{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1722 Esas <br>KARAR NO: 2024/128 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2017/1066 Esas - 2021/619 Karar <br>TARİHİ: 10/06/2021<br>DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’na ... sicil numarasıyla kayıtlı bir anonim şirket olduğunu, davalıların da müvekkili şirketin eski yönetim kurulu üyeleri ve aynı zamanda yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, müvekkili şirketin ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... ada, ... parselde kayıtlı 13.862,54 m2 yüzölçümüne sahip taşınmazın maliki konumunda olduğunu, müvekkili şirketin diğer ortakları tarafından tapunun incelenmesi neticesinde, anılan taşınmazın 27.06.2016 tarihinde 24.600.000,00 Türk Lirası bedel mukabilinde ... isimli bir kişiye devredildiğinin görüldüğünü, satışın, şirketin yönetim kurulu başkanının ve yine şirket ortaklarının hiçbir haberi ve onayı olmaksızın, davalı ... tarafından gerçekleştirildiğinin öğrenildiğini, yapılan satış işleminin, şirkete ait muhasebe kayıtları dahil hiçbir resmi defterde yer almayıp, tapuda satış bedeli olarak gösterilen meblağa ilişkin şirkete hiçbir para girişi olmadığını, yapılan satışın, müvekkil şirketin yönetim kurulu başkanı ve diğer ortakların bilgisi dahilinde olmadığını, taşınmazı devir alan kişinin ... olduğunu, ...’ün ... Ltd. isimli bir firmanın sahibi olduğunu, ...’ün ayrıca davalılar ile birlikte .... A.Ş. isimli bir firmada birlikte ortak olduklarını ve aynı zamanda davalı ... ile birlikte ... A.Ş. isimli firmada birlikte yönetim kurulunda olduklarını, devri yapılan taşınmazın, müvekkil şirketin tek gayrimenkulü olup, şirketin mal varlığının büyük kısmını oluşturduğunu ve buna rağmen taşınmasın satış işleminin Genel Kurulun onayına sunulmadan gerçekleştirildiğini, taşınmazın satılmasını gerektirecek hiçbir durumun olmadığını, müvekkil şirketin 22.08.2017 tarihli yapılan Olağan Genel Kurulu 2. Toplantısında “….Yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunan ... ile ...’in ibra edilmemelerine ve haklarında sorumluluk davası açılmasına oy birliği ile karar verildi” denildiğini ve davalıların ibra edilmediklerini,  devir işleminin iptali ve taşınmazın yeniden müvekkil şirket adına tecili için müvekkil şirket tarafınca Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/388 E. sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası ikame edilmiş olup bu davanın halen derdest olduğunu, hukuka aykırı devir işleminin yapılması üzerine haklarını korumak için dava ikame etmek zorunda bırakılan müvekkil firma tarafınca ikame edilen davada dava harcı ve masrafları olarak 41.921,90 TL ödemek zorunda bırakıldığını, ayrıca ikame edilen davaya ilişkin dava değerinin çok yüksek olması hasebiyle 100.000,00 TL civarında da davanın takibi için avukatlık ücreti ödemesi yapıldığını, bu masraflar ile müvekkil firmanın davalılar tarafınca maddi olarak zarara uğratıldığını, devri yapılan taşınmaz üzerinden müvekkil şirketin söz konusu taşınmazın kiralanmasından en son aylık 35.000,00 TL kira parası elde etmekte olduğunu, 2016 yılı Temmuz ayıdan bu güne kadar; 35.000,00 x 17 ay = 595.000,00 TL miktarında kira kaybının söz konusu olduğunu ve bu kira kaybı zararının her geçen ay için de mevcut olduğunu, müvekkil şirketin kira gelirinden yoksun bırakıldığını ve bu durumun müvekkili şirketin zararına sebebiyet verdiğini, devri yapılan taşınmazın gerçek rayiç değerinin 50.000.000,00 TL üzerinde olduğunu, tapuda satış bedeli olarak gösterilen bedelin ise 24.600.000,00 TL olduğunu ve şirkete hiç para girişi olmadığını, neticeten; 200.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve müvekkili şirkete ödenmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ve .... A.Ş.nin davacıların ve davalıların birlikte olduğu bir aile şirketi olduğunu, ...’a ortak alınmadan evvel hisse ve yönetim yapısı tamamen aynı olan ve yıllarda müvekkili ... tarafından yönetilmiş olan iki şirket olduğunu, müvekkilinin babası ... ve diğer ortaklar müvekkilinin iki amcası ... firmasından elini çektiğini ve müvekkiline olan güvenleri nedeniyle işlerin yönetimini ve kendilerinin temsilini Bakırköy ... Noterliği’nin 03.01.1989 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile müvekkile bıraktıklarını, müvekkilinin, şirketin yönetimindeki başarısından dolayı ortakların bu kere Bakırköy .... Noterliği’nin 12.02.1998 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile hem davacı firmanın hem de ... Firmasının temsilini müvekkile bıraktığını, 2005 yılına gelindiğinde tesis tam kapasite çalışır vaziyette iken şirket ortaklarının aldığı karar ile yatırım yapılarak ... firmasının büyütülmesine karar verildiğini ve 2007 yılında yatırın sürecine girildiğini, bu süreçte ... firmasının fabrika arazisinin, dava konusu Esenyurt İlçesinde bulunan arsa başta olmak üzere ailenin şahsi kefaletleriyle mal varlığının bankalara ipotek verildiğini, planlanan yatırım bütçesinin 50.000.000 EUR olmasının, ancak yatırımın zamanla 72.000.000 EUR’ya çıkması ve 2008 yılında yaşanan global ekonomik krizin ...’u zora soktuğunu, 2010 yılına gelindiğinde bu sefer ... Bank A.Ş. nezdinde bulunan ipotek miktarının 110.019.399,00 EUR’ya yükseltildiğini, işbu ipoteğin borçlusunun davacı olduğunu, finansal tabloların ciddi anlamda bozulması üzerine şirkete ortak alarak finansal yapıyı düzeltmek için ...’ün şirkete ortak olarak alındığını ve 23.07.2014 tarihinde “Ortaklık Sözleşmesi” ve 25.07.2014 tarihinde de “Ek Sözleşme” imzalandığını, işbu sözleşmelerin imzalanmasını takiben 16.10.2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda davacı şirket ortaklarının ...’