaş ...Noterliği'nin 3 Ekim 2016 Tarih ... Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile 03.07.2015 tarihli sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini bildirdiğini, ihtarnamede davalının sözleşmeyi, müvekkilinin baskıları ile sanat hayatının kesintiye uğrayacağı kaygı ve korkusu ile zaruret altında imzaladığını ve imza tarihinde sektör koşullarına hakim olmadığını ve bu sözleşmeyi serbest iradesi ile imzalamadığını, Sözleşmenin taraflara yüklediği edimler arasındaki dengenin aşırı derecede bozulduğunu ve hiçbir maddi kazanım elde edemediklerini  bu sebeple büyük zarara uğradıklarını, Sözleşmenin kendilerine yüklediği tüm edimlerin kendilerince ifa edildiğini ancak müvekkilinin, bu edimlerin karşılığını kendilerine ödemediğini, Son tahlilde sözleşmeden beklediği faydayı sağlayamadığı hususlarını gerekçe olarak gösterdiğini, davalının tüm iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, sözleşmenin kendisine yüklediği sorumluluktan sıyrılmaya yönelik olduğunu, davalının feshinin cayma hakkına yönelik olarak kabul edilmesi durumunda buna  dava dilekçesi ile süresi içerisinde itiraz ettiklerini, davalının fesihte tamamen kötü niyetli olduğunu,  sözleşmedeki sorumluluklardan kurtulmaya yönelik soyut ve gerçek dışı iddialarla feshettiğini, 3 Temmuz 2015 Tarihli Sözleşmenin taraflar arasında akdedilmiş ilk sözleşme olmadığını, davalı ile dava dışı ..  arasında karşılıklı hak ve yükümlülükler içeren 21.11.2014 tarihli Menajerlik sözleşmesi imzalandığını,  bu sözleşmenin de müvekkili şirket yetkilisi tarafından dava dışı ... ödenen 100.000,00 TL. fesih bedeli ile sonlandırıldığını ve davalının ibrasının sağlandığını, davalının bu şekilde ahde vefa ilkesine aykırı hareket ettiğini, davalının büyük bir heves ve istek ile PDND ile çalışmaya talip olduğunu, kendiside sanatçı olan davacı şirket yetkilisi tarafından baskı yapıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının davalının iddia ettiği kapsamda baskı ya da kaygı uyandıracak bir uslup tutum davranış ve hareket içinde olmadığını, sözleşmenin imza tarihinde \"no name\" tabir edilen isimsiz bir şarkıcı olan davalının, tamamen müvekkilinin yoğun-etkin ve yüksek maliyet gerektiren çabaları ile son derece tanınan bir şarkıcı haline geldiğini, çeşitli ödüller kazandığını ve hali hazırda sözleşmeden beklediği faydayı sadece 1 yıl içinde fazlası ile elde ettiğini, davalının müvekkili ile sözleşmesi devam ederken bir başka yapımcı olan ... Limited Şirketi ile çalışmaya başlayarak sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ve müvekkili ile akdettiği sözleşme hükümlerinden sıyrılmak amacıyla \"haklı nedenle fesih\" senaryosunu hayata geçirdiğini, davacının haksız ve hukuka aykırı olarak edimlerini yerine getirmemesi ve getirmeyeceğini beyan etmesi nedeniyle müvekkilinin büyük maddi kayba uğradığını, ayrıca haksız fesihten dolayı manevi zararının da bulunduğunu beyanla  03.07.2015 tarihli sözleşmenin, davalı tarafından haksız feshi nedeni ile fazlaya ilişkin talep ve dava haklar  saklı kalmak kaydı ile borcun gereği gibi ifa edileceği ve bu sayede kazanç elde edeceği konusundaki haklı beklentisi boşa çıkan müvekkilinin mağduriyetinin ortadan kaldırılması amacıyla sözleşmenin aynen ifasına ve ifanın gecikmesi nedeniyle müvekkilin uğramış olduğu zararın karşılığında ,fazlaya dair dava, talep ve ıslah hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 10.000.-TL gecikme tazminatına hükmedilmesini, aynen ifanın mümkün olmaması halinde konunun aciliyeti dikkate alınarak karşı tarafa tebliğden önce tüm hakları müvekkile devredilmiş olan, her mecrada yayma, dağıtma, çoğaltma hakkına sahip olduğu, \"...\", \"...\", \"...\", \"...