{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\t<br>ESAS NO:2024/82 Esas<br>KARAR NO:2024/81<br><br>DAVA:İktisadi Bütünlük Kararının İptali İstemi<br>DAVA TARİHİ:06/02/2024<br>YAZIM TARİHİ :06/02/2024 <br><br>Davacı vekilinin mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde ; \"... ve ... ülkemizin saygın iş insanlarından olup bir çok farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve alanında ülkemizin en önde gelen şirketlerinin hissedarı ve yöneticisiydi. Müvekkillerden ...'un hissedarı olduğu ...'ya 29 Mayıs 2015 tarihinde BDDK tarafından ...'ye devredilmiştir. 18 Kasım 2015 tarihinde Müvekkil ... hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğu Kaynak Holding'e kayyım atanmış, el konulan şirketler 1 yıl sonra da ...'ye devredilmiştir. Müvekkillerin hissedarı olduğu diğer şirketlere, .... Sulh Ceza Hakimliğinin 27/07/2016 tarih ve ... D. İş sayılı kararı ve .... Sulh Ceza Hakimliğinin 03/08/2016 tarih ve ... D. İş sayılı kararı ile kayyım atanmıştır. 01/12/2016 tarihinde .... Sulh Ceza Hakimliğinin ... D. İş sayılı kararı ile tüm malvarlığına el konulmasına karar verilmiştir. Söz konusu kararlara karşı yasal haklarımız kullanılarak itiraz edilmiş olup hukuki süreç devam ederken 27/03/2017 tarihinde ....Sulh Ceza Hakimliğinin ... D. İş sayılı kararı ile CMK 133 ve 674 Sayılı KHK'nın 13. Maddesi uyarınca ... yetkili kılınarak şahsi malvarlığına kayyım atanmıştır. Müvekkillerin malvarlığı değerlerine el konulması ve ardından kayyım atanmasına ilişkin olarak tesis edilen kararlar; açıkça hukuka aykırı ve temel ve hak özgürlükleri ihlal eder niteliktedir. Müvekkiller 08/03/2018 tarihinde .... Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaya başlanmıştır. Müvekkil hakkındaki yargılama halen ... Esas numarası ile devam etmektedir. 24 Ocak 2024 Tarih ve 32439 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ilandan anlaşıldığı üzere, Müvekkilin hissedarı olduğu ... ... A.Ş.'ye ait HİSSE, 14.02.2024 tarihinde Saat 11.00 da “Kurul”un Pazarlık Usulü ile devam etmesini Uygun görmesi halinde ise 16.01.2024 Tarih ve Saat: 11.00 da satışa çıkarılmasına satışına ilişkin ... Fonu kurulunun kararı. Müvekkillerce, ... Fonu'nun ('Fon\") sahsi malvarlığına kayyım olarak atandığı gerçek kişilerin, yine \"Fon\"un kayyım olarak atandığı ... ... AŞ'de bulunan toplam (... % 42 ve ... %8) %50 oranındaki hisseleri bir araya getirilerek \"Fon\" Kurulu Kararı ile oluşturulan ve satışına karar verilen \"...'in %50 Oranındaki Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü\", 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler  Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde  Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19 ve 20'nci maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134'üncü maddesi ve ... Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik kapsamında, kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle cebri icra yoluyla haciz, rehin gibi yasal takyidatlardan ari olarak ihale şartnamesinde (\"Sartname\") belirtilen kayıt ve şartlarla satışa çıkarılmıştır. ... Fon Kurulunun \"...'in %50 Oranındaki Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü\",'nün satış kararını basın haberleri sonrası, 24 Ocak 2024 tarih ve 32439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ilandan öğrenmiştir. ... Fon Kurulunun satışa karar verdiği ... Insaat Taahhüt Turızm Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin, ....Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.İş nolu, 27.7.2016 tarihli karan ile; ...'ün CMK'nın 133/1 maddesi gereğince yönetim organinin kullanmak tüm yetkilerini ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere Kayyım Olarak Atanmalarına kararı ile devredildiği tarihteki ortakları, ... (%42 Hissedar) ... (%50 hissedar) hissedar), ve ...'tur.(%8 hissedar) Bilahare  ....Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.