{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/1323 <br>KARAR NO: 2023/1451<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/02/2020<br>NUMARASI: 2017/1041 Esas, 2020/107 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 20/12/2023 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine  ilişkin olup, mahkemece davanın davalı şirket yönünden reddine, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine  dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı  vekili,  davalı şirket ile aralarında  06/12/2013 tarihli müşavirlik sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeye göre davacının Bakanlar Kurulunun 24/12/2012 tarihli kararnamesi ile riskli alan olarak ilan edilen Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan ve sözleşmenin eki listede yer alan ada/parsel nosu belirtilen taşınmazlara yönelik kentsel dönüşümü esas alan gayrimenkullere ilişkin hak sahipleri ile gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalayacağını ve sözleşmeleri müşavirlik hizmet sözleşmesi içeriğindeki maddelere göre davalıya yüklenici olarak devredileceğinin kararlaştırıldığını, ancak sözleşmenin ihlal edildiğini, davalının kusurlu davranışları sebebi ile sözleşmenin ifasının ve işbirliğinin imkansız hale geldiğini, davalı gerçek kişilerin sorumluluklarından dolayı tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak sorumluluklarının tespiti gerektiğini, sözleşme kapsamında yapılan masrafların ve zararların tespiti ile bu sözleşme nedeni ile kaçırılan başka sözleşme fırsatları nedeni ile uğradıkları kar mahrumiyetleri ve çalışamadıkları süreler boyunca uğranılan maddi manevi zararlarına ilişkin üçüncü kişilere ödenen tazminat ve cezalar dahil olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte; ayrıca sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı davranışlarla ihlali nedeniyle 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, taraflar  arasında imzalanan müşavirlik sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketin ödemesi gereken 2.500.000 USD ve 270.000 USD  tutarındaki master plan bedelinin davacı şirket hesabına yatırıldığını, davacı şirketin müşavirlik sözleşmesindeki edimlerinin hiçbirisini yerine getirmediğini, iddiasının aksine  sözleşmeye aykırı davrandığını, yine davacının sözleşmeden itibaren  geçen 3 yıllık süreye rağmen görevlerini yerine getirmediğini,  sözleşmenin 5.2.15 maddesine göre davalının edimlerini yapmama hakkı bulunmasına rağmen edimlerini yerine getirdiklerini, ancak  Kadıköy ... Noterliğinin 17/06/2016 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin ve yapılan ödemeleri  iade etmeden, maddi ve manevi zararlarını tazmin etmeden sözleşmenin 5.2.10 maddesine rağmen müşavirlik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini, fesih ihtarına karşı olarak Bakırköy ... Noterliğinin 24/06/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile fesih ihtarının sözleşmeye, hukuka ve gerçeklere aykırı olduğunu bildirdiklerini, sözleşmeye aykırı fesih bildiriminin 3 gün içerisinde geri alınmasının feshin geçersizliğinin müvekkili şirkete bildirilmesinin,  aksi takdirde feshin haksız olacağının bildirilmesine karşın davacının herhangi bir bildirimde bulunmadığını,  davacı ... şirketinin müşavirlik sözleşmesine tümüyle aykırı davrandığını, 5.1.16 maddesine göre 1 yıllık süre içerisinde sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmeye istinaden  ödenen 2.770.000 USD nin iadesi için  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1137 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını belirterek,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar vekili, davalı gerçek kişilerin sözleşmenin tarafı olmadığını, davalı şirketin ortak/ yönetim kurulu üyesi olduklarını, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği kendilerine husumet yöneltilmeyeceğini belirterek, öncelikle davanın usulden, aksi halde ise sözleşmeye aykırı davranan davacının edimlerini yerine getirmediğinden davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.  Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümleri ve tüm dosya kapsamına göre   sözleşmenin 5. maddesinde davacının bir yıl içinde 1/5000'lik ve 1/1000'lik planları yapmayı, hak sahipleri ile görüşülüp onlarla gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerini imzalamayı, hak sahiplerinin yerinin boş ve eksiksiz bir şekilde hukuki ve fiili ayıplardan ari olarak davalıya teslim etmeyi, kentsel dönüşüm bölgesi içindeki kamu parselleri ile ilgili gerekli anlaşmaları yapmayı, değerleme çalışmasını yapmayı taahhüt ettiğini, davacının sözleşmede belirtilen yerlerle ilgili yükümlülüklerini, sözleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde yerine getirmeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 5.2 maddesinde sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödenmesinden itibaren sözleşmenin yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığı,   sözleşmede kararlaştırılan bu ödemelerin  03/01/2014 tarihli ödeme dekontlarından anlaşıldığı,  buna göre ödeme tarihi olan 03/01/2014 tarihinde sözleşmenin  yürürlüğe girdiğinin anlaşılıdığı, davacının yükümlülüklerini bu tarihten itibaren  yerine getirmesi gerektiği, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nün 14/04/2017 tarihli yazısından; sözleşmenin 5.1.12 maddesinde yer alan 1/5000’lik nazım imar planı ile l/1000’lik uygulama imar planının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca 08.11.2016 tarihinde imzalanarak yürürlüğe girdiğinin anlaşıldığını, bu durumda imar planlanma hazırlanmasına ilişkin yükümlülüğün sözleşmede belirtilen