\" isimli eserlerin; sözleşmenin 4- 5- 10- 11 ve 12. (ve diğer ilgili) Maddeleri uyarınca davacı Yapımcı uhdesi dışında yayınlanması, dağıtılması, çoğaltılmasının engellenmesi ve taraflar arasındaki 03.07.2015 tarihli sözleşme kapsamında müvekkile devredilen mali haklarına ilişkin herhangi bir tasarruf muamelesi yapılmaması hususunda gerekirse her türlü teminat karşılığı ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının haksız feshi sonucu, borcun gereği gibi ifa edileceği ve bu sayede kazanç elde edeceği konusundaki haklı beklentisi boşa çıkan müvekkilinin uğramış olduğu zararın tespiti ile tazmini için fazlaya dair talep, dava ve ıslah hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10,000.-TL maddi tazminat bedelinin, fazlaya dair talep, dava ve ıslah hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000.- TL manevi tazminat bedelinin, taraflar arasındaki 03.07.2015 tarihli sözleşmenin 4. Maddesi kapsamında davalının yerine getirmediği, getirmeyeceğini yazılı olarak beyan ettiği eksik edimlerinin ve yine sözleşmenin 9. Maddesinin (e)bendine aykırı eylemlerinin her biri açısından ayrı ayrı olmak üzere yine aynı sözleşmenin 18. Maddesi de dikkate alınmak suretiyle hesaplanacak cezai şart için,fazlaya dair talep, dava ve ıslah hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000.- USD karşılığı Türk Lirası cezai şart bedelinin, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. 28/01/2020 tarihli ıslah dilekçesinde özetle;10.000,00TL Maddi Tazminat, 20.000,00TL Manevi Tazminat, 10.000,00USD Cezai Şart olmak üzere toplamda 61.000,00TL olan taleplerini, ıslah ederek toplamda 1.000.000,00TL'nin ve dava tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; anılan 03.07.2015 tarihli sözleşmenin 18. Maddesinin, \"Sanatçı, sözleşmedeki bütün hükümlerine riayet edeceğini ve üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getireceğini, yerine getirmediği her bir yükümlülük için hiçbir ihtara gerek kalmaksızın Yapımcıya 250.000 USD ikiyüzellibin) veya talep tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk kirası karşılığını cezai şart olarak ödemeyi ve cezai şart miktarı ile ilgili olarak tenkis talebinde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder... \" şeklinde olduğunu, görüldüğü üzere taraflar arasında imzalanan 03.07.2015 tarihli sözleşme gereği taraflar arasında belirlenen  cezai şart miktarı 250.000 USD olduğunu, ancak davacının haklarını saklı tutarak 10.000 USD'lik kısmı için dava açtığını,  davacının cezai şart miktarının kısmi olarak talep etmesinin usulen mümkün olmadığını,  bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin oyunculuk yaparak sanat camiasında adını duyurduğunu ve bu sayede kendisine çok geniş bir çevre yaptığını, gerek ailesinin gerekse geniş çevresinin baskısıyla müzik piyasasına da girdiğini,  2013 yılında müzik çalışmalarına başlayan müvekkilinin davacı şirket sahibi ... ile tanıştığını ve davacının da yönlendirmeleriyle albüm çıkarmaya karar verdiğini, ancak davacı aralarında imzalanması gereken sözleşmeyi, müvekkilini bugün, yarın diye oyalayarak imzalamadığını, müvekkilinin ilk single albümünü çıkaracağı tarihten 3 gün önce yani 28.11.2014 tarihinde davacı şirketin iyi niyetine güvenerek apar topar 28.11.2014 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, tamamen kendi çevresinin sayesinde PR çalışmaları yapılarak adını duyurmaya başlayan müvekkilinin davacının bilinmeyen bir nedenle ve çok ısrarıyla yine davacının tüm iyiniyetine güvenerek vc tamamen bu konuda tecrübesiz bir sanatçı olması nedeni ile 03.07.2015 tarihli ikinci sözleşmeyi davacı şirket ile imzaladığını, müvekkilinin tüm özverisiyle çalışarak  adını duyurmaya çalıştığını ve elinden gelenin en iyisini yaparak kendi adını duyurmayı başardığını, bu süreç içersinde müvekkilinin sözleşmede kendisine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin kendi çabasıyla edindiği çevresi sayesinde birçok dergi ile, röportaj yaptığını davacının bu tanıtımlarda hiçbir payının olmadığını, bahsi geçen dava konusu 28.11.2014 ve 03 07.2015 tarihli sözleşmelerin 