{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/717 <br>KARAR NO\t\t: 2024/136<br>KARAR TARİHİ\t: 11/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2015/448 Esas 2020/77 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/01/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkil şirket arasında uzunca bir zamandır süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, Müvekkil şirketin, davalının şirketine mal sattığını, karşılığında düzenlediği faturayı ... Kargo vasıtasıyla sattığı malları ve sevk irsaliyesini de ... Kargo aracılığıyla karşı ödemeli olarak davalıya gönderdiğini, ... Kargo da alınan bilgiye göre kendisine verilen malların ... Taşımacılık aracılığıyla davalıya teslim edildiğini,  Davalı bu süreçte müvekkilce gönderilmiş tüm faturaları ve malları bizzat teslim aldığını, malları teslim alırken, kargo karşı ödemeli olduğu için kargo bedelini dahi ödediğini ve teslim aldığı mallara ve faturalarına itiraz etmediğini, müvekkil şirketten aldığı mallara karşılık, aynı imzayı ihtiva eden çeklerden 01.10.201 ve 15.10.2011 tarihli ilk ikisini hiçbir itiraz sürmeden ödediğini, sonraki 19.11.2011 ve 17.12.2011 tarihli olanları ödenmemiş ve fakat Kadıköy ( İstanbul Anadolu ) 4. İcra Müdürlüğü 2012/480 E yapılan takibe itiraz etmediğini borcu kabul ettiğini bildirerek mal beyanında bulunduğunu,İİK.'nun 68 ve 170. Maddesinin son fıkrasının son cümlesi gereği, İzmir 2. İcra Hukuk Mahkeme'sinin 2014/9 E. Sayılı kararı ile hükmedilip, İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2015/4814 E. Sayılı dosyası ile takibe konulan % 20 Kötü Niyet Tazminatı ve %10 Para Cezasının dava sonuna kadar tehir edilmesini tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, müvekkil şirketin verdiği mal bedeli olan 58.000.00 TL alacağının, 27.01.2012 çek tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsili ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekteki imzanın kesinlikle ona ait olmadığını, çek karşılığı verildiği iddia edilen malın da  tarafından alınmadığını, bu nedenle imzaya itiraz ettiğini, çekteki imzanın ona ait olmadığını bu hususda İzmir 2. İcra Mahkemesi'nin 2012/814 E. ( yeni 2014/9 E. ) sayılı dosyası ile dava açtığını ve mahkemece açılmış olan bu davanın  kabul edilerek takibin  iptal edildiğini, Dava konusu çek nedeniyle davacıya herhangi bir borcu olmadığını, ayrıca dava konusu çekin karşılığı olarak davacı taraftan herhangi bir mal almadığını, Dava konusu çeki aynı alanda faaliyet gösteren ... keşide ettiğini, 02.10.2011 tarihine kadar yanında işçi olarak çalışan ve bu tarihten sonra yanından ayrılarak ...' le ortak iş yapan ... tarafından kaşesi yaptırıldığını, habersiz kullanarak ve aynı şahıs tarafından imzalanarak davacı şirkete verildiğini, ödeme emrinin tebliği üzerine haberi olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan bu davanın reddine, lehine % 20 kötü niyet tazminatı taktiri ile dava masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; \"Taraflar arasında davaya konu olan 58.000-TL bedelli çek karşılığı mal tesliminin yapılıp yapılmadığı, davacının bu çekten dolayı bu miktar bir alacağının olup olmadığı \" şeklinde belirlenmiştir. <br>Mahkememizce taraflarca ileri sürülen deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış 02.08.2016 tarihli bilirkişi raporu: Davacı tarafın ticari iş hacminin bilanço usulü defter tutma hadlerinden düşük olması nedeniyle işletme defteri tuttuğu, işletme defterine gelir, gider, emtia alışı ya da emtia satışı dışında olan kayıtlar, verilen çek ve senetler, havale, ödemeler ve tahsilat kayıtlarının işlenmeyeceği, bu