{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1740 <br>KARAR NO: 2024/47<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 26/05/2021<br>NUMARASI: 2020/544 Esas - 2021/402 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 23.09.2006 tarihinde ...’ın idaresindeki ... plakalı araçla neden olduğu kaza sonucunda müvekkilinin yaralandığı ve sakat kaldığını, araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ceza yargılamasının devam ettiğini, aracın ZMM sigortacısı davalı ... (...) Sigorta A.Ş.'ye başvuru yapıldığında Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigortasının sorumlu olduğu belirtilerek talebinin red edildiğini, yapılan incelemede aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigortasının bulunmadığının tespit edildiğini, sigortayı yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlardan ... Hesabı’nın sorumlu olduğunu, başvuru yapılmasına rağmen kaza tarihinde kendilerinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200,00 TL bakıcı gideri, 300,00 TL geçici iş göremezlik, 9.500,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminat bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt-avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsili ile alınmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26/04/2021 havale tarihli dilekçesi ile tazminat talebini 105.000 TL olarak yükseltmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigortasının 14.06.2007 gün ve 26552 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi ile ... kapsamına alındığı, sorumluluğun 14.06.2017 tarihinde başladığını, trafik kazasının bu tarihten önce meydana gelmesinden dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığını, Zorunlu Karayolu Mali Sorumluluk Sigortasının 6704 sayılı kanun gereği 26.04.2016 tarihi ile yürürlükten kaldırıldığını, maluliyet tazminatının aracın trafik sigortası tarafından karşılanması gerektiğini, tedavi giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğunu, müvekkili kurumun tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, kusur ve maluliyet oranında tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili kurumun sigorta şirketi ve tacir olmadığını, talep konusu tazminatın haksız fiilden kaynaklandığını savunarak haksız davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş.’nin tüzel kişiliğinin sona erdiğini, faaliyete ... Sigorta A.Ş. nezdinde devam edeceğini, 23.09.2006 tarihli kazanın uzamış zaman aşımı süreleri dikkate alındığında dahi 23.09.2016 tarihinde dolduğunu, davanın reddi gerektiğini, dava konusu talebin ...’na yöneltilmesi gerektiğini, kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde ZMS sigorta poliçesi ile sigortalı, sorumluluğun kusur oranı ve azami 57.500,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, 4295 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca taşımacıların yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için sigorta ettirmek zorunda olduğunu, sigortanın hiç yapılmamış, yapılmış fakat geçersiz hale geldiği, süresinin bitmiş olması durumunda ...’na başvurulabileceğini, müvekkili şirket nezdinde düzenlenen poliçeden zararın karşılanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davalı ... yönünden; 57.500 TL'nin 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine, 1.062,00 TL bakıcı gideri tazminatının 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden; 36.675,81 TL tazminatın 08/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu kazanın  23.09.2006 tarihinde gerçekleştiğini, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası  2003 yılında zorunlu hale getirildiğini, zorunlu sigortanın yaptırılmamış olması nedeniyle ...'na başvurulabileceğini,  tarihlere göre ...'nın sorumlu olmadığını,  14.06.2007 tarihli 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14. madde düzenlemesi ile ortaya çıktığını, 25.04.2016 tarihli  6704 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası yürürlükten kaldırılması ile de söz konusu branş nedeniyle ...'nın sorumluluğunun sona erdiğini, bu nedenle ... yönünden davanın reddi gerektiğini, aksi taktirde sıralı sorumluluk ilkesi ve tazminat ödemesinde öncelikli sigorta ile ilgili düzenlemelere göre, zararın ilk olarak Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'ndan karşılanması gerektiğini, zararın öncelikle ... tarafından karşılanması ve limiti aşan tutarda zarar için diğer davalı ... Sigorta'nın sorumlu olduğu yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davaya konu taşıma faaliyetinin karayolu taşıma kanunu kapsamında ticari bir taşıma olduğu ispat edilemediğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun Sağlık Bakanlığı tarafından yetkili kılınmış sağlık kurum ve kuruluşlarının sağlık kurulları tarafından düzenlenmiş, mevzuata uygun bir rapor olmadığını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerektiğini, TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerekirken 1,8 oranında teknik faiz uygulanmaksızın hesaplama yapıldığını, itirazlarının kabul görmemesi halinde ise PMF 1931 yaşam tablosu kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderine ilişkin sorumluluğun KTK'nın 98. maddesi hükmü gereğince sona erdiğini, davacı tarafından fiilen bakıcı tutulduğuna ilişkin ispata yarar hiç bir delil ve belge  sunmadığından geçici bakıcı gideri talebinin reddi gerektiğini, kusur  bilirkişi raporunda minibüs sürücüsü ...’