{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA  ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/12/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av.<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/01/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 26/01/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 20/12/2022 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı,  davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, davalı şirket aleyhine  24/01/2018 tarih ... nolu 1.522,20 TL bedelli; 05/03/2018 tarih ... nolu 557,55 TL bedelli; 24/03/2018 tarih .... nolu 3.432,15 TL bedelli ve 06/04/2018 tarih ... nolu 4.488,43 TL bedelli faturalara ilişkin alacağın tahsili amacıyla Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, işbu itirazın iptali davası açılmadan önce, dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak davalı borçlu şirketin takibe konu borcu ödemeye yanaşmaması nedeniyle arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasında ticari satım gerçekleşmiş olup, satıma konu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, ancak davalı şirket tarafından satın alınan ürünlerin bedelinin ödenmediğini, davalı borçlu tarafından, faturaların tesliminden sonra herhangi bir itirazda bulunulmamasına rağmen; icra takibine başlanıldıktan sonra takibe itiraz edilmesi itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu gösterdiğini beyanla; davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin adresi Ödemiş olduğundan yetkili ve görevli mahkemenin Ödemiş Mahkemeleri olduğunu, yetkiye itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin davacı şirkete her hangi bir borcu bulunmadığını, davacı şirkete müvekkili şirketin yetkilisi olan .... adına kayıtlı Akbank kredi kartından 23.01.2018 tarihinde 10.000,00 TL ödeme yapmış olup, gerek bu ödeme gerekse ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde görüleceği üzere  müvekkili şirketin davacıya her hangi bir borcunun bulunmadığının ortaya çıkacağını, taraflar arasında önce alınacak olan malların tespit edildiğini ve ödeme yapıldığını, sonrasında mallar geldikçe de fatura edildiğini ve muhasebe kayıtlarına işlendiğini, yani davalı müvekkili şirkete fatura konusu mallar teslim edilmeden ödeme yapıldığını, sonrasında mallar kısım kısım teslim edildikçe fatura kesildiğini ve davalı müvekkili şirkete gönderildiğini, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli Ödemiş Asliye Hukuk ( Ticaret ) Mahkemelerine gönderilmesine, duruşmanın icrası ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu davanın reddine,  davacı şirket aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere  kötüniyet tazminatına  hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Eldeki dava, sözleşmeye dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde değerlendirilmekle; davalının icra takibine ilişkin borca ve yetkiye itiraz dilekçesinde ve dava dilekçesinde taraflar arasındaki akdi ilişki davalı tarafından inkar edilmeyip kabul edilmiştir. <br>Davalının gerek icra dosyasındaki, gerek cevap dilekçesindeki borca itirazı, açıkça takip talebinde istenen miktara ilişkin bir itiraz olup, istenen miktarda borcun olmadığına dair bir borca itirazdır. Bu itirazdan, davacı alacaklı ile aralarında akdi bir ilişki olmadığına dair itiraz olduğu değil, talep edilen alacağın fazla talep edildiğine dair itiraz olduğu anlaşılmaktadır.  Akdi ilişkinin inkârı söz konusu olmayıp, borca itirazın alacağın miktarına ilişkin olduğu, Yargıtay İçtihatları uyarınca akdi ilişki inkâr edilmediğinde, yetki itirazının İİK 50. maddesi, HMK 10. ve TBK 89/1. maddeleri uyarınca, uyuşmazlığın bir miktar para alacağına ilişkin olması nedeniyle alacaklının ikâmetgahı icra dairesi ve mahkemesi yetkili olduğundan yetki itirazının buna göre çözümlenmesi gerektiğinden, Konya İcra Dairesi ve Mahkememizin yetkili olduğunun kabulü ile  davalının yetki ilk itirazı reddedilerek işin esasına girilmesi gerekmiştir.