{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1241 <br>KARAR NO: 2024/22<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO: 2022/261 Esas<br>KARAR NO: 2023/86<br>KARAR TARİHİ: 26/01/2023<br>DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkiline ait iş yerinde 15.02.2021 tarihinde Bartın ilinde yağan yoğun kar neticesinde iş yerine ait çatı ve iş yerinin üzerini kapatan yapıların çöktüğünü, yapının çökmesiyle iş yerinde bulunan ekipman, tabela ve tüm kıymetlerin zarar gördüğü gibi çatı da tamamen yok olduğunu ve kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilinin iş yerinin ... nolu poliçe ile ... sigorta tarafından 28/01/2021tarihde sigortalandığını, bunun üzerine müvekkili sigorta şirketine başvurarak hasarın ve zararın giderilmesi için talepte bulunmuşsa da bu talebin ... nolu hasar dosyası kapsamında  reddolunduğunu, davanın belirsiz alacak davası kabul edilerek fazlaya ilişkin hakları kalmak kaydıyla ve sigorta poliçe limitleri dahilinde dahilinde sigorta şirketinin sorumluluğu dahilinde şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın (bilirkişi raporundan sonra arttırılmak suretiyle)  olay tarihi olan 15/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâleten ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;  iş bu dava konusu hakkında daha önce  davacı tarafından sigorta tahkim komisyonuna başvurulmuş ve uyuşmazlık hakem heyetinin kararıyla başvuru kesin olarak reddedilmiş olup davanın derdestlik dava şartı sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacı eldeki davayı açmadan önce Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunmuş,  uyuşmazlık hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'ndaki usul ve esaslara göre inceleme yapılarak başvurunun esastan kesin olmak üzere karar verildiğini, davacının işbu davayı kısmi/belirsiz olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığını, zira somut olaya konu hasar tutarı bilindiğini, Davacı  zararını tam olarak tespit ettirmiş olmasına rağmen davayı 100,00 TL üzerinden belirsiz alacak olarak açtığını, talebin 2 yıllık zamanaşımına uğradığını,  davacı tarafın talebinin Sigorta Genel Şartları ve Poliçe Özel Şartları dahilinde teminat dışı bulunduğundan öncelikle usulden reddine aksi halde zamanaşımı nedeniyle reddine, bu mümkün değilse esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ... davacı eldeki davayı açmadan önce Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunduğunu  uyuşmazlık hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'ndaki usul ve esaslara göre inceleme yapılarak başvurunun esastan kesin olmak üzere reddine karar verdiğini, bu itibarla, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle eldeki dava hakkında daha önce açılmış bir dava bulunduğu, bu hususun eldeki dava yönünden kesin hüküm niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği\" gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde ikame edilen  2021E.47066,  K-2021/69096 sayılı kararda dava edilen uyuşmazlık tutarı 100 TL olduğu gibi dava kısmi olarak açıldığını, her ne kadar tahkim komisyonu tarafından talep miktarımız kadar verilen bir kesin karar olsa da bu karar bakımından gerek itiraz yoluna başvurmak gerek ise başvuru dilekçemizde kısmi olarak talep edilen 100 TL dışındaki zararlarımızı HMK kapsamında talep etmek mümkün olduğunu, öte yandan  Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı http://www.../ adlı internet sitesinde yer alan Duyuru 2 adlı açıklaması ile aynen “Komisyon Başkanlığı Kararlarında yukarıda değindiğimiz husus ele alınarak ayrıntılı bir açıklamaya yer verildiğini, açıklamada aynen ; \"5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30’uncu maddesinin Komisyon Başkanlığının görevlerini düzenleyen 3’üncü fıkrasının (c) bendinde yer alan “Tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almak” hükmü uyarınca, Komisyonumuz uygulamasına esas teşkil etmek üzere Komisyon Başkanlığının 15.12.2021 tarihli toplantısında aşağıdaki kararlar alınmıştır.Yargılama sürecinde tutarı belirli hale gelmesine rağmen ıslah veya talep artırımı yolu ile talep edilmeyip daha sonra ayrı bir başvuru olarak Komisyona getirilen bakiye alacaklar ile kısmi dava olarak talep edilen tazminatın ilk başvuruda talep edilmemiş olan bakiye kısmı için Komisyona başvuru yapılabilmesi için sigorta kuruluşuna tekrar başvuru yapılması gerektiğine,2.Beş bin Türk Lirasının altında bir dava değeri ile açılan belirsiz alacak davalarında alacak tutarı tespit ettirilmeden verilen karar üzerine yapılan itiraz başvurusunun Komisyonca kabul edilmesine, 3.Alacağın toplam tutarının itiraz sınırını aştığının açıkça anlaşılması halinde, uyuşmazlık değeri itiraz sınırının altında olsa dahi, karara yapılan itiraz başvurusunun Komisyonumuzca kabul edilmesine \" şeklinde düzenlendiğini, bu doğrultuda tarafımızca huzurdaki dava ikame edilerek yukarıda izah edilen miktarlar dışında talep edilebilir alacağımız ve müvekkilin meydana gelen olay nedeniyle zararın tespit edilmesi için dilekçe 06/04/2022 tarihli dava dilekçesi sunulmuş zaman aşımı dolmadan yeni bir dava ikame edildiğini, yerel mahkeme tarafından işin esasına girilmeksizin kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE  HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İşyeri Sigorta Poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili  tarafından, öncesinde davaya konu maddi vakıaya ilişkin  15.02.2021 tarihinde Bartın ilinde yağan yoğun kar neticesinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalanan davacıya ait  iş yerine ait çatı ve iş yerinin üzerini kapatan yapıların çökmesi sonucu iş yerinde bulunan ekipmanların, çatının ve diğer eşyaların zarar görmesi nedeniyle meydana gelen maddi hasarın, söz konusu poliçe kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL tazminatın ödenmesi için Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu, yapılan başvuru sonucunda Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 29/05/2021 tarih 2021/47006  E. 2021/69096 K. Sayılı kararı ile, başvuru sahibinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat edemediği gerekçesiyle talebin kesin olmak üzere reddine karar verildiği görülmüştür.