ün firması olan ...Ltd.’yi ... firmasına ortak ettiklerini, Ortaklık Sözleşmesinin imzalanmasından önce ...’un %51 hissesinin ... veya onun şirketine yapılacak devir bedelini tespit etmek için ... firmasının ... tarafından denetlenen mali tabloların esas alınacağı konusunda mutabık kalınarak, yapılan değerleme neticesinde ...’ün şirketi olan .... Ltd.nin 20.000.000 USD kaynak koymasına karar verildiğini, ancak Ortaklık Sözleşmesinin imzalanması ile ortaklığın resmen tesis edileceği Genel Kurul tarihi olan 16.10.2014 tarihinde ... firmasının değerlemesine esas kabul edilen şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmadığının görüldüğünü, müvekkil ...’in kendisine verilen yükümlülük çerçevesinde söz konusu taşınmazı sermaye artırımına gidilmesi amacı ile devrettiğini, davacı şirketin müvekkilin kötü niyetli olarak ve firmayı zarara uğratma kastı ile muvazaalı olarak bu devri yaptığını iddia etmişler ise de müvekkilin tek amacının hem ortağı olduğu firmaları kurtarmak hem de gayrimenkulün mevcut borçlar sebebiyle satışını engellemek olduğunu, 24.06.2016 tarihinde sermaye artırımı konusuna birçok görüşme yapıldığını ve nihayetinde ... A.Ş., ...Ltd., davacı şirketi temsilen ..., ... ve arabulucu avukat ... arasında ... A.Ş.’nin Sermaye Artırımına Katılımın Şekli ve Yönetime İlişkin Protokol imzalandığını, işbu Protokol’ün içeriğinde yapılan işlemin hangi saik ile yapıldığı tüm detaylarıyla izah edilmiş olup, 24.06.2016 tarihli Protokol incelenmeden müvekkilinin sorumlu olup olmadığının tespit edilmesinin hukuken mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/06/2021 tarih 2017/1066 Esas - 2021/619 Karar sayılı kararında; \"Dava, maddi tazminat talebinden ibarettir. Uyuşmazlık, davacı şirkete ait ve devri yapılan bahse konu taşınmazın devri işleminin hukuka aykırı ve geçersiz olup olmadığı, devir işlemini yapan davalıların bu işlem nedeniyle Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde ikame edilen tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama harç ve masraflarından, o dava nedeniyle ödendiği ileri sürülen avukatlık ücretinden ve mahrum kalındığı ileri sürülen kira gelirlerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Mahkememizce konusunda uzman bilirkişi heyetinden 03/04/2019 tarihli rapor alınmış, tarafların itirazları doğrultusunda 22/05/2019 ve  09/01/2020 tarihli ek raporlar aldırılmıştır. Alınan 09/01/2020 tarihli ek raporda özetle; Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/220 E. 2019/271 K. sayılı davanın huzurdaki dava devam ederken açıldığı, davacının delil listesinde belirtmiş olduğu Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/388 E. ( Dosya yetkisizlik ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/262 E. numarasını almıştır.) sayılı dosya ile davacı tarafından sunulan  Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/220 E. 2019/271 K. sayılı davanın taraflarının ve konularının farklı olduğu, huzurdaki dosya için yöneticilerin kusurlu olup olmadığı hususunda kesin  delil teşkil edemeyeceği, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/262 esas sayılı dosyasının huzurdaki dava açısından önem arz ettiği, davacının kira bedelleri talebi yönünden lehe hüküm verilebilmesi için  Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/262 E. sayılı dosyada haklı çıkması gerektiği belirtmiş, mahkemece davalıların kusurlu ve müteselsil sorumlu olduklarının belirlenmesi halinde, dosyada mübrez kira kontratının tarihi 01.10.2015 olduğundan, dava konusu taşınmazın devir tarihi olan 27.06.2016 ila dava tarihi olan 22.11.2017 tarihleri arası işlemiş (1 Temmuz 2016 (dahil) ila 1 Kasım 2017 (dahil) toplam 17 aylık kira bedelinden müteselsilen sorumlu olmaları gerektiği...\" görüş ve kanaatiyle rapor tanzim edilmiştir. Davalı taraf, dava konusu taşınmazın bir diğer aile şirketi olan dava dışı .... A.Ş.’nin sermaye artırımına gitmesi gerektiği aksi halde aynı aileye mensup her iki şirketin de finansal krizden çıkamayacakları, dava konusu taşınmazın, ... firmasının borçlarının karşılığında satılıp elden çıkacağını beyan etmiştir. Dosyada mübrez belgelerden dava konusu taşınmazın 24.06.2016 tarihli protokol uyarınca ve onu müteakiben 27.06.2016 tarihinde devredildiği anlaşılmaktadır. Bu protokolün taraflarının, -... San. A.Ş., ... Ltd., ..., ... San. A.Ş., ve ... olduğu görülmüştür. 24/06/2016 tarihli protokolü müteakiben, yine dosyada mübrez tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın 27.07.2016 tarihinde dava dışı ...’e satışı yapılarak devredildiği görülmektedir.Dosyaya mübrez, ... ve .... A.Ş. arasında akdedilen 20.07.2016 tarihli Sözleşmede de özetle; 1-İşbu sözleşme ... Mah. ... Cad. ... No:... Bakırköy/istanbul adresinde mukim, ... T C. kimlik numaralı ... ile ... Mah. ... Bulvarı No:... ... Esenyurt/lstanbul adresinde mukim, .... ticaret sicil numaralı ... A.Ş. arasında imzalanmıştır.Sözleşmenin konusunu 24.06.2016 tarihinde Arabulucu ... nezdinde hazırlanan protokol ile taahhüt edilen taşınmaz devri ve devir karşılığında ödenecek hissenin belirlenmesnin oluşturduğu; ...  A.Ş.’nin, maliki olduğu İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... ada, ... parsel sayısında kayıtlı taşınmazı 24.600.000,00 TL (yirmidörtmilyonaltıyüzbintürklirası) karşılığında ...' e devretmiş olduğu; Anılan taşınmazın devri karşılığında; %19,679817 oranında ... A.Ş. hissesinin ... tarafından ... A.Ş.' ye teslim edileceği; bunun için ... A.