{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/822 <br>KARAR NO: 2024/75<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/09/2020<br>NUMARASI: 2018/866 Esas - 2020/435 Karar<br>DAVA: Alacak (Taşınmaz Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, davalı ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında 03/02/2016 tarihinde İstanbul ili, Ataşehir İlçesinde bulunan ... Projesi'nden ofis niteliğinde ... Blok ... ve ... nolu taşınmazlar için satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, satış bedeli olarak ... nolu daire için 1.740.000-TL ve ... nolu daire için 2.900.000-TL belirlendiğini, taşınmazların toplam bedeli olan 4.640.000-TL ile harç ve giderlerin ödenmesine rağmen her iki taşınmazın da müvekkiline teslim edilmediğini; sözleşmenin 5.1 maddesinde taşınmazların 31/03/2017'ye kadar davalının müvekkiline yapacağı bildirimle teknik şartnameye uygun olarak ileri kaba inşaat şeklinde teslim etmeyi kabul ve taahhüt edildiğini, 5.5 maddesinde ise teslimin  gecikmesi halinde gecikilen süre için satış bedelinin 1/150'si oranına tekabül eden aylık kira bedelinin ödeneceğinin kararlaştırıldığını; taşınmazlar teslim edilmediğinden noterden davalıya gönderilen, 18/09/2017 tarihli ihtarnameyle taşınmazların en geç teslim tarihi olan 31/03/2017 tarihinde 168 günlük gecikme karşılığı kira bedeli olan 174.886,40-TL'nin ödemesinin talep edildiğini; 21/12/2017 tarihli ihtarnameyle keşide tarihine kadar olan gecikme karşılığı kira bedeli olan 267.057,49-TL'nin ödemesinin talep edildiği, 22/01/2018 tarihli ihtarnameyle tapuların devredilmesi ve birikmiş kira bedelinin ödemesinin istenildiğini;  ihtarlara cevap verilmediğini;18/09/2017 tarihli ihtarnamede talep edilen kira alacağı için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyada ilamsız takip başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu; taşınmazların en geç teslim edilmesi gereken 31/03/2017 tarihiyle dava tarihi olan 23/07/2018 arasındaki 478 gün için teslimde gecikme bulunduğunu; her iki taşınmazın da toplam satış bedeli 4.060.000-TL ÷ 150/30 formülüyle günlük kira bedelinin 1.031,11-TL olduğu, 478günx1.031,11-TL=492.870,58-TL kira bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini; davalının tapuyu 04/06/2018 tarihinde devrettiğini ancak iskan ruhsatının alınmadığını ve fiilen anahtar tesliminin yapılmadığını, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava tarihine kadar kira alacağı talep edildiğini; müvekkilinin kendi payına düşen ‰ 2 oranındaki tapu harcını 2017 Eylül'de ödediğini fakat tapu devrinin yapıldığı 04/06/2018 tarihinde tapu harcının %1,5 oranına düştüğünü, bu nedenle davalının uhdesinde 19.515,10-TL fazladan müvekkiline ait tapu harcı bedeli bulunduğunu; bu hususta da 05/06/2018 tarihinde davalıya bildirimde bulunulduğunu ancak paranın iade edilmediğini ileri sürerek, kira alacağı olan 492.870,58 TL’nin ve her iki taşınmaz için fazla ödenen 19.515,10 TL olmak üzere toplam 512.385,68-TL’nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin yapı gerçekleştirdiği ... projesinin Ümraniye-Ataşehir-Göztepe raylı sistem inşaat hattı alanında kaldığını, hatta iç içe olduğunu, bu durumun inşaai faaliyetleri fiziken engellemesi bir tarafa, bir de tadilat, mimari ruhsat projelerinin onaylanması ve tadilat yapı ruhsatının düzenlenmesi işlemlerinin sekteye uğramasına ve inşaatın aylarca durmasına sebebiyet verdiğini, metro hattı revize edilene kadar inşaata devam edilemediğini; sundukları 16/11/2016 tarihli yazıyla müvekkili şirketin tadilat mimari projelerinin onaylanarak, tadilat yapı ruhsatı verilmesini talep etmiş ise de, Ataşehir Belediyesince yapılacak imar planı değişikliği, imar