{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO   : 2023/126 <br>KARAR NO\t  : 2024/136<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/10/2022<br>NUMARASI\t: 2021/836 E. - 2022/761 K.<br>DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri    Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile ... Ltd. Şti. arasında İzmir ... Noterliğinin 30/03/2012 tarih ve ... yevmiye numarası ile yapılmış olan finansal kiralama sözleşmesi gereğince ... Ltd. Şti.nin Kiracı, davacının ise kiralayan olduğunu, müvekkilinin tüm şirket hissedarları ile birlikte bu sözleşmeye kefil olarak imza attığını, müvekkilinin bu sözleşme yapılmasında hiçbir çıkarının olmadığını, sadece Kıbrıs'ta oturmayan ikameti Türkiye'de olan en az bir kefil istendiği için diğer kefiller ile samimiyetinden dolayı kefil olduğunu, kefil olarak imzaladığı teminat senetlerinin de sözleşmesinin tamamının değil ödenecek her bir taksitin ayrı ayrı teminatı olduğunu, bu teminatın sözleşme şartlarına uygun kullanılacağını düşündüğünü, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, hiçbir şekilde sözlemeyi feshetmediği halde senetleri leasing sözleşmesi ile değilde malı senetle satmış gibi kullandığını ve hiç bir şekilde ne borçluya ne de diğer kefillere takip yapmadığını, davalı şirketin özel olarak finansal kiralama için kurulduğunu, aşırı faizle para satma yahut senetle mal satma gibi bir yetkisini olmadığını, senetlerin sadece sözleşme gereği ödenmeyen taksitlerin sözleşme şartları uygulandığı takdirde teminatı olduğunu, bu kadar senet ödenmemiş olması nedeniyle takip yapılıp bu dosyası açık bırakarak ve temerrüte düşen borçlunun akdini feshetmeyerek 4 yıl boyunca 4 ayrı takip yapıp dolar bazında fahiş faizler ile para satma işlemi yaptığını, bunun TMK.nın 2. maddesine aykırı olduğu gibi sözleşmeye de aykırı olduğunu, ilk yapılan takipten sonra akdi feshetmeyen davalının, sorumluluğu kalkan kefilden yeniden tahsilat yapma hakkının olmadığını, kefilin sorumluluğunun ilk icra takibinden sonra sona erdiğini, TBK m.592/IV-c, 1'e göre, alacaklının haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde kefaletin sona ereceğini, alacaklının bilgi verme ve ispat araçlarını muhafaza yükümlülüğüne aykırı davranması ile kefalet sözleşmesinin, kefilin zararının bulunup bulunmadığı önem taşımaksızın ortadan kalkacağını, davalının mevzuat gereği sözleşme devam etmekte olduğu halinde sözleşmeyi TL'ye çevirmediğini, buna dayanak olarakta borçlunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde olduğunu, bu nedenle yabancı parayla sözleşme yapılabileceğine dayanmak istediğini, ancak KKTC'nin resmi para birimi ülke kurulduğundan bu yana Türk Lirası olduğunu, bu nedenle Türk Lirasının resmi birim olan ülkeyi yabancı para ile sözleşme yapılacak dış ülke olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin ilk icra takibinden sonrakiler için hiçbir şekilde sorumlu olmadığını, davalının icra dosyalarına tahsil ettik diye beyanda bulunduğu miktarın, müvekkilinin tüm sorumluluğundan fazla olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün dosyasını 2021 yılı dolar kuru üzerinden ödemek zorunda kalındığını, müvekkilinin kefillik sorumluluğunun davalı tarafından sözleşmeye aykırı davranarak ve kefilin durumunu ağırlaştırma kastıyla davranması nedeni ile sona erdiğini belirterek, müvekkilinin Türkiye'de ikamet etmesi, Kıbrıs'ta geçerli para biriminin Türk Lirası olması, yabancı parayla borçlanma yasağı nedeniyle ve dolar kurundaki artış nedeniyle gerekli uyarlamanın yapılarak müvekkilinin sorumlu olduğu ve icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı borcunun Cumhurbaşkanlığının dolarla borçlanma yasağı kararnamesinin tarihi olan Eylül 2018 tarihi itibariyle Türk Lirasına çevrilmesine ve çıkan sonuca göre müvekkilinin davalıya kefaletten dolayı ve verilen teminat senetlerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müteselsil kefil olduğunu kabul ettiğini, davacının teminat bonosu olarak verildiğini iddia ettiği bonoların, finansal kiralama sözleşmesi düzenlenirken her bir kira için  düzenlenen ödeme aracı olduğunu, anılan bonoların teminat bonosu olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, sözleşmenin fesih edilip edilmemesi kiralayanın tasarrufunda bir konu olduğunu, sözleşmenin ilk takipten sonra fesih edilmemesi kefilin sorumluluğunu artıran bir durum olmadığını, sözleşmenin ayakta kalması ile dava dışı kiracı şirketin, müvekkili şirkete önemli miktarda ödeme yaptığını ve bu şekilde kefile yüklenebilecek olan yükün azaldığını, 12 Eylül 2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğde değişiklik yapılmasına dair 2018-32/51 numaralı tebliğ uyarınca bir takım sözleşmelerin bedelinin TL cinsine çevrilme zorunluluğunu getirildiğini, ancak söz konusu tebliğ esas olarak, Türkiye'de yerleşik olan kişilerin yurt içinde yaptığı belli sözleşmelere yönelik düzenlemeler içerdiğini, yurt dışında yerleşik olan gerçek ve tüzel kişilerin taraf olduğu sözleşmelerin bu tebliğ kapsamı içinde değerlendirilmediğini, davacının yerleşim yeri Kıbrıs, kendi anayasası olan, vatandaşları olan ve vatandaşlık için başvurulması gereken başlı başına bir ülke olduğunu, Kıbrıs'ta yerleşik bir kişi, Türkiye'de yerleşik olmadığını, bu nedenle söz konusu tebliğ kapsamında davacının yer almadığını, davacı ... sözleşmesinin kefili olduğunu, Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 32 sayılı kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında finansal kiralama sözleşmeleri döviz olarak veya dövize endeksli kararlaştırılabileceğini, finansal kiralama sözleşmesi bahsi geçen tebliğinkapsamında olmadığını, diğer taraftan sözleşmenin 2012 tarihli bir sözleşme olduğunu, söz konusu başkanlık tebliğ tarihinden çok daha önceki bir tarihi taşıdığını, bu nedenle anılan tebliğ kapsamında olmadığını, davacının icra dosyasına fazladan ödemiş olduğu paranın istirdadını talep ettiğini, ancak söz konusu icra dosyasına yapılan ödemelerin büyük bir kısmının davacı borçlu tarafından değil, dava dışı kiracı tarafından yapıldığını, davacı borçlunun anılan icra dosyalarına yapmış olduğu ödeme maaş haczinden gelen ödemeler olduğunu, onların toplam tutarınında 40-50 bin TL civarında olduğunu, bu nedenle kendisinin ödememiş olduğu bir tutarın iadesini talep edebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı borçlu aleyhine başlatılan takipler, muaccel olan kira borçlarının ödenmemesi nedeniyle başlatıldığını, bu nedenle söz konusu bonolar nedeniyle takip başlatmak için sözleşmesinin feshine gerek olmadığını, davacı borçlu aleyhine başlatılmış olan takiplerin, finansal kiralama konusu alacaklarının ödenmemiş olan taksitleri ile ilgili olduğunu, söz konusu icra takiplerin dahi tamamı ödenmemiş olduğundan davacının fazla ödeme yapmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEME KARARI; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi: 20/10/2022 tarihli 2021/836 E. - 2022/761 K. Sayılı Kararıyla; \"Davanın Reddine\" karar vermiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili 16/12/2022 tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunarak, mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili Av....'nın 12/01/2024 tarihli feragat dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini beyanla; feragat nedeniyle karar verilmesini talep etmiş, vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK 311. Madde de \"Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. İrade bozukluğu hallerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. HMK m.310/2 maddesinde; \"Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.\" hükmünü haiz olmakla davacı vekili tarafından 12/01/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiğinden, vekaletnamenin incelenmesi neticesinde davacı vekilinin davadan feragat etmeye yetkili ve e-imzasının güvenli olduğu belirlenmekle 6100 Sayılı HMK'nın 307/1, 309, 310, 311, 312 maddesi gereğince karar verilmesi gerektiği kanaati  ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;,1-Davacı vekilinin istinaf isteminin, davadan feragat edilmesi sebebiyle İNCELENMESİNE  YER OLMADIĞINA2-Davacı vekilinin davadan feragat etmesi nedeniyle; İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/10/2022 tarih, 2021/836 E. 2022/761 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2  maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Davanın, 6100 Sayılı HMK'nın 307. maddesi gereğince feragat sebebiyle  REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince 427,60 TL maktu karar harcının peşin alınan 51.660,98 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 51.233,38 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider ve delil avansının istek halinde ve hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 289.254,50 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi davadan feragat sebebiyle incelenmediğinden davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcı ile  istinaf yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderinin, davacı üzerinde bırakılmasına5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/01/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c685e4eae149e41","SID":"2c5d5187d2b4e994"}}