{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2399 <br>KARAR NO\t: 2024/74<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 30/06/2020<br>NUMARASI\t: 2017/646 E. - 2020/97 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın müvekkili şirkette uzun yıllar genel müdür olarak çalıştığını, 2016 yılında sorunlu bir şekilde şirketten ayrıldığını, işten çıkınca şirkete zarar vermek için her türlü yasadışı yola başvurduğunu, şirketle çalışırken de şirket aleyhine yasadışı işlerin içinde olduğunu, devam eden davalarda bilirkişi raporları ile bu durumun tespit edildiğini, işten ayrıldıktan sonra da kötü niyetli olarak \"...\" markasını kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, yine davalının şirkette çalışırken ... ile anlaşarak aynı anda iş akdini fesh ederek müvekkiline ihtarname keşide ettiklerini, bu konuya ilişkin Bakırköy 21. İş Mahkemesi' nın 2017/65 Esas sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini, davalının ve ekibinde yer alan kişilerin müvekkili şirketin ticari sırlarını şirkette çalışacakları dönemde üçüncü şahıslara sattığının tespit edildiğini, bu nedenle davalı yana Bakırköy ... Noterliği'inin 05.06.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiklerini, davalı yanın müvekkilini her yönden sıkıştırmak için farklı yollara başvurduğunu, tehdit ve şantajla müvekkilinden 3 milyon TL ye yakın para talep ettiğini, müvekkili firmada çalışırken müvekkilinin parasını ödediği www.....com alan adını da kendi adına aldığını, işten ayrıldıktan sonra ilgili alan adına dair gerekli şifreleri müvekkiline vermediğini, müvekkili firmanın davalı yanın vermiş olduğu zararlarla ilgilenirken, davalı tarafın TÜRKPATENT nezdinde müvekkiline ait olan markayı kötü niyetle tescil ettirdiğinin farkına vardıklarını, ancak itiraz süresi dolduğu için huzurdaki davayı açtıklarını, yukarda belirttikleri sebeplerle davalı adına tescilli ... tescil numaralı \"akademimetalurji\" markasının hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>CEVAP ve KARŞI DAVA Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin davacı şirkette çalışırken sigorta primlerinin eksik ödendiğini, fazla mesai ücreti, resmi tatil, hafta tatili ve diğer işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle Üsküdar .... Noterliği'nin 7.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iş akdini haklı sebeple fesh ettiğini ve akabinde Bakırköy 21. İş Mahkemesi'nin 2017/65 Esas sayılı dosyası ile  alacaklarının tahsili için dava açtığını, davalı müvekkilinin  iş akdini haklı sebeple fesh edip söz konusu davayı ikame ettikten sonra, davacı tarafından müvekkiline karşı gerçeğe aykırı bildirimlerle davalar ikame edildiğini ve suç ihbarında bulunulduğunu, nitekim davacı tarafın dava dilekçesinde de belirttiği üzere davalı müvekkili hakkında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/731 soruşturma sayılı dosyasından hırsızlık, görevi kötüye kullanma ve sair suçlardan müvekkili hakkında gerçeği aykırı iddialarla suç ihbarında bulunduğunu, söz konusu iddiaların iddiadan öteye geçemediğini bu sebepten kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceğini, bu durumun davacı tarafın kötü niyetle hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, yine davacı tarafın Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/19317 soruşturma sayılı dosyası ile şantaj, güveni kötüye kullanma ve sair suçlardan bir başka suç ihbarında bulunduğunu, davacının hiçbir maddi delil olmamasına rağmen, müvekkili hakkında suç uydurma gayreti içinde hareket ederek suç ihbarlarında bulunmasının kötü niyetli hareket olduğunu, yine mezkur davada da, davalı müvekkilinin iş akdine haklı sebeple fesh ederek davacıya karşı iş ilişkisinden kaynaklanan alacak davası açmasını kabullenemeyen davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun kötü niyetli ikamet ettiği bir başka dava oluşturduğunu, bu sebeple huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, yine davacının belirttiği ve müvekkilinin 3 milyon TL talep ettiği hususunun gerçeği yansıtmadığını ve bu konuda ispata dönük herhangi bir delilin bulunmadığını, www.... com adresinin ücretlerinin davacı tarafından ödenerek müvekkili