nedenle sayın mahkemenin görev tanımında belirtmiş olduğu, davalının davacıya çek verip vermediğinin tespitinin defterler üzerinden yapılmasının mümkün olmadığı. Dava konusu faturalar 9 adet ve toplam 100.016.84 TL olduğu bunların toplam 71.038.80 TL bedelli 7 adedinin davalı defterine kaydının bulunduğu, kaydı olmayan faturalar ( 100.016.84-71.038.80=28.978.04 ) 2 adet ve 28.978.04. TL olduğu, bu meblağla dava konusu 58.000 TL lik çek bedelinin miktar bakımından mukayese edildiğinde uyumsuz olduğu, davalı tarafın davacıdan satın almış olduğu mallar karşılığında verdiği çek ve yaptığı ödemelere ilişkin dosyaya herhangi bilgi ve belge sunmadığı. Davacının davalı defter kayıtlarında olmayan 2 adet ve 28.978.04. TL toplam bedelli faturaların davalıya teslim edildiğine ilişkin olarak dosyaya sunmuş olduğu kargo belgelerinin incelenmesi neticesinde belgelerin bu faturaların tebliğine ilişkin olabileceği sonucuna varıldığı, neticesinde dava konusu 58.000 TL bedelli çekin davacı şirkete davalının istemi ve bilgisi dahilinde verilmiş olabileceği değerlendirilmiştir. Bu çerçevede davacı şirketin defterinin incelemesi neticesinde, bu çekin verildiğine ilişkin kaydın olması, defterlerin açılış, kapanış onaylarının zamanında yapıldığı ve usulüne uygun tutulduğunun tespiti durumunda davacı şirketin kayıtlarının geçerli sayılmasının uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davanın kabulü halinde sayın mahkemece  değerlendirilmek üzere ... bankasının ilan ettiği ticari avans faizi oranları üzerinden çek tarihinin ( 27.01.12 ) dava tarihi olan 16.04.2015 tarihine kadar hesaplanan ticari avans faizi 24.800.96 TL'dir.<br>Mahkememiz dosyası ara kararı gereğince davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak taraflar arasındaki borç ilişkisinin ne şekilde kayıtlandığı ödemeler olup olmadığı davalı tarafın bu ticari iş  kapsamında davacı tarafa çek verip vermediği defterlerde kaydının olup olmadığı konusunda incelemesinin yapılabilmesi amacıyla resen seçilecek bir mali müşavir tarafından rapor düzenlenmesi istenilmiştir.<br> İstanbul Anadolu Talimat Mahkemesince aldırılan 03.10.2016 tarihli talimat bilirkişi raporunda: Davacının 58.000 TL tutarındaki çek bedelini 27.01.2012 tarihinden itibaren ticari faizi ( 24.800.96 ) ile davalıdan talep edilebileceği  şeklinde görüş ve kanaat  bildirmiştir.<br>Davacı ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları doğrultusunda talimat mahkemesinden ek rapor alınmıştır.<br> 02/03/2017 tarihli talimat bilirkişi ek raporunda; Yapılan ek inceleme sonucu; Kök raporda rapor edilen tespitlerde herhangi bir değişikliğin bulunmadığı, davacının 58.000 TL tutarındaki çek bedelini 27.01.2012 tarihinden itibaren ticari faizi ( 24.800.96 TL ) ile davalıdan talep edilebileceği şeklinde görüş ve kanaat  bildirmiştir.<br>Mahkememiz dosyası ara kararı gereğince davacı tarafın defterlerinin incelenmesi için yazılan talimatta bilirkişinin davaya konu 9 faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, her bir faturaya ilişkin teslimin ne şekilde davacı tarafça ispatlandığı, faturalar için ödeme olup olmadığı,(davalı defterlerinin sadece işletme defterinden ibaret oluşu ve fakat 7 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu hususu da göz önüne alınarak) hususlarında hükme esas alınacak denetime elverişli rapor sunulmadığı anlaşılmakla, davacı defterlerinin yeniden incelmesi ve  bu hususları davalı defterlerindeki kayıtlar ile ilgili yapılan inceleme sonucu verilen bilirkişi raporu da göz önüne alınarak yeniden talimat yazılarak resen seçilecek bir mali müşavir  tarafından  rapor düzenlenmesi istenilmiştir.