9-e maddesi gereği müvekkil, sözleşme süresi içerisinde konser, imza günü, oyunculuk, sunuculuk, şarkıcılık ve her türlü görsel ve işitsel işlerle ilgili yapacağı her türlü albüm, video kaset, klip, kısa ve uzun metrajlı sinema ve televizyon film ve dizilerinin, her nevi fotoğraf ve imaj faaliyetlerinin, her türlü reklam spot ve film çalışmaları ile mevcut ve ileride geliştirilebilecek yeni tekniklere konu tüm ses ve görüntü taşıyıcılarıyla ilgili seslendirme görüntü verme çalışmalarının, her türlü radyo ve televizyon programlan, tiyatro, gece kulübü, bar, konser gibi her nevi sahne gösterileri şeklinde yapacağı tüm yorumlama, sunuculuk, oyunculuk vb. temsil faaliyetlerinin düzenlenmesi, korunması ve tanıtım ve pazarlanması ve sponsorluk çalışmaları, müvekkile ait merchandising haklarının pazarlanması  bu konularda gerekli anlaşmaların yapılması, gelir temin edilebilecek olanlarla ilgili ücretlerin %20lik kısmı müvekkili tarafından davacıya ödeneceğini, davacının bu madde gereği, müvekkili ile ilgili tüm sözleşmeleri akdettiğini ve müvekkiline ödenecek bedelleri tahsil ettiğini, sözleşme gereği ilk singleın masraftan çıktıktan sonra konserlerden ve sair anlaşmalardan elde edilen gelirlerin müvekkiline ödenmesi gerekirken, tüm gelirleri davacı yanın tek taraflı olarak kendinde tutup, hiçbir açıklama yapmadan adeta müvekkiline harçlık verir gibi cüzi bedeller gönderdiğini, bu durumun davacı tarafından dosyaya sunulan 03.12.2015 tarihli banka dekontuyla da sabit olduğunu, davacının müvekkiline “harçlık” adı altında cüzi bir ödeme gönderdiğini, tüm bu aksaklıklar ve en başından beri süre gelen güvensizlik devam ederken, müvekkiline ... Bankası'ndan reklam teklifi geldiğini, müvekkilinin de davacı ile görüşerek kabul edeceğini bildirdiğini, müvekkilinin ilgili proje için ... kurum ile sözleşmeler imzaladığını, anılan sözleşmelerden ilki gereği 30.000-TL+KDV müvekkili adına davacı tarafından tahsil edildiğini, müvekkiline 24.000-TL+KDV bedel ödenmesi gerekiren sadece 10.000-TL ödendiğini, aynı projenin devamı niteliğindeki 2. Sözleşmeden ise müvekkilline 70,800-TL bedel ödenmesi gerekirken müvekkilinin tüm ısrarlarına rağmen bu bedelin ödenmediğini, davacının sözleşmesel yükümlülüklerine uymadığı gibi haksız kazanç elde ederek müvekkilini mağdur ettiğini, aynı şekilde başka işlerde de müvekkiline ödenmesi gereken meblağların ödenmediğini,  davacı ile imzalanan işbu dava konusu sözleşmenin tek taraflı maddi kazanç sağlanan, müvekkilinin sanat hayatı ile ilgili hiçbir insiyatif ve iradesinin bulunmadığı bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden beklediği hiçbir faydayı sağlayamadığını, bu şartlar altında kendisinden beklenen faydayı sağlamayan sözleşmenin feshedilmesinin davacının aykırı davranışları da dikkate alındığında kaçınılmaz hale geldiğini, müvekkilinin,  anılan sözleşmenin imzalandığı süreçte sektör koşullarına hiçbir biçimde hakim olmayan, müzik sektörü kapsamında sanat hayatının henüz başlarında bir  sanatçı olduğunu, dava konusu sözleşme, müvekkilinin  müzik sektöründe en doğru biçimde yer alabilmesi gayesiyle davacı ile imzalamış olduğu ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olup, davacının baskıları ile sanat hayatının kesintiye uğrayacağı kaygı ve korkusuyla apar topar müvekkil tarafından zaruret halinde imzalandığını, bahsi geçen sözleşme gerek teknik gerekse maddi şartlarıyla müvekkilinin hiçbir maddi kazanım elde edemeyeceği ve müvekkilinin serbest iradesi ile asla imzalamayacağı bir sözleşme olduğunu, anılan sözleşmede tarafların yüklendiği edimler arasındaki dengenin aşın derecede bozulmuş olması nedeniyle, tek tarafın aşırı derecede yarar sağlamasına hukuk kurallarının izin veremeyeceğinin açık olduğunu, davacı ile imzalanan sözleşmedeki madde hükümlerinin, taraflara yüklediğini edimler ve kazanımlar arasında aşırı derecede orantısızlık yaratmış olması ile