{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1610 Esas <br>KARAR NO: 2024/117 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/399 Esas -  2021/529 Karar <br>TARİHİ: 28/06/2021<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  dava dışı asıl borçlu ... Tic AŞ ile Banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, davalılar ... ile ... bu Sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, akdedilen sözleşmeler kapsamında asıl borçlu firmaya Krediler tahsis edilerek kullandırıldığını, ancak kredi geri ödemelerinde temerrüde düşüldüğünden hesapların kat edilerek borçlulara İstanbul ... Noterliği 'nin 17.10.2016 tarih, ... yevmiye nolu  İhtarnamesinin  keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ederek haksız olarak takibi durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin davamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı  ... vekili cevap dilekçesinde özetle,  öncelikle davanın görevli mahkemede açılmadığını, davacının iddia ettiği gibi böyle bir imzanın genel kredi sözleşmesinde bulunmadığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davalı  ... vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle davanın görevli mahkemede açılmadığını, davacının iddia ettiği gibi böyle bir imzanın genel kredi sözleşmesinde bulunmadığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 28/06/2021 tarih 2018/399 Esas -  2021/529 Karar sayılı kararında;\"Davacı taraf delil olarak; Genel Kredi Sözleşmesi, noter ihtarnamesi, hesap hareketleri, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi incelemesi, yemin ve her türlü yasal delillere dayanmıştır. Davalılar  delil olarak;  senet, yemin, bilirkişi, belge, tanık, keşif, uzman görüşü delillerine dayanmışlardır. Takibin başlatıldığı, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası getirtilmiş, yapılan incelemede; davacı tarafça davalı borçlular hakkında davaya dayanak  ticari kredi sözleşmesi ve tek hesaptan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde davalı borçluların yetkiye, borca, faiz oranlarına, işlemiş faize, masraf ve tüm fer'ilerine vaki itirazı üzerine takibin durduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde davacı tarafça, itirazın bertarafına yönelik dilekçede ileri sürülen nedenlerle eldeki davanın açıldığı görülmüştür.Davaya konu ihtilafın; ticari kredi sözleşmesi ve tek hesaptan kaynaklı olarak davalı gerçek kişilerin kefalet sözleşmesi gereği davacıya borçlu olup olmadıkları, mevcut ise borcun miktarı ve sorumluluk sınırlarının tespiti olduğu anlaşılmaktadır.Dosyanın teknik bilgi ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi nedeniyle, dosya bankcı bilirkişi ...'ye tevdi edilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu raporunda; davacı bankanın takip tarihi itibariyle; davalıdan (talep gibi ) A-) ... nolu Borçlu Cari Ticari Kredisinden 51.109.22 TL Asıl Alacak, 6.097,42 TL İşlemiş Faiz (%48), 304.87 TL bsmv 58.511.51 TL B-)... nolu, ve ... nolu, TEK Hesaplardan I Kredilerden 52.348,42 TL Asıl Alacak, 4.240,05 TL İşlemiş Faiz (%24,24) 212.01 TL Gider Vergisi Toplam 56.800.48 TL Alacaklı olduğunu, ... nolu Borçlu Cari Hesap Kredisinden kaynaklanan 51.109.22 TL lık asıl alacağına, takip tarihinden itibaren %48 temerrüt faizi ve faizin %5 Gider Vergisini isteyebileceğini, ... nolu, ve ... nolu, (KMH) TEK Hesap Kredilerden kaynaklanan 52.348,42 TL lık asıl acağına ise; (talep gibi) %24,24 Temerrüt faizi İle faizin %5 Gider Vergisini isteyebileceğine dair rapor sunulmuş olduğu görülmüştür. 