{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2383 Esas<br>KARAR NO: 2024/24<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/06/2020<br>NUMARASI: 2018/970 E. - 2020/369 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davalı/borçlu şirketin davacı şirkete cari hesap borcundan kaynaklı borcu sebebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı neticesinde takibin durdurulduğunu, ancak davalı tarafça yapılan itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu işbu itirazın iptali gerektiğini, Öncelikle yetki itirazının hukuki dayanaktan yoksun, haksız bir itiraz olduğu, taraflar arasındaki alacak konusu para alacağından kaynaklandığından yetkili icra dairesi ve mahkemelerin İstanbul icra daireleri ve İstanbul Asliye mahkemeleri olduğu, para alacaklarının ifa yeri 6098 sayılı BK. Md, 89 uyarınca alacaklının ikametgah yeri olduğunu, Davacı şirketin davalıya vermiş olduğu tüm hizmetin faturalar ile sabit olduğunu, davalı adına kesilen faturaların ticari deftere işlenmiş olduğunu ve davalıya gönderilmiş olduğunu, yasal süresi içerisinde davalı tarafça bu faturalara herhangi bir itirazın olmadığını, davacı şirketin havalandırma sistemleri sektörüne ilişkin hizmet sunmakta olduğunu, davalı şirket ile bu çerçevede ticari ilişkinin bulunduğunu, davalı tarafın her ne kadar itiraz ettiyse de tarafların ticari defter ve belgeleri ve hesaplarının incelenmesinde davacı şirkete olan borçların netlik kazanacağını, davacıyı zarara uğratan davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davanın yetki yönünden reddini talep ettiklerini, davacının icra takibine dayanak fatura ile her ne kadar alacaklı olduğunu iddia etse de davacının iddia ettiği alacağın gerçeği yansıtmadığını, hakkaniyete uygun olmadığını, davalı ile davacı arasında geçmişten bu yana bir kısım ticari alış verişin gerçekleşmiş olduğunu, davacı tarafın istenilen ve anlaşılan nitelikte olmayan mal teslimi yapmasına rağmen davalının ticari defterlerine işlediği borç fatura bedellerinin tamamını davacı yana ödediğini, davacı taraftan alınan mallara karşı ... Kemer Şubesi 05.08,2018 tarih ve 26.800,00 TL bedelli çeki davacıya 03.04.2018 tarihinde teslim ettiğini, toplam borcun 29.03,2018 tarihli ... irsaliye numaralı 330,40 EUR bedelli, 25.04.2018 tarihli ... irsaliye numaralı 99,12 EUR bedelli, 02.05.2018 tarihli ... irsaliye numaralı 5.546,00 EUR bedelli, 11,07.2018 tarihli ... irsaliye numaralı 162,84 EUR bedelli, 18.07.2018 tarihli ... irsaliye numaralı 253,70 EUR bedelli faturalardan anlaşılacağı üzere davacıya olan bakiye borcun 05.08.2018 vadeli çek ile ödendiğinin çekişmesiz olduğunu, çekin davacıya teslim tarihinden keşide tarihine kadar olan süreç içerisinde ülkedeki ekonomik düzensizliğin yabancı para birimi üzerindeki kur artışına sebebiyet vermesi nedeniyle davacı yanın kur farkını bahane ederek davaya konu faturayı keserek davalıdan haksız bir vade farkı talep ettiğini, taraflar arasındaki ticari alışverişte vade farkı faturası düzenleneceğine dair herhangi bir anlaşma bulunmadığını, davacının bunu hukuki bir zemine oturtmasının mümkün olmadığını, kur değişiminden kaynaklı talep edilen vade farkının istenebilmesi için taraflar arasında buna dair yazılı bir anlaşma olması gerektiğini, tersi bir durumda davalının para talep edeceğinin olduğunu, bu durumda davacının ek ödeme talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın esastan reddi ile asıl alacağın % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesin karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür.<br>İlk Derece Mahkemesince; \"Saptanan ve hukuksal durum karşısında; yukarıda izah olunduğu üzere icra takibine konu alacağa karşı yapılan itirazın yersiz olduğu, borçlar hukukunun sözleşme serbestisi ilkesi, dürüstlük kuralı ve iyi niyet ilkesi çerçevesinde satım sözleşmesine dair  taraflar arasında sözlü ve fiili anlaşmanın bulunduğu, tarafların kendi aralarında kayıtların döviz ve TL üzerinden tutulduğu ayrıca yasa gereğince TL karşılıklarının da taraflarca kayda alındığı, bunun sonucu olarak bilirkişilerce de belirlendiği üzere hali hazırda davacının icra takibinden daha fazla alacağının varlığının bulunduğu teknik olarak değerlendirilmiş ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının alacağının her halde takip kadar olduğuna hükmedilebileceği dikkate alınmıştır. Mal alım satımı nedeni ile vade farkı alacağının yasal zeminde bulunduğu, davacının davalıdan talebi gibi alacaklı