{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2 Esas <br>KARAR NO: 2024/141 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/1322 D.İş - 2023/1315 Karar<br>TARİHİ: 24/11/2023<br>TALEP: İhtiyati Haciz (Finans)<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle,  61.415.975,08-TL alacakları için  takdir edilecek teminat mukabilinde borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczi yönünde karar verilmesini; kararın İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına gönderilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerine tahmilini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 16/11/2023 tarihli kararı ile; 1-İhtiyati haciz istemine konu gayrinakdi alacak talepler bakımından; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 27.12.2017 gün ve 2016/1 Esas, 2017/6 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere ihtiyati haczin bir icra işlemi olmayıp, geçici hukuki koruma kurumu olması, gayrinakdi alacak talepleri icra takibine konu edilebilirse de İİK 257.  maddesinde ihtiyati  haciz sadece para alacakları için öngörülmüş olup, talep tarihi itibarıyla risk gerçekleşmediğinden muaccel bir alacaktan söz edilemeyeceği, bu nedenlerle gayrinakti alacak talebi bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesi talebinin REDDİNE, İhtiyati haciz talebinin nakit alacak tutarı olan (54.645.723,95-TL) ile sınırlı olmak üzere KABULÜNE, 2-Yukarıda hüviyeti yazılı alacaklının borçlulardan alacağı olan (54.645.723,95-TL)'nın tahsilinin ifasını temin bakımından, vaki isteği İ.İ.K.'nun 257.maddesi 1.fıkrasına uygun bulunduğundan borçlunun/borçluların ve üçüncü şahısların muhtemel zarar ve ziyanlarına karşı %15 oranında (8.196.858,59-TL) teminat yatırılması suretiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, borçlunun/borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının İcra İflas Kanunu'nda gösterilen muayyen tahditler dairesinde İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ve bu dosyadan ihtiyaten haczine, \" karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlu vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Aleyhine ihtiyati haciz talep edilenler vekili 23/11/2023 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketlerin doğalgaz dağıtım şirketleri olduğunu, EPDK denetiminde olduklarını, kamu hizmeti sunduklarını, EPDK tarafından alınan 28/09/2023 tarihli tedbir kararları gereği yönetim kurulunun değiştiğini, başka bir ifade ile EPDK tarafından şirkete kayyım atandığını, hali hazırda EPDK tarafından atanan kayyımlar tarafından yönetilen müvekkili şirketler aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının kamu hizmetinin ve alınan tedbir kararının devamlılığına engel olacak nitelikte olduğunu, ihtiyati hacze konu kredinin borçlusunun 3. kişi konumundaki ... Ltd. Şti. olduğunu, müvekkili şirketlerin davacı bankadan herhangi bir kredi kullanmadıkları gibi kredi çalışması dahi bulunmadığını, müvekkillerinin ancak kefil veren konumunda olabileceklerini, doğalgaz dağıtım şirketi olan müvekkilleri tarafından kredi sözleşmesine kefalet verilebilmesi için EPDK tarafından bu hususta izin verilmesi gerektiğini, böyle bir iznin bulunmadığını, müvekkili şirketlerin dava konusu icra takibinin borçlusu olmadığını, ihtiyati haciz konulan şirket hesaplarının kamu hizmeti verilen ve doğalgaz ödemelerinin gerçekleştirildiği hesaplar olduğunu, ihtiyati haciz konulması ile hizmet bedellerinin ...'a ödenemeyecek olduğundan devletin de zararı söz konusu olduğunu, vatandaşa sağlanacak gaz arzında ciddi problemler gündeme gelebilecek olduğunu, ihtiyati haciz kararının yalnızca kredi sözleşmesine dayandığını, sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, yargılama gerektiğini, müstenidat olarak gösterilen hesap kat ihtarnamesi ve kredi sözleşmeleri ile ihtiyati haciz kararı alınmasının mümkün olmadığını belirterek, mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  24/11/2023  tarih ve  2023/1322 D.