14/12/2020 tarihli celsede alınan ara karar uyarınca bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi sunmuş olduğu ek raporunda; davacı Bankanın; ... nolu Borçlu Cari Hesap Kredisinden kaynaklanan 52.109.22 TL lık asıl alacağına, takip tarihinden itibaren %48 temerrüt faizi ve faizin %5 Gider Vergisini isteyebileceğini, ... nolu, ve ... nolu, (KMH) TEK Hesap Kredilerden kaynaklanan 52.348,42 TL lık asıl acağına ise; (talep gibi) %24,24 Temerrüt faizi ile faizin %5 Gider Vergisini isteyebileceğine dair ek rapor sunmuş olduğu görülmüştür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabı ve ekleri, ticaret sicili kayıtları, incelenen takip dosyası, alınan ve benimsenen bilirkişi raporları, toplanıp değerlendirilen delillere göre; bilirkişi raporlarının dosyamız kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli olması nedeniyle raporlara itibar edilmesi suretiyle, dava dışı şirket tarafından kullanılan ticari kredi ve tek hesaba ilişkin sözleşmelerde davalıların müteselsil kefil olarak yer aldıkları, davalıların şirket ortak veya yöneticisi olmamaları nedeniyle kefalet sözleşmesinde eş rızasının gerektiğini, bu yönüyle kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürmüş iseler de, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen müzekkerenin ekinde yer alan ticaret sicil gazetesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere, davalıların kefalet tarihinde şirketin yönetim kurulu üyesi olduklarının görüldüğü, bu nedenle 6098 sayılı TBK'nin  584.maddesinin 3.fıkrası uyarınca eş rızasının aranmayacağının anlaşıldığı, bu bağlamda davalıların işbu itirazlarının yerinde görülmemesi suretiyle davalıların müteselsil kefil olarak yer aldıkları ticari kredi ve tek hesaptan kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle işbu borcun tahsili için, alacaklı/banka davacı tarafça davalılar hakkında girişilen ilamsız icra takibinde, bilirkişi raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere davacı bankanın, ayrıntıları bilirkişi raporunda ve mahkememiz kısa kararında belirtilen miktarlar yönünden alacaklı olduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile anılan miktarlar yönünden itirazın iptaline, alacak likit olduğundan iptaline karar verilen kısmın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, DAVANIN KABULÜ İLE,  \"1-Davalı borçlunun İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında;A-) ... nolu Ticari Krediden dolayı talep edilen; 52.109,22 TL asıl alacak, 3.525,99 TL işlemiş faiz,  176,30 TL bsmv olmak üzere toplam 55.811,51 TL'ye yönelik itirazlarının ayrı ayrı iptali ile takibin, 52.109,22 TL'lik asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 48 oranında temerrüt faizi ve bunun % 5 oranında gider vergisi yürütülmek suretiyle devamına,B-) ... ve ... nolu tek hesaplardan dolayı talep edilen;  52.348,42 TL asıl alacak,  4.240,05 TL işlemiş faiz,   212,01 TL bsmv olmak üzere toplam 56.800,48 TL'ye yönelik itirazlarının ayrı ayrı iptali ile takibin, 52.348,42 TL'lik asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 24,24 oranında temerrüt faizi ve bunun % 5 oranında gider vergisi yürütülmek suretiyle devamına, 2-İtirazın iptaline karar verilen toplam 112.611,99 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 22.522,398 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Asıl alacağa işlenen temerrüt faizi oranlarının fahiş olduğunu, mahkemece ... nolu Ticari Krediden dolayı talep edilen alacağa %48 oranında, ... ve ... nolu tek hesaplardan dolayı talep edilen alacağa ise %24,24 oranında temerrüt faizine hükmedildiğini; hükmedilen temerrüt faizinin 6098 s. Kanuna aykırı olduğunu, Borçlar Kanunun 25. maddesine göre \"Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.\" ve aynı kanunun 27. Maddesine göre \"Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.