müvekkilinin maddi olarak  büyük zararlar gördüğünü, ayrıca yaşanan gelişmelerden dolayı manevi olarak da yıprandığını, müvekkilinin yaratıcı yönlerinin olumsuz etkilendiğini, dava konusu sözleşme hükümlerinin müvekkilinin anayasa ile korunan kişilik haklarını ihlal ettiğini, tamamen tek taraflı menafaatlere ve kazanımlara dayalı olan sözleşmenin devam etmesinin müvekkilini maddi olarak çöküntüye uğrattığını, dava konusu  sözleşmelerde müvekkiline ağır yükümlülükler yüklenirken davacı aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediğini, hatta sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı tanındığını, davacı lehine müvekkil aleyhine getirilen kısıtlamalar karşılığında davacının müvekkile iş sağlama yükümlülüğü konusunda herhangi bir yükümlülük getirilmediğini, sözleşmenin 7-c maddesindeki tüm dijital gelirlerin davacıya ait olmasının hukuka ve tüm yasal ilkelere aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle dava konusu sözleşmenin bağlayıcı olmadığının ortada olduğunu, tüm bu nedenlerle gerek sözleşmede yer alan cezai şarta ilişkin hükmün hakkaniyete aykırı oluşu ve gerekse davacının sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirmemesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini, cezai sartın miktarı belirli olduğundan HMK'nın 109.maddesinin 2. fıkrası gereğince kısmi dava açma koşullarının da  oluşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Mali hak ödemelerine ilişkin maddeleri ayrık tutarak diğer maddeler tek tek incelendiğinde; yapımcının temerrüdünün dahi sözleşme fesih sebebi olmadığı , yapımcının dilediği anda herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı fesih etme yetkisinin olması, sözleşmede ya da ekinde sebepleri belirtilmeksizin dilediği programlan yasaklama yetkisi bulunması, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar olan görüntü, ses vb.'yi herhangi bir izin, süre sının olmaksızın kullanması, sanatçının tüm sözleşme hükümlerine tamamen riayet ettiği düşünüldüğünde dahi sözleşme süresi boyunca ve hatta sözleşmeden sonraki  20 yıl boyunca yapımcıya bağımlı kaldığı, herhangi bir hareket alanı kalmadığı görülmektedir. Tüm bu sebeplerle taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı tarafın ekonomik özgürlüğünü aşırı derecede kısıtladığı, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olduğu ve geçersiz olduğu sonucuna varıldığından davanın reddine\" karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı Müvekkili şirket ile davalı ... arasında birbirinin devamı niteliğinde olan 28.11.2014 tarihli ve 03.07.2015 tarihli olmak üzere iki sözleşme akdedildiğini,  bu iki sözleşmenin birbirine parelel sözleşmeler olup sözleşmelerin içeriği yapımcının yapılacak olan projelerin mali haklarını  ve yükümlülüklerini üstlendiği ve aynı zamanda davalı ... ile menejerlik hizmetlerini kapsar biçimde karma nitelikli iki sözleşme olduğunu, ancak davalı tarafından herhangi bir mehil verilmeden 03.10.2016 Tarihli ... Yevmiye Numaralı ihtarnameyle haksız olarak yukarıda belirtilen karma tipli sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkili şirketin, davalı sanatçıya karşı yaptığı yatırımın ekonomik karşılığını alacakken davalı ...'nün sözleşmeyi haksız feshetmesi sonucu davacı şirketin ağır bir ekonomik zarara uğradığını, -Davalının söz konusu sözleşmenin imzalandığı tarihte yirmibeş yaşını doldurmuş ergin bir kişi olup, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirmiş olduğunu,  daha öncesinde bir başka menejer olarak ... ile de sözleşme yapmış olduğunu, davalının tecrübesizliğinden faydalanarak, zor durumda bırakılarak söz konusu sözleşmenin imzaladığının düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmenin daha ilk yılında sözleşmede kararlaştırıldığı gibi müvekkili şirketin yapımını üstlendiği davalı sanatçının seslendirdiği içinde dört adet bulunan (''...'', ''..'', ''...'' ''...'') single parça çıkarıldığını, bununla davalının şan şöhret kazanmış toplum nazarında bilinirliği artmış olduğunu, kötü niyetli olarak sözleşmenin feshedildiğini, bir yıl içinde tanınırlığı arttıktan sonra bir başka şirket olan ... A.