uygulaması, alt yapı ve her türlü kazı sondaj ve inşaat uygulamalarında önce İBB Anadolu Yakası Raylı Sistem Müdürlüğü'nden izin alınacağının bildirildiğini, İBB tarafından, projede herhangi bir uygulama yapılmadan önce, bünyesinde geoteknik uzmanlık birimi bulunan bir üniversiteden teknik rapor alınarak uygunluğun belirlenmesi, sonrasında tekrar görüş istenmesi gerektiğinin bildirildiğini, bu süreçle projede tabiri caizse tek bir çivinin yerinin değiştirilmesinin dahi açıklanan prosedüre tabi hale geldiğini, tadilat ruhsatı alınana kadar inşai faaliyetlerin yapılamadığını; bu süreçte proje izin süreçlerinin yürütüldüğü Ataşehir Belediyesi'nin İçişleri Bakanlığı tarafından incelemeye alındığını, bu incelemenin proje izin ve onay sürecinin sonuçlanmasını olumsuz etkilediğini, projeye ait imar dosyasının incelenmesinin ertelenmesi, yapılan başvurulara olağan süreden çok daha uzun sürelerde cevap verilmesi veya hiç cevap verilmemesi, yapı denetim seviye oranlarının uzun zaman belirlenmemesi, yapı kullanma izin belgesi başvurusunun sonuçlanmaması ve tüm bu işlemlerin gerçekleştirilebilmesi için Bakanlık teftişinin sonucunun beklenmesinin teslimleri geciktirdiği; bu dönemde fiilen %95 seviyesinde olan projenin, belediye tarafından yapı denetim seviye kontrolünün yapılmamasından dolayı resmiyette aylarca %60 oranında kaldığını,  bu gecikme nedeniyle yapı kullanma izin başvurusunun da yapılamadığını, 15 Temmuz sürecinin kamu kurumlarındaki işlem ve izin süreçlerinde aksamalar yarattığı dikkate alındığında sözleşmenin 8. Maddesi gereği müvekkilinin kusur bulunmayan nedenlerle gecikme ve uzamaların meydana gelmesi halinde geçen sürenin sözleşmedeki teslim süresine ekleneceğinin kabul edildiğini; davacının sözleşmedeki adresine 19/01/2018 tarihinde gönderilen e-postada davet mektubuyla taşınmazların teslimi için satış ofisine davet edildiğini ancak davacının teslimden kaçındığını,19/01/2018 tarihinin teslim tarihi olduğunun kabulü gerektiğini; davacının tapu harçlarını 24/10/2017'de ödediğini, sözleşmenin 5.6. maddesi kapsamında, müvekkilinin tapu devrini gerçekleştirebilmesi için öncelikle davacının sözleşmede belirtilen satış bedelini, vergi, harç ve diğer bedellerle giderlerin tamamını müvekkiline ödemesi gerekmekle, açıklanan durumda davacı tarafın tapu harçlarını ödemeksizin tapu devrinin gerçekleştirilmediği iddiasında bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, sözleşmenin 5.1 maddesinde bağımsız bölümlerin 31/03/2017 tarihine kadar teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, bu teslim vadesinin “belirli vade” niteliğinde olduğu, teknik bilirkişi raporuna göre gecikmenin davalıya isnat edilemeyeceğinin dosya kapsamında ispatlanamadığı ve dolayısıyla gecikmenin bu halde davalıya isnat edilebilir halde olduğu; sözleşmenin 5.1 maddesi gereğince davalının bağımsız bölümleri 31/03/2017 tarihine kadar teslim edeceği kararlaştırıldığından TBK'nin 117/II hükmüne göre temerrüt ihtarına da gerek kalmaksızın 31/03/2017 tarihinde mülkiyet devrini gerçekleştirmeyerek 03/04/2017 “Pazartesi” tarihinde davalı satıcının borçlunun temerrütüne düştüğü ve tarih olarak bu yönüyle bilirkişi raporundan ayrılmak gerektiği; davalının, davacı alıcı adına tescili tapuda 04/06/2018 tarihinde geç olarak yaptığı; her ne kadar bilirkişi raporunda davacının ifa ile birlikte ceza koşulunu (kira bedeli alacağını) saklı tuttuğunu (ihtiraz kayıt) gösteren delil olarak dosya kapsamındaki 22/01/2018 tarihli yazışma nazara alınarak hesaplama yapılmış ve yazışma tarihi olan 22/01/2018 tarihinden tescil tarihi olan 04/06/2018 tarihine kadar tescilin yapılmadığının ispatlanmadığı gerekçe olarak sunulmuş olsa da bu gerekçenin illiyet bağını