{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1972 - 2024/127<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1972 <br>KARAR NO\t: 2024/127<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/68 E.  -  2021/324 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2021 tarih ve 2021/68 Esas - 2021/324 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2015/107372 sayılı “...” markasını devraldığı şirket ile davalı şirket arasında “...” markasının kullanılmasına dair 2015 yılında lisans sözleşmesi yapıldığını ve davalı şirketin lisans hakkına dayanarak ...’da “... ...” adı altında faaliyette bulunduğunu, işbu sözleşmenin iki yıl önce sona ermesi ile birlikte davalının “...” unvanını marka olarak tescil ettirmek için başvurduğunu ve bu talebinin reddedildiğini, davalının bu kez 2019/81345 sayılı \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek için başvurduğunu, oysa müvekkilinin 2015/107372 sayılı “...”, 2007/15235 sayılı \"... ...\", 2014/52246 sayılı “... ...’, 2017/76381 sayılı  “... ...” markalarının adına tescilli olduğunu, davalı şirketin tescil talebinde bulunduğu \"...\" ibaresine ilişkin tescil talebi 41. sınıftaki emtiaları ve hizmetleri kapsadığını ve müvekkili firmanın 16. ve 41. sınıflarda tescilli \"...\" markalarındaki tescil kapsamındaki emtialar ile aynı ve benzer kapsamda olduğunu, davalının kötü niyeti bulunduğunu, müvekkilinin itirazlarına rağmen 2020-M-10922 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak başvurunun tesciline karar verildiğini ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin eğitim kurumlarının ağırlıklı olarak \"...\" ve \"...\" adlarını taşıdığını, müvekkilinin bu nedenle dava konusu 2019/81345 sayılı “...” gibi temel dayanağı “...” ve “...” olan marka başvurusunda bulunduğunu, taraf markalarının logo, şekil, yazı fontu, renk gibi unsurlarda benzerlik göstermediğini, markalar arasında iltibas oluşmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin \"...\" markası ile hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, “...” markasının ...’da, Doğu ve Güneydoğu Anadolu  Bölgesinde çok arzu edilen ve talep gören bir marka olmadığını, müvekkilinin hiçbir reklam ve görselinde \"...\" ibaresini kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından: Her ne kadar “...” ibaresi dava konusu markada “...” şeklinde ortak olarak yer alsa da, bu ibarenin dava konusu markada esas unsur olarak yer almadığı, diğer ibarelerden ayırt edilir şekilde vurgulanmadığı, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğu, kelime ve şekil unsurları ile birlikte bir bütün olarak benzer olmadıkları ve ilgili tüketici kitlesi olan ortalamanın üstünde dikkat seviyesine sahip bilinçli tüketici kitlesi açısından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı; taraf markalarının 41.sınıf hizmetler bakımından benzer olmadığından, davacı tarafın önceki marka başvurularının YİDK kararı ile reddedilmesine rağmen yeni marka başvurusunda bulunmasının ve daha önce \"...\" markasının lisans hakkını alarak iki yıl \"... ...\" adı ile faaliyet göstermiş olmasının kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca dosyada davalı tarafın, davacı markasının bilinirliğinden yararlanmak istediği, davalı markasının itibarını zedeleyecek faaliyetlerde bulunduğu, ticari hayatın olağan akışına aykırı hareket ettiği ya da basiretli bir tacir gibi davranmadığı, kötü niyetli bir şekilde marka başvurularında bulunduğu ve ... ibaresini tescil kapsamından farklı bir şekilde kullandığı yönünde somut deliller de yer almadığından, kötüniyet iddialarının soyut nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davalı şirketin lisans sözleşmesi kapsamında ...'da ... ... ... ismi ile dört yıl faaliyet gösterdiği için tescil ettirmek istediği marka isminde ısrarla \"... ...\" sözcüklerinin bulunmasını istediğini, ortalama öğrenci velisinin çocuğunu \"... ...\" ile bağlantılı bir kuruma kaydettirdiğini düşüneceğini, davalı şirketin amacının \"...\" markasını kullanarak maddi menfaat elde etmek olduğunu, bilirkişi heyetinin kişisel subjektif değerlendirme yaparak tespitlerde bulunduğunu, tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimalinin bulunmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve reddedilen davanın kabulü ile YİDK kararının iptali yönünde karar verilmesini istemiştir. <br><br> <br>GEREKÇE\t: 1-Dava, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı Şirketin 41/1-8. sınıf hizmetler için 2019/81345 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasından sonra davacının yukarıda belirtilen markalarını gerekçe göstererek, SMK'nın 6/1 ve 6/9. maddesi kapsamında başvuruya itiraz ettiği, itirazın önce Markalar Dairesi tarafından 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler için kabul edilip, başvuru kapsamından anılan hizmetlerin çıkarıldığı, bu karara karşı başvuru sahibi davalı tarafça itiraz edildiği ve YİDK tarafından başvuru sahibinin itirazlarının kabul edilerek, 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetlerin başvuruya iade edildiği, davacı tarafça davalı başvurusunun yayımına itirazında SMK'nın 6/1. maddesinin yanında 6/9. maddesi uyarınca kötü niyet hukuki nedenine de dayanılmışsa da Markalar Dairesince kötü niyet iddiası kabul edilmediğinden ve Markalar Dairesi kararına karşı sadece davalı başvuran tarafından itiraz edildiğinden, YİDK kararının iptali davası yönünden dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı, buna karşılık hükümsüzlük davası yönünden ise taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 41/1-8. sınıf hizmetlerin tümü yönünden SMK'nın 6/1 ve 6/9. maddesi kapsamında hükümsüzlük nedenlerinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.  Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"...\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tTarafların markalarının  41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler yönünden aynı emtiaları kapsadığı, diğer bir deyişle anılan hizmetler yönünden, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesinde aranan emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiği açıktır. <br>\tİbareler yönünden markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığının tespitinde ise her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu ibarenin \"...\" olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun da \"...\" ibaresinden oluştuğu anlaşılmaktadır. <br>\t\"...\" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden zayıf bir marka olduğunun söylenebilmesi mümkün değildir. Davalı başvurusunda da \"...\" ibaresi asıl unsurlardan birisi ise de \"...\" ibaresi de asıl unsurlardan bir diğeri olarak kullanılmıştır. Her ne kadar davalı şirket vekilince, müvekkilinin \"...\" ibaresini kullanma niyetinin olmadığı, zira müvekkilinin \"...\" ibaresini 41. sınıf hizmetlerde tek başına kullanmasının imkansız bulunması nedeniyle \"... ...\" şeklinde kullanmayı tercih ettiği şeklinde açıklanmaya çalışılmış ise de, Dairemizce davalı şirket vekilinin bu savunmasına itibar edilmemiştir. Çünkü \"...\" ibaresinin 41. hizmet sınıfında tek başına kullanılmasına engel hiçbir hal olmadığı gibi, davalı şirketçe dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresi, \"... ...\" şeklinde değil, üst satırda büyük harflerle ve dikkat çekici biçimde stilize edilmiş \"... ...\" ibaresinin altında, neredeyse \"...\" ve \"...\" ibareleri arasındaki farkın ayır edilmesini engelleyecek kadar küçük biçimde, \"... ...\" şeklinde kullanılmıştır. Bu durumda her ne kadar 41. sınıf hizmetlerin yararlanıcıları bilinçli kişilerden oluşuyor ise de, dava konusu başvuruyu gördüklerinde, davacının \"... ...\" okullarının, \"... ...\" ibareli yeni bir şubesinin açıldığı izlenimine kapılacaklardır. Tüketicilerin farklı iki marka karşısında olduğunu anlasalar dahi, iki marka arasında işletmesel ilişki bulunduğunu düşünmelerinin de iltibas tehlikesi kapsamında kabul edilmesinin gerektiği nazara alındığında, Dairemizce davalı şirketin dava konusu başvurusu ile davacı markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu kabul edilmiştir. <br>\tDairemizce tarafların markaları arasında, \"...\" ve \"...\" esas unsurları yönünden de benzerlik bulunduğu, dolayısıyla 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler yönünden, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varıldığından, mahkemece açıklanan gerekçelerle YİDK kararının iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. <br>\t2- Hükümsüzlük davasına yönelik olarak davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler esasen, TMK'nın 2. maddesinin ... bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar).<br>\tMarka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle markadan doğan hakların kötüye kullanılması amacıyla yapılan marka tescili, kötü niyetli marka tescili olarak kabul edilmektedir. Hangi şekilde yapılan marka başvurularının kötü niyetle yapılmış sayılacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmayıp, her somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılmalıdır. Bununla birlikte uygulamada ve öğretide, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusu, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla, başkalarından para koparma veya şantaj yapma amacıyla yapılan başvurular kötü niyetli marka başvuruları olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 11. HD, 19/1285 E., 19/8003 K., 09/12/2019).<br>\tBu bilgiler ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davacının “...” markalarını devraldığı şirket ile davalı Şirket arasında, 2015 yılında itibaren “...” markasının kullanılmasına dair lisans sözleşmesinin imzalandığı, davalı şirketin lisans hakkına dayanarak ...’da “... ...” adı altında 2019 yılına kadar faaliyette bulunduğu, lisans sözleşmesinin sona ermesinin ardından, 29.08.2019 tarihinde de dava konusu 2019/81345 sayılı marka tescil başvurusunu yaptığı, dosyaya sunulan belgelerden ve tarafların beyan dilekçelerinden anlaşılmaktadır. <br>\tDavalı şirket tarafından \"...\" ibaresinin \"... ...\" şeklinde isim tamlaması olarak kullanılmak istendiği, asıl amacın \"...\" ibaresinin kullanılması olduğu açıklaması, yukarıda da açıklandığı üzere, Dairemizce ikna edici bulunmamıştır. Ayrıca dava konusu başvuruda \"...\" ve \"...\" ibareleri, birisi alt diğeri üst satırda ayrı ayrı yazılmış, alt satırdaki ibareler de \"...\" ve \"...\" ibarelerinin ayırt edilmesini imkansız kılacak ve davacı markaları ile yakınlaşacak şekilde, \"... ...\" şeklinde kullanılmıştır. Olayların bir bütün olarak irdelenmesinde, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalının davacının iş bu markasından haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği hususunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusunun kötü niyetli marka başvurusu olduğunun kabulünün gerektiği (Yargıtay 11. HD, 19/1285 E., 19/8003 K., 09/12/2019), bu nedenlerle davalının hukuki anlamda kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır.<br>\tKötü niyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle davalının 12.03.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılan kötü niyetli markasının, bütün sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. <br>\tBu durum karşısında mahkemece, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunduğu gerekçesi ile YİDK kararının iptali davasının ve davalı markasının kötü niyetli olduğu gerekçesi ile hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2021 gün ve 2021/68 Esas - 2021/324 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KABULÜ ile 04/01/2021 tarih ve 2020/M-10922 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>3-Davalının 12.03.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılan 2019/81345 sayılı \"...\" ibareli markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,<br>4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken  427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30‬.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 101,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 78,00-TL tebligat gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 2.591,60-TL yargılama gideri ve 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.710,20-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"646014c970522be1","SID":"b176c01d08a2ff0d"}}