{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2022/299 Esas<br>KARAR NO\t:2024/22<br><br>DAVA:İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ:12/03/2015<br>KARAR TARİHİ:18/01/2024<br><br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesini, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredilerin yapılan ihtara rağmen geri ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla asıl borçlu ve kefiller aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe de davalı tarafça itiraz edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak kefalet sözleşmesin geçerli olmadığını, yetkili icra dairesinde başlatılan takip de bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. <br>Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 11/07/2019 tarih ve 2015/... Esas, 2019/... Karar sayılı kararla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; verilen karar davalı tarafça istinaf edilmiştir. <br>İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2022 tarih ve 2020/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararıyla; \"Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yukarıda belirtilen kredi sözleşmeleri mukabilinde dava dışı şirkete ithalat akreditifi kredisi ve gayri nakdi çek kredisi verildiği   belirtilmiş ise de, bilirkişi raporundan, çek kredisi (Gayri nakdi) nedeniyle talep edilen gayrinakdi alacağın dayanağının hangi tarihli krediye binaen ileri sürüldüğü anlaşılamamaktadır. <br>30/09/2009 tarihli ve ( limit artırımına ilişkin 15/07/2010 tarihli) sözleşme tarihinde 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup, 23/10/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin imza tarihinde ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. <br> 6098 sayılı TBK’nın 584. Maddesine 6455 sayılı Kanunun 77. maddesiyle ile eklenen 3. Fıkrada; \" (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.\" hükmü getirilmiştir. <br>Dolayısıyla TTK'nın 584 maddesinde 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesiyle 28.03.2013 tarihinde değişiklik yapılmış ve anılan Kanun’un 90. maddesiyle bu kanunla yapılan değişikliklerin Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtmiştir. Anılan değişikliğin geçmişe şamil olacağı şeklinde bir hüküm de bulunmamaktadır.<br>Davalı tarafça, davaya cevap dilekçesinde ve yargılama sırasında 23/10/2012 tarihli krediden dolayı ve bu kredi sözleşmesine kefil olunduğu tarihte eş rızasının alınmaması nedeniyle kefaletin geçersiz olduğu ileri sürülmüş, aksi yönde görüş beyan edilen bilirkişi raporlarına da itiraz edilmiştir. <br>6100 sayılı HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler.(Yargıtay 11. HD ... Karar) Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da kanun yolu incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. <br> Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, davalının eş rızası bulunmaması nedeniyle kredi sözleşmelerinin geçersiz olduğu yönündeki savunmasının hangi gerekçeyle kabul edilmediği açıklanmadığı gibi, deliller tartışılarak, hüküm sonucuna ne suretle ulaşıldığı, bu hususta gerekçesinin ne olduğu ile ilgili bir kanaat de bildirilmediği görülmektedir. Gerekçesi açıklanmadan karar verilmesi, mahkeme kararlarının gerekçeli olması gereğine ilişkin Anayasal ve yasal düzenlemelere aykırılık oluşturmaktadır. <br>Bu durumda mahkemece, davacı tarafça çek kredisi nedeniyle talep edilen gayrinakdi alacağın, hangi tarihli krediye binaen talep edildiği araştırılarak, gerekirse yerinde inceleme ile düzenlenecek bilirkişi raporu da alınmak suretiyle, ayrıca davalının yukarıda belirtilen savunması yönünden yeterli ve denetime elverişli gerekçelerle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.  <br>HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. \" neden ve gerekçesiyle mahkememiz kararı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmıştır. <br>Davalı takip borçlusunun itirazı, kefaletin eş rızası bulunmaması nedeniyle geçersizliğine ilişkin olup; yukarıda değinilen İstanbul BAM kararı ile, mahkememizce daha önce verilen kararda kefaletin geçersizliğine ilişkin değerlendirme yapılmaması ve gayrinakit alacağa konu talebin hangi tarihli krediye ilişkin olduğunun belirtilmemesi gerekçeleriyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır.<br>BAM kararının gereklerini yerine getirilmesi amacıyla BAM kararı öncesinde rapor veren bilirkişi kurulundan ek rapor alınmasına karar verilmiş; bu yönden bankacı bilirkişi ...'ın vefatı nedeniyle yerine görevlendirilen bankacı bilirkişi... ile nitelikli hesaplamalar konusunda uzman ...'ten alınan 05/12/2022 tarihli raporun ve 12/06/2023 tarihli ek raporun dosya arasında olduğu görülmüştür. <br>En son alınan 12/06/2023 tarihli ek raporda özetle; davalının 30/09/2009 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinden doğan kefaletinin geçerli olduğuna ve bu krediden dolayı sorumlu olduğuna karar verildiği takdirde davacının 3.360 TL gayrinakdi alacağının bulunduğu, bu kredi sözleşmesine ilaveten 23/10/2012 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi sözleşmesinden doğan kefaletinin geçerli olduğuna ve tüm krediden dolayı sorumlu olduğuna karar verildiği takdirde davacının 5.600 TL gayrinakdi alacağının bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir. <br>Bilindiği üzere, 818 sayılı Borçlar Yasasında \"eş rızası\" kefalet sözleşmelerinde geçerlilik koşulu olarak öngörülmemiş; 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 584.maddesi ile \"eş rızası\" kefalet sözleşmelerinin geçerlilik koşulu olarak düzenlenmiştir. 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı yasanın 77.maddesi ile bu maddeye eklenen 3.fıkra ile ticaret şirketlerinin ortak veya yöneticileri tarafından bu şirketlerle ilgili olarak verilecek kefaletlerde, eş rızasının aranmayacağı yönünde düzenleme getirilmiştir. <br>Öte yandan, Türk hukukuna mehaz İsviçre Medeni Kanunu’ndan geçen ve hukukun en temel genel ilkelerinden biri olan Dürüstlük Kuralı 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır” şeklinde yer almış ve bu kurala aykırılığın yaptırımı ise maddenin 2 nci fıkrasında \"Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz\"  şeklinde gösterilmiştir. <br>Dürüstlük kuralları, kural olarak yazılı olmayan kurallar olup hakim dürüstlük kurallarını kendiliğinden uygulamakla yükümlüdür. Dürüstlük kuralları hem hakların kullanılmasında hem de borçların ifasında uygulanır. Dürüstlük kuralının hukuki işlemlerin kuruluşunda, kuruluş öncesi dönemde, sözleşmelerin yorumunda, tamamlanmasında veya sözleşmedeki yükümlülüklerin uyarlanmasında uygulanması mümkündür.<br>Dürüstlük kurallarının müeyyidesi olan hakkın kötüye kullanılması yasağı  bir emredici hukuk kuralı olup  mahkemelerce bu hükmün re’sen gözetilmesi gerekir. <br>Somut olay bakımından; <br>a) Dava dışı şirkete kullandırılan ve  davalının kefil olduğu nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmelerinden 30/09/2009 tarihli (15/07/2010 tarihli limit artırmalı) kefalet sözleşmesi, 818 sayılı mülga Borçlar Yasası döneminde imzalandığından ve yukarıda açıklandığı üzere kefalette \"eş rızası\" aranmayacağından geçerli olup; bu konudaki davalı savunmaları yerinde görülmemiştir. <br>b) 20/10/2012 tarihli kefalet sözleşmesi ise; 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten ancak, 584.maddeye daha sonra eklenen 3.fıkradan önceki tarihte imzalanmış olup, bu tarih itibariyle kefaletlerde \"eş rızası\" aranacak ise de; <br>Çıkartılan sicil kayıtlarına göre bu tarih itibariyle davalının, kredileri kullanan dava dışı şirketin hakim hissedar ve tek yöneticisi olduğu, kefil olmakla krediyi kullandıran bankaya güven verip bankanın asıl borçluya krediler kullandırılmasından sonra davalının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi ve kefalet sözleşmelerinin imzalandığı 2009 ve 2012 yıllarından dava tarihine kadar sessiz kalması TMK'nın 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde görüldüğünden, davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiş ve kefaletinden dolayı sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. <br>Tüm bu açıklamalara göre; taraflar arasındaki Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri kapsamında, davacı bankanın ... ... Şubesi tarafından dava dışı ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ne kullandırılan ve ödenmeyen nakdi ve gayrinakdi kredinin fer'ileriyle birlikte tahsili için alacaklı davacı tarafça, kredi sözleşmelerine müşterek ve müteselsil kefil olan davalı ve asıl borçlu hakkında girişilen ilamsız icra takibinde, BAM kararı öncesinde ve sonrasında alınan bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere davacı bankanın, 310.895,74 TL asıl alacak, 12.591,28 TL işlemiş faiz ve 629,56 TL faizin %5 BSMV'si ve 1.567,60 TL masraf olmak üzere toplam 325.684,18 TL nakdi alacağının bulunduğu; yukarıda açıklandığı üzere davalının dava konusu kredi sözleşmelerindeki kefaletinin geçerli olduğundan BAM kararı sonrası alınan bilirkişi kurulu ek raporunda açıklandığı üzere, kredi sözleşmesi gereği iade edilmeyen 5 adet çek yaprağı yönünden 5.600 TL gayrinakdi alacağının bulunduğu; kredi sözleşmelerini 230.000 TL ve 1.500.000 USD kefalet limitiyle müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayan davalının yukarıda yapılan değerlendirmeler göz önüne alınarak, borcun tamamından kefalet limiti ile sorumlu tutulması gerektiği, BAM kararı öncesinde alınan ve nakdi alacak yönünden benimsenen bilirkişi kurulu raporu ile tespit edilen nakdi alacak yönünden 325.684,18 TL ve BAM kararı sonrasında alınan ve gayrinakdi alacak yönünden benimsenen bilirkişi kurulu raporu ile tespit edilen gayrinakdi alacak yönünden 5.600 TL likit alacak miktarlarına yönelik davalı borçlunun vaki itirazının haksız olduğu ve İİK'nun 67.maddesi gereğince iptalinin gerektiği; bu miktarları aşan davacı isteminin açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; alacak likit ve itiraz haksız olduğundan kabul edilen nakdi alacak üzerinden davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;<br>Davanın Kısmen Kabulü ile,<br>1-Davalı borçlunun ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasında;<br>310.895,74 TL asıl alacak<br>12.591,28 TL işlemiş faiz <br>629,56 TL BSMV ve 1.567,60 TL masraf olmak üzere toplam 325.684,18 TL nakdi alacağa ve 5.600-TL gayrinakdi alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin bu miktarlar yönünden  talepnamedeki koşullarla devamına,<br>Davacı tarafın nakdi ve gayrinakdi alacak talepleri yönünden fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,<br>2-İtirazın iptaline karar verilen 325.684,18 TL nakdi alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 65.136.836 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,<br>3-Nakdi ve gayrinakdi alacak yönünden alınması gerekli 22.675,09‬-TL karar ve ilam harcından 6.072,38-TL peşin ve icraya yatan harcın mahsubu ile geriye kalan 16.602,71-TL harcın davalıdan alınıp maliyeye gelir kaydına (Mahkememiz 13/02/2020 tarih ve 2020/82 Harç nolu harç tahsil müzekkeresi ile davalıdan tahsili istenilen 16.219,51 TL tahsil edilmiş ise bakiye 383,2 TL'nin davalıdan tahsilinin istenilmesine, tahsil edilmemiş ise ilgili harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iadesi ile 16.602,71 TL'nin davalıdan tahsilinin istenilmesine),<br>4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan peşin ve icraya yatan harç 6.072,38 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, <br>5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nakdi alacak yönünden hesap ve takdir olunan 50.852,63 TL, gayrinakdi alacak yönünden hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL  vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, <br>6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kısmen reddedilen nakdi alacak yönünden hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL, kısmen reddedilen gayrinakdi alacak yönünden hesap ve takdir olunan 6.720,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, <br>7-Davacı tarafından yatırılan ve ilk kararda hesaplanan 27,70 TL başvuru harcı, 4,10 TL vekalet harcı, 1.600 TL bilirkişi ücreti ve 382,80 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 2.014,60 TL yargılama gideri ile ilk karar sonrasında yapılan 2.000 TL bilirkişi ücreti ve 95,45 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 4.110,05 TL'nin kabul ve red oranına göre 3.764,52 TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, <br>8-Davalı tarafça yapılan toplam 50 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 4,20 TL'sinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, <br>9-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,  <br>Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 18/01/2024<br><br>Başkan ...<br>e-imzalı<br>Üye ...<br>e-imzalı<br>Üye ...<br>e-imzalı<br>Katip ...<br>e-imzalı<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"903ced14658edff2","SID":"74f1479f59b7e897"}}