{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: )<br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/10/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN <br>DAVACILAR\t: 1- <br>2-<br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av<br>DAVA\t\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/01/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 10/01/2024<br>Davacılar tarafından davalı aleyhine Konya. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 11/10/2022 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacıların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tahıl sektöründe iştigal eden İran merkezli bir firma olduğunu, müvekkili şirketin ve müvekkili... ile davalı .... Şirketi arasında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalı firmadan birçok makine, araç, gereç aldığını ve ödemelerini yaptığını, müvekkillerinin süre gelen ticari ilişki doğrultusunda borç ilişkisi doğmuş olduğunu, davalı şirketin peşin ödeme almasına rağmen anlaşılan makine ve  ekipmanları göndermediğini, müvekkilinin uzun süre boyunca anlaşma yolları aradığını, davalının 25.07.2019 tarihli tutanağı imzaladığını ve borcu kabul ettiğini, davalının işbu senedin aksini ispat zorunluluğu bulunmadığını, taraflar arasında uyuşmazlığın dava konusu olmaması için taraflar arasında 25.07.2019  tarihli anlaşma sağlandığını ve işbu tutanak adlı anlaşma da tarafların alacak ve borçları tek tek yazıldığını, bu tutanak kapsamında yıllarca süren ticari ilişkideki alışverişler kalem kalem yazıldığını ve mutabakata varıldığını, işbu tutanağın HMK kapsamında senet hükmünde olduğunu, davalı şirket yetkilisinin tutanağı imzaladığını, o halde işbu takibe itiraz etmiş olmalarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının senedin aksini ispat zorunluluğu bulunmadığını, mutabakatın yer aldığı 25.07.2019 tarihli tutanağın 10. maddesinden örnek vermek gerekirse 4 Adet MVD titreşim tahliye makinesi 8 Euro , 2 Adet MLD larva kırıcı makinesi 18/5 -9100 Euro gibi ekipmanlar ve makineler fiyatları ile davalının ödemesi gereken miktarlar tek tek sıralandığını, 25.07.2019  tarihli tutanağın  13. Maddesinde mali durumun genel özetinin çıkarıldığını ve bu mali durum sonucunda davalı  müvekkili...'ye toplamda 67597 Euro ödemeyi kabul ettiğini, davalı tarafından müvekkilleri ile yapılan yazışmalarda da borcun kabul edildiğini, davalı şirketin müvekkilini uzun süre oyaladığını, davalının müvekkillerinin tüm çabalarına rağmen ödemesini yapmadığını ve müvekkilini zor durumda bıraktığını, Konya .. İcra Müdürlüğü'nün... takip dosyasında alacağın tahsili amacıyla icra takibi yapıldığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle takibin durduğunu, bu nedenlerle Konya ..İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası kapsamında davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibinde devamına, müvekkili şirket ve...'nın davalıdan ticari ilişki çerçevesinde alacağı olan 40.000 EURO'nun ticari faizi ile takip tutarının % 20 oranında icra inkar tazminatının, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı müvekkillerine ödenmesi talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İttifak Holding bünyesinde, fabrika ve ağır sanayi tesisleri kuran bir sanayi kuruluşu olduğunu, bu kapsamda Dünya ölçeğinde iş yapmakta olduğunu, Konya bazında ihracat ve döviz kazandırıcı Şirketlerin başında geldiğini, bu kapsamda İran'da da yoğun bir iş potansiyeli olduğunu, davacı tarafın da  müvekkilinin İran'da iş ve ticaret yaptığı kişi ve kuruluşlardan birisi olduğunu, uzun yıllardır devam eden bu ilişki boyunca davacıların talep etmiş oldukları tüm makine ve ekipmanları müvekkili şirket tarafından davacılara eksiksiz olarak teslim edildiğini, ancak işbu makine ve ekipmanların tesliminden sonra davacıların montaj vb. birtakım masrafların çıktığını ve birtakım makineleri de iade etmek istediklerini belirttiklerini, davacıların yapılan masraflara ilişkin taleplerine binaen müvekkili şirket davacılardan mali hukuk açısından gerekli olan faturaları kesmesini talep etmiş, davacıların da 27.08.2019 tarihinde 27.600 Euro bedelinde faturayı kesmiş söz konusu faturanın taraflarına iletilmesine binaen 18.09.2019 tarihinde müvekkili şirket tarafından 27.600 Euro davacılara ödendiğini, söz konusu fatura ve ödemeye ilişkin dekontun dilekçe ekinde sunulduğunu, ardından davacıların birtakım makine ve ekipmanları iade etmek istediklerini