{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/641 Esas<br>KARAR NO: 2024/85 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2022<br>NUMARASI: 2020/58Esas, 2022/16 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü ve Haksız rekabet<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ...'un, 1997 yılından beri ülkemiz  içerisinde ruhsatlandırma, üretim, tanıtım, satış ve dağıtım haklarına ve ithal ruhsatına sahip olduğu ... etkin maddeli orijinal ilacı tescilli ... markası ile ticarileştirmekte olduğunu, ilacın Türkiye'deki ruhsat sahibi olduğunu, ...'un, davalılardan ... ile 22.7.2010 tarihinde bir ortak pazarlama sözleşmesi imzalamış olduğunu, bu sözleşme kapsamında ...'e, ...'un ... markası altında piyasaya sürdüğü orijinal ilacı, ilacın piyasada Jeneriği yokken, ortak pazarlama (...) ruhsatı alması sağlanmış ve ... markası altında, uzun yıllar pazarlama yetkisi verilmiş olduğunu, ...'un, ruhsatı kendisine ait ... ürününü, ... markası altında satması için, ...'e ortak pazarlama hakkı tanımış olduğunu, ... de bu Sözleşme kapsamında, kendi adına tescilli bulunan ... sayılı ... markasını kullanma taahhüdünde bulunmuş olduğunu, Sözleşmenin 1 Mart 2019'da sona erdiğini, Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği uyarınca ortak pazarlama ilişkisi bitince ilgili ilaç ruhsatı ya asıl ruhsat sahibine devredilebileceğini ya da iptal edilebileceğini, İlgili yönetmeliğinin 23. maddesi uyarınca ruhsatı iptal edilen ürünlerin isimleri, ruhsat sahibinin bilgileri ve ruhsat numaraları ile birlikte Resmi Gazete'de ilan edileceğini, ancak Sağlık Bakanlığı  tarafından yayınlanan ve iptali istenen ruhsatlar listesinde ... markasının adını yer almadığını, ...'in, ...'dan habersiz olarak, rakibi firmaya  ... markasını devredeceği duyumu üzerine ... ismi ile yapılacak herhangi bir beşeri tıbbi ürün başvurusuna veya mevcut ruhsatlı bir ürünün isminin ... olarak değiştirilmesine yönelik bir başvuruya bakanlığın onay verilmemesinin talep edildiğini, ...'e 20 Aralık 2019 tarihli bir mektup göndermek suretiyle, ... markasının sözleşmenin sona ermesinden sonra ... veya başka herhangi bir firma tarafından Sözleşme amacından farkı bir amaçla kullanılmasının haksız rekabet yaratacağı belirtilerek, ... markasının kendisine (...'a) devrini talep etmiş olduğunu, aslında ...'un bu markayı devralmasının gerekmediğini, zira ortak pazarlama İlişkisi gereği ...'in, ortak pazarlama ürününe bağlı bu markayı artık kendisine veya başka bir rakibine hiçbir şekille kullandırmamasının gerektiğini, çünkü ortak pazarlama anlaşmaları uyarınca ilaç ürünlerinde kullanılan marka, ana ilaç ruhsatına sıkı sıkıya bağlı olduğundan, anlaşma sona erdiğinde bu markanın da işlevi kalmadığını, ancak ...'un, yıllardır iş birliği yaptığı ...'in bu markadan haksız olarak hala menfaat ekle etmeyi hedeflemesi karşısında, ...'e güveni kalmadığı için, ileride olası benzeri bir ihtilafı öntemek amacıyla, ... markasının kendisine devredilmesini istediğini, ..., basiretli bir tacir olarak Sözleşme ile kendine tanınan hak uyarınca kullandığı ... markasını, Sözleşme sona erdikten hemen sonra, bilhassa da Sözleşmeye konu ürünün jeneriği üzerinde kendisi ya da rakip bir firma tarafından kullanılmaması gerektiğini bildiği halde- dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde ve marka hakkını kötüye kullanarak, yüksek bir bedel karşılığında, ...'un rakibi ...'a devrettiğini, ...'in bu eylemi müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini,  ... söz konusu jenerik ürünleri için aslında ... markası ile ruhsat almasına rağmen, o marka ile piyasaya çıkmamayı, ruhsata konu ilacın markasını ... markası ile değiştirerek piyasaya çıkmayı istediğini, Taraflar arasındaki Sözleşmeye istinaden ve bu Sözleşmenin amacı/niteliği gereği, her ne kadar ...'e ait marka tescili kendisinde olsa da ..., bu markayı yalnızca Sözleşmenin amacı ile sınırlı olacak şekilde kullanabileceğini, ortak pazarlama ilişkilerinde ilaçlar üzerinde kullanılan markalar, tıpkı ilaç-ruhsat arasındaki sıkı ilişki gibi üzerinde kullanıldıkları ilaç ile et ve tırnak gibi bağlı olduğundan , Sözleşme boyunca orjinal ilaçta ...'un ... ilacı ile birlikte piyasada var olan ve orijinal ilaç üzerinde tanınan ve belli bir pazar payına erişen ... markasının, Sözleşmenin sona ermesinden sonra, rakip bir firma tarafından özellikle aynı ilacın jeneriğinde kullanılması durumunda, rakip firmanın aslında kendisine ait olmayan, tam tersi ... tarafından daha önce yaratılan piyasa payına haksız şekilde konması sonucunun  ortaya çıkacağını, Sözleşmenin 11.1 maddesinde tarafların izni olmadan devir yapılmasının yasaklandığını, ...'in ... markasını ... markası ile değiştirerek piyasaya girmeyi planlaması, \"orijinal ilaç üzerinde, ... markası ile yaratılmış pazar payına\" doğrudan, hiçbir caba sarf etmeden sahip olmayı amaçladığını gösterdiğini,  piyasada ...'a ait ... markalı orijinal ilacın, ortak pazarlama ilişkisi sona eren ... tarafından ... markalı ilaçla birlikte bulunmasının yanında bir de ... tarafından ... markalı jenerik ilacın piyasaya giriş yapması, tüketiciler nezdinde markaların kaynağına dair çok büyük karışıklıklar yaratacağını,  ... markasının ...'e devri işleminin tamamen kötü niyetli bir işlem olduğunu ve bu marka üzerindeki tescilin de kötü niyetli hale geldiğini,  ... ... markasının tescil sahibi değilse de, ... tarafından hazırlanan hukuki mütaalanın da dikkate alınarak Sözleşme sona erdiğinden, bu markanın gerek ... tarafından bizzat kullanılması gerekse de markanın devredilmesine bağlı olarak üçüncü kişilerce kullanılmasına imkan bulunmadığını, davalıların eyleminin  haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle tespitine,  önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ... sayı ile kayıtlı ... markasının hükümsüzlüğününe,  sicilden terkinine, tedbire hükmedilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ...’in  2006 yılında ... markasını TPMK nezdinde kendi adına ... no altına ve 5. sınıfta tescil ettirdiğini,  ... ile  ... İlaç Sanayi ve Ticaret A.S. (“...”) arasında ... etkin maddeli ilaca dair herhangi bir ticari ilişki başlamadan çok daha önce ..., her türlü tasarruf hakkı kendisinde olacak şekilde, ... markasını 2006 yılında TPMK nezdinde kendi adına tescil ettirdiğini, ...'un ... markasının kendi ürününe ve/veya ... ile ... arasındaki sözleşmesel ilişkiye özgülenmek amacı ile oluşturulduğuna dair ileri sürdüğü iddialarının gerçek dışı olduğunu, ..., ana lisans hakları yurtdışında kurulu ... şirketine ait olan ... etken maddeli ilacın Türkiye'de ruhsatlandırma, üretim, tanıtım, satış ve dağıtım haklarını lisans sözleşmesi yolu ile adı geçen ...'dan aldığını, ..., bu faaliyetleri Türkiye'de gerçekleştirebilmek amacı ile söz konusu ilacın ruhsatını \"...\" markası altında Sağlık Bakanlığı'ndan aldığını,  ... ve ...’in  22 Temmuz 2010 tarihinde ... etken maddeli ilacın iki farklı ruhsat ve iki farklı marka altında satış ve pazarlanmasına yönelik bir Ortak Pazarlama Sözleşmesi imzaladığını,  Söz konusu Sözleşme Madde 2 uyarınca, aynı ilaç ... tarafından ... markası altında, ... tarafından ise kendisine ait ... markası altında pazarlanacak, tanıtımı ve satışı yapılacağını,  Söz konusu Sözleşmenin 4.2 maddesi altında düzenlendiği şekilde \"Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki tüm satış, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerini birbirlerinden bağımsız olarak kendi satış ve pazarlama ekipleri ile gerçekleştireceklerdir.\" Sözleşmenin açık hükmünden de anlaşılacağı üzere, Taraflar her ne kadar aynı ilacı satıp pazarlıyor olsalar dahi, bu ticareti farklı markalar altında, birbirlerinden bağımsız şekilde, tamamen kendi bünyelerindeki ekip ve personel ile ve kendi namlarına yürütmekte olduklarını, ... ve ... tarafındarı farklı markalar altında bağımsız şekilde pazarlanan İlacın ... tarafından üretilmesi Ortak Pazarlama Sözlesmesi'nin bir şartı olduğundan, ... ve ... 22-23 Temmuz 2010 tarihinde bu üretim ve tedarik ilişkisini düzenlemek üzere bir Fason Üretim Sözleşmesi ve  buna bağlı olarak 13 Mayıs 2014 tarihinde de Kalite Güvence Sözleşmesi akdettiğini, ... kendi tesislerinde üretimini yaptığı ... markalı ilaca ek olarak, Fason Üretim Sözleşmesi ile Kalite Güvence Sözleşmesi uyarınca da bu ilacın tamamen aynısını eş zamanlı olarak ... için ...'e ait ... markalı ambalajlar ile üretmekte ve nihai ürünü ...'e satmakta olduğunu, ... bu satış ilişkisinden kaynaklanan fason üretim ücretini zaten ...'e faturalandırmakta ve bu faaliyete ilişkin yüklü bir kazanç sağlamakta olduğunu,  Bu tedarik ilişkisinin komisyon bazında olmayıp, aksine fason üretim ücretine konu olması da ... ve ...'un Ortak Pazarlama Sözleşmesi kapsamında tamamen bağımsız şekilde, kendi nam ve hesaplarına kazanç sağlamak amacı ile hareket ettiklerinin açık bir göstergesi olduğunu, Davacı ...'un iddiasının aksine, taraflar arasındaki ticareti kapsamlı olarak düzenleyen Ortak Pazarlama Sözleşmesi ve Fason Üretim Sözleşmesi altında ...'e ait ... markasının sözleşmeler sona erdikten sonra başka hiçbir şekilde kullanılamayacağını, kullandırılmayacağını, devredilemeyeceğini öngören veya sair şekilde ...'in bu marka üzerindeki tasarruf haklarını sınırlayan bir hüküm de bulunmadığını,  ...'un Ortak Pazarlama Sözleşmesi Madde 11.1 