kurmaktan uzak olduğu, ispat yükünün davacı tarafta olmadığı; kaldı ki teknik bilirkişi raporunda davalının ileri sürdüğü gecikme sebeplerinin davalının kusursuzluğunu ortaya koymadığı, yani gecikmenin davalıya yüklenebileceğinden dava tarihine kadar ceza koşulunun talep edilebileceği; her iki bağımsız bölümün toplam değerinin 4.640.000-TL olduğu; sözleşmenin 5.5 maddesine göre ceza koşulu olarak aylık kira bedelinin (4.640.000-TLx1/150) 30.933,33-TL olduğu; buna göre yapılan hesaplamada, (teslimde temerrüt tarihi) 03/04/2017-( 18/09/2017 tarihli ihtarın tebliğ tarihi) 19/09/2017 tarihi arasında geçen 5 ay 16 gün için: (30.933,33-TL x 5 ay=)154.666,50-TL+(30.933,33-TL/30x16 gün=) 16.497,776-TL= 171.164,276-TL; 20/09/2017-( 21/12/2017 tarihli ihtarın tebliğ tarihi) 25/12/2017 tarihi arasında geçen 3 ay 5 gün için: (30.933,33-TLx3 ay=)92.799,99-TL+(30.933,33-TL/30x5 gün=) 5.155,55-TL = 97.955,54-TL; 25/12/2017-(dava tarihi) 23/07/2018 tarihi arasında geçen 6 ay 28 gün için: (30.933,33-TLx6 ay=)185.599,98-TL+(30.933,33-TL/30x28 gün=) 28.871,10-TL=214.471,08-TL  olmak üzere toplam=483.590,91-TL olduğunun anlaşıldığı; davacının davalıya Ekim 2017'de tapu harcı için ‰ 2 oranında ödeme yaptığı ve fakat tapu devri yapılan 04/06/2018 tarihinde tapu harcının ‰ 1,5 oranına düştüğü; aradaki farkın,05/06/2018 iade talebi  tarihinden itibaren fazladan ödediği 19.515,10-TL'yi işleyecek avans faiziyle ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle, davacının gecikme cezası talebinin kısmen kabulü ile 483.590,91-TL'nin; 171.164,27-TL'sine 09/10/2017 tarihinden, 97.955,54-TL'sine 02/01/2018 tarihinden, 214.471,08-TL'sine dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, davacının tapu harcı iadesi talebine ilişkin davanın kabulü ile, 19.515,10-TL'nin 05/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1- Davalı vekili,resmi makamlar nezdinde yapılan işlemler nedeniyle teslim süresinin uzadığını, proje inşaatının hemen yanındaki metro inşaatı sebebiyle inşaat ve izin işlemlerine ek süreçler eklendiğini, tadilat ruhsatı alınana kadar inşai faaliyetlerin yapılamadığını; ayrıca Ataşehir Belediye'sinin İçişleri Bakanlığı tarafından incelemeye alındığını,projenin imar dosyasının işlemlerinin uzadığını, yapı denetim seviye oranlarının belirlenmesinde gecikmeler olduğundan fiilen %95 seviyesindeki oranın resmiyette %60 seviyesinde kaldığını, bu nedenle yapı kullanma izin başvurusunun yapılamadığını; 15 Temmuz olayının da resmi kurumlar nezdinde ki işlemleri sekteye uğrattığını; sözleşmenin 8. maddesinde müvekkilinin kusurundan kaynaklanmayan vakıalardan dolayı oluşacak gecikme sürelerinin sözleşmedeki teslim süresine eklenmesinin kabul edildiğini,somut olayda geçici ifa imkansızlığının oluşuğunun kabul edilmesi gerektiğini; Ataşehir Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü'nün 12/06/2020 tarihli yazısı ile müvekkili şirketten kaynaklanmayan sebeplerle en az 12 ay süren bir gecikme bulunduğu bildirilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, buna göre 08/12/2016 tarihli tadilat başvurusuyla başvurunun sonuçlandığı 03/01/2017 tarihi arasında geçen sürenin dava konusu bağımsız bölümün teslim süresine eklenmesi gerektiğini; inşaatın sorumlu yapı denetim firması ... Ltd. Şti.'nin 23/11/2017 tarihli %80 seviye ve hakediş talebinin, dosyanın Bakanlık denetiminde olması sebebiyle 13/07/2018 tarihinde onaylandığı ve inşaatın aylarca %80 seviyesinde kaldığı, bu doğrultuda 23/11/2017 tarihinden 13/07/2018 tarihine kadar geçen sürenin ve inşaatın %95 seviye ve hakediş talebinin yapıldığı 22/10/2018 tarihi ile yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği 06/12/2018 tarihleri arasında geçen sürenin