<br>09.11.2018 tarihli  talimat bilirkişi raporunda: Davacı ... Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin inceleme günü ibraz edilen 2011-2012 yılı resmi defter, cari hesap dökümleri ve belgeleri ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler davalı ... muavin kayıtları üzerinde yapılan inceleme, önceki davalı ve davacı tarafları için düzenlenen bilirkişi rapor incelemeleri sonucu dava konusu ile ilgili yapılan tespit ve değerlendirmede, ayrıntısı rapor içeriğinde yer aldığı  sonuca ulaşılmıştır. Alacak davasına konu olan cari hesabın 2011 yılında davacı tarafından düzenlenen mal bedeli faturalarının alacak bakiyesinden oluştuğu, 2012 yılında davaya konu çekin davacı kayıtlarında iade alınarak davalının borçlandığı, tarafların ticari ilişkisinin sabit olduğu. Davalı defter ve belgelerinin incelenmesi aşamasında işletme defteri olması sebebiyle sadece fatura kayıtlarının irdelendiği ve 7 adet faturanın davalı kayıtlarında bulunduğu, başkaca bir  belgenin ibraz edilmediği. Davalının davacı cari hesabına kayıtlarında bulunan 103.714.83 TL bakiye için başkaca hiçbir bir ödeme yapmadığı davacı cari hesap ve defter incelemelerinden tespit edilmiştir. Davacının inceleme günü sunmuş olduğu defterlerini HMK nın 222/4 maddesi uyarınca, inceleme bölümümüzde ve eklerde verildiği üzere zamanın da açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırdığı, ticari defterlerinin kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil olma özelliğinin bulunduğu yapılan incelemelerde tespit edilmiştir. Davaya konu alacağı oluşturan mal bedeli faturalarının davacı tarafından Gelir İdaresine bildirmekle yükümlü olduğu Satış Bildirim formlarında davalı carisinin belge adetleri ve tutarlarını bildirdiği, Kdv bedellerini Gelir idaresine bildirdiği, Hasılat hesabına da gelir kaydettiği yapılan incelemelerde tespit edilmiştir. Dosya kapsamında bulunan davalının Kadifekale Vergi dairesinden gelen yazısında BA BS formu mükellefi olmadığı yüce mahkemeye bildirdiği. Davacı kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalıyı alacaklandırıcı ve borçlandırıcı her bir işlemin tetkik edildiğinde yüce mahkeme tarafından talimatlandırılan 3 sualde, davacı şirketin dava konu olan 9 faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğu. Her bir faturaya ilişkin teslimin kargo şirketi aracılığı ile yapıldığı. Faturalar için davalı kayıtlarında bulunan faturalarda incelendiğinde davalı defter incelemesi yapan bilirkişi görüşündede yer aldığı üzere ödemelerin yapıldığı, çek tarafındaki alacak tutarının iş bu nedenle haklı olduğu. Davaya konu 58.000 TL için davacının çek vadesinden ( 27.01.2012) dava tarihi 16.04.2015 tarihe kadar talep ettiği avans faizi; 24.812.48 TL ( yirmidörtbinsekiyyüzoniki Türklirası kırksekizkuruş) olacağı bu durumda dava tarihi itibari ile 24.812.48. TL faiz dahil olmak üzere davacı ... Saniyi ve Dış Tic.Ltd.Şti. 'nin davalı ...'dan ( 58.000 TL ana para + 25.812,48 TL faiz =) olmak üzere 82.812,48 TL ( seksenikibin sekizyüzoniki Türklirası kırksekiz kuruş ) alacaklı olduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir.<br>Mahkememizin 24.09.2019 tarihli ara kararı uyarınca davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde uyuşmazlık noktası hususunda inceleme yapılmasına karar verilmiş ihtarafata rağmen davalının mahkeme tarafından verilen  gün ve saatte ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı buna ilişkin olarak 23/10/2019 günü incelemenin yapılamadığına ilişkin tutunak tutulmuştur. <br>Kadifekale Vergi Dairesi Müdürlüğünün 12.06.2018 tarihli cevabi yazısında Davalının 2015 ve sonraki dönemlerde 1. Sınıf tüccar olarak defter tuttuğunun bildirilmesi ve satışlar tutarı dikkate alındığında tacir olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.  <br>Denetime elverişli ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporları Mahkememizce de benimsenerek davanın kabulü,\" gerekçesi ile, \"davanın kabulü ile 58.000,00-TL alacağın 27/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Yerel mahkemece yapılan yargılamada müvekkili hakkında ilgili vergi dairesince 2015 ve sonraki dönem için 1.Sınıf Tüccar olarak defter tuttuğunun bildirildiğini, oysa ki dava konusu yapılan alacak ve buna bağlı ticari işlemlerin 2010 ve 2011 tarihlerine ait olduğu bu sebeple bu dönemde müvekkilin tacir sayılıp sayılmayacağına ilişkin bir incelemenin mevcut olmadığını, yerel mahkemenin kararına gerekçe olarak gösterdiği bilirkişi raporlarının tamamının eksik olduğunu, her ne kadar bu raporlarda söz konusu bilirkişilerce davacı tarafın dava ya dayanak yaptığı; 28.10.2011 Tarihli 12.959.23.-TL bedelli 93228 nolu, 24.10.2011 Tarihli 17.730.50.-TL bedelli 93086 nolu, 21.10.2011 Tarihli  908.86.-TL bedelli 93047 nolu, 17.10.2011 Tarihli 20.486.62.-TL bedelli 92895 nolu, 4.10.2011 Tarihli   4.459.87.-TL bedelli 92855 nolu faturaların müvekkilinin defterlerinde mevcut olmadığını, 03.10.2011 tarihinden sonra  davalıya ait kayıtlı hiç bir fatura bulunmadığını, karara dayanak yapılan bilirkişi  raporlarında işbu davaya konu alacak talebinin dayalı olduğu faturaların ve bu faturalara ait malların müvekkiline teslim edildiğine ilişkin hiçbir yazılı belge ve delilin mevcut olmadığı ancak teslim edilmiş olabileceği gibi  kanaat oluşması sebebiyle teslim edilmiş kabul edilmesi gerektiğinin yazılı olduğunu, bilirkişi raporlarında teslim ispatlanmamış olduğu halde mallar teslim edilmiş, defterlerde söz konusu faturalar bulunmadığı halde bu faturaların işlenmiş olarak kabul edildiğini ve buna göre müvekkilinin borçlu çıkarıldığını, müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişki müvekkilinin ve davacının kayıtlarında da görüldüğü üzere 15.03.2011 tarihinde başlamış ve 03.10.2011 tarihinde bittiğini, davacının bu tarihler arası olan ticari alacaklarının bir kısmını haricen ve yine bir kısmını dosya da mevcut icra takipleri başlatarak icra dosyalarına mahsuben tahsil etmiş ve tahsil etmeye devam ettiğini, davacı yanın her nedense davayı geçmiş tarihli faturaları dayanak yaparak açtığını, oysa ki müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 03.10.2011 tarihinde sona erdiğini, davacı yanın kime gönderildiği belli olmayan 5 adet faturadan kaynaklanan bir alacağını kılıfına uydurmaya çalışarak müvekkilinden tahsil etme cihetine gittiğini, oysa ki bu fatura ve malla dosyaya sunulan 21.10.2011 tarihli teslim makbuzundan da anlaşılacağı üzere  ... isimli birine teslim edildiğini, mahkemeden talep etmelerine rağmen bu şahsın müvekkili yanında çalışıp çalışmadığına ilişkin SGK kayıtlarının dosyaya getirtilmediğini, davaya konu alacağı oluşturan faturalar ve yine bunların dayanağı olan malların müvekkiline teslim edilmediğini ve yine bu mallara ilişkin olarak verildiği söylenen çekin, sahte cirolu bir çek olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına  ve davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı taraf, davalının şirketine mal sattığını, davalının  faturaların ve malları bizzat teslim aldığını,  aldığı mallara karşılık, aynı imzayı ihtiva eden çeklerden 01.10.201 ve 15.10.2011 tarihli ilk ikisini hiçbir itiraz sürmeden ödediğini, sonraki 19.11.2011 ve 17.12.2011 