{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2020/147 Esas 2024/38  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2020/147 <br>KARAR NO\t: 2024/38<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>KATİP\t\t: ... \t  ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t:  27/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2019/250 Esas 2019/750 Karar<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ<br>DAVALI <br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 18/05/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 16/01/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 20/01/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine açılan duruşma sonucunda düşünüldü. <br>\tDAVA <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 03/04/2012 ile 03/10/2013 tarihleri arasında 100 hisse ve 5.000,00TL sermaye payı ile yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, bu dönemde 100.000,00TL'ye ihtiyacı olduğunu ve ... nin hesaplarından kendisine para ödenmesini talep etmesi üzerine 20/12/2012 tarihinde şirketin hesabının bulunduğu ... A.Ş. aracılığı ile davalı ...'a 100.000,00TL ödeme yapıldığı, yürütmekte olduğu yönetim kurulu üyeliğinden 30/09/2013 tarihinde istifa eden davalıya ödenen paranın borç olarak verildiği ve bu hususun müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında ve yevmiye defterlerinde de belli olduğunu, her ne kadar 06/11/2015 tarihli itiraz dilekçesinde müvekkil tarafından borç olarak ödenen meblağın müvekkili şirkette çalıştığı döneme ilişkin olarak kurallara uygun şekilde ödendiğini iddia etse de, davalının bu iddiasında haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca davalı yanın itiraz dilekçesinde müvekkili tarafından yapılan ödemenin hangi amaçla yapıldığını beyan etmediğini, davalıya müvekkili şirketin banka hesabından yapılan ödemenin şirket ve banka kayıtları incelendiğinde borç olarak verildiğinin ve geri ödemenin de olmadığının görüleceğini, borcun tahsili için Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/19705 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin ortağı olduğu davacı şirketin bazı borçlarını ödeme güçlüğüne düşünce müvekkilinden almış olduğu borcu önce 20.12.2012 tarihinde banka kanalı ile kendisine iade ettiğini ve müvekkilinin şirket hisselerini devrederek şirketle ibralaşmasının ardından 3 yıl kadar sonra haksız olarak ilamsız icra takibi başlattığını, davacı firmaya ait cari hesap hareketlerinin, ödeme banka aracılığı ile yapıldığı için ve taraflar arasında bu ödemeye ilişkin dekont dışında herhangi bir yazılı sözleşme de bulunmadığı nedeniyle HUMK'da sayılan ve delil olarak nitelendirilebilecek bir önemi bulunmadığını, davaya konu 20.12.2012 tarihli 100.000,00TL'lik ödemenin banka havalesiyle yapıldığı ve havale makbuzunun üzerinde paranın ne için gönderildiğine dair bir kayıt bulunmadığını, havalenin bir ödeme aracı olup mevcut bir borcun ödendiğini gösterdiğini, somut olaydaki banka dekontunda da paranın davacı firma tarafından müvekkiline borç olarak gönderildiğini gösterir bir ibare bulunmadığını, maddi bakımdan hiçbir sıkıntı bulunmayan müvekkilinin davacıdan borç para almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davalının gerek şirkete borç verdiği gerekse şirketten alacaklı olduğu gerekçesiyle 100.000,00TL tutarı aldığı şeklindeki iddialarını ispat edemediği gibi şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeyle de bu iddialarını doğrulayacak bir bilgi yada belgeye rastlanmadığı, savunmanın aksine yasal mevzuatında belirtildiği üzere açılış ve kapanış kayıtları yaptırılmış ve usulüne uygun olarak tutulmuş şirket kayıtlarında bu paranın davalıya borç olarak verildiğine ilişkin müsbit evrakı da sunulmuş kayıt bulunduğu, diğer yandan şirketin mali ve finansman yapısı da genel olarak incelendiğinde, 2012 yılında 5.400.000,00TL ödenmiş sermayesi, 6.471.058,48TL öz kaynakları ve 3.630.356,30TL kredibilitesi olan şirketin 100.000,00TL borç almasını gerektirecek bir durumun bilanço analizi kurallarının içinde bir yerinin bulunmadığı, şirketin usulüne uygun olarak tutulmuş kayıtlarının, finansman ve mali yapısının 100.000,00TL ye ihtiyaç göstermeyecek kadar sağlıklı olduğu hususları gözetilecek olur ise şirket tarafından banka havalesi ile 20.12.2012 tarihinde davalıya gönderilen 100.000,00TL'nin davalıya borç olarak verildiği ve davalı tarafından borcun ödenmediği anlaşıldığından davacının itirazın iptali davasının kabulüne, takip ve dava konusu alacak likit olmadığından yargılamayı gerektirdiğinden davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davada ispat yükü davacı da iken ispat yükünün davalıya çevrilmesi, esasa dair incelemeler yapılmadan eksik inceleme ile acele bir karar verilmesinin  hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin ... Tic. Ve San. A.