Ş.' den ayrıca herhangi bir devir bedeli alınmayacağı; hususlarının hüküm altına alındığı görülmüştür. ... Ltd. nin, ...,  ..., ..., ..., ... ve .... A.Ş.’yi muhatap tutarak keşide etmiş olduğu, Beşiktaş .... Noterliğinin 07.02.2018 tarihli ... yevmiye no.lu İhtarnamesinde de; ...  A.Ş., ...Ltd., ... A.Ş., ... Ailesini temsilen ... ve ... arasında Arabulucu nezdinde 24.06.2016 tarihinde imzalanan “... A.Ş.’ nin Sermaye Artırımına Katılımının Şekli ve Yöntemine İlişkin Protokol gereğince; .... A.Ş tarafından devri yapılan taşınmazın karşılığı hisse devir işleminin yapılması ve satış bedeli olarak ödenmiş olan 24.600.000.- TL’ lik sermaye payının karşılığı olan %17,37 pay oranındaki hissenin devralınmasının İhtar edildiği görülmüştür. Sulh ve ibra sözleşmesinin 5.2 maddesi gereği 257.034,00 TL ödemenin kira bedeline istinaden yapılıp yapılmadığı ve neden şirkete yapılmadığı, ...'e ödeme yapıldığının açıklattırılması hususunda, 10/06/2021 tarihli duruşmada dava dışı ...'ün beyanı alınmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, toplanan tüm deliller ile bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde, dosyada mübrez 07.02.2019 tarihli \"Sulh Ve İbra Sözleşmesi\"nde taraf olan davalı ... ile davacı şirket, diğer tarafları ... San. A.Ş., ... ve ... Ltd. Şirketi sulh olmuş ve taraflar birbirlerini ibra etmişlerdir. 22.08.2017 tarihli \"Olağan Genel Kurulu 2. Toplantısında\" ibra edilmeyen davalı ... 07.02.2019 tarihli sözleşme ile davacı firma tarafından ibra edilmiştir. Davacı taraf, akdettiği sözleşmenin 3. Maddesi \"Taraflar Arasındaki İhtilaflar\" başlıklı tabloda belirtilen hukuki ihtilaflar arasında huzurdaki davanın yer almadığını iddia etmekte ise de, işbu sözleşmenin 5. Sayfasındaki 3. Maddenin devamında açıkça; \"... Ailesi ve diğer taraflar yukarıda belirtilen dava, şikayet ve icra takipleri dışında başkaca zikredilmeyen bir dava, şikayet ve icra takipleri bulunmadığını beyan ederler. eğer varsa da işbu sözleşme hükümleri çerçevesinde bunlardan da feragat edeceklerini kabul, beyan ve taahhüt ederler.\" şeklinde kararlaştırdıkları, davalı ...'in davaya konu taşınmazın devrine ilişkin gerek yönetim kurulu kararında gerekse de gayrimenkul satışında tapuda iş takibi sözleşmesinde bir dahili ve imzası da bulunmadığı, davalı ... yönünden, 07.02.2019 tarihli \"Sulh Ve İbra Sözleşmesi\"nin 5.2. Maddesinde tapu masrafları dava dışı taşınmazı devralan ... tarafından karşılamak üzere davaya konu taşınmazın  davacı firmaya bedelsiz devredileceği hususu kararlaştırıldığı gibi maddenin devamında, \"... 257.034 TL ...'in  ... Bankası Avcılar Şubesindeki TR ... İban nolu Türk Lirası hesabına .... Şirketine .... A.Ş.'nin hisselerinin devriyle ilgili akdedecekleri sözleşmede tanımlanan kapanış akabinde aynı gün içerisinde ödeyecektir.\" şeklinde kira kaybı alacak kalemlerinin de dava dışı ... tarafından sulh olunan bedel üzerinden ödeneceği kararlaştırıldığı, dava dosyasına sunulan Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/220 E. ve 2019/271 K. sayılı davada huzurdaki davanın davalıları yer almadığından ve delil listesinde belirtilen Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/388 esas sayılı davasının tarafları ve konusu da huzurdaki davadan farklı olduğundan, huzurdaki dosya için yöneticilerin kusurlu olup olmadığı hususunda kesin delil teşkil edemeyeceği, Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinde karara bağlanan tapu iptali ve tescil davasında tarafların sulh ve ibra olduğu, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/262 esas sayılı dosyasının açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu haliyle davalıların kusurlu olduğuna ilişkin bir tespitin yapılmadığı, 07.02.2019 tarihli \"Sulh Ve İbra Sözleşmesi\"nin 6. Maddesinde, \"...bundan böyle .... A.Ş. deki hisselerin devri, şirketin yönetimi, hissedarlık durumu, 3. Şahıslar ile olan ilişkileri nedeniyle işbu sözleşme kapsamındaki hak ve alacakları dışında başka hak ve alacaklarının bulunmadığını, birbirlerine karşı herhangi bi dava, takip ve şikayet yoluna başvurmayacaklarını, birbirlerini en geniş şekilde gayri kabili rücu ibra ettiklerini kabul, beyan ve taahhüt etmektedirler...\" şeklindeki maddesinde, başka hak ve alacakların bulunmadığı hususunda anlaşma sağlandığı,  10/06/2021 tarihli duruşmada dava dışı ...'ün beyanına göre, Sulh ve ibra sözleşmesinin 5.2 maddesi gereği 257.034,00 TL ödemenin kira bedeline istinaden  yapılmadığı, kapanış olmadığı için de kira bedelinin ödenmediğini beyan etmiş olmakla, 07.02.2019 tarihli \"Sulh Ve İbra Sözleşmesi\"nin 5.2. Maddesinde tapu masrafları dava dışı taşınmazı devralan ... tarafından karşılamak üzere davaya konu taşınmazın davacı firmaya bedelsiz devredileceği hususunun kararlaştırıldığı, bu haliyle ecrimisil taleplerinin dava dışı ...'e yöneltilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafın, dava harç ve masrafları olarak talep ettiği 41.921,90.