{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2309 <br>KARAR NO: 2024/62<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2014/1497 <br>KARAR NO: 2019/1144<br>KARAR TARİHİ: 19/09/2019<br>DAVA: Kayıt Kabul<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın kredi borçlularından davalı ... Tic. A.Ş.'nin iflasının açıldığını, İstanbul .... İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası ile iflas tasfiye işlemlerinin yürütülmeye başlandığını, toplam alacakları olan 29.364.941,37 TL'nin iflas masasına kaydedilmesi talebinde bulunduklarını, iflas idaresinin alacaklarının 13.415.017,98 TL'lik kısmını reddettiğini, bankanın müflis şirketten olan alacaklarının tamamının kayıt ve belge ile sabit olduğunu, müflis firmaya ve avalistlerine keşide ve tebliğ edilen hesap kat ihtarı ile kesinleştiğini, bu nedenlerle iflas idaresince reddedilen alacağın 13.415.017,98 TL'lik kısmının da masaya kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İflas masası alacaklılar sıra cetvelinin 170 numarasına yazdırılan alacak talebinin iflas idaresince \"... ibraz edilen belgelerin incelenmesi neticesinde, kayıtlı alacağın 15.949.923,39 TL'lik kısmın kabulü ile 4. sıraya alınmasına, bakiye kısım olan 13.415.017,98 TL'nin fahiş gecikme zammı ve kur farkından kaynaklanması sebebi ve işin hallinin muhakemeyi gerektiği...\" gerekçesi ile reddedildiğini, davacı banka tarafından hesap özetlerinin gönderildiği belirtilmiş ise de; hesap özetinin usulüne uygun şekilde gönderilip gönderilmediğinin açık olmadığını, hesap döneminden sonra 15 gün içerisinde gönderildiğine dair bir belge mevcut olmadığını, banka kredi sözleşmelerinin tek taraflı delil olarak sayılmadığını, iflas tarihinden önce 3.şahıslar tarafından davacı bankaya yapılan ödemelerin hesaplardan düşülmediğini, ayrıca ret kararında belirtildiği üzere hesaplarda fahiş gecikme zammı ve kur farkının uygulandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...  davacı tarafından 09/07/2014 tarihinde yapılan alacak kayıt talebinde 29.364,941,37 TL alacak kayıt talebinde bulunulduğu, iflas idaresi tarafından 03/10/2014 tarihinde verilen karar ile alacağın 15.949.923,39 TL'lik kısmının kabulü ile 4.sıraya alınmasına, bakiye 13.415.017,98 TL fahiş gecikme zammı ve kur farkından kaynaklanması sebebiyle işin halli muhakemeyi gerektirdiği gerekçesiyle reddine karar verildiği, davacı ile müflis ... Tic. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalanarak, bu sözleşmeler kapsamında çeşitli kredilerin kullandırıldığı, davacının gönderdiği ihtarname ile temerrüdün gerçekleştiği, taraflar arasında 18/09/2009 tarihli iki adet protokolün bulunduğu, protokollerin geçerliliğinin borçlunun protokollerde yer alan yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirmesi şartına bağlandığı, borçlunun protokollerde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle protokol hükümlerinin geçerli olmadığı, davalıya 22/10/2007 tarihinde tebliğ edilen ve herhangi bir itiraza uğramamış ihtarnamede belirlenen tutarların hesaplamaya esas alınması gerektiği ve bu hesaplama çerçevesi içinde alacağın kaydının gerektiği, buna göre bilirkişiler tarafından yapılan hesaba göre davacının iflas tarihi olan 14/04/2014 itibariyle davalıdan alacağının 27.174.705,31 TL olduğu, asıl borçlunun veya müşterek borçlulardan birinin iflası halinde İİK'nın 204.maddesi gereğince müşterek borçludan tahsil edilmiş kısmında iflas masasına kaydının gerektiği buna göre davacının iflas tarihi itibariyle borçludan alacaklı olduğu 27.174.705,31 TL'den iflas idaresince kabul edilen 15.949.923,39 TL'nin mahsubundan sonra geriye kalan 11.224.781,92 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulünün gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Yargılama süresi boyunca alınan bilirkişi raporunda farklılıkların mevcut olduğu ve çelişkilerin giderilmediği, ilk defa