{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2382 Esas<br>KARAR NO: 2024/66<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/02/2020<br>NUMARASI: 2017/81 E. - 2020/70 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı şirket “...” isimli sinema eserinin giriş-çıkış, jenerik, iç müzikler ve fragman müziklerinin 250.000 TL karşılığında hazırlanılması hususunda 2016 yılının haziran ayında dava dışı ... ve ... aracılığıyla şifahen anlaştıklarını, müvekkilinin anlaşma üzerine 1 ayı aşkın süre boyunca yoğun bir çalışma içerisine girerek “...” isimli filmde kullanılmak üzere yaklaşık 40 adet beste yaptığını, müvekkilinin eserlerinin başrol oyuncusu ... tarafından da beğenildiğini ve  müziklerin  ağustos ayının başında şirkete teslim edildiğini, müvekkilinin yaptığı çalışmanın karşılığının kendisine ödenmediğini, müvekkili ile davalı şirket arasında mali hakların devrine ilişkin yazılı anlaşma bulunmadığını, davalı şirket ile müvekkilinin meydana getireceği müzik eserleri karşılığında 250.000 TL karşılığında anlaşılmasına rağmen müvekkilinin parasını almadığını, bu yöndeki taleplerinin sonuçsuz kaldığını, müvekkiline 24.10.2016 tarihinde dava dışı ... tarafından 5.000 TL ödeme gerçekleştirildiğini ve bunun haricinde hiç ödeme yapılmadığını ve müvekkilinin rızası olmadan 18.11.2016 tarihinde filmin vizyona girdiğini, bunun üzerine davalılara noter aracılığı ile müvekkilince mali, manevi ve bağlantılı haklarına  vaki tecavüz gerçekleştirildiğini, eser sahiplerinden olarak filmin bu şekilde kullanılmasına muvafakati olmadığını ve bunun bir an önce sona erdirilmesinin ihtar olunduğunu, ancak davalı eylemlerinin devam ettiğini, müvekkilinin anılan filmin müzik eserlerinin bestecisi olduğu hususunun ... (...) tarafından da kayıt altına alındığını, eser sahibi olan müvekkili ile yapımcı şirket arasında her bir eseri içeren devir konusu hakları açıkça ihtiva eden, yazılı, muayyen, FSEK’in emredici hükümleri doğrultusunda kurucu şekil şartlarını havi bir mali hak devri yapılmadığını, ayrıca müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklı manevi haklarına da tecavüz gerçekleştirildiğini, manevi haklarından umuma arz yetkisinin ihlal edildiğini, müzik eserlerinin oluşumunda herhangi bir katkısı olmamasına rağmen tamamını müvekkilinin oluşturduğu eserler için filmin künyesinde müzik başlığı altında ...’in de adına yer verilerek sanki onun da müzik eseri oluşturduğu yönünde bir algı oluşturulduğunu, bu kapsamda müvekkilinin eser sahipliğinden doğan bağlantılı haklarının da ihlal edildiğini, bahse konu  fillerin işlenmesi aynı zamanda FSEK md. 71/1 anlamında eser sahibinin haklarına tecavüz suçunu oluşturduğundan davalı şirket yetkilisi aleyhine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ve  soruşturmanın ... numaralı dosya üzerinden devam ettiğinden bahisle filmin müzik eserleri müvekkil tarafından meydana getirilmesine karşın film künyesinin müzik bölümünde müziklere yönelik hiçbir katkısı bulunmayan dava dışı ... isminin verildiğinin tespiti ile müvekkilinin manevi hakkını ihlal eden işbu eylemin önlenerek kaldırılmasına, FSEK uyarınca adın belirtilmesi salahiyeti ve umuma arz yetkisinin ihlal edilmesinden ötürü manevi hakka vaki tecavüz nedeniyle müvekkili lehine 250.000 TL manevi tazminatın filmin gösterime girdiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, Eserin FSEK uyarınca herhangi bir yazılı hak devri olmamasına karşın, müvekkilinin rızasına aykırı biçimde kullanılması ve müvekkilinin mali haklarının karşılığının ödenmemesi sebebiyle, FSEK md. 68 uyarınca müvekkilinin mali haklarına vaki tecavüzden müvekkille yapılan sözleşme bedeli ile yapılacak araştırma sonucunda tespit edilecek filmin gerek Türkiye ve diğer ülkelerde gösteriminden elde edilen gişe gelirleri, varsa gösterim hakkının herhangi bir yayıncı kuruluşa satılması suretiyle elde edilen gelirler ve izinsiz çoğaltılan