İş nolu, 21.10.2016 tarihli kararı ile; 674 sayılı Kanun Hükmünde Karamame' nin 19/1 maddesi \"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kayyım alınmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyumların yetkileri, görevi sona erer” hükmü gereğince; Şirket için önceden görevlendirilen kayyımlara ait tüm yetkilerin ...'ye Devredilmesine karar verilmiştir. Bu münasebetle ... Insaat Taahhüt Turızm Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi”nin de kayyımdan önceki son yönetim kurulu başkan Yardımcısı ve %42 Hisse Sahibidir. Öncelikle 2 Müvekkil işleminin aynı işlem altında, tek bir karar ve işlemler %8+%42= %50 olarak işlem görmesi nedeniyle aynı davada her iki müvekkil için dava birlikte açılmıştır. İşbu davada ... ile birlikte Cumhurbaşkanlığına da husumet yöneltilmiştir. Zira; ... tarafından 24 Ocak 2024 tarih ve 32439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ilanda, dava konusu edilen kararın 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19 ve 20'nci maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134'üncü maddesi kapsamında tesis edildiği ifade edilmiştir. 6758 sayılı Kanun'un 19/3 maddesi hükmüne göre; “20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve ... Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fikra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, ... Fonunun gözetiminde, ... Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin  yöneticileri ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya  feshi ile tasfiyesine ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu veya ... Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ... Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir\" Aynı Mevzuat 6758 Sayılı Kanun'un 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esasların 7. maddesinde;“...Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir. olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir\"  Ayrıca 15 Temmuz 2018 tarihli ve 2018/1 sayılı Cumhurbaşkanlığı - Kararnamesine göre; — ..., Cumhurbaşkanlığı'na bağlanmıştır. Bu bakımdan; Müvekkilin hissedarı bulunduğu Şirketin satış ve tasfiyesine karar verilmesi yetkisi Cumhurbaşkanlığı'ndadır. Ne var ki, ... tarafından yazı ve ilanda, ekinde yer alan belgelerde bu yönde alınmış bir Cumhurbaşkanlığı kararından bahsedilmemektedir. Bu yönde bir Cumhurbaşkanlığı Kararı yok ise, 24 Ocak 2024 tarih ve 32439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ilanda yer alan ... Fon Kurulu Kararı hukuken yok hükmünde olacaktır. Bu yönde alınmış bir Cumhurbaşkanlığı kararı var ise söz konusu kararın da aşağıda izah edilecek nedenlerle iptaline karar verilmesi gerekecektir. Bu nedenle hem ...'ye hem de Cumhurbaşkanlığına husumet yöneltilmiştir. Ayrıca Müvekkil Yönünden ... Malvarlığı Kayyım Temsilciliği ... kapsamında oluşturulmuş olup, Müvekkile ait mal varlığı, doğal olarak ... Insaat Taahhüt Turızm Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin 42 Hissesi de bu Malvarlığı Kapsamında  değerlendirilmesi gerektiğinden bu kurumada husumet yönlendirmek gerekmiştir. Müvekkilin hissedarı bulunduğu Şirketin satışına ilişkin kararı tesis eden ...'dir. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin .... sayılı kararında; “İdare hukuku kuralları içinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade beyanıyla tesis edilen idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar sebebiyle açılan davaların görüm ve çözümü İdari Yargının görev alanında bulunmaktadır. Ancak devam eden son içtihadi uygulamada davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve tarafehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticâri gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarf işlem veya eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticâri kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticâri faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği, davalı idarenin, kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. Maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemediği anlaşıldığından, Uuyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl ifâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adli yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği