{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1822 <br>KARAR NO: 2024/48<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/07/2023<br>NUMARASI: 2023/321 Esas, 2023/561 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser  sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın tahkim itirazı nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında 05/11/2019 tarihinde \"Mekanik Tesisat ve Klima Tesisatı Sözleşmesi\" ve 22/11/2019 tarihinde \"Mekanik Tesisat ve Yangın Sistemi Sözleşmesi\" imzalandığını, bunlardan 05/11/2019 tarihli sözleşmenin 33.000,00-€ bedelli, 22/11/2022 tarihli sözleşme ise 30.000,00-TL bedelli olduğunu, sözleşmelerin konusunun ise davalı şirketin merkez adresi olan Bağcılar/İstanbul adresindeki işyerinin havalandırma, klima ve yangın tesisatlarının davacı müvekkil şirketçe yapılması olduğunu, müvekkili şirket tarafından sözleşmelerde kararlaştırılan işler eksiksiz şekilde yapılarak davalı firmaya teslim edilmiş ve hatta sözleşme dışı işler de yapıldığını, davacı müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamı dışında yapılan işlere ilişkin olarak düzenlenen ve davalıya gönderilen 23/03/2020 tarihli - ... nolu ve 96.524,00-TL bedelli faturanın, davalı şirketçe Beyoğlu ... Noterliği'nin 25/03/2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile iade edildiğini, (EK-2 : Beyoğlu ... Noterliği'nin 25/03/2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ve 23/03/2020 tarihli - ... nolu ve 96.524,00-TL bedelli fatura sureti) sözleşme kapsamında yapılan işlere ilişkin olarak ise davalı şirketçe davacı müvekkilinin ... Bankası Kurtköy Şubesi nezdindeki TR... nolu hesabına; 20/11/2019 tarihinde 52.281,00-TL, 28/11/2019 tarihinde 15.000,00-TL,13/12/2019 tarihinde 83.697,00-TL,19/12/2019 tarihinde 21.762,00-TL, 09/01/2020 tarihinde 21.574,00-TL,09/01/2020 tarihinde 9.000,00-TL, 05/03/2020 tarihinde 6.000,00-TL olmak üzere toplamda 209.314,00-TL ödeme yapıldığını, davacı müvekkilince yapılan işlere dair davalı şirkete peyderpey fatura kesildiğini ve davalı şirketçe yukarıda belirtilen bir kısım ödemeler yapılmışsa da sözleşme  kapsamında yapılan işlerin bedeli 33.000,00-€ + 30.000,00-TL olup, halen ödenmeyen 4.950,00-€ ile sözleşme kapsamı dışında yapılan işlere ilişkin olarak düzenlenen ve davalıya gönderilen 23/03/2020 tarihli - ... nolu ve 96.524,00-TL bedelli  fatura alacağı olarak toplam 141.767,00-TL alacak üzerinden davalı/borçlu şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun yetki ve borca itirazı sebebiyle icra dosyasının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına gönderildiğini, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından borçluya tebliğ edilen ödeme emrine karşı borçlunun yeniden itiraz ederek takibin durmasını sağladığını, icra takibinde borçlunun itirazının taraflarına tebliğ edilmediğini, davacı müvekkilinin alacağına ulaşmasını öteleyen davalı/borçlu, kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek takibin durmasını sağladığını belirterek, itirazın iptali ile  %20’den aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, sözleşmelerdeki tahkim şartının geçerli kabul edilerek davanın usulden reddi gerektiğini, aksi takdirde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olması gerektiğinden dolayı yetkisizlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin boş olarak kiraladığı ve içerisinde önceden herhangi bir tesisat veya montaj bulunmayan adresinde, davacı taraf ile 05/11/2019 tarihli ve ... numaralı sözleşme çerçevesinde  mekanik tesisat ve klima tesisatı işlerinin yapımı için, 22/11/2019 tarihli ve ... numaralı sözleşme ile de mekanik tesisat ve yangın sistemi tesisatı işlerinin  yapımı için anlaşıldığını, sözleşmeler’in 1.02. maddesinde yazıldığı üzere davacının müvekkiline ait adresteki tüm klima, havalandırma ve yangın tesisat işlemlerini her türlü malzeme, işçilik ve montaj dahil yapmak üzere taahhüt ettiğini, davacı ile müvekkili arasında Yangın Tesisat Sözleşmesinden kaynaklanan bir ihtilaf bulunmadığını, nitekim davacının Yangın Tesisat Sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir talebi bulunmamakta olup sözleşme bedeli fatura karşılığı tamamen ödendiğini, ihtilaflı olan kısım  Klima ve Havalandırma Sözleşmesi gereğince yapılması gereken işler olduğunu, sözleşmelerin bedeli ve ödemelerin ne zaman yapılacağının 1.03. maddede gösterildiğini belirterek, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davacı ile davalı arasında imzalanan 05/11/2019 tarihli sözleşmenin 49. maddesine göre taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, tarafların tacir olduğu, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki şartının geçerli olduğu, davalının yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı gerekçesiyle, davanın usulden reddi ile, mahkemenin yetkisizliğine, yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin reddine, dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi üzerine Dairemizin 18/04/2023 tarih ve 2023/695 esas, 2023/490 karar sayılı