belirtip bunun karşılığı olarak 40.000 Euro talep etmeye başladıklarını, müvekkili şirketin davacılara iade etmek istedikleri malzemeleri iade faturası keserek göndermeleri halinde işbu iadeyi kabul edip ödeme yapabileceklerini belirttiğini, davacıların müvekkili şirketi daha önce de defalarca faturayı keseceğim şeklinde geçiştirip asla faturaları düzenlemediği için zaten müvekkili şirketin ticari defterlerinde birtakım açıklar oluşmuş olması nedeniyle müvekkili şirketin bu sefer usule ve yasaya uygun olarak davacıların iade faturası kesmeden yani hukuki açıdan gerekli işlemleri yapmadan ödeme yapmak istemediğini, davacıların 40.000 Euro ödeme talep ettiklerini müvekkili şirkete iletmeye devam ettiklerini, müvekkili şirketin de davacıları gerekli işlemleri yapmaları, evrakları göndermeleri, iade için iade faturasının kesilmesi gerektiği gibi hususlar açısından defalarca uyardığını, ancak davacıların ısrarla hukuki sorumluluklarını yerine getirmediklerini, davacıların hukuken yapmaları gereken işlemleri yapmamalarına rağmen müvekkili şirket aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyası ile haksız ve mesnetsiz olarak icra takibi başlattıklarını, işbu takibe karşı müvekkili şirketin usule ve yasaya uygun olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz iddialarla açılmış olan işbu davanın reddi yönünde karar verilmesini, davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince \"... Davacılar ile davalı arasında 2017 yılından süregelen ticari ilişki olduğu, davacılar tarafından 25/07/2019 Tarih ve Tutanak Başlıklı Mutabakat Belgesi ile 04/12/2019 ve 20/12/2019 Tarihli belgeler dayanak olmak suretiyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla icra takibine geçildiği, davalı tarafından söz konusu mutabakat belgesinin ve yazışma içeriklerinin kabul edilmediği, nitekim söz konusu belge asıllarının talep edilmesine rağmen davacılar tarafından yasal süre içerisinde Mahkememiz dosyasına sunulmadığı, sadece çevirisinin sunulması ile yetinildiği, söz konusu çevirilerin incelenmesinde ise ilgili belgelerde adı geçen kişilerin mutabık olduklarına ilişkin herhangi bir imza içermediği ve dahi ilgili belgelerde adı geçen kişilerin davalı şirketi temsile ve ilzama yetkili, borç altına sokabilecek kişi veya kişilerden olmadığı, adı geçen... isimli şahsın şirket kayıtlarından hiç bir şekilde adının geçmediği, davacıların 805 sayılı Kanunun 2/1 maddesi gereğince davalı şirket ile ticari ilişkileri sebebiyle Türkçe tutmakla yükümlü oldukları defter ve belgeleri sunmadığı, Mahkememizde davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde davalı şirketin yılda 4 kez Bağımsız Denetçiler Tarafından denetlenen ve denetin raporu KAP'ta yayımlanarak kamuoyu ile paylaşılan Halka Arz olmuş bir şirket olduğu, ticari defter ve belgelerinin lehine delil teşkil ettiği, usulüne uygun olarak tutulduğu ve incelenen defterlerinde davacılardan 10.000,00 Euro alacaklı olduğu görülmekle davacıların davalarının reddine karar verilmiştir. <br>10.Her ne kadar davalı vekili tarafından kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de; Yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13/04/2015 Tarih ve 2015/2729 Esas-2015/2509 Karar sayılı ilamı da emsal alınarak davacının icra takibine başlamakta kötüniyetli olduğu dosyadaki mevcut delillerle davalı yanca ispat edilemediğinden yasal şartların oluşmaması sebebiyle kötüniyet tazminatı talebinin reddine...\" gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen karar ile ülke ile ticari ilişki içerisinde olan yabancılara karşı hukuki güven ve hukuki istikrar ilkelerinin yok sayıldığını, davalının dahi sözleşmeyi reddetmemişken mahkemenin bu gerekçesinin izahı olmadığını, 25/07/2019 tarihli mutabakatta toplam borcun 67597 Euro olup, davalınında kabul ettiği üzere 27600 Euro ödendiğinden kalan 40.000 Euronun müvekkilleri tarafından talep edildiğini, davalı tarafından iddia edilmeyen mahkeme tarafından resen gerekçe edilen ret nedenlerine anlam verilemediğini, mahkemenin davalı adına adeta bir savcı gibi delil topladığını, mahkeme tarafından yargılamanın resen incelemeye tabi tutularak davanın red edildiğini, bu karar ile davalının hem 40.000 Euro değerindeki malları iade almış hem de 40.000 Euro ödemeyi yapmayarak kara geçmiş olduğunu, davalının malların iade edilmediğini değil iade faturası düzenlenmediğini iddia etmekte olduğunu, müvekkilinin tutanakta yer alan malları davalı