-TL’nin sarf edilmiş olduğu dosyada mübrez mahkeme makbuz ve belgeleriyle sabittir. Bununla birlikte, HMK’nın 323 ve 326. maddelerinde düzenlenen yargılama giderleri ve bundan sorumluluğa ilişkin hükümlere bakıldığında; dava harç ve giderleri ile kanun gereğince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin yargılama giderlerinden olduğunun belirtildiği; bunlardan doğan sorumluluğun da (davanın kabul/ret oranına göre) aleyhine hüküm verilen tarafa ait olacağının belirlenmiştir. Somut olayda; huzurdaki davada talep edilen mahkeme harç ve giderlerinin Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava kapsamında olduğu, huzurdaki davada nazara alınması söz konusu olmayacağından davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"gerekçesi ile,  davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini,  Yerel Mahkemenin tesis ettiği kararında; \"davalılar ... ve ... ile dava dışı ... arasında akdedilmiş olan 20/07/2016 tarihli sözleşmeyi\" gerekçe olarak gösterdiğini, bu sözleşmenin hukuken hiçbir geçerliliğinin olmadığını; bahse konu sözleşmede konu edilen 'taşınmaz'ın müvekkili şirketin tek ve en önemli mal varlığı olduğunu; Anonim Şirketlerin en önemli mal varlıklarının Genel Kurul Kararı olmadan 3. Kişilere devredilemeyeceği hususunun izahtan vareste olduğunu; müvekkili şirketin en önemli ve tek mal varlığı olan taşınmazın 3. kişiye devri hususunda  müvekkili şirketin Genel Kurulu tarafından alınmış herhangi bir karar ve bu yönde bir genel kurul onayı bulunmadığı gibi, taşınmazın 3. kişiye devrine ilişkin 20.07.2016 tarihli sözleşmeyi imzalayan davalılar ... ve ...'e taşınmazın 3. kişiye devri hususunda sözleşme yapabilmeleri ve taşınmazı 3. kişiye devir edebilmeleri hususunda kendilerine herhangi bir yetki verilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını,  Davalıların da, taşınmazın devrine ilişkin genel kurul kararı bulunduğu yada taşınmazın 3. kişiye devri hususunda 3. kişiler ile sözleşme yapabilmeleri hususunda genel kurulun ve şirket ortaklarının kendilerine yetki verdikleri yönünde hiçbir savunmaları ve iddiaları da olmadığı gibi dosyaya bu yönde sunmuş oldukları herhangi bir delil ve belgenin de olmadığını, hal ve durum böyle iken, yerel mahkemenin hukuken geçersiz olan bir sözleşmeden bahisle sanki ortada hukuken geçerli bir sözleşme varmış gibi bir yaklaşım ile gerekçe oluşturması durumunun, hatalı tespit ve değerlendirme neticesinde hüküm tesis edildiğini açıkça gösterdiğini, Davalılar ... ve ... ile dava dışı ... arasında akdedilmiş olan ve hukuken hiçbir  geçerliliği bulunmadığı her yönü ile açık olan 20.07.2016 tarihli sözleşmeyi sanki ortada hukuken geçerli bir sözleşme varmış gibi atfeden ve gerekçe göstermek suretiyle hüküm tesis eden yerel Mahkeme'nin, bahse konu sözleşmenin 4. maddesinde yazılı bulunan \"taşınmazın devri ile birlike ...A.Ş.'nin %19,67 hissesini ... şirketine devir edeceği\" yönünde yazılı bulunan hususu ise niçin hiçbir şekilde dikkate ve değerlendirmeye almadığını, Ortada hukuken geçerli bir sözleşme var ise ve bu sözleşme uyarınca da bahse konu taşınmazın devri gerçekleşmiş ise o zaman aynı sözleşmede yazılı bulunan taşınmazın devri karşılığında devir edileceği taahhüt edilen şirket hissenin müvekkili şirkete sözleşme uyarınca devir edilip edilmediği hususunun da yerel mahkemece incelenmesi ve araştırılmasının gerekeceğini, ...  A.Ş. tarafından müvekkili firmaya herhangi bir hisse devri yapılması gibi bir durum söz konusu olmadığını; sırf bu durumun dahi, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan ve hatalı değerlendirme neticesinde hüküm tesis edildiğini tek başına açıkça kanıtlamakta olduğunu, Yerel Mahkeme tesis ettiği kararında; \"davalı ... 07.02.2019 tarihli sözleşme ile davacı firma tarafından ibra edilmiştir\" demek suretiyle, gerekçe oluşturduğunu, Dosyada mübrez 07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesi başlıklı belge incelendiğinde; bahse konu sözleşmenin, müvekkili firma ile davalılar arasında karşılıklı olarak akdedilmediği, sözleşmenin 1.1. Başlığı altında yazılı bulunan (müvekkil firma ve firma ortakları) taraflar ile sözleşmenin diğer tarafı yani karşı tarafı olan ve sözleşmenin 1.2. diğer taraflar başlığı altında yazılı bulunan dava dışı 3. Şahıslar (... A.Ş., ... Ltd., ...) arasında akdedildiği ve huzurda görülen işbu davayı hiçbir şekilde içermediği hususlarının her yönü ile açık olduğunu,  Bahse konu sözleşmenin konusunun, müvekkili firma ve ortakları ile sözleşmenin diğer tarafı yani karşı tarafı olan dava dışı 3. Şahıslar olan ... A.Ş., ...  Ltd., ... arasında ki mevcut dava ve icra takip dosyalarını kapsadığı, başkaca hiçbir hususu kapsamadığı hususunun her yönü ile açık olduğunu, Bahse konu sözleşme ile, davalı ...'in müvekkili firma tarafından ibra edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını; dosyada mübrez 22.08.2017 tarihli Olağan Genel Kurul 2. Toplantı tutanağında da ; \"yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunan ... ile ...'in ibra edilmemelerine\" denilmek suretiyle, davalıların ibra edilmedikleri hususunun açık olduğunu,  Hal ve durum böle iken yerel Mahkemenin gerekçesinde, \"davalı ... 07.02.2019 tarihli sözleşme ile davacı firma tarafından ibra edilmiştir\" demek suretiyle, gerekçe oluşturması ve bahse konu 07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin sanki davalılar ile müvekkili firma arasında akdedildiğini ve görülen işbu davayı da içeriyormuş gibi bir değerlendirmede bulunması durumunun, yerel Mahkemece tesis edilen hükmün nedenli hatalı değerlendirme neticesinde tesis edildiğini tek başına açıkça gösterdiğini,  Yerel Mahkeme tesis ettiği kararında; \"07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 5.2. maddesinden bahisle, kira kaybı alacak kalemlerinin de dava dışı ... tarafından sulh olunan bedel üzerinden ödeneceği kararlaştırıldığı\" demek suretiyle, gerekçe oluşturduğunu,  07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 5.2. Maddesi incelendiğinde; madde içeriğinin, .... Şirketine .... A.Ş.'nin hisse devri ile ilgili bedele ilişkin olduğu ve hiçbir şekilde müvekkili şirkete ait taşınmazın davalılar tarafından 3. kişiye devri ile birlikte müvekkili şirketin aylarca mahrum kaldığı kira bedellerine ilişkin bir hususu içermediğinin her yönü ile açık olduğunu, Yerel mahkemece 18.02.2021 tarihli celsede alınan \"1\" no.lu ara kararı uyarınca isticvap edilen dava dışı ...'