belirtilmekle sayın mahkeme huzurunda dava ikamesi gerekmiştir. Müvekkil, dava konusu edilen işlemlerden 24 Ocak 2024 tarihinde haberdar olmuştur ve bu nedenle işbu dava yasal süresi dahilinde ikame edilmektedir. Dava konusu edilen işlemler usule ve hukuka açıkça aykırıdır. Dava konusu edilen kararlar Sayın Mahkemeniz tarafından gerçekleştirilecek hukuka uygunluk denetimi sırasında dikkate alınacak anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticâri gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve  işlemlerin idarf işlem veya eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticâri kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticâri faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin kamu yararı gibi kriterlerin tamamına açıkça aykırı olarak tesis edilmişlerdir. Bu nedenle iptalleri gerekmektedir. Malum olduğu üzere Kayyım; şirketin faaliyetlerinin sürdürülmesi, işlerinin devam ettirilmesi, şirket mal varlığının korunması, şirketin iyileştirilmesi konularında şirketin yönetimi ve gözetimini sağlar ve bu sayede şirketin ve hissedarların yanı sıra şirket alacaklılarının da menfaatlerini korur. Dava konusu edilen işlemde özellikle yetki bakımından hukuka aykırıdır. Cumhurbaşkanı Kararı olmadan ...'nin tek başına satış ve tasfiye kararı vermesi 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi, 6758 Sayılı Kanun'un 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esasların 7. Maddesi ve Cumhurbaşkanlığı'nın 2018/1 Sayılı Genelgesi'ne açıkça aykırıdır. Yukarıda madde metinleri verildiği üzere 6758 Sayılı Kanun'un 19. Maddesi hükmüne, 6758 Sayılı Kanun'un 19. Maddesinin Uygulanmasına - İlişkin Usul ve Esaslarım 7. Maddesi hükmüne ve Cumhurbaşkanlığı'nın - 2018/1 Sayılı Genelgesi hükmüne göre; ..., Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olup, ...'nin kayyım olarak atandığı Şirketlerde mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle  şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine ...'nin bağlı bulunduğu ilgili Bakan (2018/1 Sayılı Genelge doğrultusunda Cumhurbaşkanı) tarafından karar verilebilir.  Oysa ...'nin dava konusu edilen kararına dayanak alınan bir Cumhurbaşkanlığı Kararı'ndan bahsedilmemekte olup, bu nedenle dava konusu edilen işlem hukuken yok hükmündedir. Davalı İdare ..., yetkisini aşmak sureti ile Müvekkilin hissedarı olduğu Şirketlerin satışına karar vermiştir, bu nedenle işlem yok hükmündedir. Yok hükmünde işlem esasen hukuk aleminde hiç var olmayacağı ve hukuken sonuç doğurmayacağı için iptaline ilişkin bir Mahkeme kararına gerek bulunmamakta ise de halihazırda söz konusu ... kararı hukuken geçerli kabul edilmek sureti ile işlem tesis edildiğinden, Sayın Mahkemeniz tarafından söz konusu hukuki işlemin yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Kayyım sıfatı ile ...'nin ve Şirketlere atanan yöneticilerin Şirketleri satma yetkileri yoktur. Kayyım ve yöneticilerin görevi Şirket'i basiretli tacir gibi yönetmek ve Şirket varlıklarını korumaktır. Buna aykırı bir şekilde tesis edilen işlem hukuka açıkça aykırıdır. 6758 sayılı Kanun'un 19/3 maddesi hükmüne göre; 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve ... Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, ... Fonunun gözetiminde, ... Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir.” Bu bakımdan kayyım sıfatı ile ...'nin ve ayrıca Şirketlere atanan yöneticilerin Şirketlerin Hisselerinin satma hakları bulunmamaktadır. Kayyım ve yöneticilerin görevi Müvekkilin malvarlığı değerlerini basiretli bir tacir gibi yönetmekten ibarettir. Bu bakımdan kayyım ve yöneticiler sınırsız bir yetkiye sahip değillerdir. Ortada haklı bir neden bulunmadan Müvekkilin malvarlığı değerlerini satmaları, yetkileri dışında ver kötü niyetli bir şekilde tesis ettiklerini göstermektedir. Kayyım olan ...'nin yetkilerini aşmak sureti ile tesis ettiği kararın iptali gerekmektedir. Şirketlerin (hisselerine düşen payların) satışı için haklı ve hukuka uygun, ticari gereklilik için sebep yoktur. a-Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfi ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tat güvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bakılarak yapılmalıdır . Kamu makamlarının kanuna dayalı olarak ve ilgili kamu yararı amacı doğrultusunda mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirler uygulaması ve bu tedbirlerin belirli bir süre de devam etmesi ancak bireyin mülkiyet hakkının korunmasının gerekliliklerine uyulduğu takdirde ölçülü görülebilir . Müvekkil hakkında soruşturma halen devam etmektedir. Bu hali ile “Beraat-i zimmet asıldır” evrensel hukuk kuralı gereğince, Müvekkil hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı olmayıp, Kayyımın görevi ve sorumluluğu, yargı hüküm verinceye kadar emaneten idare etmek olup, yapılacak işlem eylem ve hukuki muameleler cari, genel geçer ve işletmesel gerekler ile sınırlı olacağına dairdir. Açılmış bir dava, hükme bağlanan bir ihtilaf  ya da isnad olmadığı gibi müvekkilin malvarlığı/şirket payları ve/veya taşınmazlarının satılmasını gerektirecek bir cari, ticari ya da işletmesel gereklilik yoktur. Eğer şirketin borcu varsa, buna dair öncelikle ortakların bilgilendirilmesi ve TTK hükümleri gereği, ortakların kararıyla satış yapılması gerekir. Eldeki satışa konu ... Insaat Taahhüt Turızm Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin tek mal varlığı ise \" 3 şirkete kiraya verilmiş olan 105.000. M2'lık karkas inşaattan müteşekkil, Lojistik Merkezi olarak aylık 700.000. USA doları Kira getirisi olan bir Mülk sahibi olup, tek  faaliyeti bu mülkün kirasını almaktan ibarettir.” Bu şirketin hiçbir borcu olmadığı gibi aylık masrafsız tabiri caiz ise tertemiz 700.000. USA doları, (21.000.000.-TL) kira getirisi olan bir şirket olup, hiçbir faaliyet, personel yada başkaca gideri olmayan , belki tek gideri burayı satmaya çalışan kayyımların aylıkları olabilecek karlı yerin satışı hiçbir ticari gerekle açıklanamayacağı gibi, basiretli yönetim bir yana kötü yönetim örneği şeklindeki bir işlemdir. 3b- Bu konuda ... dahil davalılara daha önceki satış isteminde dahi gönderilen Beyoğlu 10. Noterliğinin 11.01.2024 tarih ve 752 Yevmiye Nolu itiraz ve ihtarlarımız cevapsız bırakılmıştır. Müvekkilin şahsi borcu olmayıp, cari giderleri için ise kayyımlar nezdinde yeterli gelir getirici malı mevcuttur. Müvekkilin şahsi  mesuliyetine dair bir borcu olmadığı gibi, var ise kurumunuzca el konulan şirket hisseleri gelirinden karşılanması yeterli olup, kişisel mala sirayet ile bu malvarlıklarının satışı kabul edilemezdir.  Şirketlerin satış bedeli rayicin çok altında yapılmak istenmektedir. İlanda “... İnsaat Taahhüt Turızm Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin %50 Oranındaki Hissesinin” muhammen bedeli 700.000.000-TL (Yediyüzmilyon ) TL olarak yazılmıştır. 4.a- Bu bedel neye göre tespit edilmiştir? Bağımsız bir değerleme firmasına ekspertiz yaptırılmış mıdır? Şirkete kayyım atanmadan kısa süre değerleme çalışması yapılmış olup, bu raporlar şirket arşivinde mevcuttur. ...'nin bugüne kadar yapmış olduğu ihalelerde şeffaflıktan uzak tutum sergilediği ve malvarlıklarının gerçek değerinin çok altında satıldığı bilinmektedir. Bu nedenle müvekkilim bu satışa razı değildir. Müvekkilin tüm malvarlığının haraç mezat satılığa çıkarmak hukuken himaye edilebilecek bir durum değildir. Bu itibarla yapılan işlem usul ve yasaya aykırıdır. Belirlenen değer de özellikle güncel döviz, faiz ve ekonomik gelişmeler özellikle dikkate alındığında çok düşük belirlenmiştir. 4.b.- Satışa konu edilen Şirket hissesi açık arttırma ile değerini bulacağı faraziyesi ile güncel olmayan özellikle bu tip ihalelerde alıcıların belirgin olması karşısında (ki dava konusu ihaleye bizce tek katılımcı ve ihale alıcısı zaten hazır edilmiş olup bununda diğer hissedar ortak olduğu şimdiden herkese duyurulmakta olup) değerinin pek altında satılacağı gerçeği, ayrıca değerlerin üçte bir belki de daha az fiyat belirlemiş olması ile birleştiğinde yüksek zarar açıkça görülecektir. Herhangi bir gereklilik yokken, tüm ticari tavır, basiretli davranış dahil tüm kıstaslardan yoksun, zarar kastı taşıyan müvekkilin şirket hissesinin çok ucuza satılmak istenmesi, CMK 133 ve ilgili maddeleri  gereği hazinenin ve satış işlemini yapan  görevlilerin sorumluluğunu doğuracaktır. Mevcut şirketin kendine yeter ve sürekli şekilde ciddi bir gelir sağladığı ve Müvekkil ... Yönünden ise -... Malvarlığı Kayyım Temsilciliği'nin tasarrufu alanında olması gerektiği gibi, bu şekilde değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir. c.