dava konusu bağımsız bölümün teslim süresine eklenmesi gerektiğini; emsal nitelikteki başka bir dosyadaki bilirkişi raporlarında tespit edilmiş bu sürelerin teslim süresine eklenmesi gerektiğinin belirtildiğini; dosyaya sunulan 19/01/2018 tarihli e-posta ile davacının taşınmazları teslim almaya davet edildiğini ancak mahkemece bu husus değerlendirilmeyerek ispat yükünün müvekkiline ait olduğundan bahisle dava tarihine kadar hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, zira davacının herhangi bir gerekçe göstermeden teslimden kaçındığı ve mütemerrit duruma düştüğünü, sözleşmede davacının teslimden kaçınılması halinde taşınmazın sözleşmede belirlenen tarihte teslim edilmiş sayılacağının ve yükleniciden hiçbir talepte bulunulamayacağının kararlaştırıldığını; 5.6, 4.2 ve 5.1 maddelerine göre  davacının, tapu devir harç ve masrafları ile alt yapı avanslarını ödemek ve müvekkilinin şirketin teslime davetine icabet etmesi şeklinde sıralanan yükümlülüklerinin bulunduğunu, davacının temerrüte düştüğünü, bu durumda anılan süreler bakımından müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini; dava konusu bağımsız bölümlerin tapu devir işlemleri 04/06/2018 tarihinde gerçekleştirilmiş ise de davacının devir işlemlerinden kaçınması sebebiyle bu işlemin geciktiğini, davacıya 09/06/2017 tarihinde e-postayla harcın ödenmesinin ve gerekli vekaletnamenin çıkartılmasının bildirildiğini, davacının ödemeyi 24/10/2017 tarihinde geç yaptığını ve vekaletnameyi de geç ilettiğini; kaldı ki davacının 22/01/2018 tarihli ihtarnamede taşınmazın tapusunu devir alacağını belirtmesine rağmen tapu devir işlemlerinin yapılmasına engel olduğunu; sonuç olarak, teslime engel teşkil eder nitelikte bir eksiklik bulunmayan bağımsız bölümlerin davacının keyfiyeti dahilinde, davete rağmen aylarca ve hâlâ teslim alınmadığını,kabul anlamına gelmemek üzere teslim tarihinin 19/01/2018 olarak kabulü gerektiğini; geçici hukuki imkansızlık halinin devam ettiği süreler dahilinde değerlendirme yapıldığında görüleceği üzere teslim tarihinde gecikme olmadığını tapu harç ve masraflarının davacı tarafından tamamlanmasının akabinde tapu devrinin yapıldığını belirterek,kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2- Davacı vekili, cezai şart taleplerinin eksik kabul edildiğini, bu anlamda taşınmazların teslim tarihinin taraflarca 31/03/2017 olarak belirlendiğinden bu tarih itibariyle davalının temerrüte düştüğünü ve faiz başlangıç tarihinin de tüm hesaplamalar yönünden bu tarihte başlaması gerektiğini ileri sürerek, kararın reddedilen kısım için kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari nitelikteki taşınmaz satışı kapsamında geç teslim nedeniyle (gecikme) kira tazminatı ve davalıya fazla ödendiği iddia edilen tapu harç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki tarihsiz satış vaadi sözleşmesinin incelenmesinde, 81 nolu dairenin 1.740.000-TL'ye ve 82 nolu dairenin 2.900.000-TL'ye satın alındığı, sözleşmenin 3.1 maddesine göre taşınmazların ileri kaba inşaat şeklinde teslim edileceği, 4.2'de alıcının tapu harç ve giderlerini satıcıya tapu devir işlem tarihindeki oran üzerinden ödeyeceği, satıcının taşınmazları 31/03/2017 tarihine kadar alıcıya yapacağı bildirim ile teknik şartnameye uygun olarak ileri kaba inşaat şeklinde teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, alıcının satıcı tarafından yapılacak bildirimde belirtilecek teslim tarihinde başkaca her hangi bir tebligat veya bildirim beklemeksizin taşınmazları teslim almak için satıcıya müracaat edeceği aksi halde mütemerrit sayılacağı,5.5'te satıcının sözleşmede belirtilen teslim tarihinde taşınmazları teslimde gecikmesi halinde teslim tarihine kadar geçen