ün, 10.06.2021 tarihli celsede Mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde; \"257.034,00 TL kira bedeline ilişkin değildir, kimseye de ödenmemiştir, ... Beye şirket olarak ödediğimiz bir miktar yoktur, 19.08.2016 ile 23.01.2019 arasındaki tarihlerde kira alacaklarını taşınmaz benim üzerime kayıtlı olduğundan ben tahsil edip emlak vergilerini düştükten sonra kalan miktarı ... ile ...  ödedim\" demek suretiyle,  07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 5.2. Maddesinde geçen 257.034,00 TL bedelin hiçbir şekilde mahrum kalınan aylara ilişkin kira bedellerine ilişkin olmadığını, müvekkili firmaya ya da ...'e kira bedeli yada başka nam ve hesap adı altında ödenmiş herhangi bir bedelin bulunmadığını, taşınmazdan elde edilen kira bedellerinin bizzat davalı ...'e ödemesinin yapıldığını, açıkça beyan ettiğini,  07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 5.2. Maddesinde geçen bedelin, müvekkili şirkete ait taşınmazın davalılar tarafından 3. kişiye devri ile birlikte müvekkili şirketin aylarca mahrum kaldığı kira bedellerine ilişkin olmadığı, müvekkili şirkete herhangi bir kira bedeli ödemesi yapılmadığı hususunun her yönü ile açık iken ve dava dışı ...'ün 10.06.2021 tarihli celsede mahkeme huzurunda verdiği beyanları da hiçbir şekilde dikkate ve değerlendirmeye alınmaksızın, yerel mahkemenin \"07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 5.2. maddesinden bahisle, kira kaybı alacak kalemlerinin de dava dışı ... tarafından sulh olunan bedel üzerinden ödeneceği kararlaştırıldığı\" demek suretiyle, 07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 5.2. Maddesinde geçen 257.034,00 TL bedelin sanki mahrum kalınan kira bedellerine ilişkin imiş gibi göstererek gerekçe oluşturmasının, yerel mahkemece tesis edilen hükmün nedenli eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tesis edildiğini açıkça göstermekte olduğunu,  Yerel Mahkeme'nin tesis ettiği kararında; \"07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 6. Maddesinden bahisle, başka hak ve alacakların bulunmadığı hususunda anlaşma sağlandığı\" demek suretiyle, gerekçe oluşturduğunu,  Yukarıda 3. No.lu bentte ifade edildiğini; dosyada mübrez 07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesi başlıklı belge incelendiğinde; bahse konu sözleşmenin, müvekkili firma ile davalılar arasında karşılıklı olarak akdedilmediği, sözleşmenin 1.1. Başlığı altında yazılı bulunan (müvekkil firma ve firma ortakları) taraflar ile sözleşmenin diğer tarafı yani karşı tarafı olan ve sözleşmenin 1.2. Diğer taraflar başlığı altında yazılı bulunan dava dışı 3. Şahıslar (... A.Ş., ... Ltd., ...) arasında akdedildiği ve huzurda görülen işbu davayı hiçbir şekilde içermediği hususlarının her yönü ile açık olduğunu, Hal ve durum böle iken yerel Mahkemenin gerekçesinde, \"başka hak ve alacakların bulunmadığı hususunda anlaşma sağlandığı\" demek suretiyle, gerekçe oluşturması ve bahse konu 07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin sanki davalılar ile müvekkili firma arasında akdedilmiş ve huzurda görülen işbu davayı da içeriyormuş gibi bir değerlendirmede bulunması durumunun, yerel Mahkemece tesis edilen hükmün nedenli hatalı değerlendirme neticesinde tesis edildiğini tek başına açıkça gösterdiğini,  Dosyada mübrez 03.04.2019 tarihli bilirkişi kök raporunda ve yine 09.01.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; \"İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ... Parselde kayıtlı taşınmazın müvekkil şirketin tek taşınmazı ve en önemli mal varlığı olduğu, söz konusu taşınmazın 3. kişiye devir işleminin davalılar tarafınca gerçekleştirildiği, taşınmazın 3. kişiye devri konusunda herhangi bir genel kurul kararı ve onayı bulunmadığı, şirkete herhangi bir nakit girişinin yapılmadığı, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı konusunda karar alma görev ve yetkisinin sadece genel kurulda olduğu, bu görev ve yetkinin devredilemez nitelikte olduğu, esas sözleşme veya esas sözleşme değişikliği ile dahi bu yetkinin yönetim kuruluna verilemeyeceği, bahse konu yetkinin yönetim kuruluna verilmesi yada devri bakımından tüm yasal yolların kapalı olduğu,\" hususlarının açıkça tespit edildiğini, Müvekkili şirketin en önemli varlığı olan tek taşınmazının genel kurul kararı ve onayı bulunmaksızın davalılar tarafınca 3. kişiye devrinin yapılmış olunması durumunun; tek başına davalıların TTK 369. ve 553. maddelerini açıkça ihlal ettiklerini, hukuka aykırı işlem yapmaları karşısında kusurlu olduklarını ve bu kusurları sebebiyle müvekkili şirkete ve şirket ortaklarına karşı sorumluluklarının bulunduğunu açıkça kanıtlamakta olduğunu,  Hal ve durum böyle iken yani davalıların gerçekleştirdikleri eylem sebebiyle kusurlu oldukları hususu dosyada mübrez bilirkişi raporları ile de açık iken yerel mahkemenin \"davalıların kusurlu olduğuna ilişkin bir tespitin yapılamadığı\" demek suretiyle, gerekçe oluşturulması, yerel mahkemece tesis edilen hükmün nedenli eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tesis edildiğini açıkça gösterdiğini,  Mülkiyeti müvekkili şirkete ait taşınmazın genel kurul kararı ve onayı bulunmaksızın hukuka aykırı bir şekilde davalılar tarafından 3. kişiye devir edilmesi üzerine mağdur olan müvekkili şirket tarafından söz konusu taşınmazın yeniden iktisabı hususunda Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/220 E. sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini,  Bahse konu davada yapılan yargılama