tarihli olanları ödenmemiş ve fakat Kadıköy ( İstanbul Anadolu ) 4. İcra Müdürlüğü 2012/480 E yapılan takibe itiraz etmediğini borcu kabul ettiğini bildirerek mal beyanında bulunduğunu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, verdiği mal bedeli olan 58.000.00 TL alacağının, 27.01.2012 çek tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsili  talebiyle dava açmış ;  davalı süresinden sonra verdiği cevap dilekçesinde  dava konusu çek nedeniyle davacıya herhangi bir borcu olmadığını, ayrıca dava konusu çekin karşılığı olarak davacı taraftan herhangi bir mal almadığını,  dava konusu çeki aynı alanda faaliyet gösteren ... keşide ettiğini, 02.10.2011 tarihine kadar yanında işçi olarak çalışan ve bu tarihten sonra yanından ayrılarak ...'le ortak iş yapan ... tarafından kaşesi yaptırıldığını, habersiz kullanarak ve aynı şahıs tarafından imzalanarak davacı şirkete verildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2022/222 esas 2022/23331 karar sayılı emsal ilamı ;<br>\" Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için;  taraflar, mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. <br>Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753). <br>\tYargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği, ancak bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul   edilmektedir. Ayrıca, aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek  ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/02/2021 tarihli ve 2018/10(21)-94 E., 2021/111 K. sayılı ilamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/09/2017 tarihli ve 2016/14455 E. , 2017/7655 K. sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 25/11/2021 tarihli ve  2021/4525 E. 2021/1793 K. sayılı ilamı)...\" şeklindedir.<br>Somut olayda 02/08/2016 tarihli bilirkişi raporununda 2 adet faturanın kargo belgelerinin incelenmesine göre teslime ilişkin olabileceği sonucuna  yapıldığı, davacının  58.000,00-TL alacağı 27/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte talep edebileceği yönünde görüş bildirildiği,  raporun davalı asile 10/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça itiraz dilekçesi sunulmadığı, alınan  02/03/2017 tarihli bilirkişi ek raporunda  davaya konu olan 9 faturadan 7 tanesinin davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan  12/07/2011 tarihli 8.491,42 TL ve 17/10/2011 tarihli 20.4876, 62 TL tutarlı olmak üzere toplam 28.978,04 TL  2 adet faturanın kargo teslim fişlerine göre tesliminin yapıldığı, davacının  58.000,00-TL alacağı 27/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte talep edebileceği yönünde görüş bildirildiği, raporun 14/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, bu rapora karşı süresinde itiraz edilmediği, 09/11/2018 tarihli bilirkişi raporunun  davalı vekiline e tebligat ile 09/03/2019 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı  davalı vekili tarafından  itiraz dilekçesi sunulmadığı  görülmüştür.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılmasıyla ulaşılan sonuçta  usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu,  bu ilişki kapsamında teslim edilen malın bedelinin ödenmediği, denetime elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/02/2020 tarih, 2015/448 Esas ve 2020/77 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.961,98 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 990,50 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.971,48 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 11/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0783f440b518357a","SID":"a3b68a59ecc94a9d"}}