{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/11/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>\t<br>VEKİLİ\t: Av.<br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 19/01/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 23/01/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 03/11/2022 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı,  davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yetki itirazı üzerine Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe devam edildiğini, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, dava konusu emtiaların, müvekkili şirketin acentesi olduğu armatör.... tarafından 27/08/2019 tarihli konşimento kapsamında ...'ndan 12/10/2019 tarihinde Mersin Limanı'na tam ve eksiksiz olarak taşındığını, davalıya bildirim yapıldığını, davalı tarafından 20/02/2020 tarihinde yük teslim belgesi alınmış olmasına rağmen, konteynerler free time (ücretsiz süre) aşılarak, 07/03/2020 tarihinde boş olarak teslim edildiğinde, demuraj ücreti oluştuğunu, davalı tarafından demuraj ücretinin bir kısmının ödenip bakiye kalan kısım ödemediğinden huzurdaki davanın açıldığını, davalı firmaya, geminin tahliye tarihi olan 12.10.2019 tarihinden 7 günlük free time sonrası 07/03/2020 tarihine kadar oluşan demuraj ücreti kapsamında, 24.01.2020 tarihli 2994 nolu 12.050 - USD meblağlı, 24.01.2020 tarihli ... nolu 1.680- USD meblağlı ve 18.03.2020 tarihli ... fatura nolu ve 1.200- USD meblağlı toplamda 14.930- USD meblağlı üç ayrı fatura kesildiğini, davalı firma tarafından 14.930- USD demuraj ücretinden bakiye 2.438, 46- USD’lik kısım ödenmediğinden huzurdaki davanın açıldığını, davalının demurajı ödemek sorumlu olduğunu, bu nedenlerle; Konya ..İcra Müdürlüğü ....E. sayılı takibe davalının yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalıya dava dilekçesinin tebliğ edildiği, süresi içerisinde cevap sunmadığı anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \".....Davalı takibe ilişkin borca itirazda bulunmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin varlığına dair herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp bu durumda fatura karşılığı bedelin ödendiğine dair ispat külfeti davalı - borçlu üzerindedir. Her ne kadar davalı 17.000,00 USD ödemeler  ile dava konusu borcun kapatıldığını beyan etmiş ise de ilgili ödemeye ilişkin davalının sunduğu mail görüntülerinde ödemenin .... numarala konşimentoya ait olduğunun anlaşılması dava konusu faturaların ise ve takibe konu faturaların ise ...nolu konşimeto kapsamında oluşturulduğu, yine Kuveyt Türk bankasının 11/10/2022 tarihli cevabi yazısında ilgili ödemenin işlem tarihinin 10/02/2020 olarak tespit edilmesi ve bu ödemelerin davalının ticari defter kayıtlarının incelendiği 08/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda değerlendirildiği, neticeten; yapılan ödemelerin dava konusu konşimentoya ait olmadığı dava dışı başka işleme ilişkin olduğu anlaşılmakla ve yargılama safhasında davalı borcun ödendiğine dair herhangi bir delil sunmamış olduğundan, dosya muhtevası itibariyle davacının usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinin aksini gösterir herhangi bir delil sunulmadığından davacının, davalıdan taleple bağlı kalınarak dava tarihinden kur üzerinden yapılan hesaplamaya göre 22.068,06 TL (2.438,46 USD) alacaklı olduğu kanaatine varılmış olup, vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. Alacak likit ve muayyen olduğundan hüküm altına alınan miktar üzerinden % 20 oranında hesaplanan 4.413,61 TL icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.....\" gerekçesiyle davanın kabulü ile; davaya konu Konya .. İcra Müd. .... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın iptali ile, takibin devamına, alacak likit ve muayyen olduğundan hüküm altına alınan asıl alacak miktarının dava tarihindeki kur karşılığı bedeli üzerinden % 20 oranında hesaplanan 4.413,61 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br> İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu borcun davalı müvekkili şirket tarafından ödendiğini, dosya içerisine taraflarınca sunulmuş olan 10.02.2020 tarihli mail görüntülerine istinaden mahkemenin de takdir edeceği üzere; 17.000 USD olarak davacıya ödenen borcun yalnızca ..... numaralı konşimentoya ait olduğuna işaret edici herhangi bir ibare veyahut işbu konu ile alakalı özel bildirici ekin taraflarınca belirtilemediğini, dekontun açıklamalar kısmında yazan 3 adet konşimentonun içerisinde davacı tarafça işbu davaya konu edilen \"......\" numaralı konşimentonun yer aldığı, taraflarınca dosyaya sunulan 05.02.2020 tarihli mail görüşmeleri ile sabit olduğunu, dosya arasında celbi sağlanan Kuveyt Türk Bankası'nın ödeme dekontunda yer alan meblağın birbirini doğrulamasına ek olarak açıklamalar kısmında yazılı 3 adet konşimentonun davaya konu edilen konşimentoyu da kapsadığının kabulü gerektiğini, yukarıda açıklanan hususlara binaen yerel mahkeme kararının bozulmasına ve iş bu davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle esastan reddine karar verilmesinin hukuka uygunluk sağlayacağını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılmış icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>İspat yükü ile ilgili genel kuralı düzenleyen TMK’nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” İspat yükü kenar başlıklı HMK’nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” <br>Belirtilen yasa hükümleri karşısında, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında kural olarak ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Bununla birlikte itirazın iptali davasında davalı borçlunun ödeme savunmasında bulunması ya da borcu ortadan kaldıran diğer itirazları ileri sürmesi halinde ispat yükü yer değiştirecek ve davalıya geçecektir.<br>6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde \"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır....\" hükmünün yer aldığı,<br>Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığı gerekir.<br>Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.: Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13).<br> 6098 sayılı TBK’nın 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme,muaccel borç için yapılmış olur. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.” hükmünün yer aldığı, <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarih 2017/19-824 Esas 2019/885 Karar sayılı ilamında; \"... Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki itirazın iptali davasında incelemenin takip ve dava konusu faturalarla sınırlı olarak mı yoksa taraflar arasındaki tüm ticari ilişki değerlendirilerek mi yapılması gerektiği noktasında toplanmaktadır. <br>Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89 ve 6762 sayılı TTK’nın 87. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. <br>Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.<br>İtirazın iptali davası ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.<br>Bu  davanın açılabilmesi için gereken şartlar anılan Kanun'un 67. maddesinde gösterilmiş olup, buna göre ;<br>1- İlamsız takip yapılmış olması<br>2- Borçlunun bu takibe itiraz etmesi<br>3- Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması.<br>4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.<br>Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.<br>Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça,  iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. <br>Bu açıklamalar da göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.<br>Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. Aynı Kanun’un 86. maddesine göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K., 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K, 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K., 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır. <br>Somut olayda, davacının davalı hakkında  Konya .. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyada yaptığı takibe davalının itirazının iptalini talep ettiği, davalının fatura bedellerini ödediğini iddia ettiği, bu durumda ispat yükünün davalıya düştüğü, dosya içerisinde mevcut belgelerden davalının yaptığı ödemelerin başka bir konşimentoya ait olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği düşüncesiyle, <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 1.507,46 TL harçtan peşin alınan 376,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.130,59 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/01/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan .<br> e-imzalıdır<br><br>Üye .<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye .<br> e-imzalıdır<br><br>Katip .<br>e-imzalıdır <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a7d2380d58963c5","SID":"19690085df39fea2"}}