{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1191 <br>KARAR NO: 2024/181<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/11/2020<br>NUMARASI: 2019/58 Esas - 2020/448 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkili tarafından davalıya 15/08/2018 tarihinde 1.800-Euro tutarlı fatura düzenlendiğini, ancak davalının borcu ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20 oranında inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili;  müvekkilinin müşterisi ... firmasının bir kısım mallarının taşınması işinin davacı tarafından üstlenildiğini, ancak malların davalıya verilen talimata aykırı olarak süresinde müşteriye teslim edilmediğini, gecikmenin, davacı tarafından malların süresi içerisinde gemiye ulaşmamasından kaynaklandığını, bu gecikme ... firması tarafından müvekkiline ihbar edilerek doğan zarar nedeniyle hat duruşu faturası kesildiğini, davacıya yapılan bildirime rağmen sonuç alınamaması nedeniyle bu fatura bedelinin ödendiğini ve gecikmenin sorumlusu olan davacıya bu fatura bedelinin yansıtıldığını, ancak davacının faturayı haksız olarak iade ettiğini, gecikme nedeniyle oluşan zarardan davacının sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhinde %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; alınan bilirkişi raporuna göre, her ne kadar tarafların şirket defterlerinin incelenmesinde davacının 1.800-Euro davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş olsa da, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı firma tarafından taşınması için teslim alınan malların taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı bir şekilde süresinde teslim edilmediği, geç taşıma sebebiyle davacının sorumluluğunu ortadan kaldıracak bilgi ve belgelerin de davacı tarafından dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı, CMR'nin 17. maddesine göre yükün kaybı, hasara uğraması ve gecikmesinden taşıyıcının sorumlu olacağı, taşıyıcının, zayi ve hasarın kendisine isnat edilmeyecek bir sebepten ileri geldiğini kanıtlaması halinde sorumluluktan kurtulabileceği, yani taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için, olayda kendisinin herhangi bir kusurunun olmadığını kanıtlamasının gerektiği, davacı firmanın davalıdan dava konusu malların geç taşınması nedeniyle herhangi bir tazminat alacağının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davacı tarafın takip başlatması haksız ise de, davacının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar  verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında karşılıklı sözlü irade beyanlarına dayanılarak usulüne uygun bir taşıma sözleşmesi kurulduğunu, müvekkili şirket tarafından taşınması belirlenen eşyaların sözleşmeye uygun olarak taşınarak teslim edildiğini, buna rağmen davalı tarafından belirlenen taşıma bedelinin ödenmediğini, müvekkili şirketin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, davalının cevap dilekçelerinde de belirttiği gibi davaya konu taşıma işlemi için taraflar arasında belirlenen bir süre bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacının geç teslimden kaynaklanan zarardan sorumlu olduğunu, bu nedenle alacaklı olmadığını ve takip yapma hakkı bulunmadığını bilen davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bu nedenle kaldırılarak davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taşıma hizmet bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; akdi taşıyıcı olan davalının üstlendiği dava dışı ... firmasına ait emtianın Fransa'dan Türkiye'ye taşınması işinin, fiili taşıyıcı olarak davacı tarafından yerine getirildiği, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına göre emtianın yükleme tarihinin 14.03.2018, teslim tarihinin ise 22.03.2018 olarak kararlaştırıldığı, yüklemenin öngörülen tarihte gerçekleştirildiği, 21.03.2018 tarihinde yine e-posta yoluyla davacı tarafça malları taşıyan geminin 24.03.2018 tarihinde Pendik'te olacağının belirtildiği, dolayısıyla emtianın geç teslim edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının akdi taşıyıcı olduğu, davacının fiili taşıyıcı olarak yerine getirdiği taşımada geç teslim nedeniyle oluştuğu iddia edilen zarardan davacı fiili taşıyıcının sorumlu tutulup tutulamayacağı, buna bağlı olarak davacının davalıdan bakiye taşıma hizmet bedeli alacağı bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Uygulanması gereken CMR'nin 23/5 maddesinde, gecikme halinde, hak sahibinin zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlaması halinde, taşımacının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme gereğince taşıyıcının CMR hükümleri gereğince gecikmeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için; taşıma süresinin aşılmasının yani gecikmenin yanı sıra, bu gecikmeden dolayı bir zararın doğmuş olması, ayrıca gecikme ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gereklidir. CMR'nin 19. maddesi hükmü dikkate alındığında gecikme, taşıyıcının taşınmak üzere teslim aldığı eşyayı kararlaştırılan sürede veya böyle bir süre yoksa taşımanın gerçekleştirilmesi için gerekli makul süre içerisinde teslim edememesi halinde söz konusu olur. Gecikme bir zarara yol açmamışsa, taşıyıcının sorumluluğu cihetine gidilemez.CMR'nin 30/3 maddesine göre ise, yükün alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durumun yazılı olarak taşıyıcıya bildirilmemiş olması halinde, teslimdeki gecikmelerden dolayı tazminat ödenmeyecektir. Bu maddeye göre, eşyanın teslimindeki gecikmenin yazılı olarak ihbarı şarttır. Ancak taşımacı gecikmeyi bir tutanak ile teyit etmiş veya ihbar süresinde dava açılmış veya teslimdeki gecikme taşımacı tarafından ikrar edilmiş ise ihbara gerek yoktur.  Uyuşmazlık konusu taşımada teslim tarihi 22.03.2018 olarak belirlenmiş olmasına rağmen emtia 24.03.2018 tarihinde teslim edilmiştir. Dava dışı alıcı ... firması tarafından da söz konusu taşımaya ilişkin olarak davalıya hitaben taşıma konusu araç plakası da belirtilen 22.03.2018 tarihli 2.088-Euro tutarlı fatura düzenlenmiştir. Davalı akdi taşıyıcı veya dava dışı alıcı tarafından CMR'nin 30/3 maddesine uygun olarak teslimden itibaren 21 günlük süre içerisinde davacı fiili taşıyıcıya yapılmış bir yazılı bildirim bulunmamaktadır. Ancak dosyaya sunulan ve taraflarca inkar edilmeyen e-posta yazışmalarına göre, taşıma süreci boyunca yaşanan gelişmeler ve bu kapsamda teslimdeki gecikme, davacının bilgisi dahilinde ve kabulündedir. Davalı tarafça davacıya gönderilen 20.03.2018 tarihli e-postada da gecikme nedeniyle 23.03.2018 tarihi itibariyle Oyak'ta hat duruşunun gerçekleşeceği bildirilmiştir. Bu durumda davacı, teslimdeki gecikmeden kaynaklanan zarardan sorumlu tutulmalıdır. Dava dışı alıcı ... firması tarafından söz konusu taşımaya ilişkin olarak davalıya hitaben taşıma konusu araç plakası da belirtilerek 22.03.2018 tarihli 2.088-Euro tutarlı fatura düzenlenmiş, dolayısıyla gecikme nedeniyle bir zarar oluşmuştur. Bu durumda teslimdeki gecikmeden davacı sorumlu olduğuna göre, davalı, kendisine kesilen hat duruşu (gecikme) faturasını davacıya yansıtmakta haklıdır. Bu fatura bedelinin davacının navlun bedelli faturasından mahsubu sonucunda davacının alacak talebi yerinde olmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.  Diğer yandan davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, mahkemece davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi de isabetlidir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee54693bcfce339f","SID":"d0f224f30546d977"}}