neticesinde 10.07.2019 T. ve 2019/271 K. sayılı karar ile; \"Davacının davasının kabulüne, İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... Ada, ... no.lu Parselde yer alan 13.862,51 m2 yüz ölçümündeki davalı adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın üzerindeki tüm takyidatlar baki kalmak üzere davalı ... adına kayıtlı tapu tescilinin tahsis sureti ile iptaline ve davacı şirket adına tapu kaydının tahsisen tesciline\" karar verildiğini; mahkemece verilen bu kararın kesinleştiğini ve söz konusu taşınmazın yeniden müvekkili şirket adına tapuya tescil edildiğini, Mülkiyeti müvekkili şirkete ait taşınmazın hukuka aykırı bir şekilde 3. kişiye devri ile müvekkili şirketin devir işleminin yapıldığı 2016 yılı Haziran ayından huzurda görülen işbu davanın ikame edildiği 2017 yılı Kasım ayına kadarki süreçte 17 ay gibi çok ciddi süre kira gelirinden yoksun bırakılmak suretiyle maddi olarak zararına sebebiyet verildiğinin dosyada mübrez tüm belgeler ile açık olduğunu, Bir taraftan 07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin müvekkili firma ile davalılar arasında karşılıklı olarak akdedilmiş bir sözleşme imiş ve huzurdaki işbu davayı da kapsıyormuş gibi atfeden ve tesis ettiği hükümde de 07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 6. Maddesinden bahisle \"tarafların birbirlerini en geniş şekilde gayri kabili rücu olarak ibra ettikleri\" yönünde gerekçe oluşturan yerel mahkemenin, öte yandan, \"davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 22.450,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile  davalılara ödenmesine\" yönünde hüküm tesis etmesi durumunun dahi, yerel mahkemece tesis edilen hükmün kendi içerisinde çelişki içerdiğini ve nedenli hatalı tespit ve değerlendirmeler neticesinde tesis edildiğini açıkça gösterdiğini, 07.02.2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin huzurdaki işbu davayı da kapsaması ve müvekkili ile davalılar tarafın birbirlerini en geniş şekilde ibra etmeleri gibi bir durum var ise, böyle bir durumda tarafların birbirlerinden herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin de bulunmadığının kabulü ile vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığı yönünde karar tesis edilmesi gerekeceğini, İleri sürerek, açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde KALDIRILMASINA ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 553 ve devamı maddeleri kapsamında açılmış yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı şirket tarafından; davalılar şirket yönetim kurulu üyesi oldukları dönemde, genel kurul kararı alınmaksızın ve şirketin diğer ortakları haberdar edilmeksizin, şirketin tek malvarlığını oluşturan  ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... ada, ... parselde kayıtlı 13.862,54 m2 yüzölçümüne sahip taşınmazı 27/06/2016 tarihinde dava dışı ... isimli kişiye 24.600.000,00-TL bedelle satıp devrettiklerinin tespit edildiğini, satış bedelinin şirket kasasına girmediği, davacı şirketin 2014-2015 yıllarına ilişkin 22/08/2017 tarihli olağan genel kurul ikinci toplantısında alınan karar ile davalıların bu yıllara ilişkin faaliyetleri nedeniyle ibraz edilmemelerine, haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, taşınmazın rayiç değerinden düşük satılması nedeniyle şirketin zarara uğradığı, satışın iptali için Büyükçekmece 2 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/388 esas sayılı dava dosyasında şirket ve diğer ortaklar tarafından ..., Tapu Müdürlüğü ve ... aleyhine açılan ve derdest olan davada harç ödemesi yapıldığı, ayrıca tutulan vekile 100.000,00-TL avukatlık ücreti ödendiği, taşınmazın şirket tarafından kullanılmamakla birlikte kiraya verildiği, devredilmesinden dolayı kiraya verildiği tarih ile dava tarihi arasında şirketin 595.000,00-TL kira geliri kaybına uğradığı ileri sürülerek, şimdilik 200.000,00-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili talep edilmiştir. Davalı ... tarafından cevap süresinden sonra sunulan beyan dilekçesi ile; davacı şirket ile dava dışı ... şirketinin aile şirketi oldukları, her iki şirket ortaklarının aynı olduğu,   dava dışı şirketin ... bankasından kullandığı kredi nedeniyle davacı şirket adına kayıtlı dava konusu taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğu, ... Şirketi'nin iktisadi olarak zor duruma düştüğü, sermaye arttırımı gerektiği, diğer ortakların buna yanaşmaması nedeniyle,  ...'ün sahibi ve tek yetkilisi olduğu ...Şirketi'nin  ... Şirketi'ne ortak olarak alındığı, bu ortaklığın genel kurulda onaylandığı, akabinde  ... Şirketi'nin sermaye artışında kullanılmak üzere, davacı şirkete ait ipotekle yüklü taşınmazın ...'e 24.600.000,00-TL bedelle devredildiği, satış bedelinin ... nezdindeki ... şirketi paylarının %19,679817 oranındaki paylarını davacı şirkete devredeceği konusunda anlaşıldığı, şirkete bu nedenle nakit girişi olmadığı, satışın davacı şirket ortaklarının bilgisi dahilinde olduğu, şirket zararına değil yararına hareket edildiği,  07/02/2019 tarihli Sulh ve İbra Sözleşmesinin 5.2. Maddesi ile davacı şirket ve ortakları ile ... Şirketi, ... Şirketi ve ... arasında sul ve ibra sözleşmesi bağıtlandığı, bu çerçevede iş bu davanın da reddi gerektiği savunulmuştur. Mahkemece 07/02/2019 tarihli sulh ve ibraz sözleşmesi kapsamına göre;  davalı ... ile davacı şirket, ... San. A.