bulunduğuna kanaat getirilerek alacak içeriğinin davalı tarafından kabul edilmediği davalı tarafından savunulsa bile satışa konu malların davalı tarafça teslim alındığı, aksine dair bilgi ve belge olmadığı, ayrıca taraflar arasındaki fiili uygulama gereği davalının itirazına konu dava konusu satılan malın bedeline ilişkin olan kur farkının kendisine yüklenemeyeceği savunmasına itibar edilemeyeceği çünkü bu duruma dair yasal süre içerisinde davalı tarafından dosyaya mübrez bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davacı davasını/ haklılığını 1.684,91 EURO üzerinden ispatlamış olup takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun dava tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan asıl alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan ( dava tarihi itibarı ile EURO' nun TCMB efektif satış kuru üzerinden) icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerekmektedir. Bu sebeplerle; açılan davanın kabulüne\" dair davacının davasının kabulü ile; İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı takibe yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davacı lehine 2.337,85 TL tazminata hükmolunmasına davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Vekil eden aleyhine başlatılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde, huzurda görülen davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafın icra takibini başlatırken vekil edenin adresinin Antalya ili sınırlarında olduğunu, davacıya 05.08.2018 tarihli 26.800,00 TL bedelli ... Kemer şubesi çekinin 03.04.2018 tarihinde teslim edildiğini, aksi kararlaştırılmadıkça vade farkı talep edilemeyeceğini, yerel mahkemece kur farkının talep edilip edilemeyeceği hususu yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararları çerçevesinde ele alınarak değerlendirilmesi gerekirken yerel mahkemece hukuki dayanağı olmayan hukuk oluşturularak aleyhe karar verildiğini, yerel mahkemenin hangi saikle dosyaya süresi içinde bilgi belge sunulmadığına ilişkin görüşünü anlayabilmenin mümkün olmadığını, süresinde cevap dilekçesi sunduklarını, cevap dilekçesi ekinde çek teslim belgesinin mahkemeye sunulduğunu, vade farkı istenemeyeceği hususunun bu cevap dilekçesinde belirtildiğini,yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarına itiraz ederken de vade farkı talep edilemeyeceği yönündeki Yargıtay içtihatlarını dosyaya sunduklarını, somut olayda taraflar arasında yabancı para üzerinden ticari ilişkiler kurulduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı bir sözleşme bulunmadığını, davalı tarafça davacıya 03.04.2018 tarihinde 05.08.2018 tarihli 26.800,00 TL bedelli ... Kemer şubesi çekinin teslim edildiği, bu çekin davacının uhdesinde olduğu ve tahsil edildiği hususunun ihtilafsız olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da görüleceği üzere yabancı para cinsinden düzenlenen satışlarda ödemenin çek ile yapılması halinde alacaklının çeki kabul ettikten sonra ekstra bir kur farkı talep edemeyeceğini, davacı tarafça bir kur farkı talep edilecekse bunun da ancak sözleşmeye bağlanmış olması gerektiğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, istinaf başvurusunun kabulünü talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafından yapılan yetkisizlik iddiasının dosyada bulunan dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığından dilekçelerini yenilediklerini, mahkemece usul ve yasaya uygun olarak delilerin toplandığını, davacı müvekkilinin 1.684,91 EUR alacaklı olduğunu, bu husustaki ispat yükünü yerine getirdiklerini, davalı tarafın iddia olunan vakıaları inkar ettiyse de buna dair ödemeye ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi belge sunmadığı tespitlerinin doğru ve yerinde olduğunu, davalının itirazlarının yersiz olduğunu, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 67 maddeye göre açılan itirazın iptali davasıdır. İstanbul .... İcra Dairesi' nin ... E. Sayılı takip dosyası ile alacaklı borçlu aleyhine  1.684,91 EURO açık hesaba dayanan alacağa ilişkin ilamsız icra takibi başlatmıştır. Mahkemece her iki tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.  