{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2021/1555 - 2024/149<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                     (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t                E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2021/1555 <br>KARAR NO\t: 2024/149<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  15/04/2021<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2018/656E., 2021/298K.<br>DAVACILAR\t\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:     \t<br><br>\tDavacılar vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacılar vekili, davacı ...'un gebelik süresince tıbbi yardım almak için İzmir İlinde bulunan ... Hastanesi'ne başvurduğunu, Dr. ...'nın kontrolü altında tüm gebelik takibinin yapıldığını,  doktorun, herşeyin yolunda gittiğini ve çok sağlıklı bir çocuk dünyaya getireceğini beyan ettiğini,testlerin hastanın talebi üzerine yaptırıldığını, 14/12/2015 tarihinde müvekkilinin doğum yaptığını, çocuk ...'un down sendromlu olarak dünyaya geldiğini, doktorun Tıbbi Kötü Uygulamalara İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını davalı sigorta şirketinin yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, ... için 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, anne ve baba için 50.000,00'er TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>  Davalı vekili, davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkiklerin eksiksiz yaptırıldığını, mevcut tıbbi yöntemlerle down sendromu vb. anomalilerin %100 tespiti mümkün olmadığını, sigortalı hekimin kusurlu olduğu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, hastanın sigortalı hekime ilk başvurusunu 16. haftada yaptığını, daha önce 12. haftada farklı bir doktor tarafından ense kalınlığı ölçümü yapıldığını, akabinde hastaya ikili test önerildiğini ve ikili tarama testi sonuçları düşük risk olarak tespit edildiğini, sigortalı hekimin, hastaya üçlü tarama testi yaptırdığını, üçlü tarama testi sonuçları da ikili tarama testinde olduğu gibi düşük risk olarak geldiğini, yaş veya başka bir risk faktörü bulunmadığından ve renkli doppler USG'de de anomali saptanmadığından hastada amniyosentez/kordosentez endikasyonu tespit edilmediğini, iddia edilen zarar ve gerçekleştirilen tedavi arasında illiyet bağı da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"...davacı ...'un gebelik süresince tıbbi yardım almak için İzmir'de bulunan ... Hastanesine başvurduğu, bu hastanede çalışan Kadın Doğum Uzmanı Dr. ...'nın kontrolü altında tüm gebelik takibinin yapıldığı,  ikili ve üçlü testte down sendromu riskinin düşük tespit edildiği, USG takiplerinde patolojik bulgu saptanmadığı, 14/12/2015 tarihinde sezaryen ameliyatıyla miadında doğumun gerçekleştiği, anne ...’un ... Hastanesi’nde yapılan gebelik takiplerinin tıbben uygun olduğu, 1 ve 2. trimestrde yapılan 2’li ve 3’lü tarama testlerinin uygun zamanda yapıldığı, bu testlerin sonucuna göre doğacak bebekte down sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin tıbben mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre USG sonuçlarını göz önüne alarak bir risk oranı belirlendiği, test sonucunun  parametrelere göre kaç gebenin birinde karşılaşılabileceğini gösterdiği, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, tarama testi sonuçlarının risk sınırı üzerine çıkmasının bebekte mutlaka down sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi risk sınırının altında olduğu durumlarda da bebekte down sendromu görülebileceğinin tıbben bilindiği, dolayısıyla; dava konusu olayda tarama testlerinde ve USG takiplerinde down sendromu düşündürecek bulgu tespit edilmemiş olmasının tıbbi hata olarak değerlendirilmeyeceği, doktorun Tıbbi Kötü Uygulamalara İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını davalı sigorta şirketinin yaptığı, bu olayda davalının sigortalısı olan Dr ...'nın kusuru ve ihmali olduğunu belirterek davacının maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, adli tıptan alınan rapora göre dava konusu olayda tarama testlerinde ve USG takiplerinde down sendromu düşündürecek bulgu tespit edilmemiş olmasının tıbbi hata olarak değerlendirilmediği, tüm bu nedenlerle; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ...’ya tıbbi hata atfedilemeyeceğinin bildirildiği...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel mahkeme kararına dayanak yapılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Dairesi'nin bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin objektif değerlendirmeler yapmaktan uzak olduklarını, yerel mahkemenin eksik incelemeye dayalı kararının bozulması gerektiğini, takip yapan hekimin müvekkiline çocuğun normal doğacağını söylediğini, hatasız bir sonuç bakımından neler   yapılması gerekliliği konusunda müvekkilini uyarmayarak bilgilendirmediğini, keza müvekkilerinin \"aydınlatılmış rızalarını\" almadığını, bunun çok önemli bir kusur olduğunu, ispat yükünün davalıya ait olduğunu, dosyaya  davacı  ...'ın, Dr. ...  tarafından  bilgilendirildiğine dair herhangi bir belge ve bilgi sunulmadığını, yerel mahkeme kararına dayanak yapılan raporda aydınlatılmış onamın ispatı için yazılı belge dışında sözlü olarak da ispat şekillerinin olabileceğinin söylendiğini, bu tespitlere katılmalarının mümkün olmadığını, yazı dışında onamın alındığına dair başkaca delillerin varlığının kabul edilemez olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>Dava, zorunlu mesleki sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında alacak istemine ilişkindir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>\t1-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2018/656E., 2021/298K. sayılı dava dosyasında verdiği 15/04/2021 tarihli kararına yönelik davacılar vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan \t368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.<br>\t3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\t4-\tHMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına.<br>\t24/01/2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\t\t<br>\tHMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  24/01/2024<br>\t\t\t\t<br>       Başkan                       Üye                Üye                 Katip\t \t <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"349166a708119d32","SID":"7cee2e6d8b135d65"}}