İİK m. 205 değerlendirmesini yapıldığı, protokollerde protokol hükümlerinin yerine getirilmemesi halinde sözleşme hükümlerinin uygulanacağına dair açık bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla tarafların serbest iradesi ile borç konusunda bazı değişiklikler yaptığının kabul edilmesi ve protokol hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği, mahkemece eksik inceleme sonucunda hüküm tesis edildiği, faiz yönünden de protokol hükümlerinin göz önünde bulundurularak buna göre hesaplamanın yapılması gerektiği belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığı'nca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İflas Müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen cevabi yazıda; müflis şirket hakkında İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 14.04.2014 tarihinde iflasına karar verildiği, sıra cetveli ilanının 30.10.2014 tarihli ... Gazetesinde ve 04.11.2014 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, davacının müflis şirket masasına ... kayıt numarası ile 29.364.941,37 TL'lik alacak kaydı yaptırdığı ve iflas idari memurları tarafından alacağın 15.949.923,39 TL'si 4. sırada kabul edildiği, bakiye 13.415.017,98 TL'sinin ise reddedildiği ve ret kararının 27.10.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup alacaklı tarafından da tebliğ masrafının yatırıldığı belirtilmiştir. Bu bilgiler ışığında davanın, 11.11.2014 tarihinde ve tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporları:1-Prof Dr  ... ve banka emekli müdürü ...  tarafından düzenlenen raporda özetle: davacı ile davalı arasında 09.05.2002 tarihinden itibaren toplam 15 adet genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, işbu genel kredi sözleşmesi uyarınca TL, USD, Euro nakit döviz kredilerinin kullanıldığı, davalı tarafça kullanılan kredilerin süresinde ödenmemesi üzerine banka tarafından ihtarname düzenlendiği, bankanın tanıdığı 2 günlük sürenin geçmesiyle birlikte temerrüdü 25.10.2007 tarihinden itibaren başladığı, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin ''banka defterlerinin delil olması'' başlığı altındaki 55. maddesinde ihtilaf halinde banka kayıtlarının esas alınacağı kararlaştırıldığından davacı banka vekili tarafından ibraz edilen ekstrelere itibar edildiği, 18.10.2007 hesap kat tarihi itibariyle davalının davacı bankaya borcunun 759.914,74 USD, 510.907,20 Euro, hala vadesi gelmemiş ancak yükümlülüğün davalının üzerinde olan 2.325.711,40 Euro ile 2.614.978,40 USD, TRT genel müdürlüğüne hitaben verilmiş 560.000,00 TL ve Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesine hitaben verilmiş 220.000,00 TL olmak üzere 780.000,00 TL tutarındaki mektup bedelleri, 2.374.706,08 USD üretim desteği, 180.00 USD +30.000,00 Euro finansal kiralama ve 759.914,14 USD ve 510.907,20 Euro tazmin edilmiş akreditif bedelleri olarak hesaplandığı, Kredi sözleşmelerinde kredilerin faiz oranlarının tespit edilmediğinin görüldüğü, kredinin kullanıldığı tarihlerde devlet bankalarının uyguladıkları ortalama faiz oranlarının nazara alınmasıyla yapılan hesaplama sonucunda iflas tarihi itibari ile davacı bankanın müflis şirketten olan alacağının 28.530.731.70 TL olarak belirlendiği ve toplam bu miktarın kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda ise; davalı vekilinin bahsettiği ve müthiş şirketin muhasebe kayıtlarında 4.826.318,00 USD tutarın bankanın 18.09.2009 tarihli protokolleri ile onaylı olduğu ve protokolde temerrüd faizinin %4 olarak belirlendiği şeklindeki beyana ilişkin protokol veya belgenin dosyada yer almadığı, ayrışan hesaplanan kur oranına itiraz edilmişse de davalı vekilinin iddia ettiği gibi kur listesinin dosyaya sunulmadığı, TCMB 14.04.2014 tarihli döviz kuru incelendiğinde USD cinsinden döviz satış kurunun 2.1306 TL, Euro yönünden 2.9472 TL olduğu ve bu kurları üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmakla kök rapora ilave edilecek bir hususun bulunmadığı belirtilmiştir.- Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde protokolde belirtilen miktarlar ile bilirkişi raporundaki miktarların uyumlu olmadığını, aralarında 888.298,60 Euro fark bulunduğu, protokolde faiz oranının %4 olarak belirlendiği yapılan hesaplamalara itiraz edildiği belirtilerek düzenlenen protokollerin birer örnekleri mahkemeye sunulmuştur. Yukarıda belirtilen beyan dilekçesi ve eklerinde yer alan protokoller nazara alınarak bilirkişi heyetince 28.04.2017 tarihli 2. ek rapor düzenlenmiştir. Düzenlenen 2. ek raporda ise, iflas tarihi itibariyle davacı bankadan müflis şirketten olan alacağının USD temerrüt faizi oranının yıllık %5.25 ve %5.50 olarak kabul edilmesi halinde 28.530.731,70 TL olarak hesaplandığı, ancak faizin yıllık %4 olarak hesaplanması halinde ise bu miktarın 26.751.452,61 TL olarak belirlendiği, ayrıca itiraz dilekçesinde ''Dünya'' kur listesi 12 -13 -14.04.2014 tarihe ilişkin döviz alış kuru olup, bu belgede tarihin hangi tarih olduğunun belli olmadığı ve ayrıca kurun ''döviz alış'' değil ''döviz satış'' kuru üzerinden olması gerektiği de bu yönüyle itiraza katılmadıklarını belirtmişlerdir. 2-Emekli Banka müdürü ... tarafından düzenlenen 03.08.2017 tarihli raporda özetle :iflas tarihi itibariyle 4.316.291.78 USD x2.1247 =9.170.825.14 TL /2.104.081,67 Euro x2.9503 =6.207.672,15 TL + 2.9503 USD olarak hesaplandığı, taraflar arasında yapılan protokol göre temerrüt faiz oranını %4 olarak nazara alınması sonucunda banka alacağının 9.170.825,14 +6.207.672,15 = 15.378.497,29 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 1. ek raporda ise; temerrüt faizine ilişkin olarak 3095 sayılı yasanın uygulanması gerektiği, gönderilen ihtarnamenin 22.10.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve 2 günlük sürenin sonunda yani 25.10.2007 tarihinde temerrütün başladığı, 3091 sayılı yasa uyarınca devlet bankalarının uyguladığı faiz oranı nazara alınarak USD alacaklar yönünden %4.45 oranında, EUR yönünden %4.62 oranında, TL alacaklar için avans faiz oranından yapılan hesaplamaya göre davacının alacağının 20.985.531,47 TL olarak hesaplandığı, dolayısıyla masaya yazılması gereken alacağın 20.985.531.47 TL olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede temerrüt faizini ilişkin bir hüküm bulunmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 2. ek raporda; yapılan hesaplamanın iflas tarihi itibariyle yapıldığı, davalının itirazında 920.000,00 USD'lik tahsilatın dikkate alınmasını talep etmiş ise de, ödemelerin iflas tarihinden sonra yapıldığı ve yapılan ödemeye ilişkin makbuzunun sunulması halinde hesaplama yapılacağı görüşünde bulunmuştur. 3-Dr. Öğr. Üyesi ..., Prof. Dr. ... ve bankacı  ... tarafından düzenlenen 05.08.2019 tarihli raporda özetle; dosyada düzenlenen bilirkişi raporları nazara alınarak yapılan inceleme sonucunda taraflar arasında düzenlenen 18.09.2009 tarihli 2 adet protokol bulunduğu işbu protokollerin borçlu banka arasında daha önceden imzalanmış bulunan kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz bir parçası olduğunun kabul edildiği ancak yine protokollerde, protokolde yer alan yükümlülüklerin tam ve zamanda yerine getirilmesi kaydıyla protokol hükümlerinin göz önünde bulundurulacağının belirlendiği ve yapılan incelemede borçlunun protokollerde yer alan yükümlülükleri hiçbir şekilde yerine getirmediği dolayısıyla protokol hükümlerinin geçerli olmayacağının değerlendirildiği, taraflar arasında düzenlenen 2. Protokol konusunun 1.050.000,00 USD borcun kefil olan ... A.