maddesini çarpıtarak bir marka devir yasağı varmış algısını yaratmaya çalışması da böyle bir hükmün bulunmamasından kaynaklanmakta olduğunu, söz konusu Madde 11.1 “Tarafların hiçbiri, bu Sözlesme'den doğan hak, menfaat, edim ve yükümlülüklerini diğer tarafın ön iznini veya onayını almadan herhangi bir üçüncü gerçek veya tüzel kişiye devredemez ve temlik edemez” hükmünde olup, Söz konusu Madde 11.1, hiçbir şekilde Sözleşme süresinin sona ermesinden sonraki devir ve temlik durumlarını düzenlemediğini,  Kaldı ki, ilgili ... etken maddeli ilacın ana lisans haklarına sahip olan ... dahi, ... ile aynı ilacın ... tarafından yurtdışına ihracatına ilişkin imzaladığı 20.11.2017 tarihli Lisans Sözleşmesi'nde ...'lin ... markası üzerindeki tasarruf haklarını kısıtlayan hiçbir hüküm talep etmemiş olduğunu,  aksine, ...'in kullandığı ve kendi adına tescilli markaları, fesih sonrası muhafaza edeceği Sözleşme Madde 5.4'de açıkça düzenlendiğini, Söz konusu düzenleme uyarınca “...'nin Ürünü'ü satarken kullandığı ticari markalar ...'a devredilmeyecek ve ...'nin mülkiyetinde kalacak olduğunu, dolayısı ile Davacı ...'un dilekçesinde yer alan “Ortak pazarlama anlaşmaları uyarınca ilaç ürünlerinde kullanılan marka, ana ilaç ruhsatına sıkı sıkıya bağlı olduğundan, anlaşma sona erdiğinde bu markanın da işlevi kalmamaktadır” iddiası ve  bu iddiasını dayandırdığı özel mütalaada yer alan ... markasının “Sözleşme'ye özgülenmiş olup bu markanın Sözleşme dışında tasarruflara konu olabilmesi mümkün değildir” görüşünün tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  Öte yandan, ... Pazarlama Sözleşmesi'ni tek taraflı olarak fesih ihtarnamesi ile feshettiğini,  fesih ihtarında ... markasının fesih sonrası kendisine devri veya ... tarafından kullanılmaması veya devredilememesine yönelik hiçbir talep bulunmamakta olduğunu,  Ayrıca, söz konusu ihtarı müteakip ... ve ... arasında feshe dair detayları düzenlemek üzere imzalanan 5-19 Şubat 2019 tarihli Protokol altında da fesih sonrası ...'in ... markası üzerindeki tasarruf haklarını kısıtlayan hiçbir hüküm bulunmamakta olduğunu,  Ayrıca ..., Davacı ... tarafından yapılan tek taraflı feshi takiben, hiçbir bir sözlesmesel veya yasal yükümlülüğü olmamasına rağmen, tamamen iyi niyet çerçevesinde ...'a ... markasının devir alınması ile ilgili herhangi bir talepleri olup olmadığını 26.07.2019 tarihli e-posta ile sorduğunu, ..., 31.07.2019 tarihinde ...'e gönderdiği “Markalar üzerinde herhangi bir talebimiz yok” cevabı ile ... markasına ilişkin hiçbir talepleri olmadığını  ifade ettiğini,  ... tarafından hiçbir yükümlülük altında bulunulmadan yapılan bu iyi niyetli teklif ve ...'un açık reddine rağmen, Davacı ...'un ...'i kötü niyetli hareket etmekle suçlamasının  esasen ...'un kötü niyetini ortaya koyduğunu,  Davacı ...'un dilekçesinde öne sürdüğü ... tarafından piyasaya daha önceden sunulmuş olan ve halen piyasada ve geri ödemede bulunan ... markasının Sağlık Bakanlığı online veri tabanı medula sisteminde ...'in jenerik ilacı ile eş zamanlı olarak bulunuyor olmasının, e-reçeteleme ve satışı davam ettiği sürece iki ilaca, iki firma için aynı ... markasının ve ürünün kullanılmasının karışıklık yaratacağına dair iddialarını açık ve net şekilde çürütmekte olduğunu,  Davacı ..., ... markasına ilişkin hükümsüzlük taleplerini ayrıca SMK Madde 6/9 ile Madde 25 hükümlerine dayandırdığını,  Her iki madde uyarınca da hükümsüzlük sebebini ancak \"markanın kötü niyetli tescili” teşkil etmekte olduğunu,  “kötü niyet'in markanın tescili için yapılan başvuru sırasında ve dolayısı ile tescili anında mevcut olması gerektiğini,  Oysa ki somut olayda ..., ... markasını 2006 yılında kendi adına iyi niyetle tescil ettirmiş,14 yıl boyunca tescili korumuş ve 10 yıl boyunca da kesintisiz kullandığını,  Davacı ... bizzat üzerinden yıllarca fayda sağlamış olduğu ... markasının hükümsüzlüğünü şimdi talep ediyor olmasının   kötü niyetli olduğunu, zira ... hem Fason Üretim Sözleşmesi kapsamında ... markası altında ambalajlayarak ...'e sattığı ilaçlardan büyük bir gelir elde etmiş, hem de Ortak Pazarlama Sözleşmesi nezdinde ...'in ... markası altında güçlü satış ağı ile İlacını daha geniş bir pazara sunup tanıtması sonucunda ciddi bir kazanç sağladığını,  Yıllar boyunca bu denli fayda sağladığı ... markasının hükümsüzlüğünü, artık ... ile sözleşme ilişkisi ve menfaati sona erdikten sonra talep etmiş olmasının MK.Madde 2 iyi niyet ilkelerine aykırı olduğunu, Davacı ..., ...'in ... markasını devretmekle “emek ilkesi'ni ihlal ederek haksız rekabette bulunduğunu iddia ettiğini,  ... ... markasının cildi tanınmışlık kazanmasını kendi ürünü ile, diğer bir değişle. kendi. emeği