- Ayrıca bu mal varlığı için, \"Ticari Satış Gerekçesi\" sunulmadığı gibi, Şirketin sadece sahibi olduğu Mülkün değeri 200.000.000.- USA Doları, ( 6.000.000.000.-TL Altı Milyar TL) değeri bulunan şirketin %50 hissesinin 3.000.000.000-TL (Üç Milyar TL) yerine 4 misli ucuza 700.000.000.-TL (Yediyüz milyon TL) ye satılması satış değil, mal varlığının, sokağa atılması, birilerine gizli yarara sağlama niyeti, basiretsiz işlem tesisi görüntüsü vermiştir. Sayın Mahkemecede süregelen hayat deneyimlerinde de bilineceği üzere Aylık 21.000.000.-TL Geliri olan yerin, 3 yıllık kira bedeli karşılığı satılması kabul edilebilir olmadığı gibi, kamu yararı ve hakkaniyet ile vicdana sığmayacak derecede suiniyeti ifade edecek olup, işlemin sıhhati ve kamu yararı değil zararını ifade ettiği açıktır. 4.d.- Müvekkilin gerek şahsi ve gerekse hissedarı olduğu şirketler kayyım atanması işleminin iptali için Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne müvekkil tarafından başvuru da yapılmıştır. Bu yargılamalar halen devam etmektedir. Bu koşullarda yapılan satış işlemi usul  ve yasaya aykırı olup ileride açılacak hukuk davasında bu işlemlerin yok hükmünde sayılarak üçüncü kişilerin de zararı söz konusu olabilecektir. Bu nedenle de müvekkilin malvarlığının satışının istenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yargı süreci sonuçlanmamasına rağmen müvekkilin ortağı olduğu şirketlerin veya şahsına ait malvarlığının satılması ileride telafi edilmesi imkansız zararlara yol açacaktır. Mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir el koyma veya müsadere kararı olmaksızın yapılan her türlü satış işlemi mülkiyet hakkını ihlal edecektir. Yapılan veya yapılması düşünülen satış işlemleri Anayasa ve yasalara aykırı olup suç teşkil etmektedir. Buna dair karar alanların cezai sorumluluğu söz konusudur. Özetle, satış konusu malların maliki (mülk sahibi) hala müvekkil olup, bu mallar üzerinde müvekkilin mülkiyet hakkı Anayasa m. 35 ve AİHS'e Ek 1 Nolu Protokol m. 1'de koruma altına alınmıştır. Mülkiyeti müvekkile ait olan malların hiçbir mahkeme kararı olmadan satılması, müvekkilin mallarının (mülkiyet hakkı kapsamındaki) karşılıksız. kamulaştırma veya devletleştirilmesi anlamına gelir. Bu nedenle müvekkilin mülkiyet hakkı açıkça ihlal edilmiş olup, Anayasa m. 35 ve AİHS'e Ek 1 Nolu Protokol m. 1'in ihlali anlamına gelen bu uygulamanın (karşılıksız mal varlığı devlete aktarma) sona erdirilmesi için bu hukuki yola başvurulmuştur. Bu nedenle tarafınızdan yapılan satış ilanının derhal kaldırılması, satış işlemlerinin durdurulmasını Anayasa ve AİHS sözleşmesinin mülkiyetin korunmasını ve adil yargılamayı düzenleyen maddeleri çerçevesinde talep ediyoruz. ...'nin dava konusu edilen kararına dayanak bir Cumhurbaşkanı kararı bulunması halinde, söz konusu karar da yukarıda izah edilen tüm nedenlerle hukuka aykırıdır ve Cumhurbaşkanı kararının da iptali gerekmektedir. 30 Aralık 2024 tarihli Resmi Gazete'de yer alan ilanın muhtevasında müvekkile ait şirketin satışın dair bir Cumhurbaşkanı Kararından bahsedilmemektedir. Bu yönde bir karar yoksa 6758 Sayılı Kanun madde 19, Madde 19'un Uygulanması Hakkında Usul ve Esaslar Madde 7 ve 2018/1 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereği, dava konusu edilen ... işlemi hukuken yok hükmündedir. Eğer bir Cumhurbaşkanı Kararı var ise bu taktirde söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı da yukarıda izah edilen tüm nedenlerle usule ve hukuka açıkça aykırıdır. İşlemin Yarı İdari işlem kabulü halinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6352 sayılı Yasa ile değişik 27.maddesinin 2.bendinde; \".. uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesinin, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da  durdurulabileceği.