Ş.   ile çalışmaya başladığını, davalı davranışının ''ahde vefa'' ilkesine aykırı olduğunu, -sözleşmenin karma nitelikli olduğunu, Türk Borçlar Kanunu gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğunu, taraflardan biri sözleşmeyi feshetmek istediğinde TBK Md 123 gereği karşı tarafı temerrüde düşürebilmek için borçluya uygun bir süre vermesi gerektiğini, davalı ...'nün, müvekkili şirkete herhangi bir süre vermeden veya bildirimde bulunmadan sözleşmeyi feshettiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, borcunu ifa ettiğini,  Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Madde 58'e göre de ''cayma hakkını kullanmak isteyen eser sahibi sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasiyle diğer tarafa münasip birmehil vermeye mecburdur(...)'' . Bu durumda yine davalı ... tarafından davacı müvekkile noter vasıtasıyla münasip bir mehil verilmeden sözleşmeden caymasının mümkün olmayacağını, -Kelepçeleme sözleşmeden bahsedebilmek için; taraflardan birinin kişilik haklarına ve genel ahlaka aykırı şekilde ekonomik özgürlüğünü ve geleceğini aşırı derecede kısıtlayan bir sözleşmenin olması gerektiğini,  davalının ekonomik olarak yaptığı sözleşmenin karşılığını aldığını, sözleşmenin 11. Maddesine göre ''sanatçı bu sözleşme  uyarınca seslendireceği yapıtları, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren başlayacak yirmi yıllık sürenin sonuna kadar yapımcının yazılı izni olmadığı sürece ses taşıyıcılarına kayıt edilmek amacıyla kendisine kapsar biçimde yapımcı dışında kendi adına veya üçüncü gerçek ve/veya tüzel kişiler emrine seslendirme yapmayacağım aksi takdirde ifanın yanı sıra cezai şartı ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder.\" şeklinde olduğunu, söz konusu madde hükmüne göre sanki davalının sadece davacı yapım şirketinden seslendirebileceği şarkılarla sanat hayatını yürütebileceğini düşünerek karar verildiğini, söz konusu sözleşme maddesine göre yapım şirketinin sanatçıya çıkardığı single parçaları veya albümler için olduğunu, sözleşme sonunda davalı başka eserlere imza atarsa ki herhangi bir müzik sanatçısı asgari yirmi sene şarkı çıkaracağı düşünülürse bu eserlere ilişkin davacı müvekkilinin herhangi bir söz hakkı olmayacağını, davacının yirmi yıl boyunca kendinin ürettiği eserler için söz sahibi olma hakkının doğal olduğunu, ''bağlantılı haklardan'' davalının yararlanabileceğini, ilk derece mahkemesinin kararı verirken davalının, müvekkili şirketin kendisi için yaptığı single parçalar dışında ayrıca farklı farklı albümler çıkardığının veya çıkarabileceğinin farkında olmadığını, müvekkili şirketin  emeğinin karşılığı olarak mutad olarak kendi çıkardığı eserleri sanatçının bir başkası adına çıkarıp söyleyemeyeceğini sözleşmeyle kararlaştırdığını ve davalı tarafından da sözleşmenin bu maddesinin kabul edildiğini, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanuna aykırılık teşkil etmediğini, davalının sözleşme sonrasında müvekkili şirket tarafından çıkarılan eserler haricinde davalının tassaruf yetkisini kısıtlayacak bir durum söz konusu olmadığını, sözleşme kapsamında sanatçının kişilik haklarını ihlal edecek bir maddenin söz konusu olmadığını,  davalının, davacının istemediği TV programları gibi yerlere katılmaması gerektiği gibi maddelerin sözleşme hükmünde yer almasının gayet doğal olduğunu, sanatçının mesleki açıdan en iyi yerde olması için bazı direktifler verebilmesi gerektiğini, TBK'da ki ana prensib ahde vefa ve olabildiğince sözleşmenin ayakta tutulması olduğundan, mümkünse sadece sözleşmenin kelepçeleme hükümleri geçersiz sayılırak sözleşmenin diğer hükümleri geçerli sayılarak da sözleşmenin ayakta