Ş., ... ve ... Ltd. Şirketi'nin sulh oldukları ve birbirlerini ibra ettikleri,  22/08/2017 taihli \"Olağan Genel Kurulu 2. Toplantısında\" ibra edilmeyen davalı ... bu sözleşme ile ibra edildiği,  sözleşmenin üçüncü maddesinde, \"... Ailesi ve diğer taraflar yukarıda belirtilen dava, şikayet ve icra takipleri dışında başkaca zikredilmeyen bir dava, şikayet ve icra takipleri bulunmadığını beyan ederler. eğer varsa da işbu sözleşme hükümleri çerçevesinde bunlardan da feragat edeceklerini kabul, beyan ve taahhüt ederler.\" düzenlemesinin yer aldığı,  şu halde sözleşmede listelenen davalar arasında iş bu dava olmamakla birlikte, bu davanın da sulh  kapsamında kaldığı, davalı ...'in taşınmaz devrine ilişkin yönetim kurulu kararında veya tapuda devir işlemlerinde imzası ve dahli bulunmadığı, sözleşmenin 6 maddesi ile sözleşme taraflarının birbirlerinden başka hak ve alacakları kalmadığı hususunda ibralaştıkları,  sulh ve ibra sözleşmesinin  5.2. maddesi ile, taşınmazın tapu masrafları ...'e ait olmak üzere davacı şirkete bedelsiz devredileceğinin ve  257.034,00-TL'nin ... tarafından  ... hesabına ... Şirketine ... San. A.Ş.'nin hisselerinin devriyle ilgili akdedecekleri sözleşmede tanımlanan kapanış akabinde aynı gün içerisinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, böylece kira kaybı alacağı kaleminin de dava dışı ... tarafından sulh olunan bedel üzerinden ödeneceğinin kararlaştırıldığı,  Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/388 esas sayılı tapu iptali ve tescil davasının tarafları ve konusu ledeki sorumluluk davasından farklı olduğundan, bu davanın yöneticilerin kusurlu olup olmadığı hususunda kesin delil teşkil edemeyeceği, ayrıca tapu iptali tescil davasının görevsizlik üzerine geldiği Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/262 esas sayılı davasında, takip edilmeyen ve yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu nedenle davalıların kusurlu olduğuna ilişkin bir tespitin yapılmadığı,  10/06/2021 tarihli duruşmada dava dışı ...'ün beyanına göre, 257.034,00 TL ödemenin kira bedeline istinaden  yapılmadığı, kapanış olmadığı için kira bedelinin ödenmediğini beyan edildiğinden,  07/02/2019 tarihli sözleşmenin 5.2. Maddesi uyarınca ecrimisil talebinin dava dışı ...'e yöneltilmesi gerektiği, davalılara yöneltilemeyeceği, açılmamış sayılmasına karar verilen tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama gideri ve avukatlık masrafının  HMK’nın 323 ve 326. O davaya ilişkin olup, tazminat olarak davalılardan talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, mahkemece red gerekçesinde davacı şirket adına ...  ile davalı ... arasındaki 20/07/2016 tarihli protokole dayanılmasının hatalı olduğunu belirtmiş ise de, mahkemenin red gerekçesini bu protokole değil 07/02/2019 tarihli sulh protokolüne dayandırdığı anlaşılmakla yerinde görülmemiştir. Davacı şirket tarafından, Büyükçekmece 2 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/388 esas sayılı dosyası ile dava dışı ..., davalı ... ve Esenyurt Tapu sicil Müdürlüğü'ne, satış ve devrin muvazaalı olarak ve genel kurul kararı ile gerçekleştirildiğinden bahisle tapu iptali ve tescil davası açıldığı, açılan davada verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2019/262 esasına kaydedildiği, davacıların davayı takip etmemesi üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığı, yasal sürede yenilenmeyen davanın 2019/1000 karar sayılı ve 02/10/2019 tarihli karar ile açılmamış sayılmasına karar verildiği, istinaf edilmeyen kararın 10/03/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından; sorumluluk davasındaki yargılama devam ederken, dava dışı ... aleyhine Büyükçekmece 2 Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 18/06/2019 tarihinde, davalı adına kayıtlı ve iş bu sorumluluk davasının da konusunu oluşturan taşınmazın tapu kaydının tashihi istemli dava açıldığı, ... tarafından davanın kabul edildiği, mahkemenin 2019/220 esas, 2019/271 karar sayılı 10/07/2019 tarihli kararı ile, dava konusu taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının tashih suretiyle düzeltilmesine ve davacı ... Şirketi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, bu kararın 10/09/2019 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın yeniden davacı şirket adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacı şirket, davalı ...,  dava dışı  ..., ..., ..., ... Ltd, ...  ve ... A.Ş. Arasında 07/02/2019 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin ibra başlıklı altıncı maddesinde \" Taraflar yukarıda belirtilen hususlarda sulh olmuşlar ve bundan böyle ... A.Ş. deki hisselerin devri, şirketin yönetimi, hissedarlık durumu, 3. Şahıslar ile olan ilişkileri nedeniyle işbu sözleşme kapsamındaki hak ve alacakları dışında başka hak ve alacaklarının bulunmadığını, birbirlerine karşı herhangi bi dava, takip ve şikayet yoluna başvurmayacaklarını, birbirlerini en geniş şekilde gayri kabili rücu ibra ettiklerini kabul, beyan ve taahhüt etmektedirler.\" hükmünün yer aldığı, mahkemece sözleşmenin üçüncü maddesindeki dava ve takipleri gösterir liste altında yer alan, tarafların bu sözleşmede belirtilen dava ve takiplerden başka dava ve takipleri bulunmadığı yönündeki cümleye istinaden, sulh ve ibranın kapsamına, istinaf konusu yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat davasının da girdiği kabul edilmiş ise de, sözleşmenin tarafları arasında ... olmadığı gibi, sözleşmenin üçüncü maddesinde tek tek listelenen hukuk ve ceza davaları ile icra takipleri arasında, iş bu sorumluluk davasına yer verilmediği, dolayısıyla davacı şirketin bu sözleşme nedeniyle davalıları ibra etmiş kabul edilemeyeceği, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, yine 17/02/2019 tarihli protokolün 5.2 maddesinde dava dışı ...'