{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/125 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/62<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/09/2021<br>NUMARASI\t: 2017/154 E. - 2021/192 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... numaraları ile TPMK nezdinde tescilli \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, Türkiye çapında pek çok havaalanında, şehir merkezlerine ve şehir merkezlerinden havaalanlarında yolu taşıma hizmeti sağladığını, bu alandaki hizmetlerini sürdürmekte olduğunu, davalı tarafın işletilmekte olan araçlar ile Atatürk Havalimanı'ndan şehrin belli noktalarına ve şehrin belli noktalarından Atatürk Havalimanına, Sabia Gökçen Havalimanından şehrin belli noktalarında ve şehrin belli noktalarından Sabiha Gökçen Havalimanına yolu taşıma faaliyetinin sürdürüldüğünü, davalının söz konusu yolcu taşıma faaliyetlerini \"HAVATAŞ\" ibare ve logosu bulunan araçlar vasıtasıyla yapıldığını, \"...\" ibare ve logosu TPMK nezdinde marka olarak veya Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ticaret unvanı olarak davalı adına tescilli olmadığını, müvekkili şirket adına tecsilli ve aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının kısaltması olan \"...\" markası ile davalı tarafından kullanılmakta olan \"...\" ibaresinin, görsel ve işitsel anlamda birbirlerine ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ve eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüzün yanı sıra, haksız rekabete de sebebiyet verdiğini iddia ederek, davalı yanın müvekkili şirket adına tescilli \"...\" markalarına tecavüzünün tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın ile verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TPMK nezdinde \"...\" veya benzeri bir marka başvurusu bulunmadığını, TPMK nezdindeki \"... ilişkin ... nolu marka tescil başvurusu sahibinin dava dışı ... Anonim Şirketi'ne ait olup, markanın kullanıldığı otobüslerinde bu şirketten kiralandığını, bu şirketle olan kira sözleşmesi gereği \"...\" ibaresinin otobüslerde kullanıldığını, müvekkilinin İETT tarafından yapılan İstanbul'daki havaalanlarında şehrin belirli noktalarından belirli standartlardaki otobüsler ile yolcu taşımacılığı işini kazanmış ve bu ihalenin kesinleşmiş olduğunu, bu nedenle \"...\" marka başvuru ve kullanımının müvekkilinin şirketle herhangi bir bağlantısı mevcut olmadığından, müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını savunarak, müvekkili aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince; \"HMK'nun 282 maddesi uyarınca \"hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" Ayrıca   Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/14-696 Esas ve 2016/778 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere  markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi hukuki bir konu olup, bu yönüyle hakim bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme ile bağlı değildir. Davalının \"...\" ibaresini taşıyan otobüsleri kiraladığını belirttiği ... Anonim Şirketi'nin bu ibarenin adına marka olarak tescili istemiyle TPMK'ya yaptığı 2011/65822 kod numaralı marka başvurusuna ilişkin bu dosyamız davacısı aleyhine açtığı dava neticesinde  Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/114 Esas - 2015/405 Karar sayılı kararında markalar arasındaki işaretsel ve sınıfsal benzerlik tartışılmış olup, sonuç olarak iltibas tehlikesi bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. İşbu karar, dosyamızdaki dava yönünden de kuvvetli delil olarak kabul edilmiştir. Bu itibarla davalının kullanımı dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK hükümleri gereği davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği gibi TTK hükümleri çerçevesinde haksız rekabet teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin davası kabul edilmiştir. Davacının tazminat taleplerine gelince; Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2019 tarih ve 2019/2148 Esas- 2019/4473 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere  her dava açıldığı tarihteki  fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanacağından dava tarihine kadar olan  süreyle sınırlı olarak tazminat hesabı yapılması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinden alınan ek rapora göre dava konusu markanın satışlara olan etkisi de gözetilerek elde edilen net kazancın 36.906,44 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafça arttırım yapılmadığından taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Davalının yukarıda ki eylemi davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden ihlalin niteliği, süresi ve tarafların ekonomik durumu ile manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 5.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Faiz talebi bulunmadığından faize hükmedilmemiştir. Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin sonucu olarak hükmün ilanına karar vermek gerekmiştir.\" Tüm bu nedenlerle Davacının davasının KABULÜNE, Davalının davacı adına tescilli \"HAVAŞ\" esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,Davacının maddi tazminata ilişkin talebi yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere ülke çapında yayınlanan bir gazete ile ilanına karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında 07.10.2020 tarihli kök ve 06.07.2021 tarihli ek raporlar alındığını, 06.07.2021 tarihli rapor doğrultusunda, davanın kabulü ile davalının davacı adına tescilli \"...\" esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, davacının maddi tazminata ilişkin talebi yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, kök ve ek rapora itirazlarının İDM tarafından dikkate alınmadan hatalı karar verildiğini, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere tarafların hizmetlerinden faydalananların veya sunduğu hizmeti tüketenlerin havayolu taşımacılığı yolcuları olup, 2001-2012 yılları arasında geçerli olan Tebliğlerde \"kara, hava ve deniz taşıma hizmetleri\" ve  \"kara, hava ve deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri\"nin bulunduğunu, dava tarihinden önce tescilli olan davacı markaların  39.sınıfta tescilli olmadığını, sadece 2004/21180 no.lu markanın tescilinin 39. Sınıf  5. Alt grubu olan \"boru hattı ile taşıma hizmetleri\" açısından yapıldığını, bu marka için de 39 .01. \"kara, hava ve deniz taşıma hizmetleri\", 39.02. \"kara, hava ve deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri\" yönünden tescil bulunmadığını, karıştırılma ihtimali nedeniyle marka tecavüzünden bahsedilebilmesi için şekilsel benzerlik yanında sınıfsal benzerliğin de bulunması gerektiğini, taraf şirketlerin faaliyet konusu olan havayolu taşımacılığı yolcu hizmetleri yönünden davacının dava tarihi itibariyle tescilli bir markası bulunmadığını, ... markası ile ... markası arasında şekilsel benzerliği kabul etmediklerini, sınıfsal benzerliğin de olmadığını, bilirkişi raporunda \"tecavüz unsurunun mevcut olmadığı\" değerlendirmesinin yerinde olduğunu, kök raporda olduğu gibi karara esas alınan ek raporda da bilirkişilerin davacı lehine hareket etiklerini, kök ve ek rapordaki hesaplama yönteminin birbiriyle tamamen zıt olduğunu, açık bir çelişki içerdiğini, markanın kazanca etkisinin %20 olacağına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, bu  oranın kök raporda olduğu gibi ek raporda da hiçbir bilimsel hesaplama yöntemine dayandırılmadığını, ek rapordaki asıl sorunun dönem kârlarının %20'si marka katkısı olarak hesaplanmış ve hepsinin toplamı ile bir