\" belirtilmiş olmakla, Adli yargı açısında İhale Öncesi işlem olarak kabul edildiğinde ise 6100 sayılı HMK m.389/1 uyarınca \"..mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında..\" ihtiyati tedbir kararı verilebileceği öngörülmekle yukarıda izah ettiğimiz üzere; Müvekkilin hissedarı olduğu şirketin çok değerli hisse bedelinin 1/4 ederi dahi etmeyen bedel ile satışına ilişkin olarak tesis edilen Karar ve işlemler açıkça hukuka aykırı ve butlan ile sakat karar ile Söz konusu Şirket Hisse satışı sureti ile Müvekkil nezdinde meydana getirilen zararın telafisi de mümkün değildir. İhalenin yapılması halinde 3. Kişilerin ihale Usulü yapılması nedeniyle iyi niyet iddiaları halinde, çok değerli mülk içeren hisselerin satışıda imkansız olacağından zararın artacağıda aşikardır. Tüm bu nedenlerle sayın mahkemece 24 Ocak 2024 Tarih ve 32439 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ilandan anlaşıldığı üzere, Müvekkilin hissedarı olduğu ... ... A.Ş.'ye ait HİSSE, 14.02.2024 tarihinde Saat 11.00 da satışına dair \"Karar Ve İhalenin İhtiyati Tedbir Vaazı ile\" durdurulmasına karar verilmesini talep ederiz.\" demiş olup dava konusu edilen işlemlerin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanmaları halinde telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verecek olmaları ve ihaleye kısa süre kalması nedeniyle karar ve ihalenin ihtiyati tedbir vaazı ile durdurulmasına ayrıca davaya konu edilen ... Fon Kurulunun 24.01.2024 tarihli 34439 sayılı Resmi Gazete yayınlanan, ... ... A.Ş.'de İhale usulü ile 14.02.2024 tarihinde Saat 11.000 da “Kurul”un Pazarlık Usulü ile devam etmesini uygun görmesi halinde ise 16.02.2024 Tarih ve Saat: 11.00 da 9650 Hissesinin satışa çıkarılmasına satışına ilişkin, karar doğrultusunda tesis edilen işlemler ve -varsa- ... kararına dayanak Cumhurbaşkanı kararının açıkça üsüle ve hukuka aykırı olmaları nedeni ile iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili , dava dilekçesinin ekin \"...'in %50 Oranındaki Hisseleri Ticari Ve İktisadi Bütünlüğü \" Satış Komisyonu Başkanlığından Ticari ve İktisadi Bütünlük Satış İlanı\"  başlıklı satış ilanını bırakmıştır. <br>Dava, ... Müh....Aş hakkında ... tarafından verilen iktisadi bütünlük kararının iptali istemine ilişkindir ayrıca, iktisadi bütünlük kararı nedeniyle verilen satış kararınında tedbiren durdurulması istenmektedir. <br>Bir sureti dosya içerisine bırakılan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 2022/1263 esas 2022/1109 karar 24/05/2022 tarihli kararında da görüldüğü üzere ticari ve iktisadi bütünlük kararının ...'alması nedeniyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiği adli yargının görevsiz olduğu anlaşılmaktadır. <br>HMK 114/b bendinde \"yargı yolunun caiz olması\" dava şartı olarak düzenlenmiştir. <br>HMK 115.maddesinde \"(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.\" denilmektedir. <br>Davacılar vekilince açılan davada yargı yolunun caiz olmadığı idari yargının görevli olduğu, ihtiyati tedbir istemininde görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından HMK 115 ve HMK 114/b bendi gereğince açılan davanın yargı yolu caiz olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine aşağıdaki gibi karar verilmiştir. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-HMK 115 maddesi ve HMK 114/b maddeleri göre açılan dava da idari yargı görevli olduğundan davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine,  <br>2-Davacılar  tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>3-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürünce ilgilisine iadesine, <br>4-Bu dava sebebiyle alınması gereken  427,60 TL karar ve ilam harcı, peşin olarak alındığından  yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.06/02/2024<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>e-imzalıdır  <br>Katip ...<br>e-imzalıdır  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90e6409671d995eb","SID":"08a1d19a698423fc"}}