bir yıllık süre içerisinde yerine getirilmediği iddia edilerek,  davacının yükümlülüklerini 5.1.6 maddesinde düzenlenen bir yıllık sürede  sözleşme kapsamındaki işleri yürütmesi için gerekli olacak muvafakatnameleri, vekaletleri ve sözleşmelerin hak sahiplerinden teminine ilişkin  yükümlülüklerinin yerine getirildiğine ilişkin somut deliller sunulmadığı, yine sözleşmenin 5.1.8 maddesinde, davacının, imar planı ve notları, tadilat, imar durumu alımı, ruhsat alımı, alt yapı tadilat ve izinlerin alımı ile tapu tevhit ve ifraz işlemleri ile ilgili belediyeler, tapu daireleri, ..., ..., ..., ... ve diğer resmi-özel makam ve kuruluşlar nezdinde takip ederek sonuçlandırması gerekirken bu işlemlerin sonuçlandınldığına ilişkin de dosyaya herhangi bir somut delil sunulmadığı, dosyada alınan bilirkişi raporunda, davacının feshe gerekçe olarak gösterdiği ve 60 günlük süre içinde kendisine ibrazını istediği vaziyet planı, avan proje, örnek kat planları ve projeye ait görsellere ilişkin talebin yerine getirilebilmesi için öncelikle, taşınmaz üzerindeki 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının hazırlanarak kesinleşmesinin gerektiği belirtilmiş olup, taraflar arasında 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1137 esas sayılı dosyada görülen davada alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; inşaat ve imar hukuku bakımından imar planlan olmayan bir yer için vaziyet planı, avan proje, inşaat ruhsatı vs. hazırlanmasının hiçbir hukuki dayanağının olmadığı belirtilmiş, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından yapılan fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığı tespit edilmiş olup, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak davalı şirket bakımından açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise  bahsedilen olgular kapsamında pasif husumet yokluğu nedeniyle  davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, taraflar arasında akdedilen ve dava konusu uyuşmazlığın temelini teşkil eden \"06/12/2013 tarihli müşavirlik sözleşmesinin\" 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki kanun ve bu kanunun uygulama yönetmeliği kapsamında gerçekleştirilecek kentsel dönüşüm iş ve işlemlerini içerir bir sözleşme olduğunu,  bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde 6306 sayılı kanun ve bu kanunun uygulama yönetmeliği hükümlerinin (öncelikle) esas alınması gerektiğini, mahkemece planlama sürecine ilişkin 6306 sayılı kanun ve uygulama yönetmeliğinde yer alan  özel hükümlerin dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, dava dilekçesindeki talepleri karşılamadığını, uyuşmazlık konusu kentsel dönüşüm alanında uzmanlığı bulunmayan heyet tarafından tanzim edilen rapora dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı şirket iş sahibi, diğer davalılar ise davalı şirketin yönetim kurulu üyeleridir. Davacı ile davalı şirket arasında 06/12/2013 tarihli müşavirlik sözleşmesi  akdedilmiştir. Diğer davalı gerçek kişiler ise, davalı şirketin ortak/ yönetim kurulu üyeleridir. Sözleşme 06/12/2013 tarihinde düzenlenmiş ve sözleşmede davalı tarafından ödemeler yapıldıktan sonra sözleşmenin yürürlüğe gireceği kararlaştırılmış olup, dosyaya sunulan 03/01/2014 tarihli ödeme dekontuna göre sözleşmenin bu tarihte yürürlüğe girdiği mahkemece de kabul edilmiştir. Sözleşmenin 5.1.16. maddesine göre davacı taraf sözleşmedeki yükümlülüklerini sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde yapmayı taahhüt etmiştir. Ancak Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığından gelen yazıda kentsel dönüşüm uygulama planının 08/11/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği dolayısı ile davacının, henüz sözleşmede kararlaştırılan bölgenin riskli alan olduğuna dair 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine ilişkin plan, sözleşmede kararlaştırılan sürede henüz yürürlüğe girmediğinden sözleşmenin ifası mümkün değildir. Bu durumda, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığından söz edilemeyeceği gibi davalı taraf sözleşmede kararlaştırılan ödeme yükümlülüğünü de ifa etmiştir. Sözleşme tarihi 06/12/2013 olup sözleşmenin konusu taşınmazların bulunduğu yere ait kentsel dönüşüm uygulama planının yürürlüğe girdiği tarih 08/11/2016 tarihi olup,  davacının taahhüt ettiği yükümlülüklerin bu tarihten sonra yerine getirilmesi mümkündür. Davacının bu durumu gözetmeden sözleşmeyi Kadıköy ... Noterliğinin 17/06/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile \"aralarındaki müşavirlik sözleşmesinin 5.2.1 maddesine göre sözleşmenin konusu olan dönüşüm projesinin mimari tasarım, inşaat, satış ve pazarlama, projeye yönetimi işlerinin tümünün yüklenicinin yükümlülüğünde olduğunu\" belirterek tüm bu hususların davalı tarafından yerine getirilmesi gerektiği gerekçesi ile sözleşmeyi feshetmesi hatalı olmuştur. Sözleşmeden doğan yükümlülükler ancak 08/11/2016 tarihli sözleşmenin konusu bölgeye ait kentsel dönüşüm uygulama planının yürürlüğe girmesinden sonra yerine getirilebilecek hususlar olduğundan ve henüz fesih ve dava tarihi itibariyle plan yürürlüğe girmediğinden davacının sözleşmenin ifa edilmediği gerekçesiyle maddi ve manevi zararlarının tazminini talep edemeyeceği anlaşılmakla, mahkemece  davalı şirket bakımından açılan davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden ise  bahsedilen olgular kapsamında pasif husumet yokluğu nedeniyle  davanın usulden reddine  karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/02/2020 tarih ve 2017/1041 Esas, 2020/107 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b81df44d9225495","SID":"581395b5b9928e49"}}