ile ilişkilendirdiğini, oysa tam tersine, ... markasının ciddi tanınmışlık kazanmasının sebebinin  ...'in ilacı güçlü pazarlama ve satış ekibi ile aktif şeklide tanıtmış ve pazarlamiş olmasından kaynaklandığını, Ortak Pazarlama Sözleşmesi 4.2 maddesi altında  düzenlendiği şekilde “Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki tüm satış, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerini birbirlerinden bağımsız olarak kendi salış ve pazarlama ekipleri ile  gerçekleştireceklerdir.” Sözleşmenin açık hükmünden de anlaşılacağı üzere, Taraflar her ne kadar aynı ilacı satıp pazarlıyor olsalar dahi, bu ticareti farklı markalar altında, birbirlerinden bağımsız şekilde, tamamen kendi bünyelerindeki ekip ve personel ile ve kendi namlarına yürütmekte olduklarından davacının iddiasının yerinde olmadığını, ...'in mülkiyeti kendisine ait ... markasını piyasa koşullarına uygun şekilde devretmesinin  hiçbir şekilde haksız rekabet teşkil etmediği gibi, esas ...'un ... markası üzerinde ...'in sahip olduğu mülkiyet hakkını \"markanın kendisine bilabedel devrini talep ederek\" gasp etmeye çalışmasının  pazarda hakedilmemiş bir hâkimiyet durumu yaratmaya çalışmasının dürüstlük kurallarına aykırılık ve rekabeti engelleyici eylem teşkil edeceğini, davanın  reddi gerektiğini beyan etmişlerdir. Davalılardan ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin patent koruması bittiği halde, 2002 yılından bu yana ciro ve toplam kutu satışında Türkiye ilaç sektörünün lideri olan müvekkili şirketin jenerik Ürün üretmesini engelleyeme/geciktirmeye çalışarak bir tekel oluşturmaya çalıştığını, yönetmelik hükümlerine göre çıkacak jenerik ürünün ruhsat sahibi olacak müvekkili şirketin, tanıtım faaliyetlerini yürütmeye yetkili olacağı sabit olduğundan davacının iddialarının yersiz olduğunu,  Davacının diğer davalı ile imzaladığı Ortak Pazarlama Sözleşmesi'nin 5 numaralı hükmü uyarınca “marka” üzerindeki hakkın sadece ...'e ait olduğunun da  sabittir olduğunu, Davacı taraf sözleşme ile sadece daha fazla ürün satma imkânı yakaladığından, markaya dayalı haksız rekabet iddialarının da  yersiz olduğunu, Davacı şirketin söz korusu markanın devir işlemlerine İlişkin bir kısıtlama getirme iradesini sözleşmeyi imzalarken de öngörmüş olması gerektiğini, bu yönde bir iradesi olmadan ve kendi bildirimi neticesinde feshedilen sözleşmeden daha sonrasında markaya ve pazar payına ilişkin hak iddia ediyor olmasının yerinde olmadığını,  davacının  kötü niyetli olarak tekel oluşturmaya çalıştığının da  İzahtan vareste olduğunu,  Somut olayda davacı, üretimini kendi ürettiği ürünleri bir bedel karşılığı ...'e sattığını, buna rağmen satıp ... bünyesine devredilen ürünler üzerinden hak iddia ettiğini  ..., satın aldığı ve kendi adı altında sattığı ürünlere ilişkin bağımsız olarak yürüttüğü faaliyetleri ile “...\" markasını kendi namına, kendisi tanıttığının, Marka Üzerindeki değeri, tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinde harcanan emek yerine fason Ürün üreticisine dayandırmak ...'un kötü niyetli olarak hak elde etme amacından ve hatta etken madde üzerinde tekel oluşturmaya çalışmasından başka bir şey olmadığını, ... ile ... arasında \"emek ilkesinin” gasp edildiğine ilişkin hiçbir belirti bulunmadığını, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 11.1 numaralı bölümünde, pazarlama hakkının sözleşme boyunca devir ve temlikine ilişkin bir düzenleme getirilmişse de somut olayda müvekkili şirket, sözleşmenin fesih tarihinden neredeyse bir yıl sonra ve yalnızca ... adına tescilli markayı devralmıştır ki sözleşme de bu konuda aksi bir düzenleme olmadığı gibi sözleşmenin 5 numaralı maddesi markaya ilişkin bu hakkı açıkça ve tek başına ...'e verdiğini, dolayısı ile ... adına tescilli bulunan ... sayılı \"...\" markasının devri işlemi için noter nezdinde 25.12.2019 tarihinde devir sözleşmesi yapılmış olup TPMK nezdinde 12.02.2020 tarihinde devir işlemi müvekkil adına gerçekleştiğini,  Sicil kayıtlarında da “...\" markasının müvekkili adına tescilli olduğunu ilgili tarihlerle beraber açıkça görülmekte olduğunu , ... ile ... arasındaki 22.07.2010 tarihli sözleşmenin 5 numarali maddesinde ürünün sadece ...'in kendi seçeceği ve kendi adına tescil ettireceği markası ile pazarlanacağı açıkça her hangi bir çelişki arz etmeden düzenlenmiş olup bu hak sözleşme ile de ve hatta vurgulanarak ...'e verildiğini, ayrıca markanın sözleşmeye konu ürün dışında ve sözleşme bitiminden sonraki durumu hakkında bir kısıtlama veya yasak da kararlaştırıldığını,  dolayısıyla tüm hakları ... üzerinde bulunan markanın, sözleşme süresi dışında değerlendirilmesi ve kullanımı konusunda ...'in serbest olduğunu,  görüldüğü üzere sözleşmenin sona ermesi ile birlikte \"...