adına alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, nitekim müvekkilinin davalı şirkette iddia edildiği gibi mesul müdür olarak çalıştırılmadığını, dolayısıyla davalı müvekkilinin davacı şirket adına web sitesi alma yetkisi bulunmadığını, davacının iddia ettiğinin tam aksine davalı vekilinin söz konusu sitenin domain ve hosting ücretlerini bizzat kendi cebinden ödeyerek 2009 yılında kendi adına aldığını ve bu zamana kadar kullandığını, davacı tarafın benzer bir web sitesini kendisi adına tescil ettirmiş olmasına rağmen; müvekkilinin kendi adına tescil ettirdiği web sitesi adresinin kendisine ait olduğu iddiasının kötü niyet göstergesi olduğunu, davacı taraf vekilin kendi adına tescil ettirdiği web site üzerinde hak iddiası olsaydı web sitesini de kendi adına tescil ettirebileceğinin açık olduğunu, tüm bunların haricinde davacı tarafın müvekkilin gerçek hak sahibi olduğu akademi metalürji markasının hükümsüzlük ve sicilden terkinini talep etmesinin hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin söz konusu markayı uzun yıllardır kullandığını bu kullanımının davacı tarafından da bilindiğini, davacının müvekkili ile çalışmasının asıl sebeplerinden birinin de müvekkilinin belirtilen markanın gerçek hak sahibi olduğunu, keza davacının bu hususta müvekkilinin marka hakkından da istifade etmek istediğini ve bu sebeple müvekkili ile bir süre çalıştığını, ancak daha sonra davacı tarafın kötü niyetli davranarak müvekkiline ait olan markanın kendisine ait olduğu iddialarında bulunduğunu, bu durumdan rahatsız olan müvekkilinin söz konusu markanın gerçek hak sahibi olarak \"akademi metalurji\" markasını adına tescil ettirdiğini, yine bununla beraber davacı tarafın her ne kadar ticaret ünvanının çekirdek kısmında davaya konu markayı ünvanı olarak kullanmakta ise de, bu davacının söz konusu marka üzerinde hak sahibi olduğu anlamına gelmediğini, nitekim davacı tarafın tacir olup basiretli davranma yükümlülüğüne sahip olması gerektiğini, tacir olan davacının söz konusu markayı yıllardır adına tescil ettirmemesinin nedeninin, davalı müvekkilinin söz konusu markanın gerçek hak sahibi olduğunun bilinmesinden kaynaklandığını, ayrıca davacı tarafın, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markayı da ticari işletmesinde marka olarak hiçbir zaman kullanmadığını, dolayısıyla tüm hususların davacının kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğinin açık göstergesi olduğunu, karşı dava yönünden; davacı/karşı davalının, müvekkilinin gerçek hak sahibi olarak adına tescil ettirdiği akademi metalürji markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer \"....com\" markasını TÜRKPATENT nezdinde ... başvuru numaraları ile tescil ettirdiğini, bu hususta yukarıda ayrıntıları ile birlikte \"...\" markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ayrıca davalı/karşı davacı müvekkilinin, uzun yıllardır kullandığı www.....com adresinin gerçek hak sahibi olduğunu, dolayısıyla tüm hususları bilen davacı/karşı davalının söz konusu markayı kendi adına kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasıyla, davacı/karşı davalının markasını ayırt edilemeyecek derecede benzer olması ve davacı/karşı davalının kötü niyetli olması sebebiyle ... başvuru nolu \"...\" markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. <br>KARŞI DAVAYA CEVAP   Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; davacı müvekkilinin \"...\" ticari unvanını 2001 yılından bu yana ısıl işlem, dökme demir, paslanmaz çelik, gaz nitrasyonu gibi alanlarda kullandığını, şirketin İkitelli ve Gebze'de üretim tesisleri, Topçular'da şubeleri bulunduğunu, müvekkili şirketin ünvanının çekirdek unsurunu oluşturan \"...