sonuca varılmış olması olduğunu, bu hesaplamada temel unsurun ilgili mali yılın kâr ile kapanmış olması olduğunu, 2011'de müvekkil zarar etmiş olmasına rağmen bilirkişiler tarafından farklı bir yöntem uygulanmak suretiyle 36.906,44 TL rakamına ulaşıldığını, bu durumun bile raporun hatalı olduğunu gösterdiğini, raporda ortalama olarak kabul edilen %17 oranının da hatalı olduğunu, müvekkilin 2016 Şubat ayından beri ... markasını kullanmadığını, ancak bilirkişilerin 2019 yılına kadar olan dönemi dikkate aldıklarını, kök rapora yaptıkları hiçbir itiraza cevap verilmediğini, ... marka kullanımının davalı müvekkilin dahil olduğu iş ortaklığı tarafından yürütülen hizmette elde edilen gelire katkısı olup olmadığı, varsa ne derece olduğunun tespitine yarayacak İKİ ÖNEMLİ VE SOMUT VERİnin ellerinde bulunduğunu ancak kök ve ek raporda bunların dikkate alınmadığını, UKOME kararı ile İstanbul’daki havalimanlarından şehrin belirli noktalarına (karşılıklı olarak) yolcu taşınması için yapılan ihaleye müvekkil ile birlikte davacı HAVAŞ tarafın da katıldığını, ihaleyi müvekkilin üstlendiğini, 10 yıl süreyle İstanbul'daki havalimanlarına yolcu taşıma işinin müvekkil iş ortaklığına bırakılarak ... İstanbul'daki havalimanlarına yolcu taşıma faaliyetinin sonlandırıldığını, 2011 yılından beri ... bu işleminin bulunmadığını, bu önemli verinin raporda hiç tartışılmadığını, müvekkil şirketin sadece İstanbul ilinde faaliyet göstermekte iken davacının ise İstanbul'da yolcu taşıma faaliyeti göstermesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkil şirketin bu otobüslerin üzerine HAVATAŞ değil de başka herhangi bir marka adı yazsa da havaalanlarına yolcu taşıma işini gerçekleştirdiğinden aynı sayıda tüketici tarafından tercih edileceğini, marka tecavüzüne karar verilebilmesi için menfaatlerin zarar görmesinin şart olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği İstanbul il sınırları içerisinde ... markası adı altında herhangi bir yolcu taşıma faaliyeti olmadığından karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, mahkemenin 01.02.2016 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile yargılamanın 5.senesinde verilen tedbir kararı ile ... markasının kullanılmasının tedbiren durdurulduğunu, tedbir kararı sonrasında derhal ... marka kullanımına son verdiğini ve 2016 Şubat ayından beri faaliyetini ... markası altında yürüttüğünü, müvekkil aleyhine gibi görünen bu tedbir kararının ... markası ile karıştırılma ihtimali olduğu iddia edilen ... markasının taşınan yolcu sayısı ve elde edilen gelire herhangi bir katkısının olmadığını ispatlamalarına imkan sağladığını, müvekkilin iş ortaklığı olarak tek faaliyetinin İETT ihalesi kapsamında İstanbul'daki havalimanlarına yolcu taşıma işi olduğunu, bilirkişinin kök raporundaki yaklaşımına göre ... markasının kullanımının müvekkilin gelirine olumlu veya olumsuz bir etki etmediğini gösterdiğini, ... markasının ilk kullanıldığı 2016 yılında gelirin önceki yıla göre aynı kaldığını, 2017 yılında yükseldiğini, 2018 ve 2019 yılında %50 arttığını, bu verilerin markanın elde edilen gelire bir katkısı olmadığı hususunu ispatladığını, haksız rekabete ilişkin tespitlerin yerinde olmadığını, marka tecavüz unsurunun bulunmadığının rapordaki değerlendirme ile ortada olduğunu, davanın reddine karar verilemeyecek ise itirazlarının karşılanması amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesini, istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının hukuka aykırı eylemlerinin müvekkil şirketin tescilli ... markasına tecavüz teşkil ettiğini, yerel mahkeme kararının isabetli olduğunu, davalı istinaf dilekçesinde aksini iddia etmiş olsa da davalının eylemlerinin müvekkil şirketin marka hakkına tecavüzün yanı sıra müvekkil şirket aleyhine haksız rekabete sebebiyet vermediğini, davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi-manevi tazminat ve verilecek hüküm özetinin ilanı taleplidir.Dava tarihi itibarı ile 556 sayılı KHK uygulanması gerekmektedir.TPMK kayıtlarına göre, 2009/17864, 2007/63459 ve 2004/21180 tescil numaralı \"...