Ş. tarafından ana ödemelerin yapıldığının dosyası bulunan dekontlardan anlaşıldığı, İİK m. 204 uyarınca müşterek borçlardan tahsil edilen kısmının iflas masasına kaydının yapılmasının talep edilebileceği, nitekim İİK m. 204 hükmünün de bu yönde olduğu, faiz yönünden ise, borçlanan protokolde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle protokolde yer alan faiz oranları yerine genel kredi sözleşmelerinde yer alan faiz oranlarını yani TBK m. 120 atfı ile 3095 sayılı yasa hükümlerine göre faizin uygulanması gerektiği, 25.10.2007 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği değerlendirilen 3.134.800,82 USD yönünden dosyaya sunulan ... Bankası A.Ş.'nin fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranları ile 14.04.2014 iflas tarihine kadar işlemiş faiz hesaplamasının yapıldığı ve faiz tutarının 841.498,10 USD olarak tespit edildiği, iflas tarihinde TCMB efektif USD satış kuru 2,1247 TL olup toplam 3.976.298,92 USD karşılığı 8.448.442, TL olarak hesaplandığı, İhtarnamenin tebliğinden itibaren 2. günün sonunda 25.10.2007 tarihinde temerrüde gerçekleştiği değerlendirilen 510.937,20 Euro için yapılan faiz hesaplamasında ise işlemiş faiz tutarının 136.726,79 Euro olarak tespit edildiği ve TCMB efektif satış kurunun 2,9503 TL olarak dikkate alınması sonucunda toplam 647.663,99 Euro karşılığı 1.1910. 803,08 TL olarak hesaplandığı, Ayrıca ihtarname tarihi itibariyle henüz vadesi gelmemiş akreditif bedelleri ile tazmin edildikleri tarihlerin liste halinde raporda sunulduğu ve fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı ile tazmin tarihinden iflas tarihine kadar işlemiş faiz hesaplaması yapılması, buna göre USD akreditifler toplamı 2.563.447,66 USD ve iflas tarihi ile işlemiş faiz tutarı 657.553,38 USD; ihtarname tarihinden sonra tanzim edilen EUR akreditifler toplamı 2.242.913,40 Euro ve 14.04.2014 İflas tarihi itibariyle işlemiş faiz tutarı 605.284,05 Euro olarak hesaplandığı, 26.03.2004 tarih ... numaralı 560.000,00 TL tutarlı teminat mektubu yönünden iflas tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 582.046,11 TL, 19.07.2007 tarih ... numaralı 220.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun 24.10.2008 tarihinde davacı banka tarafından tazmin edildiği ve iflas tarihine kadar işlemiş faizin 206.715,97 TL olarak hesaplandığı, bu bilgiler ışığında borçlunun protokolde yer alan yükümlülükleri yerine getirmemesi sebebiyle taraflar arasındaki protokol hükümlerinin geçerli olmadığı, 22.10.2007 tarihinde tebliğ edilen ve itiraz uğramayan ihtarname de ki miktarlar davacı banka kayıtları ile tutarlı olup hesaplamaya esas alınması gerektiği, yapılan hesaplamaya göre iflas tarihi itibariyle davacının davalıdan 27.174.705,31 TL alacaklı olduğu, İİK m. 204 uyarınca müşterek borçludan tahsis edilmiş kısmının da iflas masasında kaydının yapılmasının talep edilebileceği görüş ve tespitine varıldığı belirtilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iflas tarihi itibariyle borçludan alacaklı olan miktar 27.174.705,31 TL kabul edilerek iflas idaresince kabul edilen 15.949.923,39 TL'nin iş bu miktardan mahsubu ile bakiye 11.124.781,92 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup bu karara yönelik davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında -30.04.2002 tarihli 300.000,00 bedelli USD cinsi,- 06.05.2002 tarihli 1.617.124, 00 bedelli EURO cinsi, -09.05.2002 tarihli 229.150,00 bedelli TL cinsi, - 01.07.2002 tarihli 783.481,00 bedelli USD cinsi, - 01.08.2002 tarihli 3.875.579,00 bedelli USD cinsi, -01.08.2002 tarihli 1.406.918,00 bedelli USD cinsi, -01.08 .2002 tarihli 447.543,00 bedelli USD cinsi, -21.08 .2002 tarihli 454.969,00 bedelli TL cinsi, - 17.10.2002 tarihli 1.000.000,00 bedelli USD cinsi, -17.10..2002 tarihli 160.000,00 bedelli USD cinsi, -23.05.2003 tarihli 473.096,00 bedelli USD cinsi, -23.05.2003 tarihli 871.346,00 bedelli EURO cinsi, -30.03.2004 tarihli 1.500.000,00 bedelli USD cinsi genel kredi sözleşmeleri imzalanarak bu sözleşmeler uyarınca kredi kullanılmıştır. Davacı banka tarafından Beyoğlu .... Noterliği Vasıtasıyla 18.10.