\"  şeklinde belirtildiğini; her ne kadar sözleşme serbestisi gereğince sözleşmelerde ki faiz oranları dikkate alınsa da İmzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin davalı müvekkili açısından çok ağır ve fahiş bedeller içermekte olduğundan \"kelepçeleme sözleşmesi\" niteliğinde olduğunu ve hükümlerinin Borçlar Kanunu gereğince geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, öğretideki bu bakış açısının asgari ortak noktasının, üstün konumundan faydalanan tarafın zayıf olan tarafı kendi aleyhine taraflar arasındaki dengeyi ağır bir biçimde bozan hükümleri kabul etmeye zorlamasının ahlaka aykırı olması olduğunu; bu açıdan bakıldığında bankaların kredi müşterileri karşısında fiili üstünlüklerini kullandıklarıın ve müşteri aleyhine ağır bir edim dengesizliği yarattığının görüldüğünü; dolayısıyla sektörel bir uygulama olarak ticari kredilerde uygulanacak temerrüt faizinin bankaların inisiyatifine bırakılmasının ahlaka aykırılık nedeniyle kesin hükümsüzlük yaptırımını gerektirdiği söylenebileceğini; (Ticari Kredilerde Temerrüt Faizi Oranının Sözleşme Eliyle Banka Eline Bırakılması Sorunu, Barış Bahçeci, Tbb Dergisi, sf. 332) Borçlar Kanunu’nun 161/III. maddesi hükmü gereğince hâkim “fahiş” gördüğü cezaları tenkis ile mükellef ise de, kural olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca tacir olan tarafların cezanın fahiş olduğundan bahisle tenkisini isteyemeyeceklerini; ancak istisnai olarak kararlaştırılan cezanın tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde Borçlar Kanunu’nun 20. maddesi gereğince adap ve ahlaka aykırı sayılarak tamamen veya kısmen iptalinin mümkün olduğunu; bu hususun Yargıtay’ın kararlılık gösteren içtihatlarıyla da benimsendiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25.11.1994 tarih, E. 1994/6472, K. 1994/11467 sayılı ilamının;“Tacirler arasında sözleşme faizi ile temerrüt faizinin sözleşme serbestisi içinde belirlenmesi yöntemine ilişkin hükmün BK 19/1 maddesine uygun olup, kamu düzenine yahut ahlaka aykırı batıl bir hüküm niteliği taşımadığı tabiidir. Ancak bir tarafın iradesine bırakılan yetkinin kullanılmasında doğruluk ve dürüstlük kuralları içinde davranılması da uyulması gereken yasanın emredici bir hükmüdür (MK md 2). Bu kuralın bir sonucu olarak bankanın fahiş bir kazanç amacı ile faiz oranının tek taraflı arttırma yetkisine dayanarak haklı görülemeyecek bir oranda yükseltmesi, hakkın suiistimalini oluşturacağından, sözleşmedeki anılan hükmün uygulanmasında kredi müşterisinin MK 2 ve 3. maddelerinin korunmasında olduğunun kabulü gerekir.” şeklinde olduğunu, Kefalet sözleşmesinin ortaklık veya yöneticilik sıfatına bağlı olarak geçerli olduğunu, davacı banka ile ... Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını; müvekkili ...'un  2011-2012 takip borçlusu  bütün finansal tablolar ve şirket raporları çıkarılarak hesaplar dikkate alınarak şirket ortaklığından ve şirket paydaşlığından ayrılmış olup artık, paydaşlığın sona erme tarihi itibariyle hiç bir alacağının ve kefaletinin kalmadığı,  takip borçlusu  ...Tic. A.Ş. Tarafından davalı tarafa bildirildiğini, Davacı taraf ile ... Tic. A.Ş. Arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi açık olup sürekli olarak takip borçlusu şirkete genel nakit ve gayri nakit olarak kredi sağlandığını, ve davalıların şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra takip borçlusu şirkete sağlanan kredilerde, şirket eski paydaşı davalı müvekkillerin imzaları ve kefaletleri şirket ortaklığından ayrılmalarına ve şirket ortaklığından ayrılırken kefaletlerini geri çekmelerine rağmen kullanıldığını; hal böyle iken şirket ortaklığının sona erdiğini ve kefaletlerinden arındırıldığı kendilerine bildirilen davalı müvekkillerin, bu davanın dayanağı icra takibinin borçluları olarak gösterilmesi ve takip borçlusu  ... Tic. A.Ş.'nin ortaklığının sona ermesinden sonra kullandığı kredilere kefil olarak gösterilmesinin kabul edilemez olup müvekkilinin şirketle bir bağlantısı kalmadığından kefalet sözleşmesinin hükümsüz kaldığını; müvekkilinin bu usulsüz kefaletten sorumlu tutulmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu, Hükümsüz olan kefalet sözleşmesine göre karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bazı şekil şartlarının geçerli olduğunu; bu anlamda bu şekil şartları yerine gelmeden oluşturulan kefalet sözleşmesinin bir hükmünün olmadığını, TBK m. 583'ün  \"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.