{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1438 Esas<br>KARAR NO: 2024/159<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/06/2023<br>NUMARASI: 2021/239 Esas -  2023/460 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında hazırlanan 07.03.2007 tarihli, ... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesi uyarınca satın alınan emtia bedelinin davalı şirkete ödendiğini, kefil sıfatıyla ipotek veren .. ve ...'e ait taşınmazların satışa çıkarıldığını, davalının haksız şekilde borcu aşan tahsilat yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, taşınmazların değerinin düşük gösterildiğini ve davalı şirket tarafından satın alındığını, resmi kayıtlara göre bu satıştan davalının yaklaşık 4.200.000,00 -TL ile 403.450,00 -EUR tahsilat sağladığını, finansal kiralama sözleşmesinin 2.500.000,00 -TL değerinde olup, protokol tarihi itibariyle 4.600.000,00 -TL olduğunu, sözleşmenin geçerli olduğu sürede müvekkili tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında 3.000.000,00 -TL civarında fazla ödemenin ortaya çıkacağını, usule aykırı takipler ve satışlar nedeniyle 8.000.000 -TL den fazla ödeme yapıldığını ve müvekkilinin 600.000,00 -TL civarında zarara uğratıldığını belirterek şimdilik 500.000,00 TL fazla tahsilatın davalıdan tahsiline ve ipotekli taşınmazlar üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşmeye aykırı davranışı ve temerrüdü nedeniyle sözleşmenin fesholunduğunu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/672 Esas sayılı dosyasından fesih ve malın iadesi konusunda açılan davanın kabulle sonuçlandığını, kararın kesinleştiğini, taraflar arasında 05.02.2010 tarihinde bir borç tasfiye protokolü bağıtlandığını, sözleşmeye konu taşınmazların ve bir kısım hacizli menkullerin satışı konusunda davacı ve kefillere süre verildiğini, tedbir talep edilen taşınmazların dava ile ilgisinin bulunmadığını, sözleşmenin feshinden itibaren yaklaşık 4 yıldır ödeme yapılmadığını, TBK'nun 82.maddesindeki 2 yıllık sürenin geçirildiğini, İstanbul 30 ATM'nin 2011/148 Esas sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, ipotek borçluları ve davacı borçlu yönünden ipotek takibinin yerinde olduğunun bu şekilde belirlendiğini, davacının halen çok miktarda borcu olup fazla tahsil edilen bir bedelin olmadığını, henüz ihalesi kesinleşmemiş ve herhangi bir tasarrufa konu olmayan finansal kiralamaya konu taşınmazın tahsilat gibi hesaplanmasının dayanaksız olduğunu, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DAİREMİZ KARARI:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/10/2017 tarih ve 2014/859 Esas - 2017/663 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11/03/2021 tarih ve 2018/1479 Esas - 2021/506 Karar sayılı ilamı ile; \"...mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmayıp yeterli inceleme içermemektedir. Bu nedenle eksik kayıtların celbi ile finansal kiralama mevzuatına hakim yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına\" karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2023 tarih ve 2021/239 Esas - 2023/460 Karar sayılı kararıyla; \"...sözleşmenin fesih şartları 07.09.2009 tarihinde oluşmuş olup eldeki  davanın ise 17.09.2014 tarihinde açıldığı, fesih tarihi itibariyle hesaplanan toplam 3.629.013,87 EURO kira borç tutarına, Sözleşmenin 1. ve 6.maddesi uyarınca %25 temerrüt faiz oranından, dava tarihinden önceki tahsilatlar da dikkate alınarak dava tarihine kadar  faiz hesabının da yapılması ile; 17.09.2014 dava tarihi itibariyle davacının 2.003.643,97 Euro kira borcu, 1.635.299,08 Euro işlemiş temerrüt faizi olmak üzere, toplam 3.638.943,05 Euro finansal kiralama borç tutarı, ayrıca 23.685,33 TL sigorta prim borcu ve 409.593,15 TL masraflardan dolayı borcu bulunduğu anlaşılmış, bu itibarla finansal kiralama sözleşmesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 3226 Sayılı Kanun'un \"Sözleşmenin feshinin sonuçları\" başlıklı 25. Maddesi uyarınca kiralayan davacının dava tarihi itibariyle hesaplanan borçlardan  sorumlu  olması nedeni ile  menfi  tespit istemi yerinde görülmemiş ve  davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; \"Müvekkil elinde olmayan nedenlerle 2008 yılında taksitlerini ödemede temerrüde düştüğünü,  bu nedenle davalı ile birkaç protokol imzaladığını, ardı ardına icra takipleri açıldığını, bu dönemde davalı tarafın fazladan tahsilat yaptığının fark edildiğini, Davalının fazladan tahsil ettiği tutarların da önüne geçebilmek adına müvekkilin davalıya karşı borcunun bulunmadığının tespiti talep edilmiş ve öncesinde fazladan tahsil edilen tutarlar ile uğranılan zararın tazmininin talep edildiğini, Ancak her ne kadar ilk derece mahkemesinin kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince yeterli inceleme olmaması sebebiyle kaldırılmışsa da, istinaf incelemesi talebimizin bulunduğu işbu kararın dayandığı bilirkişi raporunda da aynı şekilde eksik inceleme yapıldığını, Müvekkil şirket arşivinden söz konusu belgelere ulaşılabilmesi mümkün olmadığından  mahkeme tarafından bu hususun tamamlanması, akabinde de somut olay gerçekliklerine uygun şekilde bilirkişi raporu alınmasının talep edildiğini, söz konusu unsur yerine getirilmediğinden hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, Somut olay yönünden de müvekkilimizin hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiş olup istinaf sebebimizin kabulü ile dosyadaki mevcut davanın reddine ilişkin kararın kaldırılarak yerine talebimiz doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"Mahkemece 23.01.2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, Ne var ki; hükme esas alınan 23.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda alacak tutarlarının hatalı hesaplandığını, mahkeme tarafından hatalı hesaplanan alacak tutarlarına karar gerekçesinde \"tespit\" olarak yer verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilin dava tarihi itibariyle belirlenen alacak tutarı, Mahkemece hükme esas alınan raporda hesaplanan tutardan çok daha yüksek olduğunu, bu hususa açıkça itiraz etmekle birlikte; bu maddi hatalar \"davanın reddi\" yönünde kurulan hükmün değişmesini gerektirmediğinden; kararın gerekçe kısmında yer alan hatalı alacak tutarı tespitlerine ilişkin hükmün düzeltilmesi gerektiğini, İşbu davanın konusunun \"menfi tespit\" olması ve uyuşmazlığın çözümü için Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere \"dava tarihi itibariyle davacının borçlu olup olmadığı ve fazla ödenen miktar olup olmadığının\" tespiti ile yetinilmesi gerekirken, Mahkemece gerekçeli kararda  hukuka aykırı olarak müvekkilin alacak miktarının tespitine yönelik de hüküm kurulduğunu, Her ne kadar söz konusu hatalı ve hukuka aykırı tespit, hüküm fıkrasında değil, gerekçede yer alsa da; hüküm ile sıkı sıkıya bağlı olduğu kabul edilen gerekçeler bakımından da \"kesin hüküm\" sonuçlarının oluşabileceği içtihat edildiğinden, işbu istinaf başvurusunu yaptıklarını.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının talepleri gibi kaldırılması istenmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, finansal kiralama sözleşmesine konu borç yönünden fazla tahsilat yapıldığı iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, \"Davanın REDDİNE\" karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemenin 03/10/2017 tarih ve 2014/859 Esas - 2017/663 Karar sayılı davanın reddine dair kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11/03/2021 tarih ve 2018/1479 Esas - 2021/506 Karar sayılı ilamı ile; \"...mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmayıp yeterli inceleme içermemektedir. Bu nedenle eksik kayıtların celbi ile finansal kiralama mevzuatına hakim yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına\" karar verilmiştir.İstinaf kararı sonrası devam eden yargılamada mahkemece istinaf kararında işaret edilen eksikliklerinin ikmali sonrası aldırılan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi kurulu raporu ve tüm deliller uyarınca; sözleşmenin fesih şartlarının 07.09.2009 tarihinde oluştuğu, işbu davanın ise 17.09.2014 tarihinde açıldığı, fesih tarihi itibariyle hesaplanan toplam 3.629.013,87 Euro kira borç tutarına Sözleşmenin 1. ve 6. Maddesi uyarınca %25 temerrüt faiz oranından,  dava tarihinden önceki tahsilatlar da dikkate alındığında dava tarihine kadar faiz hesabının da yapılması ile; dava tarihi olan 17.09.2014 itibariyle davacının 2.003.643,97 Euro kira borcu,1.635.299,08 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.638.943,05 Euro finansal kiralama borç tutarı, ayrıca 23.685,33 TL Sigorta Prim Borcu ve 409.593,15 TL masraflardan dolayı borcu bulunduğu; gerek gayrimenkul satışlarından gerekse icra dosyalarından yapılan tahsilatların, davalı finansal kiralama şirketinin ticari defter kayıtlarına resmi tutarlar üzerinden intikal ettirildiği; tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının menfi tespit ve fazla ödeme yapıldığı iddialarının yerinde olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı; ayrıca işbu davanın konusunun menfi tespit ve fazla ödemenin istirdadı olduğundan mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin buna yönelik olduğu, davanın alacak tespitine yönelik olmaması nedeniyle yaptırılan incelemedeki rakamların taraflar arasında kesin hüküm oluşturmayacağı da gözetilerek taraf vekillerinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3166e1c6c32d367","SID":"222fcd4bcd2e40e6"}}