tutulabileceğini,-Davalının, davacı müvekkili ile sözleşmesi devam ederken bir başka yapımcı şirket olan ... Limited Şirketi ile çalışmaya başlayarak sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, davalı, müvekkili ile akdettiği sözleşme hükümlerinden sıyrılmak amacıyla ''haklı nedenle fesih'' senaryosunu hayata  geçirdiğini, Davalının  kendini ilk olarak parlatıp bu konuma getiren müvekkili şirkete karşı sözleşme hükümlerine uymadığı gibi toplum açısından bir vefasızlık örneği de göstermiş olduğunu, davalının sonradan anlaştığı yapım şirketine karşı daha iyi bir hizmet sunabilmek için sözleşmeyi haksız olarak feshettiği kanaatinde olduklarını, -03.07.2015 Tarihli sözleşme TBK Md 123'e göre tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup, müvekkili şirketin temerrüde düşmesi halinde davalının uygun bir süre vermesi şartıyla sözleşmeyi fesih yetkisinin ortaya çıkabileceğini, kanunun lafzının açık bir şekilde sözleşmede ortaya çıkan boşluğu doldurduğunu, sözleşmeyi feshetme yetkisinin sözleşmenin içine yazılmamasının sözleşme anında gözden kaçırılmış olup asla bir hak kaybına yol açabilecek bir durum olmadığını, -sözleşmenin içinde ki bir kaç hükmün davacı müvekkili tarafından, davalıyı sözleşmeye kelepçeleme saikiyle konulduğu düşünülse bile bu durumun sözleşmenin tamamını hükümsüz hale getirmeyeceğini,  sözleşmenin mihenk taşını oluşturan maddeler davalının sanat camiasında tanınması ve çeşitli albüm veya single parçalar çıkararak para kazanması iken davacı açısından da yaptığı faaliyetler sonucu sanatçı üzerinden kazanç sağlamak olduğundan, davalının devam eden bir sözleşmeyi herhangi bir haklı sebep yokken feshetmesinin haksız fesih sorununu gündeme getireceğini, -30.12.2019 Tarihli bilirkişi raporunun ve gerekçeli kararda geçen ''FSEK MD. 52 hükmü gereği mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. FSEK'nun temel ilkelerine aykırı olarak ilerde vücüda getirilecek niteliği ve eser vasfı tamamen belirsiz, sözleşme süresinden sonraki zaman dilimini herhangi bir süre sınırlaması ve adet sınırlaması olmaksızın sözleşme esnasında bahsedilmeyen şekilde, sözleşme dışı farklı bir eserde mali hak kullanımlarının devri geçersiz olup, FSEK açısından başta icracı sanatçıların manevi haklarını kapsayan hükmüne de aykırılık teşkil etmektedir.'' değerlendirmesinin aykırı olduğunu, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Madde 50 de,  ''48 ve 49 uncu maddelerde sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütler, eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi muteberdir.'' şeklinde olduğunu, ayrıca FSEK Md. 48'e göre de ''Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler.'' şeklinde olduğunu,  5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanuna göre ileride vücuda getirilecek sözleşme dışı farklı bir eserde mali kullanım hakkı devrinin geçerli olacağını kararın bu nedenlerle kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap delikçesinde özetle; dava konusu sözleşmenin bir kelepçe sözleşme olduğunun tespitinin bilirkişi raporu ile yapıldığını, söz konusu hukuki işleme uygulanan yaptırımın TBK m.26 ve m.27 gereğince butlan olarak (TBK ifadesiyle kesin hükümsüzlük olarak) belirlendiğini, aynı şekilde kelepçeleme sözleşmelerin genel ahlaka aykırı olduğu düşünüldüğünde, uygulanacak yaptırımın \"butlan\" olduğunun açık olduğunu, ilgililerin sözleşmenin geçersiz olduğunu her zaman ileri sürebileceğini,  kelepçe sözleşme olduğu yani genel ahlaka aykırı olduğu açıkça ortaya konmuş olan dava konusu sözleşmenin başlangıçtan itibaren hüküm ve sonuç doğurmayacağını, davacının haksız ve usule aykırı fesih iddiasının tamamen yersiz ve somut olay kapsamında dinlenemez bir iddia olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin temelini sarsacak derecede sözleşmenin tamamının kelepçe niteliğinde hükümlerden oluşmakta olup bu durum gerek bilirkişi raporları