+ŞEKİL\" ibareli, 2007/63457 tescil numaralı \" ...+ŞEKİL\" ibareli markaların davacı adına tescilli olduğu görülmüştür.  Davalı tarafın dava konusu markanın kullanıldığı otobüsleri kiralayan dava dışı ... Ticaret A.Ş. adına aynı ibarenin (...) ibaresini tescili istemiyle TPMK'ya yapılan ... başvuru nolu marka başvurusunun kesinleşmesi yapılmıştır.  30/10/2012 tarihli bilirkişi  raporunda,  davalı tarafın keşif tarihinde ve yerinde tanıtma işareti olarak kullandığı \"...\" ibaresinin TPE nezdinde kendisi tarafından tescil edilmediği, ancak davalının keşif tarihinde bu ibareyi ticari faaliyetlerinde ve otobüslerinde kullanmakta olduğu, \"...\" markasının tescil başvurusunun TPE nezdinde dava dışı ... Ltd.Şti. tarafından yapıldığı, bu şirketin davalı şirketten farklı olduğu, davacıya ait \"HAVAŞ\" markası ile davalının kullandığı \"...\" ibaresi arasında benzerliğin tüketiciler nezdinde karıştırılmaya neden olacak nitelikte olduğu, görsel yönden benzer harf karakterlerini ve renk kompozisyonunu içeren \"...\" ibaresinin davalı tarafından kullanımının, davacının \"...\" markası üzerindeki haklarını ihlal ettiği belirtilmiştir.  13/10/2020  tarihli  bilirkişi raporunda , davacıya ait \"...\" esas unsurlu markalar ve dava dışı (Platform) şirketine  ait olup tescil başvurusuna konu edilen ama tescil edilmemiş olan \"...\" ibaresi açısından Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen kararı ile de hüküm altına alınan şekilde işaretsel benzerliğin söz konusu olduğunu, sınıfsal benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında 39. sınıf üst başlığı açısından benzerlik söz konusu olsa da, uyuşmazlığın ana konusunun taşımacılık faaliyeti olduğu göz önüne alındığında, davacı markalarının 39. Sınıfın alt gruplarında belirtilen ve 39.01. Kara, hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri ve 39.02. Kara, hava ve deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri” açısından tescilinin yapılmamış olması nedeniyle, sınıfsal benzerliğin söz konusu olmadığı ve bu alt grupta SMK anlamında tescil korumasının bulunmadığını, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle tecavüz unsurunun mevcut olmayacağını, incelenen ticari defterlerin, sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğunu, dava konusu markanın kullanıldığı yolcu taşımacılığı faaliyetine yönelik olarak davalı tarafın, dava dışı ... şirketi ile ... Ortaklığı unvanı ile ortaklık kurulduğunu, ticari faaliyetin 2011 yılında başladığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık nedeni ile adi ortaklık işletmesi tarafından, ticari belgelerde görülen \"...' ibaresinin 19.02.2016 tarihinde '...' olarak değiştirildiğini, mahkemece tecavüze karar verilmesi durumunda, davalı tarafın ihale konusu işin başladığı 2011 yılından, inceleme günü çıkarı son mali dönem olan 2019 yılına kadar, markasal kullanımı nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 17.440.604,872 TL olarak hesap edildiği, mahkeme, ticari belgelerin değiştirildiği Şubat 2016 dönemine kadar olan dönem için hesaplama yapılmasını talep etmesi halinde, 2011 yılından ticari belgelerin değiştiği Şubat 2016 dönemine (bu dönem dahil) kadar olan süre içerişinde, dava konusu marka kullanımı nedeniyle elde cdilen muhtemel kazancın 7.196.757,55 TL olarak hesap edildiği belirtilmiştir. 