{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/50 - 2024/41<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2024/50 <br>KARAR NO\t: 2024/41<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/803 Esas <br><br>İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>ALEYHİNE İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDİLEN<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 30/01/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen 07.12.2023 tarihli ara karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>\tDavacı vekili, davacıya ait aracın davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, 07.03.2023 tarihinde davacıya ait aracın karıştığı kaza neticesinde araç sürücüsü dava dışı ... olduğu kaza tespit tutanağında belirtilmesine rağmen davalı sigorta şirketinin sürücü değişikliği yapıldığı iddiası ile davacı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin menkul ve gayri menkul malları üzerine haciz konulduğunu bu durumun davacının ticari hayatını olumsuz etkilediğini belirterek davacı tarafından %115 teminat/teminat mektubu yatırılmak suretiyle icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini, Ankara 2. Genel İcra Dairesinin 2023/222045 sayılı dosyasında ve takibe konu borçtan borçlu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI; <br>\tMahkemece verilen 07.12.2023 tarihli ara karar ile, İİK’nın 72/3. Maddesi ve HMK’nın 390/3. Maddesine göre yaklaşık olarak ispat edilememiş olması yanı sıra dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve davanın mahiyetine göre davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle bir sakınca ya da ciddi bir zararın doğacağına dair yeterli delil bulunmaması nedeniyle HMK'nın 389/1. maddesindeki şartların oluşmadığı sonucuna da varıldığı belirtilerek davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavacı vekili 07.12.2023 tarihli ara karar yönelik istinaf başvuru dilekçesinde; ara karar gerekçesinde her ne kadar yaklaşık ispat kuralının gerçekleşmediği belirtmiş olsa da davacı borcun olmadığını iddia ettiğinden yokluğun ispatı mümkün olmadığından kural olarak ispat yükünün alacaklıya ait olduğunu, adi ilamsız haciz yoluyla takipte de ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun, yasal süresi içinde borca itiraz edip etmemesi, sadece ve ancak takip hukuku bakımından sonuç doğuracağını, alacaklı tarafından itirazın iptali veya borçlu tarafından borçsuzluğun tespiti menfi tespit talep edilerek açılacak davalarda ispat yükü yer değiştirmeyeceğini, sigorta şirketinin ödemiş olduğu miktarın davacıdan rücusu için başlatmış olduğu icra takibinde hiç bir somut belge sunamadığını, davacının borçlu olmadığına ilişkin yaklaşık ispat kuralı re'sen görünür hale geldiğini, %115 teminat ile ihtiyati tedbir talep ettiklerini, mahkemenin tedbirin reddine ilişkin bir diğer gerekçesi ise alacaklının alacağına kavuşmasının imkansızlaşacak olması olduğunu, oysaki ihtiyati tedbir talebi %115 teminat/teminat mektubu yatırılmak suretiyle takibin durdurulmasına karar verilmesi ile istenilmiş olup alacaklı/davalı sigorta şirketinin alacağının güvence altına alınacağını, davacının aktif olarak çalışan limited şirket olması gözetildiğinde, ticari hayatın getirmiş olduğu hızlı devinimde taşınır, taşınmaz, menkul ve gayrimenkul mallarının ve banka hesaplarının üzerinde haciz olması ticari hayatına ket vurarak mali kayıplarının olmasına neden olduğunu, yatırılacak olan %115 teminat ile birlikte alacaklının hakları garanti altına alınacak olup ve veznede dosya borcuna yetecek miktarda para olmasına rağmen yapılacak hacizlerin aşkın hacze sebebiyet vereceği gözetilerek takibin durdurulması ve taşınır, taşınmaz, menkul ve gayrimenkul mallarının ve banka hesaplarında var olan hacizlerin fekkine karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürmüştür. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavacı vekilinin HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava icra takibinden sonra açılan menfii tespit davasında icra takibin durdurulması talebine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebiyle takibin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tMahkemece, yaklaşık olarak ispat şartının davacı tarafından yerine getirilemediği, bu nedenle HMK'nın 390/3 ve İİK'nın72.maddesindeki şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tİİK'nın 72/3.maddesinde; \"İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.\" denilmiştir.<br>\tYukarıda da belirtildiği gibi, İİK.'nın 72/3.maddesine göre, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilmesi mümkün değil ise de, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilecektir.<br>\tDavacı vekilinin dava dilekçesinde icra takibi başladıktan sonra ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasını talep ettiği anlaşılmış olup; İİK'nın 72/3.maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebi ile takip durdurulamaz. Bu nedenle, yerel mahkemece davacının talebi ile bağlı kalınarak davacının icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvursunun HMK'nın 3531-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin 07.12.2023 tarihli ara karar yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-İstinaf başvurma harcı ile istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6bf7cfbbb9869c21","SID":"65895e7e0fbf3fec"}}