\" markasının marka hakkının devredilmesi önünde hukuki hiçbir engel bulunmadığından  davanın reddine karar verilmesini  talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"....Davacı ile davalı ... arasında ... etkin maddeli orjinal ilacın davalı ... markası olan ... markası adı altında pazarlanması için iki sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmelerden birisi 22.07.2010 tarihli Ortak Pazarlama Sözleşmesi iken diğeri Fason Üretim Sözleşmesidir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sözleşme hükümleri ile davalı  davranışlarının haksız rekabet teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.  Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri mahkememizce res’en incelenmiş ayrıca bilirkişiler tarafından da raporda ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu kapsamda ilaç patentlerinin sınırlı koruma süresi dikkate alındığında bu tür ortak pazarlama sözleşmeleri ile ilacın patent koruma süresi içerisinde olabildiğince fazla satışının amaçlandığı, davacının da bu kapsamda ilacın patent koruma süresi dolmadan, jenerik ürünler  çıkmadan ... etkin maddeli ruhsatlı ilacının pazarlamak için davalı ile anlaştığı, taraflar arasındaki sözleşmelerde davalının ilaç üzerinde kullanacağı tescilli markası olan ... markasının işbu sözleşmeye veya ... etken maddesine özgülendiğine ilişkin herhangi bir hükmün bulunmadığı, sözleşmenin sona ermesinden sonra davalı markasının davacıya devrine veya hiçbir şekille kullanılmayacağına ilişkin bir hükme yer verilmediği, her iki tarafın da kendi markaları ile birbirinden bağımsız şekilde ilacın pazarlamasını yürüttüğü, dolayısıyla her bir markanın kendi Pazar payını kendi emeği ve faaliyeti ile oluşturduğu, zire sözleşmenin 4.2. inci maddesinde; Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki tüm satış, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerini birbirlerinden bağımsız olarak kendi satış ve pazarlama ekipleri ile gerçekleştireceklerdir şeklinde bağımsız satış ve pazarlamanın öngörüldüğü, her ne kadar davacı tarafça sözleşmenin 11/1. maddesindeki; “Tarafların hiçbiri, bu Sözleşme'den doğan hak, menfaat, edim ve yükümlülüklerini diğer tarafın iznini ve onayını almadan herhangi bir üçüncü gerçek veya tüzel kişiye devredemez ve temlik edemez” hükmü doğrultusunda davalı markasının başkasına devrinin mümkün olmadığı iddia edilmekte ise de sözleşme hükmünden de açıkça görüleceği üzere bu hükmün sözleşmenin sona ermediği ve devam ettiği sürece ilişkin yükümlülük getirdiği, tarafların fesih sonrasında bir protokol düzenledikleri, bu protokolde de davalı markasının kullanılmayacağına ilişkin bir hükme yer vermedikleri, basiretli tacir ilkesinden dahi hareket edildiğinde davacının bu yönde ileri sürdüğü iddialarının sözleşme hükümlerine göre dinlenemeyecek nitelikte olduğu, tarafların bu yönde bir iradeleri olsaydı sözleşmeye açıkça yazmalarının gerektiği,   davalı tarafça davacıya gönderilen 26.7.2019 tarihli e-posta ile ... markasının devir alınması ile ilgili herhangi bir taleplerinin olup olmadığının sorulduğu, davacının 31.7.2019 tarihli cevabında marka üzerinde herhangi bir taleplerinin olmadıklarını bildirdikleri, davalı adına kayıtlı ... markasının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinden önce 2006 yılından beri davalı ... adına tescilli olması ve sözleşmede açıkça bu markanın ürüne veya sözleşmesel  ilişkiye özgülenmesine ilişkin hüküm  bulunmaması dikkate alındığında davalılar arasında ... markasının devri ve davalının ... markası ile ... etken maddeli ilaç pazarlamasının TTK 54 vd hükümleri doğrultusunda haksız rekabet yaratamayacağı hususunun sabit olduğu, bunun aksinin sunulu delillere göre  davacı yanca ispat edilemediği, keza Davacı haksız rekabet iddiasını davalı ... nin Pazar payını arttırması nedeniyle emek ilkesine dayandırmış ise de taraflar arasındaki ortak pazarlama sözleşmesinde “ortak” olan hususların aynı etken maddeli ilaç olduğu ancak bunun dışında bu ilacın taraflarca kendi ayrı markaları ile kendi ayrı satış ve pazarlama ağları ile kendi pazarlarında piyasaya sürülmesinin birbirlerinden bağımsız yürütüldüğü dolayısıyla emek ilkesinin  doğrultusunda haksız rekabet yarattığı sonucuna ulaşılmasının imkansız olduğu, öte yandan, davalıların ayrı ayrı, ilaç ruhsatları üzerindeki isim değişikliği işlemleri için Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na başvurup bu işlemler için izin talebinde bulundukları,  davalı ...'in mevcut “... ürün isminin “... olarak değiştirilmesine yazılı olarak izin aldığı da  dikkate alındığında piyasada ilaçların alıcı grubunun dikkat seviyesi en üst düzeyde bilinçli kullanıcı olan  eczacılar ve doktorlar olması nedeniyle  iltibas yaratmayacağı hususu da bilirkişi  heyeti içinde  yer alan doktor bilirkişi görüşü ile de anlaşılmıştır. ...Somut olayda  kötüniyet iddiası incelenirken TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı da göz önüne alınmalıdır.  