<br>Mahkememizce tarafların ticari defterleri sunulması ve yerlerinin bildirilmesi hususunda süre tanınmış olup, süresi içerisinde davacı tarafın defterlerini sunduğu davalı tarafın ise 21/10/2022 tarihli duruşma tutanağında \"Müvekkil şirketin ticari defterleri başka bir mahkemeye sunulduğundan bilirkişiye inceleme hususunda teslim edilememiştir, Ödemiş . Asliye Hukuk Mahkemesi ..Esas sayılı dosya içerisindedir, mahkeme müvekkilin ticari defterlerini incelemek isterse ilgili mahkemeden inceleme yapılabilir, ancak davacı ticari defterlerine göre de davacının müvekkil davalıdan alacağı olmadığı tespit edilmiştir,\" beyanında bulunduğu, ticari defterlerini sunmadığı  anlaşılmıştır. SMMM bilirkişi ...'nin davacı taraf ticari defterleri yönünden tanzim ettiği rapor  ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görüldüğünden bilirkişi raporu mahkememizce hükme esas alınmıştır. Bilirkişi raporuna göre; Davacı şirket 10.000,33 TL lık 4 adet faturayı davalı şirket adına düzenlediğini, ve ticari defterlerine kaydettiğini, davalı şirketten 10.000,00 TL tahsilat kaydı bulunduğunu ve icra takip tarihi itibariyle alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının davasının reddine karar verilmiştir.<br>Kötüniyet tazminatı yönünden ise; İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2. fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” hükmünü içermektedir.  Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Somut olayda, davacı ticari defterlerine göre alacağı bulunmadığı halde takip yaptığından takipte kötüniyetli görülmüştür. Açıklanan miktar uyarınca kötüniyet tazminatı hükmedilmiştir....\" gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davalının tazminat talebinin kabulü ile %20 oranında hesaplanan 2.270,22 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine şeklinde karar verilmiştir.<br> İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve dosya kapsamındaki hukuki durumun isabetli değerlendirilmemesi neticesinde usul ve yasaya  aykırı hüküm kurulduğunu, taraflar arasında  ticari satım gerçekleşmiş olup, satıma konu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, ancak davalı şirket tarafından satın alınan ürünlerin bedelinin ödenmediğini, mahkemece 22.09.2022 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının 2018 yılına ilişkin defter ve belgeleri mahkemeye ibraz etmediğini, ibraz edilmediğinden ötürü ticari defter ve belgelerin bilirkişi tarafından incelenemediğini, bu durumun 22.09.2022 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu beyanla kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>İspat yükü ile ilgili genel kuralı düzenleyen TMK’nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” İspat yükü kenar başlıklı HMK’nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” <br>Belirtilen yasa hükümleri karşısında, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında kural olarak ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Bununla birlikte itirazın iptali davasında davalı borçlunun ödeme savunmasında bulunması ya da borcu ortadan kaldıran diğer itirazları ileri sürmesi halinde ispat yükü yer değiştirecek ve davalıya geçecektir.<br>6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde \"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır....\" hükmünün yer aldığı,<br>Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığı gerekir.<br>Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.: Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13).<br>6098 sayılı TBK’nın 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme,muaccel borç için yapılmış olur. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.” hükmünün yer aldığı, <br>Davacının ticari defterlerinde fatura tarihlerinden önce avans niteliğinde davalı tarafından yapılan 10.000,00 TL'lik ödeme olduğu, davacının bu ödemeleri başka alacağa ilişkin olduğunu ispat edemediği, davacı defterlerine göre davalıdan alacağının bulunmadığı, davacının defterlerindeki kayıtların Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 10/10/2019 tarih 2018/2190 Esas 2019/4712 Karar, 18/06/2013 tarih 2013/8049 Esas 2013/11345 Karar ve 12/09/2012 tarih 2012/7670 Esas 2012/12782 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği gibi davacı aleyhine delil olacağı, ilk derece mahkemesince hatırlatılmasına rağmen davacının yemin deliline başvurmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,  <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/01/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br>\t<br><br>Başkan .<br> e-imzalıdır<br><br>Üye.<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye .<br>e-imzalıdır <br><br>Katip .<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c83ea1f5c1511ae7","SID":"f0535160c23cdd91"}}