{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1090 <br>KARAR NO: 2024/162<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/03/2021<br>NUMARASI: 2019/1156 Esas - 2021/274 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/01/2024.ğü'nden alınması gereken işletme devir iznini tamamlamadığı, hatta bu devir izni için ilgili kuruma hiçbir başvuru yapmadığının tespit edildiğini, davalıya bu durum 28.05.2018 ve 03.04.2019 tarihli ihtarnameler ile ihtar edilmesine rağmen davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmenin 5.3 ve 6. maddeleri gereğince sözleşme bedelinin yarısı olan 125.000-TL’nin talep edileceğinin 28.05.2018 tarihli ihtarnameyle davalıya ihtar edilmesine rağmen davalının verilen sürede yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle davalıya hem ceza hem faiz talep edileceğini belirten yeni bir ihtarname gönderildiğini, bu ihtarlara rağmen davalının işletme devir iznini tamamlamaması nedeniyle sözleşme bedelinin yarısı olan 125.000-TL cezanın faizi ile birlikte tahsili için İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve faize haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının takibe itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, Sakarya Mahkemelerinin yetkili olduğunu,sözleşme tarihi 30.12.2016 olup iddia edilen devir almama olgusunun müvekkiliyle ilgili olmadığını, devredilmeye çalışılan sahanın, aslında sözleşme ile beklenen verimi sağlayacak nitelikte olmadığını, davacının cezai şart talep edebilmesi için öncelikle bu sahanın kendisinden beklenen koşullarda olması gerektiğinden, müvekkilinin saikte yanılarak sözleşme imzaladığını, sözleşme koşulları müvekkili aleyhine ağır olup, hak ve menfaatler dengesinin bozulduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının yerinde olmadığını, davacının ifa edilen edimi çekincesiz kabul ettiğini, somut olayda terminlere uyulmaması halinde bile davacının geç teslimle ilgili iddiasının teslimden çok sonra 05.07.2019 tarihinde müvekkiline ulaştığını, kaldı ki müvekkilince iddiaların kabul edilmediğine dair 18.07.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini, müvekkilince iyi niyetli olarak ödemeler yapılmakla müvekkilinin kötü niyetinden söz edilemeyeceğini, davacının somut bir zararının bulunmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında 30.12.2016 tarihli maden ruhsat sahasının devri sözleşmesi akdedildiği, ruhsat devri için 250.000-TL bedel belirlendiği, sözleşmenin 5.3 maddesinde, \"Devir alan, haksız veya keyfi gerekçelerle devir işleminden vazgeçmesi, mahkemece haksızlığının kanıtlanması halinde, devir edene sözleşme tutarının yarısı olan 125.000-TL kadar ceza ödeyeceğini, devir alan tarafından  o tarihe kadar yapılan ödemeleri geri iade istemeyeceğini, teminat senedinin geri iade edilmeyeceğini ve devir eden tarafından tahsil yoluna gidilebileceğini peşinen beyan kabul ve tahhüt eder. Devir eden bu durumda başka her ne nam altında olursa olsun devir alandan başkaca bir bedel talep etmeyecektir.” şeklinde düzenlendiği, davacı şirket tarafından davalıya 03.04.2019 tarihli ihtarname ile “Maden sahasının devri için eksiklerin tamamlanarak 7 gün içerisinde başvurulmasını aksi takdirde, sözleşmenin 5.3.6 maddesi gereği sözleşme bedelinin yarısı olan 125.000-TLcezanın 08.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile yasal yollara başvurulacağı” hususunun ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 01.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının maden ruhsat sahasının devri için başvuruda bulunmadığı, sözleşmenin 5.3 maddesine göre devir alanın haksız veya keyfi gerekçelerle devir işleminden vazgeçmesi halinde 125.000-TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davalı taraf maden sahasının beklediği verimi karşılayacak nitelikte olmadığını ileri sürmüşse de, davalı tarafın basiretli tacir olarak hareket etmek zorunda olduğu, imza altına alınan sözleşmenin hükümlerini bilebilecek bir durumda olduğu, maden sahasını devralacak kişi ya da tüzel kuruluşun çok ayrıntılı analizler yapması, maden sahasını iyi etüt etmesi, iyi bir pazar araştırması yapması gerektiği, bu nedenle davalı tarafın yeterli verim alınamadığına yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, davacı davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğünden, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 22.722,26-TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu, ancak davacının 22.037-TL işlemiş faiz talep ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına,alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: 1-Davacı vekili; taraflarca imzalanan sözleşme hükümleri açık olup ruhsat devri için 250.000-TL bedel kararlaştırıldığını, sözleşmenin 5.3 maddesinde de cezai şart bedelinin 125.000-TL olarak belirtildiğini, bu nedenle alacak likit olup mahkemece icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; mahkemece müvekkilinin ticari defter kayıtları incelenmeden eksik inceleme sonucunda karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, cezai şartın talep edilebilmesi için talep edenin zarar görmüş olması gerektiğini, oysa bilirkişi raporunda somut zarara ilişkin bir değerlendirme bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeyle bağlı olmadığı yönündeki iddialarının değerlendirilmediğini, davacının cezai şart talep edebilmesi için öncelikle sahanın beklenen koşullarda olması gerektiğini, sözleşme koşullarının müvekkili aleyhine ağır olup hak ve menfaatler dengesinin bozulduğunu, ancak bu savunmalarının dikkate alınmadığını, olayda temerrüt olgusunun gerçekleşmediğini, bu nedenle davacının faiz isteyemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmadığını, yetki itirazlarının reddine karar verilmesinin  hatalı olduğunu, davanın reddedilen kısmına ilişkin olarak davacının kötü niyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taraflarca düzenlenen maden ruhsat sahasının devri sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmediği iddiası ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; devreden davacı ile devralan davalı arasında 30.12.2016 tarihli Zonguldak ilinde bulunan maden ruhsat sahasının davalıya devrine ilişkin devir sözleşmesi akdedildiği, ruhsat devir bedeli olarak 2017 yılı için 250.000-TL bedel