kopyalar için hesaplanacak rayiç bedelin üç katı kadar tazminata esas olmak üzere şimdilik kısmi dava biçiminde 26.000 TL maddi tazminata, dava süresince müvekkilin haklarını korumak amacıyla eserin izinsiz çoğaltılmış tüm kopyalarına el konulmasına, yayın ve dağıtımının önlenmesine ve müvekkilin bu haksız fiilinden doğan alacağı muaccel olup rehinle teminat altına alındığından davalının yedindeki ve üçüncü kişilerde hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm iddialarının gerçek dışı ve kötüniyetli olduğunu, dava konusu film müziklerinin müzik sektöründe oldukça iyi bilinen ... ve ... tarafından yapıldığını, davacının ise onlara asistanlık yaptığını, davacının iddialarının aksine müzik eseri sahibinin kendisi olmadığını, ... ve ...'in eser sahibi olduklarını, davacının ... Bestecisi olduğunu iddia ettiği ...’nin Müzikleri için müvekkili şirketin ... Ltd. Şti. ve ...’le ...  Bestecisi Devir Sözleşmesini 29.06.2016 tarihinde yapıldığını, bu devir sözleşmesine göre ... Sinema Filmi’nin bütün özgün müziklerini yapması için ... Ltd. Şti. ve ...’e 50.000 TL + KDV bedel ödendiğini,  filmin senaryo yazarı ve yönetmeni olan ...'in de  filmin müzikleri için ... ile beraber çalıştığını ve filmin özgün müziklerini birlikte meydana getirdiklerini, bu durumun Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan Sinema Eserlerine İlişkin kayıt tecil belgesine bakıldığında, filmin özgün müzik bestecilerinin ... ve ... olduğunun anlaşılacağını, ... ve ..., davacı  ...'ın yanlarında asistan olarak çalışması için kendisi ile 5.000 TL karşılığında anlaştıklarını ve ...'un ortağı ... de söz konusu bedeli 24.10.2016 tarihinde davacıya banka havalesi ile ödediğini, ... Şirketi'nin ortakları ... şirketleri adına sinema eserindeki tüm müzik eserlerinin özgün müziklerinin yapılması konusunda müvekkili şirket ile 50.000 TL'ye anlaşmaları gerçeği karşısında, sektörde hiçbir üne sahip olmayan davacı adına anlaşmaya aracılık edip 250.000 TL'ye anlaşmalarının mantık sınırları dahilinde olmadığını, davacıya asistan olarak vermiş olduğu hizmetin karşılığının ödendiğini ayrıca kendisine jest olması ve sektörde adının duyulması konusunda destek amaçlı olarak filmin jeneriğinde Müzik başlığı altında davacının ismine yer verildiğini,  davacının tüm beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, huzurdaki davanın sonucunun  gerek müzik eserinin sahibi olan ve sözleşmesel ilişki içinde olduğumuz ...'e etki edeceği, gerek yine sözleşmesel ilişki içinde olduğumuz ...'ne etki edeceği ve gerekse de ...'ye davacının yaptığı gerçek dışı eser bildirimleri ile kayıtlarında hata bulunan ...'yi etkileyeceğini, bu nedenlerle davanın her üçüne de ihbar edilmesini ve üçünün de davaya davalı müvekkili şirket yanında davaya  katılmaları sağlanarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan ... - ... vekili  15.12.2017 tarihli dilekçesinde;  dava konusu bakımından müvekkili meslek birliğinin davalı şirket yanında davaya müdahil olarak katılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili meslek birliğinin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’nın 42. maddesi uyarınca, üyeleri bulunan eser sahiplerinin eserleri için müzik kullanıcılarına kullanım izni ve lisansı vermek, mali haklarını toplamak ve toplanan telifleri üyesi eser sahiplerine dağıtmak amacıyla kurulmuş bir meslek birliği olduğunu, müvekkili meslek birliği yetki belgeleri incelendiğinde, ısmarlama olarak yapılan özgün müziklerin ve özel müzik bankalarındaki müziklerin (sinema, tv, jenerik, reklam, jingle, multivizyon vs.) çoğaltma (mekanik) hakkı/haklarının verilen yetki kapsamı dışında tutulduğunu, program jeneriklerinde veya periyodik kullanılan müzik eserleri için eser sahiplerinden ayrıca izin alınması gerektiğini, bu bakımdan müvekkili meslek birliği üyesi eser / hak sahiplerinin, sahip oldukları eserleri için kişi veya özel hukuk tüzel kişileri