İş - 2023/1315 Karar sayılı kararı ile: \"Mahkememizin 16/11/2023 tarih ve 2023/1322 D. İş Esas, 2023/1315 D. İş Karar  sayılı kararı ile, ihtiyati haciz koşulları oluştuğu kabul edilerek, talebin %15 teminat karşılığında kabulüne karar verilmiş, ihtiyati haciz kararına karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen taraflardan ... A.Ş., ... A.Ş. ve  ... A.Ş vekili tarafından itiraz edilmiştir. Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına karşı itiraz edilmesi üzerine İİK 265/4. maddesi gereğince itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş, 24/11/2023 tarihinde murafaa duruşması yapılmış, duruşmaya taraf vekilleri katılmıştır. Talep, takibe konu genel kredi sözleşmesine dayanarak verilen ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkindir.2004 Sayılı İİK'nun 257. maddesi; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" hükmünü içermektedir. Bu hüküm dikkate alınarak ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır.Devam eden 258. maddesinde; \"Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış, bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması yeterli kabul edilmiştir.Maddi hukuka göre kimin haklı veya haksız olduğu İİK'nun 264. maddesi kapsamında yapılacak inceleme veya açılacak menfi tesbit, itirazın iptali ya da istirdat davasında araştırılacak ve değerlendirilecektir.2004 Sayılı İİK. 265/1. maddesine göre; “Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine, teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracatla itiraz edilebilir.” 2004 Sayılı İİK'nın 265/1 maddesinde ihtiyati hacze itiraz düzenlenmiş olup, itiraz sebepleri mahkemenin yetkisine, teminata ve ihtiyati haczin sebebine ilişkin olarak sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerledirmede; ihtiyati haciz talep eden tarafından dosyaya sunulan 16/02/2023 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve ekleri, Üsküdar ... Noterliği'nin 08/11/2023 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ve tebliğine ilişkin belgeler, ihtiyati hacze itiraz eden borçluların Genel Kredi Sözleşmesini müşteri olarak imzalamış olmaları, GKS 4.2 maddesi gereğince kredinin birden çok kişiye grup kredisi olarak kullandırılmış olması dikkate alındığında, alacaklının borçlulardan ihtarnamede belirtilen miktar kadar alacaklı olabileceği hususunda kanaat verecek nitelikte delil mevcut olduğu, bu anlamda 2004 Sayılı İİK'nun 257 ve devamı maddelerinde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için öngörülen şartların oluştuğu, ihtiyati hacze itiraz edenlerin diğer itiraz sebeplerinin İİK 265. maddesinde açıklanan tahdidi itiraz sebepleri arasında yer almadığı, itiraz edenler vekilinin diğer itirazlarının yargılamayı gerektirdiği ve dosyanın mahiyeti gereği de esas yönünden yargılama yapmanın mümkün olmadığı dikkate alınarak, Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile,Mahkememizin 16/11/2023 tarih ve 2023/1322 D.iş Esas, 2023/1315 D.iş karar sayılı ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı borçlular vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz kararına itiraz edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle,  müvekkili doğalgaz dağıtım şirketlerinin üçüncü kişilerin borçlarının üstlenilmesi anlamına gelebilecek veya üçüncü kişiler ile müşterek müteselsil borçlu, kefil, garantör ve benzeri herhangi sıfatı haiz olamayacağı mevzuat gereği olduğundan ilk derece mahkemesi önünde husumet itirazı gerçekleştirmiş iseler de ilk derece mahkemesinin usul ve yasaya aykırı bir biçimde bu itirazları dikkate almadığını, Doğalgaz Piyasası Lisans Yönetmeliği 31/1-B maddesinın; “Lisans sahipleri Kurumun izni olmadan iletim (LNG hariç), dağıtım ve depolama tesislerini teminat olarak gösteremez, üzerine ipotek koyduramaz ve rehin veremez. Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler ile kamu tüzel kişisi olmayan depolama lisansı sahibi tüzel kişiler, Kurulun uygun göreceği haller dışında; teminat olarak hisse rehni, kısıtlayıcı etki doğuracak alacağın temliki, lisans kapsamındaki hakların temliki, hesaplarının rehni, ticari işletme rehni, sigorta poliçelerinin temliki, ipotek ve malvarlığı rehni işlemleri ile bu mahiyette sonuç doğurabilecek herhangi bir işlem gerçekleştiremez, ortakları da dahil üçüncü kişiler lehine kefil, garantör, kreditör, lehine ipotek veren olamaz, ayrıca müşterek ve/veya müteselsil borçlu sıfatı ile her nam adı altında olursa olsun üçüncü kişinin borcuna kefalet veya garantörlük verilmesi anlamına gelecek bir işlem tesis edemez.” düzenlemesini içerdiğini,  madde metninde açıkça yer aldığı üzere; doğalgaz dağıtım lisansına sahip şirketlerin, üçüncü kişilerin borcuna kefalet veya garantörlük verilmesi anlamına gelebilecek bir işlem tesis edemeyeceğini; bu hali ile huzurdaki vakıaya konu GKS’nin de bir geçerliliğinin bulunmadığı sarih olduğundan istinaf taleplerinin kabulü gerektiğini; o halde ilk derece mahkemesinin verdiği kararın açıkça mevzuata aykırı olduğu dairemiz tarafından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve işin ivediliği de düşünüldüğünde dosyanın esastan incelenerek istinaf taleplerinin kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini,  Gerek 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu kül halinde gerekse Doğalgaz Piyasası Lisans Yönetmeliği 5, 31/b ve 42 maddeleri gerekse dosyada mübrez şirketlerince EPDK'dan bilgi talebi yazılarında da ifade edildiği üzere lisanslı doğalgaz dağıtım şirketlerinin üçüncü kişi borçlarını ödemeyi gerektirir hiçbir sıfata sahip olamayacağını,  \"4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu çerçevesinde Kurumumuzdan aldıkları Dağıtım Lisansı kapsamında faaliyet gösteren dağıtım şirketlerinin her türlü işlem ve faaliyetleri Kurumumuzun düzenlemelerine tabi olup, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu izni alınmaksızın lisans kapsamındaki haklarını üçüncü şahıslara temlik etmesi, dağıtım tesislerini teminat olarak göstermesi, üzerine ipotek koydurması veya rehin vermesi mümkün olmadığı gibi, üçüncü tarafların kredi sözleşmelerine taraf, kefil, garantör veya herhangi bir ad altında dağıtım faaliyetinin sürdürülebilirliğini risk altına sokabilecek bir işleme doğrudan veya dolaylı olarak muhatap olması mümkün değildir.\"Yukarıda açıkça ifade edildiği üzere ihtiyati haciz kararına itiraz eden müvekkili doğalgaz dağıtım şirketlerinin ihtiyati hacze konu GKS kapsamında kendi borçları hariç bir borç ve/veya yükümlülük altına girmelerinin yasal olarak mümkün bulunmadığını; işbu durumda dağıtım lisansı sahibi müvekkili şirketlerin ilk derece mahkemesine de sundukları ve belirttikleri üzere; cari kayıtlarında ... Bankası'ndan borçlu olmadıklarını aksine alacaklı göründüklerini, ayrıca ilgili üç doğalgaz şirketinin ilgili bankadan kredi kullanmak şöyle dursun herhangi bir kredi çalışması dahi yapılmadığı da dikkate alındığında ... veya herhangi üçüncü şirket borçlarından sorumlu olamayacaklarının sabit olduğunu,  bu bakımdan da dairemizden ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak, işin esasına girip istinaf başvurularının kabulü ile ihtiyati haczin müvekkili şirketler bakımından kaldırılması kararı vermesini talep ettiklerini,Bir an için yukarıda ve ilk derece mahkemesi önünde açıklanan doğalgaz dağıtım şirketlerinin üçüncü kişi borçlarından sorumlu olamayacağının kanun ve diğer mevzuat ile sabit olmadığı farz edilse dahi imzalanan GKS'nin 4.2.2 maddesi, olağan dışı ve hakkaniyete uymayan genel işlem şartı olduğundan geçersizlik yaptırımına tabi olduğunu, Normal hal ve şartlar dahilinde bir genel kredi sözleşmesinde tarafların; kreditör, krediyi kullanan borçlu ve varsa kefil olduğunu; genel kredi sözleşmesinin yapısı gereği herhangi bir banka veya finans kuruluşu ile GKS imzalayarak kredi kullanacak şirket yukarıda tarafları tanımlanan şekilde genel işlem şartı dahi sözleşmeyi imzalaması beklenebileceğini; bu bakımdan da ticari teamül ve hukuka aykırılık teşkil etmeyeceğini; ancak görülen davaya konu GKS'nin 4.2.2'inci maddesinde ifade edildiği şekli ile genel kredi sözleşmesini imzalayan tüm şirketlerin borçlu sıfatını haiz olması, kendisinin borcu veya kredisi bulunmasa dahi GKS'de imzası bulunan diğer şirketlerin borçlarını ödememesi durumunda doğrudan tüm imzacıların o krediden borçlu sayılmasının ne Türk ne de kıta avrupası hukuk sistemlerinin herhangi