süre için taşınmazların satış bedelinin 1/150'si oranına tekabül eden aylık kira bedelini alıcıya ödeyeceğini kabul ettiğini ve \"Satıcının Kusurundan Kaynaklanmayan Gecikmeler\" başlıklı 8. maddesinde tabii afetler, yangın, seferberlik, savaş ilanı, olağanüstü hal ilanı, grev, lokavt, resmi makam, kurum ve kuruluşlarca gerekli izinlerin verilmemesi ve/veya izin sürelerinin gecikmesi ve/veya resmi makam, kurum ve kuruluşların işlerinden, fiil, işlem ve tasarruflarından kaynaklanan nedenlerle her türlü sürelerin uzatılması/uzaması ve/veya resmi makamların iş, fiil, işlem ve tasarrufları gibi satıcının kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle sürede gecikme ve uzamaların meydana gelmesi halinde, geçen sürenin sözleşmede belirtilen teslim süresine ekleneceği kabul edilmiştir.Somut olayda, her iki taşınmazın da davacıya tapu devri 04/06/2018'de yapılmış olup, iskan ruhsatı ise dava tarihi olan 23/07/2018'den sonra 06/12/2018 tarihinde alınmıştır. Davacı, dava tarihi itibariyle dahi taşınmazların müvekkiline teslim edilmediğini; davalı taraf ise davacıya sözleşmedeki adresine gönderdiği 19/01/2018 tarihli e-postayla teslim bildiriminde bulunduğunu, davacının haksız olarak teslimden kaçındığını, sözleşmenin 8. maddesinin uygulama alanı bulacağı şekilde proje inşaatının hemen yanında başlayan metro inşaatının, ilgili Belediyedeki Bakanlık teftişinin ve 15 Temmuz olayının izin-işlem süreçlerini sekteye uğrattığını, söz konusu durumlar gözetildiğinde geç teslimin bulunmadığını savunmuştur.Davalı bu savunmasına dayanak olarak, Ataşehir Belediyesi'nden aldığı 12/06/2020 tarihli yazıyı göstermektedir. Söz konusu yazıya göre, 08/12/2016 tarihinde yaptığı tadilat ruhsatı başvurusu hususunda metro inşaatı sebebiyle ilgili makama görüş sorulduğu, 16/12/2016 tarihinde cevap verildiği ve 03/01/2017 tarihinde tadilat ruhsatının verildiği; 23/11/2017 tarihinde şantiye şefi değiştiği için isim değişikliği ruhsatı düzenlendiği; Bakanlık müfettişinin 09/03/2018 tarihli yazısıyla davaya konu mimari projenin bir bölümünde İmar Yönetmeliğine göre emsal değerin aşıldığı bildirildiğinden şirkete 24/05/2018 tarihinde tadilat projesi sunulması için süre verildiği, 12/09/2018 tarihinde tadilat mimari projesinin sunulduğu, 15/10/2018 tarihinde de tadilat ruhsatının düzenlendiği; inşaat yapı denetim firmasının 23/11/2017 tarihinde %80 inşaat seviyesiyle hakediş talep ettiği; inşaat yapı denetim firmasının yine 14/05/2018 tarihinde %80 inşaat seviyesiyle hakediş talep ettiği ancak dosyanın teftiş nedeniyle Bakanlık'ta bulunduğundan bahisle işlemin yapılamadığı; inşaat yapı denetim firmasının yeniden 11/07/2018 tarihinde %80 inşaat seviyesiyle hakediş talep ettiği ve bu talebin 13/07/2018 tarihinde onaylandığı; inşaat yapı denetim firmasının (davanın açılmasından sonra) 22/10/2018 tarihinde %95 inşaat seviyesiyle hakediş ve iskan başvurusu yaptığı; 06/12/2018 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlendiği; Bakanlığın 11/12/2017 tarihli teftiş görev emri gereğince yapılan inceleme nedeniyle 23/11/2017 tarihinde yapı denetim firmasının %80 seviye işlemiyle iskan ruhsatı alınana kadar olan işlemlerin yaklaşık 12 ay kadar süre ile gecikmeli tamamlandığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Sözleşmede teslimin en geç 31/03/2017'ye kadar yapılacağı taahhüt edilmesine rağmen işin 12 ay uzamasına sebep olduğu belirtilen teftiş süreci bu tarihten neredeyse 9 ay sonra başlamış olup, hak ediş seviyesinin belirtildiği şekilde uzun süre %80 seviyesinde kalmasına, özellikle işlem dosyasının Belediye'de değil Bakanlık'ta bulunmasına davalının emsal aşımı nedeniyle tadilat projesi hazırlandığı göz önüne alındığında bu gecikmede davalı kusursuz kabul edilemeyeceği gözetildiğinde, bu gecikmenin davalı lehine bir hak kazandırması mümkün görülmemiştir.