şirket adına ....'ye teslim ettiğini, bu konuda ihtilaf bulunmadığını, 40.000 Euro değerindeki bir davanın tek kişilik bir muhasebeci raporu ile karara çıkarıldığını, iş davaları kira davaları dahi en az iki üç bilirkişi raporu ile karara çıkarken bu değerdeki bir dosyada tek kişilik raporla karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin defterlerinde müvekkil alacağının olmamasının işbu dava açısından sonuç doğurmadığını, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması ve birbirini doğrulaması gerektiğini, ancak müvekkilinin yabancı menşeili bir şirket olup TTK gereğince defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin Türkiye'de herhangi bir şubesi olmaması ve merkezinin İran olması sebebi ile müvekkilinin ticari defter tutmak zorunda olmadığını, ticari defterlerin sahibi lehine delil olması hükmünün hatalı değerlendirildiğini, davalı ile müvekkil arasında imzalanan 25.07.2019 tarihli sözleşmede, 20.12.2019 ticaret sicilde yetkili görünen .... tarafından imzalanan yazının, davalının İran işlerini yürüttüğünü kabul ettiğini ve 25.07.2019 tarihli toplantıda da yer alan .... tarafından imzalanan 03.03.2021 tarihli yazılların tamamında 40.000 Euro borcun açıkça ve şartsız olarak kabul edildiğini, tamamında da şirket kaşesi de yer aldığını, davalının işbu senetlerin aksini ispat zorunluluğu bulunduğunu, bunun aksini ispat eden bir delil de sunmadığını, davalının borcu ödememesinin iade faturasının düzenlenmesine bağladığını, ancak bir ödemenin yapılmasının iade faturasına bağlı olmadığını belirterek istinaf talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Taraflar arasında 2017 yılından beri süregelen, makine ekipman ve teçhizatı satımına ilişkin, ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça, davalı şirketten alınan malların iade edilmesi nedeniyle alacaklarının bulunduğu, alacak yönünden 25.07.2019 tarihli mutabakat metni ile anlaşmaya varıldığı buna göre davalının, davacı ...'ye 67.597 EURO ödemeyi kabul ettiği, bu alacaktan bakiye 40.000 EURO'nun ödenmediği, bu nedenle Konya .. İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine, itirazın iptali istemli eldeki davanın açıldığı, Dava dilekçesinde, alacağın   25.07.2019 tarihli tutanak ile belirlendiği, davanın kabulünün talep edildiği, davalı taraf cevap dilekçesine, alacak talebine konu malların kendilerine teslim edilmediği, iade faturası ile birlikte malların teslimi halinde ödeme yapılacağının davacı tarafa daha önce bildirildiği, tutanak altında imzası olan kişilerin davalı şirketi temsile yetkili olmadıkları, tutanağın davalı şirketi bağlamayacağı savunmasında bulundukları, İlk derece mahkemesince, 25.07.2019 tarihli tutanak ile davacı tarafça sunulan diğer belgelerde imza bulunmadığı, bu belgelerde yer alan kişilerin davalı şirketi temsile yetkili olmadıkları gerekçeleriyle davanın yazılı şekilde reddine karar verildiği, görülmüştür.<br>İlk derece mahkemesince, 25.07.2019 tarihli tutanak ile 04.12.2019 tarihli ve 201.12.2019 tarihli belgelerin asıllarının dosyaya sunulmadığı, bu belgelerde imza bulunmadığı ifade edilmiş ise de; 25.07.2019 tarihli belgede davalı şirket satış pazarlama müdür olarak ...'un, davalı şirketin İran temsilcisi olarak ...'nin ve davalı şirket adına ...'ın yer aldığı, tutanağın Farçsa orjina metninde imzalar bulunduğu, bu hususun tercüme belgesinde \"imza\" olarak yer aldığı, tutanağın orjinal metninde ilgili makamca \"aslı gibidir\" onayı bulunduğu, 25.07.2019 tarihli tutanakta ayrıntısı belirtildikten sonra \"toplamda İmaş. A.Ş. ...' beye 67.597 EURO, demeyi kabul etmiştir.\" şeklin de beyan bulunduğu, Davacı tarafça, aslı gibidir  onaylı orjinali ve onaylı tercümesi sunulan 04.12.2019 tarihli, İran Temsilcisi sıfatıyla ... tarafından düzenlenmiş belgede \"25.07.2019 tarihli tutanağın 10.sırasındaki 7 üniteden oluşan bütün makineleri 04.12.2019 tarihinde teslim alınmış olup 25.07.2019 tarihli tutanağı imzalayanlar -.../ İmaş A.Ş. - ile yaptığım telefon görüşmesi sonucunda 20.12.2019 tarihine kadar mezkur tutanağın 40.000 EURO tutarını ....Beyin bildirdiği hesaba yatırmayı taahhüt ederim\" beyanın bulunduğu, yine  aslı gibidir  onaylı örneği ve onaylı tercümesi sunulan 20.12.2019 tarihli, Satış ve Pazarlama müdür sıfatıyla ...  