birisinde kabul görmediğini; dairemizce bilindiği, yukarıda açıklana yasa, içtihat ve doktrinin birlik olarak kabul ettiği üzere; genel kredi sözleşmelerinde borçlu ve borca kefil olanlar bulunduğunu ancak tüm imzacıların birbirinin borçları ile borçlu olması gibi abes bir durumun söz konusu olamayacağını, Hukukumuzda da olağandışı hükümlerin geçersizlik yaptırımına tabi olduğunun kabul edildiğini; TMK m. 2 dürüstlük ve doğruluk kuralı, TBK m. 20 ve 25 arası dayanak, olağandışı hükümlerin geçersizlik yaptırımına tabi olacağı TBK 21/2'de vücut bulmakta olduğunu ve maddenin açık ifadesinin aynen \"Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.\" demekte olduğunu; [TBK tasarısında Genel İşlem Şartlarının gerekçesinde esinlenildiği belirtilen ve aynı yönde olan; Alman BGB (Bürgerliches Gesetzbuch) m.315. ve İsviçre BGB m.71/2.] bu bakımdan genel kredi sözleşmesinin tarafları ve yasa birlikte düşünüldüğünde GKS'nin 4.2.2 maddesinin yazılmamış sayılması gerektiğini; bu madde de somutlaşan yazılmamış sayılmanın görülen vakıaya etkisinin ise; GKS'de yer alan diğer imzacıların kredi kullananın borçlarından aynen onun gibi sorumlu olmayacağını ve yalnızca GKS'de açıkça belirtili müteselsil kefil sıfatını haiz Sn. ...'e yönelik kefalete ilişkin hükümler dairesinde sorumluluğuna gidilebileceğini; bu yönüyle de yukarıda sayılı müvekkili doğalgaz dağıtım şirketlerinin GKS kapsamında borçlu veya kefil olmadığı için yine ihtiyati haciz bakımından husumet yöneltilebilecek mal veya alacaklarına tedbir uygulanabilecek kişiler olmadığını, Müvekkili doğalgaz dağıtım şirketlerinin üçüncü kişi borçlarından sorumlu olabilecekleri tüm mevzuat yok sayılıp bir an için kabul edilse dahi bu sefer de huzurdaki davaya konu olayın dayandığı GKS'nin müvekkili şirketleri borçtan sorumlu yapan hükümleri yasaya aykırı ve geçersizlik yaptırımına tabi olduğundan yine müvekkili şirketler bakımından husumet itirazları göz önüne alınarak ihtiyati haczin kaldırılması gerektiğini;  Bir an için husumete ilişkin itirazlarının geçerliliğinin olmadığı farz-ı misalinde dahi ihyati haczin şartlarının oluşmadığı ve sebeple ihtiyati hacze karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu sebebi ile ihtiyati hacze itirazlarının kabulü ve ihtiyati haczin kaldırılması gerektiğini, Türk Hukukunda ihtiyati haczin rehinle temin edilmemiş bir alacağın varlığı ve para borcunun bulunması temeline dayandığını; somut olayda ise; para alacağı bulunması konusunun tartışmalı olduğunu çünkü ilk derece mahkemesine sundukları ve dosyada mübrez cari hesaplardan görüldüğü üzere müvekkili şirketlerin ihtiyati haciz talebinde bulunan bankadan alacaklı olduğunu; ayrıca para alacağının bulunması için kredi kullanan borçlu veya kefil sıfatını haiz olmak gerektiğini ancak müvekkili şirketler ilgili genel kredi sözleşmesi kapsamında ihtiyati hacze konu miktarı bir kuruş kredi kullanmadığı gibi kredi kullanmak için herhangi bir kredi çalışmasının dahi yapılmadığını; ayrıca para borcundan sorumlu olabilmek için kefil, garantör ve benzeri sıfatlar ile genel kredi sözleşmesinin imzalanması gerektiğini; somut vakıa da bu durumun da olmadığı sabit olduğuna göre ihtiyati haciz talebinde bulunan Banka'nın müvekkili şirket yönünde ihtiyati haciz talep etmesi ve ilk derece mahkemesinin de bu yönde karar vermesinin hukuki herhangi bir dayanağı bulunmadığından ihtiyati haczin kaldırılması gerektiğini, İİK 258 maddenin açık bir şekilde ihtiyati haciz talebinde bulunanın mahkemeye kanaat getirecek delilleri sunmasının şart olduğunu belirttiğini; ancak somut olayda ise ihtiyati haciz talebinde bulunan bankanın müvekkili şirketlere ihtiyati haczin uygulanması için herhangi bir kanaat uyandıracak bilgi sunmadığını; herhangi bir bilgi sunmadığının iki yönden dile getirilebileceğini, ilkinin; borçlu veya kefil konumunda olmama, ikincisinin ise; borçlu olsa dahi ödemeden yoksunluk, yerleşim yerinin belirli olmaması veya mal kaçırma ihtimalinin bulunmaması olduğunu; açıklamak gerekirse; müvekkilinin doğalgaz dağıtım şirketleri 450.000'den fazla müşteriye hizmet vermekte olan ve ülkemiz doğalgaz dağıtım sektörünün