İsim değişikliği nedeniyle tadilat ruhsatı alınmasında da, davalının kendisi sebebiyet vermiş olması bu kapsamda değerlendirmiştir.Davalının teslim süresine eklenmesi gerektiğini ileri sürdüğü metro inşaatı sebebiyle izin başvuru ve izin verilmesi tarihinin  2016 yılı Aralık ayındaki tadilat ruhsatı aşamasında 8 günlük bir yazışmaya sebep olduğu ancak o tarih itibariyle proje  inşaat seviyesinin %20'nin altında olduğu,15 Temmuz olayların gecikmeye katkısı ispat edilmediğinden bu savunmalar yerinde görülmemiştir.Davalı, 19/01/2018 tarihinde e-posta ile davacıya taşınmazları teslim alabileceğinin bildirildiğini,davacının teslimden kaçıldığını ileri sürmüş ise de ,davacının hem yukarıda yazılan Belediye yazısına istinaden taşınmazların teslime hazır seviyeye gelmesinin geciktiğini hem de yazıda anlatılan gelişme ve gecikme nedeni olduğu belirtilen olaylarla zaman olarak çakışan 19/01/2018' tarihinde taşınmazların teslime hazır hale gelmesine rağmen davacının teslimden kaçındığı savunması birbiriyle çelişmektedir. Bu nedenle davalının sözleşmeye göre usulüne uygun olduğu da anlaşılamamış 19/01/2018 tarihli teslim bildirimi yaptığına ilişkin savunması haklı bulunmamıştır.Bağımsız bölümün bulunduğu ana taşınmaza 06/12/2018 tarihinde iskan ruhsatı verildiği anlaşılmaktadır. İmar Kanununa tabi yapılarda inşaatın tamamlandığı gün olarak belediyeden alınacak iskan izninin verildiği tarih kabul edilmiştir (İmar Kanunu 31. madde). Belediyenin iskan izni vermesi, yapının mevzuata uygunluğu ve belediye hizmetlerinden yararlanabileceği anlamına gelmektedir. Buna göre davacının her iki taşınmazı da geç teslim aldığı ve sözleşmeye göre taşınmazların toplam 4.640.000-TL olan değeri üzerinden aylık 1/150 oranına tekabül eden aylık 30.933,33-TL ceza koşulunu yani kira tazminatını, 31/03/2017'yi takip eden ilk iş günü olan 03/04/2017 Pazartesi'den işbu dava kapsamında dava tarihine kadar hesap edilmiş toplam 483.590,91-TL'yi davalıdan talep hakkı bulunmaktadır. Davacı davalıya noterden gönderdiği, 18/09/2017 ve 21/12/2017 tarihli ihtarnameyle belirttiği miktarların ödemesini talep etmiş, 22/01/2018 tarihli ihtarnameyle de haklarını saklı tutarak taşınmazların teslim alınacağını bildirmiştir. Söz konusu hesap edilecek alacak miktarlarına davacının davalıya gönderdiği ihtarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren ve ihtarnamelerde istenilen miktarlar açısından avans faizi uygulanması gerekmektedir. Buna göre, mahkemenin gerekçeli kararında hesaplama yöntemini gösterdiği hesaplamaya göre karar verilmesinde  isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin gecikme cezasının ve faiz  başlangıç tarihlerine ilişkin  aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.%2 oranda ödenen tapu işlem harcının işlem tarihinde %1,5 orana düşürüldüğü belirlenmekle fazla ödenen tapu harç bedelinin de talep tarihinden itibaren davacıya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine karar verilmesi doğru bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacının gecikme tazminatı bakımından  kısmen kabulüne ve fazla ödenen tapu harcı bakımından kabulüne ilişkin hükümde isabetsizlik olmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ve katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40‬-TL harcın mahsubu ile kalan 373,2‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 34.367,20-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 8.591,80‬-TL harcın mahsubu ile kalan 25.775,40-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fe5e1cd27f28d17","SID":"7cffc7f5a03165b0"}}