\" markasının faturalarında, vergi levhalarında da kullandığını, davalı tarafın markanın gerçek hak sahibiymiş gibi hareket etmesinin tamamen aldatmaca olduğunu, davalı tarafın müvekkili şirkette mesul müdür olarak çalışmadığı iddialarının yanlış olduğunu, Bakırköy 27. İş Mahkemesinin 2017/66 Esas sayılı dosyasında tanık olarak verdiği ifadesi ile bu durumun çeliştiğini, işbu mahkeme sürecinde genel müdür olarak çalıştığına dair tüm delillerin dosyada olduğunu, ayrıca müvekkili şirket adına alması gereken ...com internet sitesini, yetkilerini kötüye kullanarak 2009 yılında kendi adına aldığını, hosting hizmeti faturalarının da müvekkile kesildiğini, müvekkilinin bilişim uzmanı olmadığından davalı yanın hilesini anlayamadığını, www....com internet sitesini, sitenin kendisine ait olduğu düşüncesi ile yıllarca kullandığını, davalının böyle bir hileye başvuracağının aklına dahi gelmediğini, ta ki davalı yanın işten kaçıp şifreleri müvekkiline vermeyince bu durumun ortaya çıktığını, davalı yanın 2009 yılında www.....com internet sitesini hosting firmasından kendi adına almış gibi göstermişse de, o tarihte müvekkil şirkette çalıştığını ve hosting firması olan  ... şirketine ödemeleri yıllardır müvekkili şirketin yaptığını, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne olayın araştırılması için yazılan müzekkere neticesinde 04.10.2017 tarih ve ... sayı ile hosting firması olan  ... limited vekili veya hukuk bürosu tarafından şube müdürüne yazılan yazıda 2009-2015 yılları arasında hosting faturalarının müvekkili şirkete kesildiği ve ödemelerin müvekkili şirket tarafından yapıldığının beyan edildiğini, davalı yanın www.....com internet sitesini ve \"...\" markasını kendisine aitmiş gibi lanse etmeye çalıştığını, ilgili internet sitesinin hosting şirketinden şirket adına alınması işinin davalı karşı davacıya verilmesinin sebebinin, davalının eski internet cafe işletmesi olması nedeniyle bilgisayarla ve teknolojiyle arasının iyi olması olduğunu, davalı tarafın şirketi iflasa sürüklemek için de şifreleri müvekkili yetkilisine vermeyi reddettiğini, davalının tüm bu hukuksuz işlemlerine karşı müvekkillerinin yasal haklarını kullanmasının doğal olduğunu, karşı davaya cevapları yönünden; müvekkili şirketin \"...com\" adlı markasının 40. sınıfında tescili için TÜRKPATENT nezdinde iki ayrı başvuru yaptığını, bunlardan birisinin ... ve diğerinin ... dosya numarası ile kaydedildiğini, ... numaralı başvurunun tescil edilmesinden sonra sehven mükerrer yapılmış olan 2017/24860 numaralı başvuru için gereksiz ikinci kez ilan masrafı yatırılmadığını, davalı karşı davacı yanın ise 02.05.2017 tarihinde 06. ve 42. sınıflarda 2017/40017 dosya numarası ile TÜRKPATENT' e başvurduğunu ve tescil ettirdiğini, davalı/karşı davacının kötü niyetli tescili dahi müvekkil şirketin tescilinden sonra olduğunu, \"akademi metalürji\" markasının 2001 yılından bu yana, davalının 2009 yılında müvekkil şirkette çalışmaya başladığında dahi müvekkilin ticari ünvanı olduğunu belirterek, haksız ve hukuki mesnetten yoksun karşı davanın reddini, davalı yanın cevap dilekçesini kabul etmediklerinden asıl davanın kabulü ile davalı adına TÜRKPATENT kurumunda 2017/40017 tescil no ile kayıtlı \"akademimetalurji\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  İlk Derece Mahkemesince; asıl davanın kabulüne, Davalı karşı davacı adına tescilli ...  numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Karşı davada; davacı karşı davalıya ait ... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğü davasının usulden reddine,... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğü davasının reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 2008 yılından bu yana davacı/karşı davalı işyerinde fabrika müdürü olarak çalıştığı tespitinin doğru olmadığını, işyerinde 2010-2011 yılları arası ve 2014-2016 yılları arasında iki dönem müdürlük yaptığını, ancak  müvekkilinin sadece adı müdür olup kendisinin esasen beden işçisi olduğunu, nitekim bu hususun SGK kayıtlrında ve Ticaret sicil kayıtlarında açıkça yazdığını, bilirkişinin davacı-karşı davalının tüm beyanlarını gerçek kabul ederek mahkemenin hükme esas aldığı raporu tanzim ettiğini ve mahkemenin de hüküm kurmaya elverişli olmayan rapor doğrultusunda istinafa konu kararı verdiğini,Yine alan adı ve hosting ücretlerinin davacı/karşı davalı yan tarafından ödendiği tespitinin de gerçeği yansıtmadığını,  müvekkilinin ... firmasına ilk kaydını 07.09.2007 yılında ...