ile çeşitli sözleşmeler akdetmekte ve eserlerinin çoğaltma ve yayma izinlerini kendi belirledikleri bedeller ve yine kendi belirledikleri koşullarla verdiğini, bu  halde üyenin kurmuş olduğu akdin veya ticari ilişkinin bizzat kendi sorumluluğunda olduğunu, bu ilişkinin müvekkili meslek birliğinin uhdesinde olan bir konu olmadığını, davanın konusunun davacı eser sahibi ile davalı ... arasında olduğunu ve müvekkili meslek birliğini, hukuken etkileyebilecek bir sorumluluğun bulunmadığından bahisle bu yönde karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, davacının dava dışı tanıklar ... ve ...'le birlikte eser sahibi olduğu gerekçesiyle, 11.666,66 TL telif bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,Manevi tazminat taleplerinin koşulların oluşmadığından manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davalı şirket “...” isimli sinema eserinin giriş-çıkış, jenerik, iç müzikler ve fragman müziklerinin 250.000 TL karşılığında hazırlanılması hususunda 2016 yılının haziran ayında dava dışı ... ve ... aracılığıyla şifahen anlaştıklarını,  filmde kullanılmak üzere yaklaşık 40 adet beste yaptığını, müvekkilinin eserlerinin başrol oyuncusu ... tarafından da beğenildiğini, anılan filmin müzik eserlerinin bestecisi olduğu hususunun ... (...) tarafından da kayıt altına alındığını, Sinema eserinin tescil belgesinde özgün müzik bestecisi olarak gösterilen kişiler ... ve ...'in eseri bilfiil yaratmadığını, eser sahibi olarak vasıflandırılamayacaklarını, Davacının, ...’ in evindeki stüdyoda yoğun bir çalışma içerisine girerek yaklaşık 40 adet beste yaptığını ve ...’ in bestelerin yapımı aşamasında hiçbir emeği olmadığını, çünkü söz konusu müziklerin yapıldığı esnada ... İzmir’in Urla ilçesinde tatil yaptığını, tüm besteler yapıldıktan sonra ağustos ayında, davacı eser sahibi ... tarafından miks ve mastering işlerinin yapılabilmesi için ... Limited Şirketi’ne besteler teslim edildiğini, davacının, ... Limited Şirketi’ne giderek eser sahibi olarak son düzeltme işlemlerini de bizzat kendisi yaptığını,  Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan Sinema Eserlerine İlişkin Kayıt Tescil Belgesi ile ... ve ...’ in Film müziklerinin birlikte eser sahibi olduklarınının kanıtlanamayacağını,  ...'in filmin senaryo yazarı, yönetmeni ve başrol oyuncusu olarak özellikle iç müziklerin yapılması sırasında eser sahibi ...’ a sahnelerdeki duygunun verilebilmesi için yönlendirmelerde bulunduğunu, sinema eserinin tescil belgesinde özgün müziklerin bestecisi olarak ... ve ...’ in gözükmesinin, bu kişilerin eser sahibi olduğunu kanıtlamayacağını,Meslek birliğinden gelen cevaba göre, eser sahibinin davacı olduğunu,Eser sahibi müvekkili ile davalı yapımcı şirket arasında mali hakların devrine yönelik herhangi bir yazılı bir sözleşme ve müvekkilinin bu yönde rızası olmamasına rağmen, müvekkilinin mali haklarına tecavüz gerçekleştirildiğini ve ihtara rağmen hukuka aykırı kullanımın devam ettiğini, Müzik eserlerinin oluşumunda herhangi bir katkısı olmamasına rağmen tamamını müvekkilinin oluşturduğu eserler için filmin künyesinde müzik başlığı altında eserler üzerinde bir notalık bile emeği olmayan ...’ in de adına yer verilerek müvekkiline ait olan adın belirtilmesi salahiyetinin ihlal edildiğini, onun da müzik eseri oluşturduğu yönünde bir algı oluşturulduğunu, bu kapsamda müvekkilinin eser sahipliğinden doğan bağlantılı haklarının da ihlal edildiğini, 50.000 TL telif bedelinin esas alınmasının hatalı olduğunu, bestelerin kısa zamanda olağanüstü çalışma temposuyla oluşturulduğunu, rayiç bedel belirlenirken bunun dikkate alınması gerektiğini, Davalı şirket ile ... ve sahibi olduğu ...nin davaya delil olarak sunulan sözleşmeyi 29.06.2016 tarihinde imzaladığını,  işbu sözleşmenin akdedildiği tarihte sözleşmeye konu olan “...” isimli sinema eserinin müziklerinin henüz bestelenmediğini, ayrıca söz konusu sözleşmede ... ve ... Ltd. Şti. müzik eserlerinin üzerindeki tüm hakları devretme yetkisini haiz olduklarını taahhüt ettiğini, ... her ne kadar müzik eserleri üzerindeki hakları devretme yetkisini haiz olmaksızın sözleşmeyi imzalayıp sözleşmeden kaynaklanan 50.000,00 TL alacağını alsa da akdedilen sözleşme nisbi nitelikte olduğundan ancak taraflar arasında hüküm ve sonuç doğuracağını, bu sebeple davalı şirket dilerse sözleşmeye aykırılık hükümleri uyarınca sözleşmenin diğer tarafı olan ve kendisine ait olmayan eserlerin mali ve manevi haklarının devri için imza atan ...’ e başvurabileceğini,  davalı şirketin bu sözleşmeyi sözleşmenin tarafı olmayan davacı ...’ a karşı delil olarak kullanarak sorumluluktan kurtulamayacağını, Davalı ile müvekkil arasında usulüne uygun ve yazılı biçimde gerçekleştirilen mali hakların devri sözleşmesi bulunmadığından FSEK m. 68 uyarınca 3 katı tazminat koşullarının oluştuğunu,Filmin gerek Türkiye ve diğer ülkelerde gösteriminden elde edilen gişe gelirleri, gerekse gösterim hakkının herhangi bir yayıncı kuruluşa satılması suretiyle elde edilen gelirler yönünden müvekkilin bilgi verilmediği gibi izinsiz çoğaltılan kopyalar için de uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 14/08/2018 tarihli raporda; ‘ ...ns’ film müzikleri dosyasının USB yüklenme tarihinin, dosyanın oluşturulma tarihinin 05 Aralık 2017 tarihi olduğunun tespit edildiğini, davaya konu ‘ ...’ filminin, 17 Kasım 2016 tarihinde vizyona girdiğini, davacının, dava dilekçesinde; ‘...’ filmi için 2016 yılının Haziran ayından itibaren 1 ay içinde 40 adet beste meydana getirdiğini iddia ettiğini, \tbu iddianın anılan sebeple dayanaksız olduğunu,Tanıkların beyanlarının da ortaya koyduğu üzere, davacının, birlikte eser sahibi olma sıfatı olmadığını, eserin vücuda getirilmesine yapılan teknik hizmet veya teferruata ait yardımların iştirak halinde eser sahipliğine olanak vermediğini, Ortada birlikte eser sahipliği söz konusu olsa idi dahi, davacının, müvekkili ... FİLM aleyhine diğer eser sahiplerinin katılımı olmaksızın münferiden-tek başına telif hakkı alacağına ilişkin dava açabilmesi mümkün olmadığını, aktif dava ehliyeti bulunmadığını, 29/06/2016 tarihli Devir Sözleşmesi ile ’ ...’ filmi müziğine ilişkin mali ve manevi hakların ... ve ... Ltd. Şti tarafından müvekkili ....Şti’ne devredildiğini, yine anılı sözleşmede, bestecinin, sözleşmede belirlenin dışında herhangi bir hak, alacak ve bedel talebinde bulunamayacağının da belirtildiğini, Davacının besteci olmaması bir yana farzı muhal besteci olsa idi dahi  muhatabının müvekkili ....Şti değil birlikte eser sahibi olduğu diğer besteciler olması gerektiğini,  davacı   besteci olsaydı dahi  müvekkili ....Şti’nden ekstra ödeme talep edemeyecek iken, bir de sırf asistan olarak yer aldığı davaya konu eserden dolayı müvekkili ...’den ödeme talep etmesinin ve Mahkemece bu haksız talebin kabul görmesinin hak ve hakkaniyet ile bağdaşmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE;  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; FSEK kapsamında, eserden kaynaklı mali ve manevi hakların ihlal edildiği iddiasıyla talep edilen maddi ve manevi tazminat davasıdır.Davacı; davalı şirket ile “....” isimli sinema eserinin giriş-çıkış, jenerik, iç müzikler ve fragman müziklerinin 250.000 TL karşılığında sözlü olarak anlaştıklarını, bu kapsamda yaklaşık 40 adet beste yaptığını, ancak sözleşme bedeli ödenmediği gibi, davalı şirket ile, eserlerin mali haklarının devrine ilişkin bir anlaşma yapmamalarına rağmen, eserlerin, vizyona giren filmde davacının izni dışında kullanıldığını, filmin künyesinde müzik başlığı altında, herhangi bir katkısı olmamasına rağmen  ...’in de adına yer verilerek eser sahibi gibi bir algı yaratıldığını, böylelikle mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş, davalı; davacının eser sahibi olmadığını,  filmin özgün müziklerinin ... ve ... tarafından meydana getirildiğini, davacının yalnızca asistan olarak çalıştığını savunmuş, Mahkemece; davacının, adı geçen ... ve ... ile birlikte eser sahibi olduğu ve davacının yalnızca telif bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar yukarıda belirtilen nedenlerle, taraflarca istinaf edilmiştir. Uyuşmazlık;  “ ...” isimli sinema eserinde kullanılan müzik eserleri yönünden, eser sahibinin kim olduğu noktasında toplanmaktadır. 