{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1902 <br>KARAR NO\t: 2024/105<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/92 E.  -  2019/543 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br>\t<br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/11/2019 tarih ve 2018/92 Esas - 2019/543 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin ...” markaların sahibi olup Türkiye genelinde 409 adet “...” markası adı altında mağaza işlettiğini, söz konusu markanın Türkiye genelinde tanınmış olduğu gibi dünya çapında 33 ülkeye de ihracat yaptığını, çok uzun süredir istikrarlı bir şekilde yüksek bütçeli reklam, promosyon ve diğer tanıtım faaliyetlerinde bulunduğunu, müvekkilinin tüm bu uğraşları neticesinde “...” markasının tüketici nezdinde oldukça maruf ve bilinir hale geldiğini, müvekkilinin 25. ve 35. mal ve hizmet sınıflarında  tescilli bulunan 2006/48708 tescil numaralı “...” markasının ... nezdinde tanınmış marka olarak T/02251 numarası ile özel koruma altına alındığını, davalı şahsın 2017/35384 sayılı ve “Şekil+...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptığı itirazının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa “...” ibareli başvuru ile müvekkilinin  “...” ibareli markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarından faydalanmak amacıyla yapıldığını ve kötü niyetli olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek YİDK'ın 2018-M-443 sayılı kararının iptalini, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>       Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı davaya cevap verememiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka ile davacının dayanak markaları arasında SMK'nın 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, somut uyuşmazlık açısından aynı Kanun'un 6/4 maddesinin uygulanma imkânı olmadığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, başvurunun tesciline SMK'nın 6/5 maddesi anlamında bir engel olmadığı, kötü niyet iddiasının da  ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu marka ile müvekkilinin itirazına mesnet markları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, markalar arasında işitsel ve görsel olarak kuvvetli benzerlik bulunduğunu, aynı ibareli başka bir marka nedeniyle Ankara 2 FSHHM'nin 2017/90 sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da aynı tespitlere yer verildiğini, dava konusu başvurunun İspanyolca anlamının ortalama tüketici nezdinde bilinemeyeceğini,  müvekkilinin \"...\" ibareli markaları tanınmış olduğundan dava konusu markanın müvekkilini çağrıştıracağını, anılan ibarenin müvekkili ile özdeşleştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun bir bütün olarak  \"...\" ibaresinden oluştuğu ve davacı markalarından yeterince farklılaştığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3372-2022/7305 E/K sayılı ilamında da \"...\" ibareli başvurunun davacının itirazına mesnet markalarının benzer olmadığının kabul edildiği, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmamasının sonuca etkili bulunmadığı, kötü niyet iddiasının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024   <br><br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06ea04d9591e7761","SID":"bde53153cca1ab7d"}}