@... kullanıcı adı ile açtığını, yine bu mail adresini de 2004 yılından bu yana şahsen kullandığını, yani davacı şirkette işe başlamadan önce de ... den hizmet aldığını, esasen davacı şirkete müvekkilinin web sitesi ve hosting ile hizmet verdiğini, buna mukabil olarak 2009 yılından itibaren müvekkilinin maaşına ilaveten ücret ödendiğini, davacı yanın ... domainini son kullanma tarihinden sonra yenilemediğini, müvekkilinin sisteminde devam ettiğini, bu hususta dosyada mübrez faturalar ve müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin bilirkişi ve mahkemece değerlendirilmediğini, Raporda da belirtildiği üzere, davacı ile davalının yaptığı başvuruların emtia sınıflarının farklılık arz etmekle birlikte ortalama bir tüketiciye veya hizmet alıcısına hitap etmediğini, son derece spesifik bir işlem olan davacı ile davalı emtia sınıflarının bizzat bu işle iştigal eden ve işin başında bizzat mühendislerin olduğu bir hizmet söz konusu olduğunu, hizmet alan kişilerin söz konusu hizmet hakkında her türlü bilgisi olmakla birlikte yanılgıya düşme gibi bir durumlarının söz konusu olma ihtimali bulunmadığını, Müvekkilinin tescil sınıfının 06 ve 42 olup davacı-karşı davalının ise tescil sınıfının 40 olduğunu, içerik ve iştigal konularının tamamen farklı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin metalürji mühendisi olup söz konusu ismin bir firmaya özgülenmesi hukuken mümkün olmadığı gibi davacının ayrıca akademik yayınlar yaptığı için bu ismi kullandığını, 42 nolu tescil sınıfında kesinlikle davacı-karşı davalının iştigal konusu olan \"ISIL İŞLEM\" davacının iştigal konusu olmayıp sadece akademik anlamda danışmanlık hizmeti vermesinin söz konusu olduğunu, zira ısıl işlemin bir mühendislik bilimi olmakla beraber  müvekkilinin ne fabrikası ne de makinesi bulunmadığını,  esasen bu hususun dahi davacı müvekkilinin herhangi bir kötü niyetinin olmadığını farklı iştigal konularında iş yapmak istediğini açıkça ortaya koyduğunu,  Yine davaya konu internet siteleri incelendiğinde görüleceği üzere çok açık bir şekilde hem logo, hem içerik hem de iştigal konuları açısından hiçbir benzerlik söz konusu olmadığını,Davacının ticari ünvanının davaya konu markaya sahip olacağı anlamına gelmeyeceğini,Karşı dava yönünden ise;Asıl dava ve karşı davada, toplamda 2 dava ve  bundan kaynaklı 2 adet vekalet ücreti olması gerekirken, sehven müvekkili aleyhine 3 vekalet ücretine hükmedildiğini, vekalet ücretine hükmedilecekse bile asıl dava ve karşı dava yönünden birer vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,556 sayılı KHK’nin 8/2.b bendinde düzenlenen, marka tescilinde nisbi red nedenleri kapsamında ikinci cümlede, aynen “tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış........\" diyerek tescil başvurusu yapılmış olmasının hükümsüzlüğünü istemek için yeterli olacağının ortaya konulduğunu, mezkur KHK maddesinin mahkemenin vermiş olduğu kararın yanlışlığını apaçık ortaya koyduğunu, yine markanın Korunması Kapsamı’nı düzenleyen 9/2.b maddesinin de, “işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılmasının markaya tecavüz oluşturacağını öngördüğünü,Doktrin ile yargıtay görüşleri de dikkate alındığında ortada iltibas olduğunun çok açık olduğunu beyan ederek, karşı davanın kabulüne, \"akademimetalurji.com\" markasının hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, kararın belirtilen yönlerden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE;  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava; davalı karşı davacı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, karşı dava ise; davacı karşı davalı adına tescilli 2017 24860 numaralı ve 2017 25258 numaralı  markaların hükümsüzlüğüne ilişkindir. TPMK kayıtları incelendiğinde; davalı karşı davacının ..  numaralı “...” markasının 06 ve 42. sınıflarda tescilli olduğu,  tescil başvuru tarihinin 02.05.2017, tescil tarihinin ise 07.11.2017 olduğu, davacı karşı davalı şirketin ticaret siciline 28.12.2001 tarihinde tescil edildiği, davacı karşı davalının davaya konu olmayan 2017 07554 numaralı “... LİMİTED ŞİRKET+Şekil”markasının 40. sınıfta tescilli olduğu,  başvuru tarihinin 27.01.2017, tescil tarihinin ise 14.02.2018 olduğu, ... numaralı “...” markası için 40. Sınıfta tescili için 20.03.2017 tarihinde başvuru yapıldığı, ...numaralı “...” markasının 40. sınıfta tescilli olduğu, başvuru tarihinin 21.03.2017, tescil tarihinin ise 02.11.2017 olduğu, taraflara ait alan adlarıyla ilgili yapılan incelemede; davalı karşı davacıya ait ... alan adının 27.05.2009 tarihinde davacı karşı davalıya ait ... alan adının 13.01.2017 tarihinde tahsis edildiği anlaşılmıştır.Toplanan delillere, tarafların iddia ve savunmalarına ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre; davacı karşı davalının \"...