ün kira kaybından doğan alacak kalemini ödeyeceğinin kararlaştırıldığı,  İbraim'in isticvabında, kira bedelinin kapanış yapılmaması nedeniyle ödenmediğini beyan ettiği, artık davacının kira kaybını ancak ...'den isteyebileceği kabul edilmiş ise de; protokolün anılan hükmünün \"... 257.034 TL ...'in  ... Bankası Avcılar Şubesindeki ... İban nolu Türk Lirası hesabına ... Şirketine ... A.Ş.'nin hisselerinin devriyle ilgili akdedecekleri sözleşmede tanımlanan kapanış akabinde aynı gün içerisinde ödeyecektir.\" anılan maddenin, dava konusu taşınmazın kira bedellerinin davacı şirkete ödeneceğine dair bir düzenleme içermediği bir yana, ...'ün mahkeme huzurundaki isticvabında \" 257.034,00 TL kira bedeline ilişkin değildir, kimseye de ödenmemiştir, kapanış olmadığı için de bu bedel ödenmemiştir, ... beye şirket olarak ödediğimiz bir miktar yoktur diye hatırlıyorum, bu gayrimenkul ile ilgili kiraları Şubat 2019 dan itibaren ... şirketi kendisi tahsil etti, bundan öncekileri 19/08/2016 ile 23/01/2019 arasındaki tarihlerde kira alacaklarını taşınmaz benim üzerime kayıtlı olduğundan ben tahsil edip emlak vergilerini düştükten sonra kalan miktarı ... ile ...'e ödedim, bu ödemelerin de belgeleri bulunmaktadır,\" şeklinde beyanda bulunarak, protokolde kararlaştırılan bedelin kira ile ilgisi bulunmadığını, taşınmaz kendi uhdesindeyken tahsil ettiği kira bedellerini ise vergilerini ödedikten sonra davalı ... ve dava dışı ...'e ödediğini belirttiği, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile protokoldeki bedelin kira kaybı bedeli olduğu ve kapanış yapılmaması nedeniyle ... tarafından ödenmediği, bu talep yönünden husumetin ...'e yöneltilmesi gerektiği yönündeki kabulün yerinde olmadığı, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin de yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tapu iptali ve tescil davasının tarafları ile huzurdaki davanın tarafları farklı olduğundan, o dosyanın sonucunun sorumluluk davası için delil teşkil etmeyeceği belirtildikten sonra, bu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği için davalıların sorumluluğunun tespit edilemediği belirtilerek gerekçede çelişkiye düşülmesi de yerinde olmamıştır. 6102 sayılı TTK'nun 553.maddesi hükmüne göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal etmeleri halinde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Hukuk  sistemi anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu halinde her türlü zarara tazminat sonucunu bağlamamış olup, yönetim kurulu üyelerinin Türk Ticaret Kanununa istinaden hukuki sorumluluklarına giilebilmesi; zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır. İspat yükü bu unsurların varlığını iddia eden davacı üzerindedir. Mahkemece yapılması gereken iş; eldeki yönetici sorumluluğu davasında, davacının şimdilik 200.000,00-TL olarak açtığı tazminat talebinin ne kadarının dava konusu taşınmazın rayiç değeri ile satış değeri arasındaki fark nedeniyle uğranılan zarara ilişkin olduğunu, ne kadarının tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama giderlerine ilişkin olduğunu, ne kadarının ise taşınmazın davacı şirket mülkiyetinde olmadığı dönemde meydana geldiği iddia olunan kira kaybına ilişkin olduğunu açıklayarak netice-i talebini somutlaştırmak için davacı vekiline kesin süre verilmesi, davalıların eyleminin TTK'nun 553 maddesi uyarınca yönetici sorumluluğunu gerektirir mahiyette olup olmadığının, buna göre ileri sürülen üç ayrı zarar kaleminin her birinin, davalıların iddia olunan hukuka aykırı eylemleri ile illiyet bağı bulunup bulunmadığının gerekçeleri ile ayrı ayrı açıklanması,  dava konusu taşınmazın yargılama sırasında davacı şirkete bedelsiz geri döndüğü anlaşıldığından, davacının tazminat kalemlerinden biri olan taşınmazın rayiç değeri ile satış değeri arasındaki farka ilişkin talebi bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığının, kalmış ise bu talep bakımından dava tarihi itibariyle haklılık durumunun ne olduğunun değerlendirilmesi, yine dava konusu taşınmazın dava dışı ... taşınmazın 19/08/2016 ile 23/01/2019 tarihleri arasındaki kira bedellerini, taşınmaz  üzerine  kayıtlı olduğundan tahsil edip emlak vergilerini düştükten sonra kalan miktarı ... ile ...'e ödediğini, ödeme belgelerinin elinde bulunduğunu beyan etmesi nedeniyle, bu belgelerin HMK'nun 221 maddesi kapsamında dosyaya ibrazının sağlanması, bu tutarların şirkete ... ve ... tarafından şirkete ödenip ödenmediği hususunda mali bilirkişi incelemesi yapılması, buna göre şirketin geçerk kira kaybı zararının tespit edilmesi,  şayet dava dışı ...'in tahsil ettiğini beyan ettiği kira bedelleri taşınmazın kendisine devri sırasında mevcut olmayan yeni yapılmış bir kira sözleşmesinden kaynaklanıyorsa, bu tarihler arasındaki dava konusu taşınmaza emsal kira bedelleri  taraflardan da sorulmak suretiyle tespit edilerek, taşınmaz şirket mülkiyetinde olsa idi elde edebileceği kira bedelinin tespit edilmesi, bu tutar daha yüksek ise zarar tespitinde bu tutarın esas alınması; ancak  ... tarafından tahsil edilip ... ve ...'e ödendiği iddia kira bedelleri, bu kişilerce şirkete ödendi ise, şirket kasasına giren tutarın tespit edilecek zarardan mahsubunun da yapılması ve sonuç itibariyle talep edilen her üç zarar kalemi bakımından  da gerekçeleri açıklanarak karar verilmesinden ibarettir. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemeye iadesine, kaldırma kararının mahiyetine göre davacı yanın sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 10/06/2021 tarih ve 2017/1066 Esas - 2021/619 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1db1f2cee1aa20f6","SID":"8baab662c0af3441"}}