tarafından düzenlenmiş belgede, \"müşterilerden beklediğimiz ödemelerin gerçekleşmediği nedeni ile bugün size ödememiz gereken 40.000 EURO'yu ödeyemedik. Bu nedenle üzgünüz. Bu tutarı bir afta sonra size ödemek için sizden 2019 Aralık ayının 27'sine kadar beklemenizi rica ederiz\" beyanının bulunduğu görülmüş olup, davacı tarafça belirtilen tutanak ve belgelerde imzası olan kişilerin davalı şirketi temsile yetkili kişiler olduğu iddiası ileri sürülmüştür.<br>Yargıtay HGK'nın 20/12/2017 tarih  2017/12-1149 Esas 2017/2029 Karar sayılı ilamında;  .... Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449. maddesinin birinci fıkrasında ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekâle imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir\" şeklinde yapılmıştır. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547. maddesinin birinci fıkrasında ise ticari mümessil; “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır.<br>Ticari mümessillik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticari mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir.<br>Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu hâliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK m.450; TBK m.548).<br>Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. m. 449/2; TBK. m. 542/2).<br>Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır.<br>Nitekim ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK m. 449/l'de ...işlerini idare ...\" ibaresiyle vurgulanmıştır.<br>Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir.  Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir.<br>Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 539/II. (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür.<br>İşletme sahibinin ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir.<br>Ticari mümessillik gibi ticari vekâlet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekâlet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir.<br>Borçlar Kanunu madde 453/ I ve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir.<br>Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” hükmünü içermektedir.<br>Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.<br>Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.<br>Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekâlet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir.<br>Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir.<br>Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez (BK. m. 453/2; TBK m. 551/2). Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK m. 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez...\"   hususları belirtilmiştir.<br> 25.07.2019 tarihli tutanak ile 04.12.2019 tarihli, 20.12.2019 tarihli belgelerde davalı şirket satış pazarlama müdürü sıfatıyla bulunan ...'un, davalı şirketin İran temsilcisi sıfatıyla bulunan bulunan ...'nin ve davalı şirketi temsilen sıfatıyla bulunan ...'ın, yukarıda ifade edilen mevzuat hükümleri, yargıtay kararları ve ilkeler çerçevesinde; ticari temsilci yada ticari vekil olup olmadıklarının araştırılarak, bu hususun kesin olarak saptanması, belirtilen kişilerin davalı şirket temsilci yada ticari vekil olduğunun anlaşılması halinde, borç ikrarı içeren, tutanak ve belgelerin  davalı şirket yönünden bağlayıcı olacağının gözetilmesi;  ayrıca dilekçelerde şirket olarak belirtilen davacı Tahran Ard-e Vatan'ın niteliğinin ve tüzel kişiliğinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, davacıların husumet ehliyeti yönünden, taraflar arasında bulunan tüm sözleşmeler de  temin edilerek, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile sair kayıt ve belgeler çerçevesinde ticari ilişkinin tarafları belirlenerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden, davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin ikmalinden sonra delillerin esastan değerlendirilip hüküm tesis etmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesi gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davacıların istinaf talebinin KABULÜ ile Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  11/10/2022 tarih, .. Esas, .. Karar, sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yatırılan toplam 161,40 TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davacılara iadesine, <br>4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/01/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br>Başkan.<br> e-imzalıdır<br>Üye .<br> e-imzalıdır<br>Üye .<br>e-imzalıdır <br>Katip .<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2664d7c533abfce2","SID":"a63bf815d4fcadca"}}