ş. Şirketinin ortağı iken 30.09.2013 tarihinde paylarını şirket sahibi ...’e devrederek şirketteki ortaklıktan ayrıldığını, taraflar arasında ortaklık bu tarihte sona erdiği için hayatın olağan akışına ve ticari teammüllere göre eğer karşılıklı bir borç ilişkisi mevcut ise karşılıklı ibralaşma sayılan ortaklıktan ayrılma aşamasında bu mesele çözülmesi gerektiğini, 3 sene bekletildikten sonra icra takibi başlatmak bu teammüllere uygun olmadığını, raporda davacı şirketin maddi durumunun borç almaya ihtiyaç göstermediği aktifinin pasifinden fazla olduğu gibi soyut bir tespit de gerekçeli karara dayanak yapıldığını, davalı müvekkilin o dönem maddi durumunun tespitine dair hiçbir araştırma yapılmadığını, müvekkilinin o dönem üzerine kayıtlı pek çok gayrimenkul bankalarda yüklü miktarda nakit parası bulunmakta iken neden hisselerini de devrettiği şirketten 100 bin TL almış olabileceği konusunun hiç araştırılmadığını, somut olayın bu kadar karmaşık hale gelmesinin tek nedeni davacı ve dava dışı şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...’in 20.12.2012 tarihinde müvekkilinden daha önceden borç olarak almış olduğu 100.000 TL parayı ... üzerinden havale ederken davacı şirket hesapları üzerinden havale etmesi olduğunu, daha sonra da davacı şirket hesap ve defterleri üzerinde tek taraflı düzmece kayıtlar yaparak müvekkiline borç verilmiş gibi kayıtlar oluşturulduğunu, yapılmış olan bu düzmece kayıtların hiçbir hukuki bağlayıcılığı ve geçerliliği olmadığı gibi davacı lehine bir delil teşkil etmesinin de mümkün olmadığını, davacı firmanın yönetim kurulu başkanı müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra imzası bulunmayan bir yönetim kurulu kararı ile suni olarak borçlandırmak gayesi ile hareket ettiğini, yaptıkları işlemler HMUK BK. ve TTK’ya aykırı olduğunu, dava dışı şirketin yönetim kurulu başkanı olan ... ödeme güçlüğüne düşünce, müvekkilinden almış olduğu borcu önce 20.12.2012 tarihinde banka kanalı ile kendisine iade ettiğini, müvekkilinin dava dışı ... Tic. Ve San. A.ş.’nin  şirket hisselerini devrederek şirketle ibralaşmasının ardından 3 yıl kadar sonra haksız olarak ilamsız icra takibi başlattığını, daha sonrada mahkemede görülmüş olan itirazın iptali davasını açtığını, davacının dava dilekçesindeki delil listesinde bildirmiş olduğu davacı firmaya ait cari hesap hareketlerinin, ödeme banka aracılığı ile yapıldığı için ve taraflar arasında bu ödemeye ilişkin dekont dışında herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı için HUMK’da sayılan  ve delil olarak nitelendirilebilecek bir önemi bulunmadığını, davaya konu 20.12.2012 tarihli 100.000 TL’lik ödemenin müvekkiline yapılmış olduğuna dair taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını davaya konu ödeme banka havalesi olduğunu, havale makbuzunun bir ödeme aracı olup mevcut bir borcun ödendiğini gösterir belge olduğunu, makbuz üzerinde paranın ne için havale edildiğine dair bir kayıt bulunmamakta ise, başkaca da bu ödemeye ilişkin tarafların imzalarına havi yazılı kanıt yoksa davacının iddiası kanıtlanmamış sayıldığını, davacı, müvekkiline havale edilen paranın iddia ettiği ilişki nedeniyle gönderildiğini ispat edemediğini bu nedenle havale makbuzundan ibaret olan belge içeriği dışındaki hiçbir evraka delil olarak itibar edilemeyeceğini, somut olaydaki banka dekontunda da paranın davacı firma tarafından müvekkiline borç olarak ödendiğini gösterir bir ibare bulunmadığını, davacı şirketin eski ortağı olan müvekkiline 100.000 TL borç vermesi ve bunu muhasebe kayıtlarına işleyerek 3 yıl sonra icra takibi yaparak faizi ile birlikte talep etmesi ticaret hayatına ve basiretli bir tacirin davranışına uygun olmadığını, müvekkilinin davacı şirketteki ortaklıktan ayrıldıktan sonra davacı şirket kayıtları üzerinde herhangi bir kontrol veya itirazı da olamayacağı için muvafakiyeti dışında kayıt tutularak borçlandırılmak istenilmesi hukuksuz olduğunu, müvekkilinin dava dışı ... Tic. Ve San. A.