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede; banka tarafından ödenen 759.914,14 USD ile 510.907,20 Euro akreditif bedelinin; henüz vadesi gelmemiş olmasına rağmen yükümlülüğü banka üzerinde olan 2.325.711,40 Euro ve 2.614.978,40 USD akreditif bedellerinin ; 26.03.2004 tarihli ... numaralı 560.000 TL bedelle teminat mektubu ile 19.07.2007 tarihli ... numaralı 220.000,00 TL yeterli teminat mektubu bedellerinin; 2.374.706,08 USD üretim desteğinin; 180 USD ve 30 Euro finansal kiralama bedellerinin 2 gün içerisinde muaccel hale geleceği belirtilmiş olan işbu ihtarnamenin 22.10.2007 tarihinde tebliğ edildiği göz önünde bulundurulduğunda temerrüdün 25.10.2007 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında düzenlenen 18.09.2009 tarihli protokollerin (protokol A-protokol B) incelenmesi:Düzenlenen protokollerde '' 1-İş bu protokol borçlu ile banka arasında daha önceden imzalanmış bulunan kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz bir parçasıdır ve bu protokol hükümleri öncelikle geçerlidir.2-borçlu ,iş bu protokolde yer alan yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirmesi kaydıyla ...'' hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer alan protokoldeki hükümler nazara alındığında protokol hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle protokolde yer alan yükümlülüklerin zamanında ve tam olarak yerine getirilmesi şartına bağlı kılındığı ve düzenlenen bilirkişi raporlarında borçlunun protokollerde yer alan yükümlülükleri hiçbir şekilde yerine getirilmediği tespit edildiğinden taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkisinde protokol hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle mahkemenin tespiti yerinde olup aksi yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir.  Somut davada, davalı hakkında İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/134 E. 2014/80 K. sayılı ilamıyla 14.04.2018 tarihinde iflasına karar verilmiş ve davacı tarafından 09.07.2014 tarihinde yapılan alacak kayıt talebi ile TL cinsi kredilerden kaynaklı 3.186.054,43 TL, USD cinsi kredilerden kaynaklı 7.581.138.27 ve Euro cinsi krediden kaynaklı 3.402.142.55 olmak üzere 29.364.941,37 TL'nin (14.04.2007 tarihi nazara alınarak TCMB'nin döviz satış kuru uyarınca) alacağın iflas masasına kaydının yapılmasını talep edildiği ve iflas masası tarafından 15.949.923,39 TL'nin kabulü ile bu miktarın 4. sıraya alınmasına dair karar verildiği tespit edilmiştir. Dava dışı ... A.Ş. tarafından bankaya keşide edilen Beyoğlu .... Noterliği 11 Temmuz 2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde; banka ile müflis şirket arasında düzenlenen 18.09.2009 tarihli protokolle kefilin yalnız 1.050.000,00 USD ana para ile sınırlı kefil sıfatıyla imzaladığı, protokolün 6. maddesinde kefilin her halükarda 1.050.000,00 USD ile sınırlı sorumluluğunun olduğu ve 29.06.2018 tarihli dekontla kefalet geri ödenmesi gerekli olan son taksitin ödendiği ve kefil sıfatıyla sorumluluğun sonra erdiği belirtilmiştir. Dosyada mübrez ... Bankası'na 29.06.2018 işlem tarihinde dava dışı kefil tarafından 65.000,00 USD bedelin yatırıldığı ve el yazısı ile ''... kredisinde ...  faaliyeti gereği son taksit ödemesi'' açıklamasının yazıldığı anlaşılmaktadır. İİK 204 maddesinde müflis ile birlikte borçlu tarafından borcun kısmen ödenmesi düzenlenmiştir. Söze konu madde de ''alacaklı müflis birlikte borçlu olandan alacağının bir kısmını almış ise müşterek borçlunun müflisin rücu hakkı olsun olmasın borcun tamamı masaya kaydolunur.İflas masasına kaydolmak hakkı alacaklının ve müşterek borçlunundur.Alacaklı masaca yapılan taksimde alacağının tamamına düşen hisseden alacağını tamamlayacak kadarını alır; geriye kalan paradan müşterek borçluya, rücu hakkı olduğu miktara düşen hisse verilir. Artan para da masaya kalır.