yüzde beşi oranında pazar hakimiyeti bulunan şirketler olduğunu ve cirolarının milyar lirayı aştığını; işbu durumda ilgili şirketlerin ödemekten yoksunluk gibi bir durumda olabileceği düşünülemeyeceğinden verilen ihtiyati haciz kararının da kanaat uyandırmaktan yoksun olduğu gerekçesi ile iptal edilmesi gerektiğini; aynı şekilde, ilgili müvekkili şirketlerin merkezinin İstanbul ve doğalgaz dağıtım yaptığı bölgelerde üçer dörder tane şubeleri ve ayrıca tahsilat merkezleri olduğundan muayyen yerleşim yeri olup olmadığının tartışma konusu dahi olmadığını; ayrıyeten mal kaçırma gibi bir durumunun da olamayacağı, her gün tahsilat yapması, özmalı olan boru hatları ve doğalgazın kaçırılma gibi bir ihtimalinin bulunmasının mümkün olmadığı da birlikte düşünüldüğünde bu ihtimalin de ortadan kalktığını; o halde ilk derece mahkemesi nezdinde objektif olarak kanaat uyandırabilecek herhangi bir sebep olmadığı halde mahkemenin hangi objektif veya inter-subjektif kanaate dayandığını belirtmeden bu kararı vermesi ve itiraza uğradığında dahi kararı kaldırmamasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, İleri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın dairemiz tarafından esastan incelenerek istinaf taleplerinin esastan kabul edilmesini ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan krediye ilişkin alacağın tahsilini teminen borçluların malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczi kararına itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda belirtilen gerekçelerle itirazın reddine karar verilmiş, itiraz edenler vekili tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, itiraz dilekçesinde ileri sürülen itiraz sebepleri ile aynı mahiyette olup; aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen şirketlerin EPDK lisanslı doğalgaz dağıtım şirketi oldukları, mevzuat gereği  EPDK'nun  izni olmaksızın üçüncü kişilere verilen herhangi bir krediye kefil yahut garantör olamayacakları, talep dayanağı genel kredi sözleşmesi bakımından da EPDK izni bulunmadığı, husumetlerinin bulunmadığı, itiraz eden şirketlerin, ihtiyati haciz talep eden bankadan kredi kullanmadıkları gibi, aksine cari hesapta bankadan alacaklı göründükleri,  aksi kabul edilse dahi genel kredi sözleşmesinin, sözleşmeyi imzalayan tüm şirketleri borçlu kabul eden 4.2.2 maddesinin genel işlem koşulu mahiyetinde ve geçersiz olduğu, bunun da aksi kabul edilse dahi alacağın muaccel olmadığı, şirketlerin kaçma veya mal kaçırma ihtimallerinin bulunmadığı, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı yönünedir. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca;  rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nun 258 maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Dosyaya mübrez deliller, genel kredi sözleşmesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhi içeriklerinden; 16/02/2023 tarihli genel kredi sözleşmesinin ihtiyati hacze itiraz eden şirketler tarafından kefil sıfatıyla değil, müşteri sıfatıyla imzalandığı anlaşılmış olup, ihtiyati haciz talep eden bankanın itiraz eden şirketlerden  muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının varlığı hususunda İİK'nun 257/1 ve 258 maddeleri kapsamında yaklaşık düzeyde ispat koşulunun sağlandığı,  ileri sürülen itirazların, İİK'nun 265 maddesinde düzenlenen tahdidi itiraz sebepleri arasında yer almamaları nedeniyle ihtiyati haciz yargılamasında değerlendirilemeyecekleri, ancak esas yargılamanın konusunu teşkil edebilecekleri,  ilk derece mahkemesince itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.  Sonuç itibariyle; ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz edenlerin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince  istinaf edenler tarafından alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar harcından,  istinaf edenler tarafından istinaf aşamasında ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 269,85'şer-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75'şer‬-TL harcın  istinaf edenler tarafından ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbc28c03774ffdad","SID":"ef9970b7aa952a6d"}}