5846 sayılı FSEK’nın 8/3. Maddesi uyarınca, Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidir. Eser sahibi olmamakla birlikte, FSEK 80/1 f. 2. Bent hükümleri doğrultusunda sinema eserinden doğan çoğaltma, iletim, yeniden iletim ve umuma iletim haklarını kullanılması yetkisi, bağlantılı hak sahibi olan eserin yapımcısına aittir. Ancak yapımcıların bu hakkı kullanabilmesi için eser sahipleriyle ve icracı sanatçılarla yazılı sözleşme yaparak mali hakları kullanma yetkisini devir almış olmaları gerekir. Bu gerekliliğe uymaksızın yapımcılar tarafından yapılan her türlü izinsiz gösterimler ve iletimler, eser sahiplerinin eserden doğan hakka tecavüz niteliğinde sayılacaktır. Eser sahipliği karinesine ilişkin FSEK m. 11 uyarınca ‘‘ … Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın’’ düzenlemesinde de anlaşıldığı üzere umuma intikal etmiş eserde eser sahibinin adı yer alıyorsa karineten o kişinin eser sahipliğinin olduğunun kabul edilmesi gerekir. Söz konusu karine aksi ispat edilebilen adi karine niteliğindedir.Mahkemece uyuşmazlığın tespiti yönünden bilirkişi raporu alındığı, davalı vekilinin rapora itiraz ettiği, Kültür Bakanlığı kayıtlarında eser sahibinin  ... ve ... olduğu, davacının asistan olarak çalışacağı, FSEK 10/2 maddesinde eserin meydana getirilmesi esnasında yapılan teknik ve ayrıntıya ilişkin hizmetlerin \"hususiyete iştirak\" niteliğinde olmadığından, katkıda bulunanların eser sahibi haline gelmeyeceği, davacının ismine \"özgün müzik\" başlığı altında değil, \"müzik\" başlığı altında yer verildiği, FSEK kapsamında hak sahibi olmadığı, FSEK 11. Maddedeki karinenin uygulanamayacağı ileri sürülmüştür.MSG Meslek birliğinden celp edilen kayıtta, eser sahibi olarak davacının adının yazılı olduğu, Kültür Bakanlığı'ndan gelen kayıtta ise ... ve ...'in adının kayıtlı olduğu görülmüştür. Davacı tarafça dosyaya delil olarak film müziklerinin kayıtlı olduğu flash bellek sunulduğu ancak bilirkişilerce bu kaydın incelenmediği, heyette müzik eserleri konusunda uzman bilirkişi ve bilişim uzmanı bilirkişinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda uzman bilirkişilerden oluşacak yeni bir heyete dosyanın tevdi edilerek, tanık beyanları, getirtilen kayıtları, flash bellek içeriği  ve içeriğe kayıt tarihi incelenerek; davacının isminin filmin jeneriğinde yer alış şekli ve önceki rapora itirazlar da dikkate alınarak, davacının müzik eserlerinde tek başına yada müşterek eser sahibi olup olmadığı, davacının katkısının FSEK 10/2 maddesinde düzenlenen \"hususiyete iştirak\" niteliğinde olup olmadığı ve hak sahipliğinin tespiti halinde talep edebileceği telif bedeli konusunda itirazları giderecek ve denetime elverişli şekilde rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmediğinden, taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, taraf vekillerinin sair istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulüne, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince hükmün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Taraf vekillerinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/02/2020 tarih, 2017/81 E. 2020/70 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7- İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 12.800,00 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,8- İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 29.150,00 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca08d4a9a14b14c4","SID":"0305c983949a8e97"}}