gerekse de anılan hukuki mütalaada saptanmış durumda olduğunu,  istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava 5846 Sayılı Kanun kapsamında, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız fesh edilip edilmediği, talep olunan tazminat ve cezai şartların varlığı ve miktarı hususlarındadır. Uyuşmazlık,  taraflar arasında imzalanan 03.07.2015 tarihli Mali Hakların Devrine sözleşmesinin, davalı yanca haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, fesih haklı değil ise, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle maddi zarara uğrayıp uğramadığı ve cezai şart talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, davacı taraf, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin kelepçe sözleşme niteliğinde olmadığını, davalının davacıya fesih usulüne uygun davranmadığını, süre verilmediğini, sözleşmede belirtilen maddelerin hayatın olağan akışına uygun yükümlülükler olduğunu, sözleşmenin kelepçe niteliğinde hükümler içerdiği düşünülse dahi bu durumun sözleşmenin tamamını kelepçe haline getirmeyeceğini ve uyarlanabileceğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ve kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 28.11.2014 ve 03.07.2015 tarihli sözleşmeler incelendiğinde, sözleşmelerin 4 üncü maddesine göre sözleşmenin konusu; \"Sözleşmenin konusunu , yapımcının , aidio-casette , digital compact casette , compaci-disc, plak, cdrom ve aynı amaçlarla kullanılmak üzere, sözleşme tarihindeki teknik olanaklarla üretilmemekle birlikte, sözleşme tarihinden sonra gelişecek teknik olanaklarla üretilebilecek benzeri her türlü ses taşıyıcılara kayıt ederek albüm ve single biçiminde çoğalttırması ve yayımlanması, yayınlanması amacı ile; yedekleri ile birlikte toplam asgari 10 (yirmi) adet müzik yapıtını içeren 2 iki adet albümün-master bandın ya da 6  adet single albümün-master bantta sanatçı tarafından , yapımcı hesabına ve  emrine seslendirilmesi, tamum faaliyetlerine katılınması ile ; yapımların ve master bantların hazırlanmalarında ve telli telsiz her türlü ses taşıyıcılarına kayıt edilmiş olarak , albüm yada single biçiminde yayımlamalarında, bilgisayar ortamı, dijital ortamı, WAP, multimedia yazılım , internet ve benzeri yerlerde kullanılmalarında, tanıtım ve pazarlamalarında taraflara düşen yükümlülüklerle , bunların yerine getirilmesinin koşullar oluşturmaktadır”.Davalının 08.10.2016 tarihli fesih ihtarnamesinde, \"....Müvekkil, anılar sözleşmenin imzalandığı süreçle sektör koşullarına hiçbir biçimde hakim olmayan, profesyonel sanat hayatının henüz başlarında bir sanatçıdır. İşbu ihtarnamemize konu oları sözleşme, müvekkilin müzik sektöründe en doğru biçimde yer alabilmesi gayesiyle muhatap ile imzalamış olduğu ilk sözleşmenin devamı niteliğinde olup, muhatabın baskıları ile sanat hayatının kesinliye uğrayacağı kaygı ve korkusuna; müvekkil tarafından zaruret halinde imzalanmıştır. Ancak anılan sözleşme, gerek teknik gerekse maddi şartlarıyla müvekkilin hiçbir maddi kazanım elde edemeyeceği ve müvekkilin serbest iradesi ile asla imzalamayacağı bir sözleşmedir. Anılan sözleşmede tarafların yüklendiği edimler arasındaki dengenin aşırı derecede bozulmuş olması nedeniyle, tek tarafın aşırı derecede yarar sağlamasına hukuk kurallarınm izin veremeyeceği açıktır. Muhatap ile imzalanan sözleşmedeki madde hükümlerinin, taraflara yüklediğini edimler ve kazanımlar arasında aşırı derecede orantısızlık yaratılmış olması ile müvekkil maddi olarak çok büyük zarar görmektedir. Bu durum ne hukuk kurallarınca ne de vicdanen kabul edilemez. İhtarname konusu sözleşme hükümleri, müvekkilin anayasa ile korunan kişilik haklarını da ihlal ettiği gibi, tamamen tek taraflı menfaatlere ve kazanımlara dayalı olan sözleşmenin devam etmesi, müvekkilin maddi olarak çöküntüye uğramasına da neden olmaktadır. Bahsi geçen sözleşmenin maddeleri incelendiğinde de bu durum ortadadir. Sözleşmede