kararlaştırıldığı, davalının sözleşme gereği devir işlemlerini yerine getirmemesi üzerine davacı tarafça davalıya keşide edilen 28.05.2018 ve 03.04.2019 tarihli ihtarnameler ile, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nden alınması gereken işletme devir izninin alınmadığı, devir için başvuru yapılmadığı belirtilerek, 7 günlük süre içerisinde maden sahası devri için ilgili kuruma başvuru yapılmasının, yükümlülüğün süresinde yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin 5.3.6 maddesi gereği 125.000-TL cezanın talep edilmesi için yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün 12.12.2019 tarihli cevabi yazısında da söz konusu işletme ruhsatı için bir devir başvurusunda bulunulmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. HMK'nın 17. maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir. Somut olayda taraflarca imzalanan sözleşmenin 6. maddesi ile, ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış olup, yetki sözleşmesinde kanunen yetkili mahkemelerin yetkisinin saklı tutulmamıştır.Münhasır yetki sözleşmesi nedeniyle, mahkemece davalının yetki itirazının reddi ile yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.  Taraflarca imzalanan sözleşmenin 5.3.6 maddesinde; devir alanın haksız veya keyfi gerekçelerle devir işleminden vazgeçmesi, mahkemece haksızlığının kanıtlanması halinde, devir edene sözleşme tutarının yarısı olan 125.000-TL kadar ceza ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm, TBK'nın 179/1 maddesinde yer alan \"bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.\" şeklinde düzenlenen cezai şart niteliğindedir. Davalı tarafça; sözleşme konusu sahanın sözleşme ile beklenilen verimi sağlayacak nitelikte olmadığı, müvekkilinin saikte yanılarak sözleşme imzaladığını, sözleşme koşulları müvekkili aleyhine ağır hükümler içerdiğinden hak ve menfaatler dengesinin bozulduğu ileri sürülmüştür. Ancak iştigal konuları arasında madencilik de bulunan ve tacir olan davalının, imzalanan sözleşmenin hükümlerini bilebilecek durumda olduğu, maden sahasını devralacak tacirin maden sahasını etüt ve analiz etmeden devir sözleşmesi imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sözleşmenin 5.2 maddesindeki \"ruhsatın sadece 24,1 hektarlık kısmında işletme izni olduğunu, kalan ruhsat alanları ile ilgili olarak kuvars kumu mevcudiyeti devredenin sorumluluğunda olmayıp, devir alanın bunu bilerek ruhsat devirin aldığını beyan ve taahhüt eder\" şeklindeki düzenleme de dikkate alındığında, davalının bu savunmaları yerinde görülmemiştir. Davalının, ruhsat devri işlemleri için herhangi bir başvuru yapmadığı tespit edilmiş olmakla, davacı bakımından sözleşmeye dayalı cezai şart talep koşulları oluşmuştur.Dava sözleşmeden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkin olup, cari hesap alacağına ilişkin bulunmadığından tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonuca etkili değildir. Bu nedenle davalı vekilinin, ticari defterlerinin incelenmediğine ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Cezai şartın talep edilip edilemeyeceği, geçerli olup olmadığı ve miktarının fahiş olup olmadığı hususları yargılamayı gerektirir niteliktedir. Yerleşmiş yargı uygulamasında da cezai şart alacağının likit olmadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle cezai şart isteminde kabul ve reddedilen kısım yönünden koşulları oluşmadığından tarafların icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmelidir. Bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan cezai şart maktu bir tutar olsa da, yargılamayı gerektiren bu istek nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmemesi yerinde olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Mahkemece davacının işlemiş faiz alacağı istemi de kabul edilmişse de; davacının yukarıda özetlenen ihtarnamelerinin içeriğinde cezai şart alacağı yönünden herhangi bir ödeme talebi bulunmamakta olup, ihtarnamelerde ruhsat başvuru işlemlerinin yerine getirilmesi, aksi halde cezai şart talep edilmesi için yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir. Bu durumda takip öncesi temerrüt koşulları oluşmadığından, mahkemece takip öncesi işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Yine takip ve dava konusu asıl alacak ve işlemiş faiz istemi kabul edildiği halde, itirazın iptali hükmüne bağlı icra inkar tazminatı isteminin reddi nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.İcra inkar tazminatı isteminin reddi halinde karşı taraf lehine kötü niyet tazminatı, yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, işlemiş faiz alacağı isteminin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek ,asıl alacak bakımından itirazın iptaline ,işlemiş faize ilişkin fazla istemin reddine ,alacak likit olmadığından icra inkar ve davalının koşulları olmayan kötüniyeti tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2021 Tarih 2019/1156 Esas - 2021/274 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;  \"Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine itirazının kısmen iptaline, takibin 125.000-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına, fazla istemin reddine, Koşulları olmadığından tarafların icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; \"Alınması gereken 8.538,75‬-TL karar harcından mahkeme veznesine peşin yatırılan 1.775,84-TL ve icra veznesine yatırılan 735,19-TL olmak üzere toplam 2.511,03‬‬-TL harcın mahsubu ile kalan  6.027,72‬‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 2.555,43‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.400-TL bilirkişi ücreti ve 148,40-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.548,40-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.166-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,  Davacı lehine taktir olunan 20.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A-14 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.122-TL'sinin  davalıdan, 198-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,\"  Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 2.511‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 51-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 43-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6a6a057cc2b1775","SID":"340bb5ef4c03f366"}}