ş.’deki ortaklığından ve yönetim kurulu üyeliğinden 30.09.2013 tarihinde istifa ettiğini ve şirketi ibra ettiğini, aynı tarihte şirket hisselerini ...’e sattığını, yine aynı tarihte dava dışı şirket yönetim kurulu toplanarak müvekkilinin istifasını, pay devrini kabul ettiğini, taraflar arasında bu kadar ibra, istifa ve şirket payı devri yaşanırken alacaklı olduğunu iddia eden davacı şirketin 100.000 TL’lik bu alacağına dair karşılıklı bir ek protokol yapmaması, bir teminat senedi almaması ya da gönderilen paraya ilişkin dekonta müvekkiline borç olarak ödeme yapıldığına dair bir şerh düşmemesi izahtan yoksun olup basiretli bir tacirin gösterebileceği olağan bir davranış olmadığını, müvekkilinin itirazı üzerine yine kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, davacının kötü niyetli bu davranışı neticesinde müvekkilinin var olmayan bir borca itiraz etmek zorunda kaldığını, avukattan hukuki yardım aldığını, avukatlık ücreti ödediğini, hem zaman hem de maddi kayba uğradığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi müvekkili davacı firmadan herhangi bir borç para almadığını, davacı firma, yönetim kurulu başkanının bir ihtiyacına binaen kısa süren maddi güçlüklerini aşması için borç vermiş olduğu parayı havale yolu ile kendisine iade ettiğini, Ankara’da gayrimenkulleri bulunan müvekkilinin maddi bakımdan hiçbir sıkıntısı bulunmadığını, bu nedenlerle usuli ve esasa dair pek çok hukuki sakatlık ihtiva eden kararın bozulmasına karar verilerek kaldırılmasını, davacının açmış olduğu davanın reddini, dosyanın mahkemesine iadesini, istinaf masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİK<br>\tDava; şirketin eski ortağından olan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı şirket ticaret sicil kayıtları,hisse devir sözleşmesi,Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/19705 esas sayılı dosyası,bilirkişi raporu vs. deliller dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tAnkara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/19705 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde özetle,davacı alacaklı .... tarafından davalı borçlu ... aleyhine 100.000,00 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 03/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 7 günlük yasal süre içerisinde 06/11/2015 tarihinde borca itiraz ettiği, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 18/05/2016 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tYargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda özetle, davacı şirketin 2012 yılına ait yevmiye defterinin 145.Sayfasında 20.12.2012 tarihinde davalı ...'a 100.000 TL borç para verildiği, bu ödemenin de şirketin ... ... Şubesi, 89982543 nolu hesabından yapıldığı,853 Nolu yevmiye kaydında 20.12.2012 tarihli Banka havale dekontunda,20.12.2012 tarihli Muhasebe fişinde ve şirketin muhasebe kayıtlarının yapıldığı Canias programının (Muhasebe Belgesi ekran görüntüsünde açıkça görüldüğü davacı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda davalının gerek şirkete borç verdiği gerekse şirketten alacaklı olduğu gerekçesiyle 100.000,00 TL tutarı aldığı şeklindeki iddialarını ispat edemediği gibi şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeyle de bu iddialarını doğrulayacak bir bilgi yada belgeye rastlanmadığı,İddianın aksine yasal mevzuatında belirtildiği üzere açılış ve kapanış kayıtları yaptırılmış ve usulüne uygun olarak tutulmuş şirket kayıtlarında bu paranın davalıya borç olarak verildiğine ilişkin müsbit evrakı da sunulmuş kayıt bulunduğu, diğer yandan şirketin mali ve finansman yapısı da genel olarak incelendiğinde, 2012 yılında, 5.400.000,00 TL ödenmiş sermayesi,6.471.058,48 TL özkaynakları ve 3.630.356,50 TL kredibilitesi olan şirketin 100.000,00 TL borç almasını gerektirecek bir durumun bilanço analizi kurallarının içinde bir yerinin bulunmadığı 100.000,00 TL nin davalıya borç olarak verildiği şirketin usulüne uygun olarak tutulmuş kayıtlarının,finansman ve mali yapısının 100.000,00 TL ye ihtiyaç göstermeyecek kadar sağlıklı olduğu,belgelerdende görüleceği üzere şirket tarafından banka havalesiyle 20.12.2012 tarihinde davalıya gönderilen 100.000,00 TL nin borç olarak verildiği belirtilmiştir.<br>\tTicaret Sicil Gazetesinin incelenmesinde, davacının 30.09.2013 tarihinde  davacı şirkette bulunan 100 Pay karşılığı  5.000,00 TL pay tutarını ...'e devir ettiği anlaşılmıştır.<br>\tTaraflar arasında davalının davacı şirketin eski ortağı olduğu, şirketin hesabından davalıya 100.00,00 TL havale  yapıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacı şirket hesabından  yapılan ödemenin davalıya borç olarak verilip verilmediği, davacının davalıdan talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tDosyada mevcut ... Bankasının 20.12.2012 tarihli  \"Hesaptan hesaba havale-Borç Dekontu\"başlıklı belge  fotokopisi incelendiğinde davacı şirket tarafından davalıya 100.000,00 TL havale edildiği,açıklama olarak VRM C/H ... yazıldığı anlaşılmıştır.