{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2331 <br>KARAR NO: 2024/3<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/1001 <br>KARAR NO: 2020/357<br>KARAR TARİHİ: 23/10/2018<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında sözleşme imzalandığını, müvekkili tarafından sözleşme gereğince yapılan iş ve işlemlerin davalıya fatura edildiğini, sözleşme gereğince davalıya 27/11/2015 tarihinde makbuz ile 5.000,00TL bedelli teminat ödemesi yapıldığını ve yine davalı tarafından müvekkile yapılacak ödemelerde 5.000,00TL teminat kesintisi yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin Gaziosmanpaşa ... Noterliğine ait 01/12/2017 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname ile feshedildiğini, müvekkilinin, davalıya borçlarını ödemesi ve teminatları iade etmesi için bir haftalık süre verdiğini, ihtarnamenin 13/12/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının 21/12/2017 tarihinde temerrüte düştüğünü, müvekkilince İstanbul ... İcra Müdürlüğüne ait ... Esas sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, bilakis alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, bayilik alacaklarının belirli mahsuplaşmalar yapıldıktan sonra ödendiğini, müvekkilince bağımsız denetim şirketlerinden alınan raporlar ile davacının, davalıyı zarara uğrattığını, zarar miktarının 2.406.123,84 TL olduğunu ve bu alacak için İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nde takip başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davacı hakkında İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçundan dolayı 2018/482 Esas sayılı dosya üzerinden kovuşturma yapıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"...dava konusu alacak talebinin; davacıya ait bayinin eylül, ekim, kasım ve aralık 2017 tarihlerine ilişkin olarak performans prim hakediş bedellerinin tahsili, ekipman iadesi konulu fatura ve davacı tarafından ödenen teminat bedellerinin tahsiline ilişkin olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında performans prim bedellerini yetkisinin tamamen davalı elinde olduğu, davacının performans prim hakediş bedellerinin, davacı tarafın kestiği faturalar ile uyumlu olduğu, fatura alacak talebinin yerinde olduğu, davacı tarafından kesilen ... numaralı, 40,00TL bedelli ve ekipman iade faturası açıklamalı faturanın, 14/10/2017 tarihinde alınan uydu alıcısı kapsamında kesilmiş olduğu, davacı tarafından talep edilen teminat bedellerine ilişkin olarak dosya içerisinde, davacı tarafından yapılan 5.000,00TL lik teminat ödeme dekontunun yer aldığı, diğer 5.000,00TL ye ilişkin herhangi bir belge veya bilginin olmadığı göz önünde bulundurularak; davacının, davalıdan 48.541,88TL fatura alacağı, 5.000,00TL teminat alacağı, 1.842,59TL işlemiş faiz alacağı olduğuna karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Öte yandan İİK'nın 67/2.maddesinde itirazın iptali davasında borçlu- davalının itirazın haksızlığına karar verildiği taktirde borçlunun diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumu ve davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre hükmolunan meblağın %20' sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiş olup, somut olayda takip konusu alacak likittir...\" gerekçesiyle; \"1-Davacının Davasının KISMEN KABULÜ İLE Davanın İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 48.541,88-TL fatura alacağı, 1.724,92-TL işlemiş faiz, 5.000,00-TL teminat alacağı ve 177,67-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.444,47-TL üzerinden devamına, 48,541,88-TL ve 5.000,00-TL tamamen ödeninceye kadar bu miktarlara takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 11.088,89-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" dair hüküm kurulmuştur. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Bağımsız denetçiler tarafından yapılan denetim sonucu davacının usulsüz eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin çok büyük zarara uğradığının tespit edildiğini ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile davacının müvekkil şirkete verdiği zararların tazmini ve tahsili amacıyla 2.406.123,84 TL talep tutarlı ilamsız icra takibi başlatıldığını, bunun yanı sıra davacı hakkında söz konusu eylemleri nedeniyle açılan kamu davasının İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/482 E. sayılı dosyası ile devam ettiğini, bilirkişi raporunun ise bu dosyalar ve iddialar incelenmeksizin düzenlendiğini, yerel mahkeme tarafından eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporunun hükmü dayanak kabul edildiğini, ayrıca gerekçeli kararında bilirkişilerce incelenmeyen dosyaların huzurdaki dava dosyasına alınarak incelediği belirtilmesine rağmen bu dosyalarla ilgili hiçbir gerekçeye yer verilmediğini, tanık deliline dayanmış olmalarına rağmen parasal sınır gerekçesiyle tanık dinletme taleplerinin kabul edilmediğini, ceza davasının sonucu huzurdaki davanın sonucunu da etkileyecek nitelikte olduğundan İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/482 E. sayılı dosyasının huzurdaki davada bekletici mesele yapılmamasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında bayilik sözleşmesi olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafından Gaziosmanpaşa ... Noterliğinden keşide edilen 01/12/2017 tarih ... yevmiye no.lu ihtarname ile; taraflar arasında 04/01/2017 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiği, ticari ilişki devam ederken 13/11/2017 tarihinde davalı şirket avukatlarının işyerinde olmadığı sırada işyerine gelerek defter ve kayıtlarını suçlu/suç unsuru arar gibi karıştırdıkları, maruz kalınan bu muamele nedeniyle ticari ilişkinin sürdürülmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle sözleşmenin 16/1maddesi uyarınca feshedildiği bildirilmiş, 60.000,00 TL hakediş, 12.500,00 TL nakit teminat, 55.000,00 TL iade hakediş alacaklarının ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 1 hafta içinde ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilerek, davalıya  13/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında; davacı tarafından 48.542,00 TL (fatura), 1.829,97 TL işlemiş faiz (başlangıç 11/11/2017), 51.300,00 TL (iade toplama işçilik hakedişleri), 1.933,94 TL işlemiş faiz (başlangıç 11/11/2017), 10.000,00 TL (iade edilmeyen nakit teminat), 376,99 TL işlemiş faiz (başlangıç 11/11/2017) olmak üzere toplam 113.982,90 TL alacağın değişen oranlarda avans faizi ile birlikte ödenmesi talebiyle 19/03/2018 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri 22/03/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafça 29/03/2018 tarihinde itiraz dilekçesi sunulmuştur. Dava, İİK'nın 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal sürede ve 48.542,00 TL (fatura), 1.829,97 TL işlemiş faiz, 10.000,00 TL (iade edilmeyen nakit teminat), 376,99 TL işlemiş faiz toplamı 60.748,96 TL üzerinden açılmıştır. Mahkemece mali müşavir ve bilgisayar mühendisi bilirkişi heyetinden alınan raporda; her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının 48.542,00 TL fatura alacağı talebine konu ... numaralı 16,213,00 TL'lik faturanın eylül 2017, ... numaralı 13.968,69 TL'lik faturanın ekim ... numaralı 10.712,69 TL'lik faturanın kasım 2017 ve ... numaralı 7.607,50 TL'lik faturanın aralık 2017 tarihlerine ilişkin bayilik işlemleri sonrasındaki hak ediş primlerine ilişkin olarak kesildiği, faturaların her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, yine davacı tarafından kesilen ... numaralı 40,00 TL bedelli ve ekipman iade faturası açıklamalı faturanın 14/10/2017 tarihinde alınan uydu alıcısı kapsamında kesildiği, davacı tarafından talep edilen teminat bedellerine ilişkin olarak dosya içerisinde davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL'lik teminat ödeme dekontunun yer aldığı, diğer 5.000,00 TL'lik talebine yönelik herhangi bir belge veya bilginin olmadığı, davalı tarafın defterlerine göre davacı tarafa 30/11/2018 tarihi itibari ile 52.329,10 TL borçlu olduğu, davacının temerrüt tarihi 20/12/2017 ile takip tarihi 19/03/2018 arasında 1.362,10 TL işlemiş faiz alacağı olduğu ifade edilmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında; davalı ...A.Ş. tarafından, davacı ...  ile  ... hakkında 2.406.123,84 TL alacağın tahsili istemiyle 03/04/2018 tarihinde icra takibi başlatılmış olup söz konusu takibe davacı tarafından itiraz edildiği ve icra takibinin durduğu anlaşılmış, borcun sebebi \"usulsüz LNB sevkıyatları nedeniyle uğranılan zarar\" olarak belirtilmiştir.   İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/482 E. sayılı dosyasına konu evraklar incelendiğinde; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/83920 Sorş. no.lu ve 2018/4194 İddianame no.lu iddianamesinde davalı şirketin müşteki, ... ile ... şüpheli olarak yer aldığı, \"Şüphelilerden ... müşteki şirkette izleme ve mutabakat uzmanı olarak çalıştığı, ... ise müşteki şirketin ... isimli şirket bayisi olduğu, ...Şüpheli ... , ... bazı bayileri ile anlaşarak, söz konusu bayilere hak ettiklerinin çok üzerinde sayılarda ücretsiz ürün sevkiyatı yapılmasını sağladığı ve bu sayede hem bayiye hem de kendisine maddi menfaat sağladığı yönünde izlenim edinildiği, ... cihazının bayilere, bayilerin talebine istinaden fatura karşılığında ve ayrıca yıllık olarak hesaplanan \"hakediş\" miktarları dikkate alınarak ücretsiz olarak verildiği, bazı bayilere hak ediş miktarlarının üzerinde ve başka bayiler adına düzenlenen sevk irsaliyeleriyle ücretsiz LNB sevkiyatı yapıldığı, bu yönde bağımsız denetim firmasından rapor alındığı, rapor içeriğine göre; ... ve ... , hileli şekilde şirket kayıtlarını değiştirdikleri, nakliye firmasına verilen talimatlarla, ... bayisine 2014-2017 yılları arasında, bayinin hak ediş tutarından 71.463 adet daha fazla LNB cihazı gönderilmesini sağladıkları ve böylelikle Sirket'i 2.039.088 TL tutarında zarara uğrattıkları\" tespitine istinaden Tacir veya Şirket Yöneticilerinin Dolandırıcılığı suçunu işlediklerinden bahisle, sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde  alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesine göre; fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. 6102 sayılı TTK 21. maddesi uyarınca; ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyen kimse, mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini, mal yada hizmeti aldığını kabul etmiş sayılır. Dava ve takip konusu 48.542,00 TL alacağa ilişkin faturaların her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, davalının defterlerine göre 52.329,10 TL borçlu olduğu bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilmiştir. Söz konusu faturalar hakediş bedellerine ilişkin olup davalının kendi tuttuğu performans kayıtlarına göre de söz konusu hakediş bedellerinin doğru şekilde faturalandırıldığı ve faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmakla, davalının fatura konusu bedellerden sorumlu olduğu açıktır. Yine teminat olarak verilen 5.000,00 TL ödeme yönünden de bedelin yatırıldığı davacı tarafça sunulan kayıtlar çerçevesinde ispatlanmış olup sözleşmenin feshedilmesi karşısında iadesi gerekmektedir.Davalının, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında hizmet verilmediğine dair bir savunması bulunmamaktadır. Zarara uğradığını iddia ettiği eylem ise dava konusu alacakla bağlantılı değildir. Tanık listesinin sunulmasına ilişkin dilekçesinde, tanığın davacının usulsüz eylemleri hakkında bilgi sahibi olduğu açıklanmıştır.Yani tanığın zarar iddiasına yönelik dinletilmek istendiği anlaşılmaktadır. Ceza dosyasında iddianameye konu eylem, bayilere hak ediş tutarından daha fazla LNB cihazı gönderilerek şirketin zarara uğratıldığına ilişkindir. Ceza dosyasına konu eylem ve zarar ile dava konusu edilen hakediş alacakları farklı alacak kalemleri olduğundan ve yukarıda açıklandığı gibi hakediş faturaları davalı defterlerinde kayıtlı olduğundan, davacının alacağını ispatladığı anlaşılmakla, davalının takas mahsup talebinin de olmadığı nazara alındığında, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı anlaşılmış, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 946,85 TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 519,25 TL'nin istemi halinde ilk derece mahkemesince davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.03/01/2024<br>MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçlarının III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nın 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi'nce HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına\" dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92635baa4e12e8ec","SID":"4f2aebd102a74a25"}}