24/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı tarafın ticari kayıt ve defterleri incelenmiş; taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve dava konusu olan alacağın dayanağı olan faturalar ile muhteviyatının davalı şirkete teslim edildiği, V.U.K.'nun 215/2-a maddesi gereğince yurt içi firmalara da faturaların Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebileceği, davacı tarafın davalı adına düzenlediği ve tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olan dava konusu olan faturalar muhteviyatının davalının teslim aldığı malların bedellerinin faturalarda Euro olarak belirtildiği, VUK açısından ayrıca TL bedellerinin belirtildiği, davalının faturalarda belirtilen TL bedellerinden ticari defter kayıtlarına işlediği, ayrıca davalının ticari defterlerine göre 908,98 TL bedelli fatura düzenlendiği ancak davacıya fatura ve muhteviyatının teslimi ile ilgili bir tespit yapılamadığı, davacının dava dosyasına sunmuş olduğu belgelerde bu faturanın kabulüne ilişkin bir belge bulunmadığı, davalının bu fatura ve muhteviyatını davacıya teslimini ispatı ile hesaplamaya dahil edilebileceği, davalı ve davacı taraf arasında yapılan ticarete ilişkin bir sözleşme dava dosyasına sunulmamakla birlikte, dava dosyasına sunulan faturaların Euro bedelleri ile düzenlendiği ve davalı ticari defterleri kayıtlarının incelenmesinde bu faturaların VUK hükümlerine göre TL bedelleri gösterildiği ve davalı tarafın bu bedellere göre kayıtlarını gerçekleştirdiği görülmekle, taraflar arasındaki ilişkinin yabancı para ile gerçekleştirildiği, dava dosyasına sunulan dövizli olarak düzenlenen iddia konusu olan faturaların, ödeme belgesi ve davalı ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davacının takip talebi olan 27.09.2018 tarihi itibari ile 1.833,77 Euro =13.204,43.-TL tutarında kur farkı oluştuğu  belirtilmiştir.  20/02/2020 tarihli  bilirkişi raporunda; Davacı tarafın ticari kayıt ve defterleri incelenmiş; davacı .... Tic. A.Ş. tarafından incelemeye sunulan 2017/2018 yıllarına ait ticari defterlerini TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı yanın Antalya'da olması nedeniyle incelemenin orada yapıldığı ve bilirkişi raporu düzenlendiği, davacı tarafça düzenlenmiş faturaların V.U.K.'nun 215. Maddesine göre düzenlendiğini ve faturalarda Euro bedelleri ile birlikte Türk Lirası karşılıklarının da bulunduğu, davacı tarafın 27/09/2018 tarihi itibariyle 1.686,00 EURO cari hesap alacaklısı olduğu, bu alacağın ilgili tarihte V.U.K'nun değerleme hükümleri çerçevesinde değerleme işleminin yapılarak 12.140,38 TL karşılığı alacaklı olduğu, ticari defterleri ile 7,84 TL bir fark bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.  Davalı tarafından istinafında yetki itirazında bulunulmuş ise de; HMK 10. Madde ve 6098 sayılı TBK 89 maddesi hükmüne göre para alacağında alacaklının ikametgahı yetkili olduğundan İstanbul icra daireleri ve İstanbul mahkemeleri yetkili olduğundan bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davalı taraflar arasında ki bakiye borcun çek teslim edilmekle ödendiğini artık çekin keşide tarihindeki kurun esas alınamayacağını ileri sürmektedir. Yargıtay 19. HD'nin 14/11/2018 gün,  2017/4782 Esas 2018/5802 Karar sayılı kararında, \"Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almış olmakla çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.\" denilmektedir.Yargıtay kararında da belirtildiği  üzere, Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı tarafın  alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almış olmakla çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında bu yönde sözleşme yada ticari bir teamül olması gerektiği, dosya kapsamında davacı tarafça bu yönde bir delil sunulmadığı, kaldı ki davacı  tarafın tüm alacağını bu bedel üzerinden çekle ödenmesini kabul etmiş olmakla artık çekin teslim tarihinden sonra keşide tarihi arasında ki kur farkını isteyemeyeceği kanaatine varıldığından davanın reddi gerekmektedir.Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, takibin kötüniyetli olarak yapıldığı ispatlanamadığından, davalı lehine kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2020 tarih, 2018/970 E., 2020/369 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın reddine-Davalı lehine kötü niyet tazminat talebinin reddine4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 207,20 TL'nin mahsubu ile 220,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,  4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 11.832,28 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 85,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7-İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu  25.000,00 TL TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b2eac0e5ca8edfa","SID":"d1f93010ec273a98"}}