{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1026 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2049<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/03/2016 - 19/11/2019 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2016/391 Esas  - 2019/1193 Karar <br>DAVA\t\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 21/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/12/2023<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2019 tarihli 2016/391 Esas ve 2019/1193 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı maliki ... olan ve kaza tarihinde sürücüsü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı davacının maliki olduğu ... idaresindeki aracın trafik kazasına karışması nedeniyle yüksek maddi hasar oluştuğu, meydana gelen kazada kusur davalı sigortalı araç sürücüsüne ait olduğundan, 713269 nolu poliçe ile davalının sorumlu olduğunu, hasar tespiti için İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/192 D.iş sayılı dosyasında alınan raporda hasarın 11.230,14 TL olup sistemli bir çalışma ile 10 gün içinde tamir edilebileceği belirlenmiş olup, davalı sigorta şirketinin araç mahrumiyet zararın yönünden poliçe sorumluluğu bulunmadığından davalı araç maliki ve sürücüsüne karşı müracaat hakkını saklı tuttuklarını bildirerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 6.000,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketinden dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsili ve D.iş dosyasından yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ve bu davada yapılacak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili talep edilmiştir. <br>Davacı vekili, 30/05/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; 7.080,00-TL hasar bedeli ve 2.000,00-TL değer kaybı tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davalı şirketin merkezinin Beykoz İstanbul olduğu belirtilerek yetki itirazında bulunulduğu, davalı şirket tarafından düzenlenen 713269 nolu poliçe ile ... plakalı aracın 27/06/2015-2016 tarihleri arasında sigortalandığını, teminat limitinin 29.000,00 TL olduğunu, kusur ve hasar yönünden inceleme yapılmasını, tramer kayıtlarının celbini, davacıya ait ... plakalı aracın TRAMER kayıtları incelendiğinde, dava konusu kaza tarihi (15.12.2015) ile bilirkişi raporunun yazıldığı tarih (14.03.2016) arasında, 05.01.2016 tarihinde başka bir kaza meydana geldiği, bu trafik kazası sebebiyle aracın hasar kaydının bulunduğu ve yine hasar gördüğü anlaşıldığı raporda ve dava dilekçesinde hasara uğradığı iddia edilen ... plakalı aracın daha önce karıştığı bu kaza beyan edilmemekle birlikte, davacıya ait araçta oluşan hasarın tamamı sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu oluşmadığını, TRAMER kayıtlarında da açıkça görüldüğü üzere;...  Plakalı aracın;-05.01.2016 saat 22.45’de ... plakalı araç ile yapmış olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucu yine aracıın ön ve sol kısımlarının hasara uğradığı görülmektedir. (Ek - 1)Aracın karıştığı diğer trafik kazaları dikkate alınmadan hasarın tamamının sorumluluğunun sigortalı ... plakalı araca yüklenmeye çalışılması kabul edilemeyeceği, bu nedenle hasar tespiti yapılırken öncelikle aracın hangi kazadan sonra hangi hasarlara uğradığı tespit edilmelidir. <br> değer kaybına ilişkin incelemenin de sigorta genel şartlarına göre yapılması gerektiğini, müvekkili şirkete davadan önce yazılı veya sözlü başvuru yapılmadığını, bu nedenle olaydan dava ile haberdar olan müvekkil şirketten olay tarihiden itibaren faiz talep edilmesi haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın kabulü halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekmektiğini, müvekkili tarafından  D.İş tespit dosyası açılmasına sebebiyet verilmediğinden bu dosya masraflarının tahsili talebi haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''....davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, bu çerçevede yapılan bedel artırım talebinin zamanaşımına tabi olmadığı değerlendirilmiş ve kaza tarihinin 15/12/2015 olduğu, 01/06/2015 tarihinde trafik sigortası genel şartlarının yürürlüğe girdiği ve değer kaybının bu çerçevede hesaplanmasının daha doğru olduğu belirlenmiş olmakla bedel artırım talebi de dikkate alıanarak davanın kısmen kabulü uygun görülerek aşağıdaki şekilde davanın kabulüne, 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin D.iş dosyasında yapılan yargılama giderlerinin iş bu dosyada yargılama giderleri ile birlikte değerlendirilmesi uygun görülmüş...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KISMEN KABULÜ ile 7.080,00 TL hasar 577,85 TL değer kaybının dava tarihinden ticari faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazla talebin reddine....'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli-tam kusurlu olduğu trafik kazasında müvekkilinin aracında meydana gelen hasar bedelinin 7.080-TL, değer kaybının Yargıtay içtihatlarına göre 2.000-TL,  Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlar Eki'nde yer alan formüle göre 577,85-TL olarak belirlendiğini, dosya kapsamında bilirkişi raporuna karşı yaptıkları ayrıntılı itirazlarında değer kaybı hesaplamasının gerçek piyasa koşulları dikkate alınarak kaza öncesi ve sonrası araç rayiç değerinin belirlenerek yapılması gerektiğinin belirtildiğini, değer kaybı taleplerinin Yargıtay içtihatlarına göre belirlenen bedel esas alınarak  artırıldığını ancak yerel mahkemece değer kaybı talepleri yönünden esaslı bir yanılgıya düşülerek değer kaybının trafik sigortası genel şartları çerçevesinde hesaplanmasının doğru olduğu gerekçesi ile formüle göre belirlenen değer kaybı bedeli esas alınarak hüküm kurulduğunu, değer kaybı belirlemesinin hasarın niteliği, niceliği, aracın piyasa şartları vs. gibi subjektif unsurlar ile belirlenmesi gerektiğini, işbu nedenle değer kaybı taleplerine yönelik kısmen kabul hukuka ve yüksek mahkeme kararlarına aykırı olması sebebiyle müvekkili lehine ortadan kaldırılmasına karar verilerek değer artırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  trafik kazasından kaynaklı zarar nedeni ile ZMM sigorta poliçesine dayalı hasar bedeli ve değer kaybı zararının tazmini talebine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde; \"miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir\" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK.'nun \"341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz\" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK.'nun \"341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı\" düzenlenmiş bulunmaktadır.<br>Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2019 yılı için HMK.'nun 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 4.400,00 TL olmuştur.<br>Davacı tarafından talep edilen hasar bedelinin ıslah edildiği ancak ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutmamış olduğu, mahkemece ıslah edilen miktar üzerinden talebin kabulüne karar  verildiği anlaşılmıştır.<br>Mahkemece reddedilen ve istinaf incelemesine konu edilen 1.422,15 TL değer kaybı tazminatının karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir.<br>Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece  mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.<br>Buna göre; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br><br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan  mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b ve 362/1-a maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ebe351c65ef5d1fc","SID":"f9ab5f0f656643e3"}}