ın %100  oranında verilen kusurun  olması gerekenden yüksek olduğunu, denetime elverişli bulunmayan kusur bilirkişi raporu ile hüküm kurulmayacağını, davaya konu taşımanın ticari bir taşıma olmadığı ve temerrüt de bulunmadığından 03.05.2019 tarihinden itibaren avans faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 23/09/2006 tarihinde cumartesi günü, saat 03.45 civarında sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki, kendi adına tescilli, davalı ... Sigorta A.Ş. (... Sigorta A.Ş.) tarafından ZMS (Trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı, davacı ... dahil toplam 19 yolcunun bulunduğu, sürücü hariç 14 yolcu kapasiteli, ... plakalı minibüs ile Aksaray istikametinden Nevşehir istikametine seyir halindeyken tek taraflı gerçekleşen trafik kazasında 1 kişinin öldüğü, davacı da dahil 18 yolcunun yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/5793 Esas ve 2021/10464 Karar sayılı içtihadında da vurgulandığı üzere; Zorunlu karayolu taşımacılığı mali sorumluluk sigortası ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıtta seyahat eden yolcuların, duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelebilecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 10.07.2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'ndan doğan sorumluluğunu poliçede yazılı limitlere kadar sigorta örtüsüne  almaktadır. Aynı Kanun'un 18. maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanun'un 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Aynı Kanun'un 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri  hükümlerine  göre  meydana gelen zarar  öncelikle taşımacının  sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak, bu sigortanın hiç yapılmamış  olması,  yapılmış  fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin  bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur.Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu, yolcuların uğradığı zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak, bu sigortanın yapılmamış olması, kaza tarihinde süresinin dolması ya da sigorta yapılmış ancak limitin aşılmış olması durumunda ise sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır.(Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin   2021/15022 E. ve  2021/8597  K. sayılı kararında 2010 yılında gerçekleşen kazada davalı ...'nın  Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası gereğince sorumlu olduğu yönünde karar verilmiştir). Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamına göre  kazaya karışan ... plakalı minübüsün  4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanun hükümlerine göre yolcu taşımacılığı yaptığı halde Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortacısı bulunmadığı anlaşıldığından sıralı sorumluluk esası gereğince bu halde husumet öncelikle davalı ...na yöneltileceğinden, zorunlu trafik sigortacısı olan davalı ... Sigorta A.Ş.'nin (... Sigorta A.Ş.)  tazminattan sorumlu tutulmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Mahkemece alınan kusur raporunda meydana gelen kazada  minübüs sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.  Davacının tek taraflı kaza yapan araçta yolcu konumunda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla kusurun tespiti yolcu olan davacı için sonuca etkili değildir. Kaldı ki hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun dosyadaki bilgi ve belgelere ve ceza mahkemesi dosyasında alınan kusur raporu ile  uygun, gerekçeli ve denetlenebilir olduğu, Ceza Mahkemesince tam kusura göre kurulan hüküm Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olup maddi vakıa Hukuk Mahkemesince de bağlayıcı olacağından   kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu ölümlü  ve yaralamalı kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 23/09/2006  tarihi ile dava tarihi olan 01/10/2020 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf  itirazı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2022/312  E. ve 2022/3685 K., 2021/13975  E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010  tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2022/6135  E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K.,  2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K.,  2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir.Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan (20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan) Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet raporu alınamayacağına maluliyet raporuna; Davacı tarafça dosyaya sunulan, davalı ...nın dilekçe üzerindeki kaşe ve tarihe göre davalıya 18/04/2019 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 02/05/2019 itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düştüğü, bir gün sonrası faiz başlangıcı olarak kabul edilmiş olup davalı lehine olduğundan faiz başlangıç tarihine; Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiş olması ve ... plakalı minibüsün ticari nitelikte olmasına göre avans faiz uygulanmasına ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.000,37 TL harçtan peşin alınan 1.000,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.000,07‬ TL harcın davalı ...'ndan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cf3b5cd54de3afd","SID":"102c3098ae2de6a2"}}