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/10/2021 tarih  2018/22 (9)-591 E. 2021/1201 K. Sayılı ilamında ifade edildiği şekilde; \" Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle ve dava şartı yokluğundan reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve hatta bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, s. 4980 vd.).Kesin hüküm derken şekli anlamda kesin hüküm ile maddi anlamda kesin hükmü ayrı ayrı incelemekte yarar vardır.Şekli anlamda kesin hüküm ile kastedilen, bir mahkeme kararına karşı normal kanun yollarına başvurulamayacağıdır. Şekli anlamda kesin hükmün amacı, bir davanın sona ermesine hizmet etmektir. Bir nihaî karar şekli anlamda kesinleşince, tarafların o davada takip ettikleri amaç gerçekleşmiş olur. Fakat bu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın değil, ancak görülmekte olan davanın sona ermesi demektir. Bundan sonra da aynı taraflar arasında aynı uyuşmazlığın yeni bir dava konusu yapılmaması için, başka bir müesseseye yani maddi anlamda kesin hüküm müessesine ihtiyaç vardır(Kuru, s. 4981).Bir mahkeme kararına karşı başvurulabilecek kanun yolunun hiç olmaması veya mevcut olan kanun yollarının tüketilmesi ya da süresinde kanun yollarına başvurulmaması hâllerinde şekli anlamda kesinlik gerçekleşir. İstisnaen olağanüstü kanun yoluna başvurarak ya da eski hâle getirme mümkün ise bu suretle şekli anlamda kesin hükmü sona erdirmek mümkündür.Nitekim HGK’nın 24.01.2018 tarihli ve 2017/14-2534 E. 2018/88 K. ve 16.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E. 2018/1098 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiş ve bir karara karşı kanun yollarına başvurulamaması hâlinde şekli anlamda kesin hükmün gerçekleştiğine vurgu yapılmıştır.Gerek mülga HUMK’da gerekse HMK'da şekli anlamda kesinliğin tanımı yapılmamış ise de, çeşitli maddelerde geçen \"kesin\" \"kesinleşme\" \"kesinleşmiş\" sözleriyle şekli anlamda kesin hükmün kastedildiğini söylemek mümkündür.Hâlen yürürlükte bulunan HMK ise 303. maddesinde maddi anlamda kesin hükmün tanımını yapmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre \"Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir\".Bu hükümden yola çıkıldığında denebilir ki, kesin hükmün ilk koşulu her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır.Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabihin aynılığı, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise müddeabihlerin aynı olduğundan bahsedilemez.Kesin hükmün üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukukî sebepten farklı olarak, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması hâlinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir.Aynı ilkeler HGK'nın 08.12.2010 tarihli ve2010/1-602 E. 2010/643 K., 24.01.2018 tarihli ve 2017/14-2534 E., 2018/88 K. ve 16.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E. 2018/1098 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir def’i değil itirazdır. Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (HGK'nın 06.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E.-2018/1098 K. sayılı kararı). Maddi anlamda kesin hükmün amacı da bu hâli ile mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kararın maddi anlamda kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak sona erdirmek ve nihayet çelişkili kararlar verilmesini önleyerek toplum hayatında hukukî istikrar ve güvenliği tesis etmektir.\"Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; daha öncesinde verilen hükmün, maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı taraf, aynı maddi vakıaya ilişkin daha öncesinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurmuş ise de kısmi dava olarak talep edilen 100,00 TL tazminatın ödenmesi talep edilmiş olup  Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nce talep miktarı dikkate alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Ancak davacının bakiye kalan kısım için tekrar başvuru hakkı bulunduğu, işbu davada belirsiz alacak davası olarak talep edilen 100,00 TL dışındaki tazminat talebi hakkında şekli anlamda kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığı dolayısıyla  maddi anlamda kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceğinden yargılamaya devam olunması gerekirken hukuki yanılgı ile kesin hüküm dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın  353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/261 E. 2023/86 K. Sayılı 26/01/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/01/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"755d1dfe84fc847b","SID":"ce90e521ba6ba6b6"}}