Davaya konu uyuşmazlıkta ise davacı ile davalı  ... arasındaki ortak Ortak Pazarlama sözleşmesinde açıkça bu markanın ürüne veya sözleşmesel ilişkiye özgülenmesine ilişkin hüküm bulunmaması, sözleşme sona erdikten sonra markanın başkasına devredilemeyeceğine ilişkin bir hükmün bulunmaması, ortak pazarlama sözleşmesinin markasal açıdan birlikte var olma sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceği, birlikle var olma sözleşmesinde aynı ya da benzer markaların birlikte olması halinin söz konusu olduğu, oysa taraflar arasındaki ortak pazarlama sözleşmesinde davacı ve davalı ...'nin açık iradesinin tarafların kendi ayrı markaları ile aynı etken maddeli İlacı satmaları olduğu dikkate alındığında davalılar arasında ... markasının devri ve davalının ... markası ile ... etken maddeli ilaç pazarlamasının TTK 54 vd hükümleri doğrultusunda haksız rekabet yaratamayacağı anlaşılmıştır.  Ayrıca yüksek yargı içtihatlarında  kötüniyet marka tescil başvurusu sırasında ve tescil anında mevcut olmalıdır. Davaya konu uyuşmazlıkta ise hükümsüzlüğü talep edilen  ... markasının davacı ile davalı ... arasında sözleşme imzalanmadan çok daha  önce 2006 yılında tescil edildiği dolayısıyla henüz davacı ile sözleşme İmzalanmadan tescil olunan bir  marka için kötüniyete dayalı  hükümsüzlük istenilmesinin yerinde olmadığı, markanın davalı ...'e devrinin tescili hükümsüz hale getirdiği iddiasının ise  Sınai Mülkiyet Kanunu 25'te belirtilen hükümsüzlük sebepleri içerisinde bulunmadığı zira davalı ..., ...’ adına 2006 yılında usulen tescil edilmiş markayı hukuka uygun bir şekilde devraldığı anlaşılmıştır.  ... de kendi gayret ve çabalarıyla tanıttığı, satış-pazarlama ağını seferber ederek müşteri çevresine kabul ettirdiği ... markasını hukuka uygun bir şekilde devretmiştir. Devir işleminde bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacı ... yetkililerinin, ortak pazarlama sözleşmesinde, sözleşme sonrası kullanılmasını ya da üçüncü bir kişiye devredilmesini yasaklamadıkları hususu da dikkate alındığında ve en önemlisi markanın gerçek sahibinin markasını devretmesini yasaklayan bir hükme sözleşmede yer verilmediği , dolayısıyla her koşulda uygulama yeri bulan M.K maddesi kapsamına göre davalının marka devrinin iyiniyetli olduğu, dolayısıyla SMK 25 maddesinde tanımlanan hükümsüzlük sebeplerinin hiçbirinin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği anlaşıldığından ... ile davacı arasında 22.7.2010 tarihinde imzalanan ortak pazarlama sözleşmesi, fason üretim sözleşmesi, ... sayılı ... markasına ait marka tescil belgesi,  Sınai Mülkiyet Kanununun 101. maddesi ve Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ruhsatlandırılması Yönetmeliği, somut olaya uygun olarak düzenlenen Prof Dr ... tarafından ve ... tarafından düzenlenen uzman görüşleri, HMK 266 Madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu , denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyetinin raporları dikkate alındığında davacının tüm  isteminin  reddine..\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin ortak pazarlama sözleşmesinin yeterinde incelenemeyen tek bir bilirkişi raporuna göre karar verdiğini, itirazlar yönünden ek rapor yahut yeni rapor almadığını, Dava konusu ... markasının ortak pazarlama sözleşmesine hasredilmiş olduğunu ve söz konusu markanın aynı molekülü içeren jenerik üründe kullanılmak üzere üçüncü bir kişiye devrinin mümkün olmamasının sözleşmenin niteliğinin doğal sonucu olduğunu, mahkemenin sözleşmede bu yönde açık hüküm aramasının hatalı olduğunu, sözleşmenin niteliğinin  ve taraflara getirdiği yükümlülüklerin sektör bilgisi gerektirdiğini, hakimin mesleki bilgi ve tecrübesi ile çözümlenmesi mümkün olmayan bu hususta bilirkişi raporu alınması gerektiğini,  Ortak pazarlama ruhsatının asıl ürün ruhsatına bağlı olarak verilmekte olduğunu, asıl ürün piyasadan kalkar veya değişecek olursa bağlı ürünün de piyasadan kalkacağını yahut değişikliğin yavru ruhsatı da etkileyeceğini, sözleşmede marka devrini yasaklayan bir hüküm olmasa dahi ortak pazarlama ruhsatının ve bu ruhsatın marka da dahil olmak üzere tüm unsurlarının ana ruhsata ve pazarlama sözleşmesine bağlı olduğunu, ...'den alınan mütalaanın dikkate alınması gerektiğini, mütaalada sözleşmenin 5.maddesi