yer alan ve sözleşme konusu 2. Ve devamı albümlerin tüm masraflarının müvekkilce karşılanıp muhataba elde edilen gelirlerin hemen hemen tamamının verilmesi maddesi dahi bu duruma sadece bir örnektir. Kaldı ki müvekkil, bugüne kadar sözleşme ile yüklendiği edimlerinin tamamım ifa etmiş bulunmaktadır. Ancak muhatap, sözleşme ile belirlenen taahhütlerini bugüne kadar yerine getirmemiştir. Muhatabın yükümlülüklerin yerine getirmemiş olmasına rağmen anılan Sözleşme nedeniyle haksız kazanç elde etmesi hukuken kabul edilemez. Muhatap ile imzalanan işbu ihtarname konusu sözleşme tek tarafı maddi kazanç sağlanan, müvekkilin sanat hayata ile ilgili hiçbir insiyatif ve iradesinin bulunmadığı bir sözleşme olup, müvekkilin sözleşmeden beklediği hiçbir faydayı kendisine sağlayamamıştır ve sağlayamayacaktır da. Bu şartlar altında kendisinden beklenen - faydayı sağlayamayan sözleşmenin feshedilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.” hususları yer almaktadır. Sözleşmenin feshine ilişkin ana sebebin  orantısızlık sebebiyle zarara uğramış olması gösterilmektedir. Dosyada alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacının davalı ile yaptığı sözleşmede yapılacağı belirtilen 2 CD  ve 6 single yapma yükümlülüğünün 4 single'ını yaptığı, bu single'ların ..., ..., ... ve ... isimli single'lar olduğu, davalının bu single'lar nedeniyle 2015 ve 2016 yılında bir çok ödül aldığı, konser organizasyonları yapıldığı, video klipleri hazırlandığı, dosyaya davacı tarafından ibraz edilen ödeme dekontlarındanı davacıya sözleşme çerçevesinde ödemeler yaptığı, aksinin davalı tarafça iddia edilmediği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 18 inci maddesine göre; “Sanatçı, sözleşmedeki bütün hükümlerine riayet edeceğini ve üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getireceğini, yerine getirmediği her bir yükümlülük için hiç bir ihtara gerek kalmaksızın yapımcıya 250.000 USD . (ikiyüzelübin) veya talep tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığını cezai şart olarak ödemeyi ve cezai şart miktarı ile ilgili olarak tenkis talebinde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. Yapımcı, cezai şartla birlikte zararların tazmini ve mahrum kaldığı karı bir arada talep edebilir. Yapımcı, sanatçıdan akdin ifası ile birlikte cezai şart miktarım, uğradığı zarar ve mahrum kaldığı karı bir arada falep edebilir. Sanatçı, iş bu sözleşme hükümleri ile cezai şart maddesindeki miktarı ve diğer yazılı hususları, herhangi bir tesir ve baskı altında kalmaksızın anladığını kabul beyan ve taahhüt eder”.Sözleşme maddeleri dikkate alındığında, davacı ve davalı arasında yapılmış olan sözleşmede, aşırı orantısız olduğuna yönelik maddelerin  taraflardan birinin kişilik haklarına ve genel ahlaka aykırı şekilde ekonomik özgürlüğünü ve geleceğini aşırı derecede kısıtlayan bir sözleşme niteliğinde olmadığı, iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olduğu,  kelepçeleme niteliğinde bir sözleşme olmadığı, genel işlem şartı olarak her maddenin kendi içinde değerlendirilerek bu maddeler yönünden değerlendirme yapılabilir ise de, tümden sözleşmenin geçersiz sayılmasını gerektirecek nitelikte bir düzenlemenin yer almadığı, kelepçeleme sözleşmesine yönelik yapılan değerlendirme yerinde olmamakla, sözleşmenin feshinin haklı ve haksızlığının  değerlendirilmesi gerektiğinden, davalının fesih ihtarında öne sürdüğü sebeplerin değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekmekle, Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, belirtilen yönlerden yeniden değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/02/2020 tarih, 2017/379 E. 2020/73 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7-Beykoz İcra Dairesi'nin  ... esas nolu icra takip dosyasına yatırmış olduğu 8.678,88-TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"524d443f46c79042","SID":"15d4d9e19ecba2d1"}}