\" markasını 2001 yılından itibaren şirketin faaliyet alanında yer alan işlerde yoğun bir şekilde markasal olarak kullandığı, yine 2001 yılından itibaren ticaret ünvanının çekirdek unsuru olarak tescil ettirdiği ve kullandığı, davacı karşı davalının ... numaralı “...” markasının 40. sınıfta tescili için başvuru yaptığı, bu başvuruunun davalı karşı davacının asıl davaya konu hükümsüzlüğü istenen markasından daha önceki tarihli olduğu, her iki taraf markasının esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğu ve her iki markada esas unsur olarak aynı şekilde yer aldığı, markaların hitap ettiği ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesinin bulunduğu, ortalama tüketicide seri marka algısı oluşturabileceği, davacı karşı davalının markayı tescil ettirmeden önce şirketin ticaret sicilinde kayıtlı faaliyet alanında yoğun bir şekilde kullanarak markaya bilinirlik kazandırdığı, bu nedenle davacı karşı davalının markasının ve davalı karşı davacının markasının tescilli oldukları ortak mal ve hizmetler ile davacı karşı davalının tescilsiz olarak markayı kullandığı ortak mal ve hizmetler  olan \"Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri\" için markalar arasında SMK'nun 6. ve 25.maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır.Diğer yandan davalı karşı davacı ... davacı karşı şirket bünyesinde çalışmakta iken, işten ayrıldıktan sonra, davacı karşı davalı şirketin 28/12/2001 yılından bu yana kullandığı ticaret unvanının çekirdek unsurunu oluşturan ve davacı karşı davalı şirket tarafından faaliyetlerinde markasal olarak yoğun bir biçimde 2001 yılından itibaren kullandığı, tescil başvurusu davalı karşı davacının tescil başvurusundan önceki tarihli olan markasını, herhangi bir ayırt edici unsur kullanmaksızın kendi adına tescil ettirmesinin, TMK'nun 2.maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu nedenle davalı karşı davacının tesciliyle ilgili işlemin temelindeki bu sakatlık nedeniyle, markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle, asıl davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Karşı dava yönünden ise; davacı karşı davalının ... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğü talep edilmişse de, dava tarihinde bu markanın henüz tescil işlemlerinin tamamlanmadığı, tescil edilmemiş bir markayla ilgili hükümsüzlük davası açılamayacağı anlaşılmakla, bu markayla ilgili olarak açılan davanın usulden reddine, karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı karşı davalıya ait ... numaralı \".... COM\" markasıyla ilgili açılan davada ise, davalı karşı davacının SMK'nun 6/3. maddesi uyarınca gerçek hak sahibi olduğunu iddia ettiği markayı kendi adına tescil tarihinden önce kullandığına ve belli bir oranda bilinirlik kazandırdığına dair dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, davalı karşı davacı 2009 yılında ... alan adını kendi adına tescil ettirmişse de, davacı karşı davalı şirketin çalışanı olarak şirket adına bu tescili yaptırdığı, bu alan adının davacı karşı davalı şirket tarafından kullanıldığı, davalı karşı davacının marka üzerinde öncelik ve gerçek hak sahipliğini kanıtlayamadığı, bu nedenle karşı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı karşı davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/06/2020 tarih ve 2017/646 E., 2020/97 K. sayılı kararına karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı ve karşı dava yönünden 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 855,2‬0 TL'den peşin yatırılan (54,40+54,40=)108,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 746,4‬0 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davalı-karşı davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024\t\t<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de3f4cd532d8fa27","SID":"cc04df2661997dbd"}}