gereğince mütalaada ... markasının kaderinin sözleşmenin ayakta kalamsına bağlı olduğunun belirtildiğini, Davalılardan ... tarafından markasının diğer davalı ...'e devrinin tüketicinin aldatılmasına, davalıların müvekkilinin üzerinde hak sahibi olduğu pazar payından kanunu dolanmak sureti le menfaat sağlanmasına yol açtığını, haksız rekabetin oluştuğunu, ... Asıl ruhsat sahibi olmadığı halde ortak pazarlama anlaşması uyarınca müvekkilinin orjinal üründe kullandığı ... markasını asıl ruhsat sahibi ...'un onayı olmadan orjinal ürünün jeneriğinde kullanılmak üzere ...'e devrettiğini, ...'in de ... markası ile ruhsat aldığı jenerik ilacın ismini ... olarak değiştirdiğini, ve jenerik ilacı ile ... markalı orjinal ilacın ambalajı ile neredeyse aynı olan ambalaj ile piyasaya sürdüğünü, ambalaj benzerliği ve bunun neden yapılmak istediğinin mahkemece değerlendirilmediğini, Geçen 10 yıl boyunca hekimlerin zihninde ... markası ...'un orjinal ürünün ortak pazarlama markası yer alırken, bu aşamada ... markasının orjinal ürüne yönelik kaynak gösterme işlevini yitirdiğini, ... tarafından ortak pazarlama lisansı ile pazarlanan ... markalı ilacın ... tesislerinde üretilen orjinal bir ilaç iken, ...'e ait ilacın ise başka tesiste ve başka bir formülle üretildiğini, orjinal ürün ile alakası olmadığını, tüketicilerin ... tarafından satılan ... markalı ürünleri orjinal ilaç zannedeceklerini, e-reçete sisteminde hekim tarafından görüntülenen ekranda da firma ismi yer almadığını, ... markalı ürünün hangi ürün olduğunun tespit edilemeyeceğini, eczacılar yönünden de durumun aynı olduğunu, tüketici hekim ve hastaların yanıltıldığını, Bakanlığın ...'in isim değişiliği talebini sadece ilgili mevzuata göre değerlendirdiğini, markanın devir hakkının kötüye kullanıldığını, ...'in ... 'a ait ürünü bağlı olarak belli bilinirliğe ulaşan ... markasını rakip tarafından jenerik ilaçta kullanılacağını bilmesine rağmen ...'un rakiplerinden birine sattığını ve mükerrer kazanç elde ettiğini, 300.000TLnin olağan bir marka devri bedeli olmadığını, satışı yapılan esas unsurun pazar payı olduğunun açık olduğunu, pazarlanması için yetki verilen ürünün patente konu bir ilaç ürünü olduğunu, patent hakkının geçerli olduğu dönemde sadece asıl ruhsat sahibi ile ortak pazarlama yetkisi olan ...'de olduğunu, sözleşme sonrası yükümlülüklerin ... tarafından ihlal edildiğini,  ...'in uyarma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, anlaşma sona erdiğinde artık bu markayı kendisinin de kullanmaması yine üçüncü kişilere de kullandırmaması gerektiğini, ...'in müvekkiline ... markasını devri alıp almayacağını sorduğunu ancak markayı ...'e ilacın jeneriğinde kullanılacağını bildirmediğini, anlaşma sona erdiğinden markanın işlevi kalmadığını, müvekkilinin zorunluluğu olmamasına rağmen  ...'e 20.12.2019'da yazı göndererek markanın ... ya da başka bir firma tarafındaa kullanılmasının haksız rekabet yaratacağının belirtildiğini, ve ... markasını kendisine devretmesini istediğini, ...'in fiilinin rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırılık olarak da değerlendirilebileceğini, sektör bilirkişisinin raporun hazırlanmasında katkısı olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını yeni bir rapor alınarak davanın kabulünü talep etmiştir.<br>İNCELEME TPMK kayıtlarına göre; ... nolu \"...\" markası 05 Nolu emtia sınıfında )ilaç emtiasını kapsar şekilde) 31.03.2006 başvuru  tarihi ile 22.02.2017'de davalı ... AŞ adına tescil edilmiş, 25.12.2019 da ...' e noterden marka devri yapılmıştır.  22.07.2010 tarihli ortak pazarlama sözleşmesinin 2. Md sinde sözleşmenin amacı; \"... tarafından ...' a lisans hakları verilen ürünün bölgede (Türkiye Cumhuriyeti anlamındadır) ... tarafından ... markası ile ... tarafından ise ... markası ile bölge sınırları içinde ortak pazarlanması tanıtımı ve satışına ilişkin hak ve yükümlülükleri düzenlediği belirtilmiştir. 4.1 md ; \"sözleşme süresince ürün ... tarafından ... için üretilecek ve ... bitmiş ürünü ...'e teslim edecektir. Tarafların üretim ile ilgili yükümlülükleri 22.07.2010 tarihli fason üretim sözleşmesinde düzenlenmiştir.\". 4.2 md;  \"Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki tüm satış, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerini birbirlerinden bağımsız olarak kendi satış ve pazarlama ekipleri ile gerçekleştireceklerdir\". 11.1 md; \"Tarafların hiçbiri, bu Sözleşme'den doğan hak, menfaat, edim ve yükümlülüklerini diğer tarafın iznini ve onayını almadan herhangi bir üçüncü gerçek veya tüzel kişiye devredemez ve temlik edemez” şeklindedir. 