06/07/2021tarihli bilirkişi  ek raporunda,  SMK'nın 7 ve 29. Madde kapsamında, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği, hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle tecavüz unsurunun mevcut olmayacağı,  kök raporda ulaşılan bu sonuçtan dönülmesini gerektirecek bir durum olmadığı, davalının karıştırılmaya yol açacak şekilde tescilsiz marka kullanımının, TTK'nın 55/1- a-4 maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil edeceği, Mahkeme tarafından verilen görev doğrultusunda, davalı tarafın işe başladığı 01.07.2011 tarihinden, 18.08.2011 dava tarihine kadar olan süre için hesaplama yapıldığını ve bu tarihler arasında davalı tarafın dava konusu markayı kullanması nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 36.906,44 TL olarak hesap edildiği, rapor içerisinde yapılan hesaplamalarda, davalı tarafın 2011 mali döneminde faaliyet zararı beyan ettiği, faaliyet karlılık oranı tespiti noktasında somut verilere ulaşılamadığı ve ortalama bir oran tespiti yapıldığını, bununla birlikte Ağustos 2011 dönemi için günlük satış dökümlerine ulaşılamadığından, aylık satış tutarı dikkate alınarak oransal bir bedel hesap edildiği, somut verilere ulaşılamamasına rağmen,  Mahkemenin karar verebilmesi için, eldeki veriler dikkate alınarak muhtemel kazanç hesabı yapıldığını, bütün bu veriler ışığında, davacı tarafın maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.  Davalının \"...\" ibaresini taşıyan otobüsleri kiraladığını belirttiği ... Ticaret A.Ş'nin' marka olarak tescili istemiyle TPMK'ya yaptığı 2011/65822 kod numaralı marka başvurusuna ilişkin bu dosya davacısı aleyhine açtığı  Ankara 2. FSHHM'nin 2014/114 Esas - 2015/405 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.  Somut olayda davacı tarafça, 556 Sayılı KHK 66/b maddesinde düzenlenen tazminat seçeneğine göre, davalı tarafın markayı kullanmak suretiyle elde ettiği kazanç seçeneğine göre madde tazminat hesabının yapılmasının talep edildiği, mahkemece alınan 13/10/2020  tarihli  bilirkişi raporunda, bilirkişinin ... Adi Ortaklığının ticari defterlerinin incelendiği, bu durumda markanın adi ortaklık tarafından kullanılması ihtimalinde, adi ortaklığı oluşturan şirketlerden sadece biri olan  ... Tic. Ltd.  hakkında dava açılmasının ve ona karşı davanın yürütülmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi maddi ve manevi tazminat davasının adi ortaklığı oluşturan tüm şirketler aleyhine açılması zorunlu olduğundan mahkemece öncelikle adi ortaklığı oluşturan tüm şirketlerin davaya dahil edilerek sonuçlandırılması gerekir iken adi ortaklığı oluşturan tek bir şirket yönünden hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. Mahkemenin kabulüne göre de; mahkemece alınan bilirkişi raporu ve ek raporda davacı markalarının  \"39.01. Kara, hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri ve 39.02. Kara, hava ve deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri” açısından tescilli olmadığı, sınıfsal benzerliğin söz konusu olmadığı ve bu alt grupta SMK anlamında tescil korumasının bulunmadığı tecavüz unsurunun mevcut olmayacağı\"  beyan edilmiş, mahkemece HMK 282. Maddede düzenlenen \"hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" ilkesi gereğince, ayrıca markalar arasında iltibas tehlikesinin  bulunup bulunmadığının tespitinin hakim tarafından değerlendirilebileceği gerekçesiyle bilirkişi raporu ile bağlı bulunmadığı, davacı markası ile davalının markasal kullanımı arasında kavramsal ve sınıfsal benzerlik bulunduğu açıklanmışsa da, sınıfsal benzerlik konusunda bilirkişi raporundaki görüşten ayrılma gerekçesinin açıklanmadığı anlaşılmakla, bu hususun da 6100 Sayılı HMK 297/1-c maddesine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/09/2021 tarih, 2017/154 E. 2021/192 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1228e4f664953e21","SID":"b2c3989d66a3edfd"}}