<br>\t Dairemizce davacı vekilinden,davacı şirketin ortaklar borç kaydını içerir 331- 332 nolu alacak borç kaydının tutulduğu defter ve belgeler  sonuçları hatırlatır ihtarı ve kesin süreyi içerir müzekkere ile istenmiş davacı vekilince ihtara rağmen davacı tarafça ortaklar cari defterinin fotokopisi dosyaya sunulmuştur. Dairemizce verilen kesin süreye rağmen şirketle ortak arasındaki hesabının takip edildiği 331-332 ortakları cari hesabına ilişkin kayıtlar sunulmadığından, şirket kayıtları ile alacak ve borç varlığının tespiti ve incelemesi yapılamadığından artık şirketler hukuku değil TBK havale hükümleri uygulanmalıdır.<br>\tTürk Medeni Kanun'un 6. maddesi gereğince, herkes iddiasını ispatla yükümlü olup, davacı, davalıya geri alınmak üzere ödünç para verdiğini yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Davalı, davacıdan borç para almadığını, ortak olduğu dönemde  davalı şirketin maddi güçlüklerini  aşması için borç verdiğini davalınında bu borcu havale yolu ile kendisine ödediğini savunmuştur. Davalı bu şekilde, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü değişmeyecektir. Başka bir ifade ile ispat yükü yine davacıdadır.<br>\tHavale, kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Bir başka deyişle havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) havaleyi gönderen tarafın ispat etmesi gerekir. Somut olayda, paranın gönderildiği dekontda ödünç yada borç verildiğine dair  bir ibarenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>\tDavacının yemin deliline dayandığı, Dairemizce 14.11.2023 tarihli duruşmada davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacağını bildirmesi için verilen sürede davacı vekilinin yemin delililine dayandıklarını belirterek yemin metni sunduğu, yemin metninin davalı asile tebliğ edildiği, davalı asil ...'ın 16.01.2024 tarihli celsede, davacı  .... nin ... Sincan OSB Şubesi ndeki 89982543 no lu Vadesiz<br> Ticari Mevduat Hesabından, alıcı  ...'ın 90711544 no lu hesabına 20.12.2012<br> tarihinde 100.000,00 TL ödemenin borç olarak yapılmadığına,  bu paranın borç olarak ödenmediğine dair yemin ettiği anlaşılmıştır.<br>\tHal böyle olunca, davacı tarafından davalıya gönderilen havalede paranın borç olarak gönderildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı ve davalının paranın ödeme amacıyla gönderildiğine dair yemin ettiği anlaşıldığından kesin delil niteliğindeki yeminin sonucuna göre davanın reddine karar vermek gerekirken, ilk derece mahkemesince  davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.<br>\tDavacı şirket, davalı  aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de, kötü niyetli olduğuna ilişkin davalı tarafından herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu durumda, davacının davalı aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de, kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı,  gözetilerek kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına  karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, <br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/11/2019 gün 2019/250 Esas 2019/750 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE, <br>\t4-Davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, <br>\t5-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 1.708,00TL harcın mahsubu ile artan 1.280,00 TL harcın davacıya iadesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t7- Davalı tarafından yapılan 109,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>\t8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine, <br>\t9-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 1.708,00 TL istinaf maktu karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine,<br>\t2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 109,40 TL istinaf başvuru gideri ve dosya gönderme ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında birden fazla duruşma açıldığından yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 20.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  <br> <br>\tDair, taraf vekillerinin ve davalı asilin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca  uyuşmazlık konusu miktar itibariyle kesin olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.16/01/2024  <br><br> Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                          Zabıt Katibi -...<br>  ...            ...       ...                         ... <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"468e4f62b68b921a","SID":"3c8a14c16c99c9d6"}}