22.07.2010 tarihli fason üretim sözleşmesinin konusu ise; \"ek1'de listelenmiş ürünün ... tarafından ... için üretimi, ambalajlanması, test edilmesi ve teslimi ile ilgili koşullar hak ve yükümlülükleri içerdiği belirtilmiştir. Ortak pazarlama sözleşmesi tarafların mutabakatı ile 01.03.2019 da sona ermiştir.  Bilirkişiler Fikri mülkiyet konusunda uzman öğretim görevlisi ..., marka hukukunda uzman akademisyen Doç Dr.... ve  Doktor  bilirkişi ...'un 26/05/2021 havale tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Sınai Mülkiyet Kanunu 25'te belirtilen hükümsüzlük sebeplerinin somut olayda gerçekleşmediğini,  Davalıların haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin bulunmadığını bildirmişlerdir. ... tarafından düzenlenen uzman görüşünde özetle; davalı eyleminin haksız rekabete neden olduğu, ihtiyati tedbirin şartlarının oluştuğu yönünde görüş sunulmuştur.  ... tarafından düzenlenen uzman görüşünde özetle; haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığını, markanın devrinde kötüniyetin söz konusu olmadığını, davacının markanın hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği bildirilmiştir. ... tarafından düzenlenen uzman görüşünde özetle; haksız rekabetin oluşmadığını, davacının bu iddiasının  yerinde olmadığını, markanın devrinde kötüniyetin söz konusu olmadığını, davacının SMK 6/9 madde kapsamında markanın hükümsüzlüğünü talep edemeyeceğini bildirmiştir.<br>GEREKÇE Davacı, ... nolu \"...\" markasının kötüniyet iddiasına dayalı olarak hükümsüzlüğünü, ... markasının devri ya da lisans verilmesi için yapılan anlaşmaların iptalini, haksız rekabetin tespiti, meni refi ile hükmün ilanını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalılardan ... arasındaki 22.07.2010 tarihli ortak pazarlama sözleşmesi gereğince; davacı ...'un dava dışı ... tarafından lisans hakkı verilen ürünü, ... için üretip bitmiş şekilde ...'e teslim edeceği, ürünün davacı ... tarafından ..., davalı ... tarafından ise ... markası ile satışının yapılacağı, tarafların tüm satış, pazarlama ve tanıtım faaaliyetlerini birbirlerinden bağımsız  olarak kendi satış ve pazarlama ekipmanları ile gerçekleştirecekleri düzenlenmiştir. Ortak pazarlama sözleşmesinde, fason üretim sözleşmesinde ve yahut sözleşmenin sona erdirilmesinde davalılardan ... adına tescilli olan ...  markasının sözleşmeden sonra kullanılmasının engellenmesine ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, markanın ortak pazarlama sözleşmesine veya  ... etken maddesine özgülendiğine ilişkin iddiasının mevcut delil durumuna uygun düşmediği, davacının dayandığı sözleşmenin 11.1 maddesinin \"sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini\" ön izin veya onay olmadan devredilememesine yönelik olduğu, davalı ...'in ise sözleşmeden kaynaklanan haklarını değil sözleşme sona erdikten sonra markadan kaynaklanan haklarını devrettiği, bu durumda 11.1 md aykırılıktan söz edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmede kısıtlayıcı bir düzenleme yapılmadığından marka hakkının genişletici yorum ile sınırlandırılamayacağı, keza davalı ...'in sözleşmenin süresinden sonra davacıya gönderilen e-mail ile ... markasını devralmak isteyip istemediklerini sorduğu, davacı şirketin ise devir talepleri olmadığını açıkça beyan ettiği, davalıların Sağlık Bakanlığı'ndan da gerekli izinleri aldıkları, davalılar arasındaki marka devrinin hukuka uygun olduğu, markanın kötüniyete dayalı hükümsüzlük  iddiası yönünden ise kötüniyetin tescil tarihinde olması gerektiği, dosyada bu yönde bir delil ve iddia olmadığı gibi davalının markasının 2007'de tescilli olduğu, sözleşmenin ise 2010'da yapıldığı dikkate alındığında bu hususlardaki davacı istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Davacı vekili  haksız rekabet koşullarının oluştuğunu ileri sürmüş ise de; davacının ortak pazarlama sözleşmesi gereğince davalının ürünün fason üretimini yaptığı, marka hakkının ise davalı ...'e ait olduğu, sözleşmede tarafların tüm satış, pazarlama üretim faaliyetlerinin birbirinden bağımsız yapacaklarının düzenlendiği, sözleşmenin sona erdiği, davalılar arasındaki marka devrinin usulüne uygun olduğu, ilaç isim değişiklikleri yönünden Sağlık Bakanlığı'ndan da onaylarının alındığı, dosyadaki bilirkişi raporunun yeterli ve hükme elverişli olduğu, istinaf dilekçesinde görseline yer verilen ürün ambalajlarında davacının dayandığı ambalajın ... tarafından pazarlanan ... markalı ilaç ambalajı olduğunu belirttiği,  bu yönden hak sahibinin davalı ... olduğu da dikkate alındığında haksız rekabete dayalı istemlerin reddinde de usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,  2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a804c461c0394c6","SID":"2efb7d9665c6bdff"}}