\" düzenlemesini içerdiğini, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2015/8437 E. 2016 / 2793 K. 06.04.2016 tarihli kararında; \"Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.09.2013 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesini davacı müteselsil kefil olarak imzalamış olup, sözleşme 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun yürürlüğe girmesinden sonra 01/09/2013 tarihinde imzalandığına göre kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa Hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. \" hükmü kurulduğunu,  Kanunların gereği gibi uygulanmamasının müvekkilinin iktisadı mahvına neden olacak bu durumda üstün durumda olan davacı bankanın sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını; bütün açıklamaları ışığında usule ve yasaya aykırı olarak verilen bu kararın kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmesine dayalı kredi alacağının müteselsil kefillerden tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; kefaletin geçersiz olduğu, davalının şirket ortaklığı ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı ve bu durumu davacı bankaya bildirdiği, bu nedenle kefaletin sona erdiği, mahkemece hükmedilen temerrüt faizi oralarının fahiş olduğu, buna ilişkin sözleşme hükmünün genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu yönündedir. Davalının cevap dilekçesinde, mahkemece alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde icra takibinde talep edilen temerrüt faizi oranlarının fahiş olduğuna dair  itirazlarının bulunduğu, dayanak genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizi başlıklı onuncu maddesinde, müşterinin temerrüdü halinde temerrudun doğduğu tarihten itibaren  fiili ödemenin gerçekleştiği tarihe dek geçecek günler için bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yüzde elli fazlası hesabı ile belirlenecek temerrüt faizinin işletileceği kararlaştırılmış olup, bilirkişi tarafından KMH kredisi dışındaki krediler için bankanın TCMB'ye bildirdiği temerrüt faiz oranı esas alınarak hesaplama yapıldığı, sözleşmeye göre davacı bankanın TCMB'ye bildirdiği ticari kredi faiz oranlarından en yüksek olanının, temerrüt faizi oranı tespitinde esas alınmasının mümkün olmadığı, bilirkişi tarafından ilgili banka şubesinde yerinde inceleme yapılarak banka kayıtları incelenip, temerrüt tarihinde, davacı bankanın dava konusu kredilere emsal nitelikteki kredilere  fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı belirlenmediği, mahkemenin de bu yönde bir araştırma yapmadığı anlaşılmış olup,  davalı vekilinin temerrüt faiz oranına dair istinaf  sebebi bu yönden yerinde bulunmuştur(Yargıtay 19. HD 2018/2511 Esas 2019/3854 Karar).Mahkemece yapılacak iş,  davalı vekilinin temerrüt faiz oranına yönelik itirazları değerlendirilmek üzere, bankacı bilirkişiye banka defterleri ve ilgili banka şubesi kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma yetkisi verilerek, davacı bankanın dava konusu krediye emsal nitelikteki kredilere temerrüt tarihi itibariyle fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranını belirlemesinin ve sözleşmenin 10 maddesine göre bu orana %50 ilave ile tespit edeceği yıllık temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplama yapmasının istenmesi, elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Sonuç itibariyle, davalı  ...'un istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemeye iadesine, davalı ...'un sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...'un istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 28/06/2021 tarih ve 2018/399 Esas -  2021/529 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0a338a3bd052a7f","SID":"de0086a25d6868f4"}}