\" ifadeleri yer almaktadır. Yukarıdaki kanunun amir hükmünden de anlaşılacağı üzere, asıl borçlu veya müşterek borçlunun iflası halinde müşterek borçludan tahsil edilen kısmı iflas masasından kaydının yapılması talep edilebilecektir. Alacaklı, müflis ile birlikte borçlu olanlardan birinden (diğer müşterek borçludan veya kefilden) alacağının bir kısmını almış olabilir. Mesela ,aralarındaki iç ilişkiye göre borçtan yarı yarıya sorumlu olan 2 müteselsil borçludan biri, tamamı 100 lira olan bir borcun, 70 lirasını alacaklıya ödemiştir. Diğer müteselsil borçlu ise iflas etmiştir.Burada alacaklı, iflas eden ikinci müteselsil borçlanılmasına alacağının ne oranda yazdıracaktır? Tam (100) lira ollacaklı, müflis ile birlikte borçlu olanlardan birinden (diğer müşterek borçludan veya kefilden) alacağının bir kısmını almış olabilir. Mesela ,aralarındaki iç ilişkiye göre borçtan yarı yarıya sorumlu olan 2 müteselsil borçludan biri, tamamı 100 lira olan bir borcun, 70 lirasını alacaklıya ödemiştir. Diğer müteselsil borçlu ise iflas etmiştir.Burada alacaklı, iflas eden ikinci müteselsil borçlanılmasına alacağının ne oranda yazdıracaktır? Tam (100) lira olarak mı, yoksa yalnız kalan alacak miktarını (30 lirayı) mı iflas masasına yazdıracaktır? Kanun, iflas alacaklısını korumak için alacağın tamamının (misalde yüz liranın) masaya yansıtılabileceğini kabul etmiştir. (m.204) buna göre, alacağının bir kısmını müşterek borçlardan birinden almış olan alacaklı, borcun bir kısmını ödemiş olan birinci müşterek borçlunun müflise (ikinci müşterek borçluya) karşı rücu hakkının olup olmamasına bakılmaksızın, alacağının tamamını müflisin masasına yazdırır. (m.204,I) borcu kısmen ödemiş olan (birinci) müşterek borçlu da, alacaklının alacağının tamamını iflas masasına yazdırma yetkisine sahiptir. (m. 204,II )(bkz.Prof.Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, shf:1266) Faiz yönünden inceleme: yukarıda da açıklanmış olduğu üzere 18.09.2009 tarihli protokollerde faiz oranları ayrı ayrı belirlenmiştir. Gerek A ve gerekse B protokolde 3 nolu madde de, ''yukarıda belirtilen tüm ödemelerin vadelerinde ve tam olarak ifası esas olup, herhangi bir ödemenin vadesinde ve tam olarak gerçekleştirilmemesi durumunda, bankanın yazılı talebi üzerine ödenmeyen tutarın 30 gün içinde ve ödenmesi gereken tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçecek süre için ödenmesi gereken tutar üzerinden %3,20 oranından hesaplanacak kar payı ve ferileri ile birlikte nakden Ödenmesi halinde bu ödeme bankacı kabul edilecektir. Bu durumda protokolün geçerliliği etkilenmeyecek ve yürürlükte kalmaya devam edecektir. 30 günlük sürenin sonunda da ödenmesi gereken tutar bu maddedeki şartlara uygun olarak nakden ve tamamen ödenmez ise borçlu temerrüde düşmüş sayılacaktır. Temerrüd durumunda kalan borca kar payı oranı %4 olarak uygulanır'' hükümleri yer almakta ise de; borçlunun protokolde yer alan yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle protokolde yer alan faiz oranları yerine genel kredi sözleşmelerinde yer alan faiz oranlarının hesaplamada göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu haliyle TBK m. 120 atfı ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizini İlişkin Kanunun, ilgili hükümlerine göre TL cinsi yönünden tutarları için ana faiz oranı, yabancı para borcu yönünden ise Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmalıdır. Hükme esas alınan 05.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda da bu yönde tespit ve hesaplama yapıldığı gözönünde bulundurulduğunda, söz konusu hesaplamaların protokol hükümlerine göre yeniden yapılması gerektiği yönündeki istinaf sebebinin dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.  HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL'nin istinaf eden davalıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK 363/1 fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17.01.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ce4bf33f91dfad8","SID":"635267039bd803e0"}}