ilamında, dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen 05/11/2019 tarihli sözleşmenin 1.49 maddesinde, sözleşmenin uygulanmasından doğabilecek her türlü uyuşmazlıkların çözümü için tahkim şartı öngörüldüğü, tahkim yolu ile halledilemeyen uyuşmazlıkların İstanbul Mahkemelerinde çözüleceğinin hükme bağlandığı, tarafların her ikisi de tacir olup, yetki sözleşmesi geçerli olduğundan, öncelikle taraflar arasındaki yetki uyuşmazlığının yetki sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi, tahkim ilk itirazı hususunda ise yetkili mahkemece bir karar verilmesi gerektiği, bu durumda, dosyanın görülmekte olduğu Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi yetki sözleşmesi uyarınca yetkili olmayıp, yetkili mahkeme İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan, yerel mahkemece yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Mahkemesine gönderilmesine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizin kararı sonrasında yetkili İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin HMK nın 17. maddesinde düzenlenen yetki sözleşmesi olduğu, sözleşmenin 19. maddesine göre tarafların anlaşmazlıklarda ilk başvurmaları gereken ve kabul ettikleri yolun hakem olduğu, 6100 sayılı yasanın 116. Maddesinde ilk itirazların düzenlendiği, 116/1-b bendinde tahkim itirazının ilk itiraz olarak düzenlendiği, süresi içinde davalı tarafın tahkim ilk itirazında bulunduğu, bu durumda taraflar arasında düzenlenen sözleşmede tahkim şartına yer verildiği ve devamında yetki sözleşmesinin yapıldığı, tahkim iradesinin geçerliliğini koruduğu ve tarafların öncelikle hakeme başvurmaları gerektiği gerekçesi ile, davalının tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın HMK'nın 116/1-b ve HMK 413/1 maddelerine göre tahkim itirazı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.  Davacı vekili istinaf dilekçesiyle; taraflar arasındaki sözleşmenin 1.49 maddesinde sözleşmeden kaynaklanan her türlü ihtilafın hakem yolu ile çözümleneceğini, hakem yolu ile halledilmeyen ihtilafların İstanbul mahkemelerinde çözümleneceğinin düzenlendiğini, tarafların tahkim iradesinin kesin olması ve tereddüte yer bırakmaması gerektiğini, ancak sözleşmede açık, kesin bir tahkim iradesi bulunmadığını, uyuşmazlığın çözüm yerinin İstanbul mahkemeleri olduğunu belirterek kararın kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında imzalanan 05/11/2019 tarihli sözleşme ile, İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... Mah.No:..., Kat:... adresindeki ... İşleri - Klima Tesisatı ve Havalandırma işlerinin birim fiyat usulüne göre 33.000,00 Euro bedeli ile yapımı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin \"İhtilafların Halli\" başlıklı 1.49.maddesinde \"Bu sözleşmenin hüküm ve tatbikinden doğabilecek he rtürlü ihtilaf; hakem yolu ile çözümlenir.  Hakemler; tarafların seçtiği birer hakem ve bu iki hakemin seçtiği bir hakem toplam üç kişiden oluşur. Hakem yolu ile halledilemeyen ihtilaflar, İstanbul Mahkemelerinde çözümlenecektir.\" hükmü  düzenlenmiştir. Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı HMK'nın 5 ilâ 19 maddeleri arasında hükme bağlanmıştır. HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri 4721 sayılı  Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.  TMK'nın 19. Maddesine göre gerçek kişilerin yerleşim yeri, sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Aynı Kanunun 51. Maddesine göre tüzel kişilerin yerleşim yeri ise, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. HMK'nın 10. Maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. HMK'nın 17. Maddesine göre tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. HMK'nın 18. Maddesine göre ise, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır. 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğine dair TBK'nın 89.  maddesindeki kural salt para alacakları ile ilgili olup, eser bedeline ilişkin alacak istemleri yönünden uygulanamayacağı Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarıyla da kabul edilmektedir. (bkz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2015 tarih ve 2015/3705 esas, 2015/4747 karar; 24/03/2015 tarih ve 2014/3179 esas, 2015/1457 karar; 23/02/2015 tarih ve 2014/2485 esas, 2015/922 karar sayılı kararları) Taraflar arasındaki sözleşme, niteliğince, TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde hükme bağlanan bir eser sözleşmesidir. Eser sözleşmelerinde yetkili mahkeme HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgahı mahkemesi veya Kanun'un 10. Maddesinde düzenlenen sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesidir. Davacı, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davasını bu iki yer mahkemesinden birinde açabileceği gibi, tarafların tacir veya kamu tüzelkişisi olması kaydıyla HMK'nın 17. Maddesi gereğince yetki sözleşmesi ile kararlaştırdıkları yerde de yani İstanbul mahkemelerinde  açabilir.Dosya kapsamına göre, İstanbul Ticaret Mahkemelerinin yetkisi kesinleşmiştir.  Ancak sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde sözleşmenin 1.49. Maddesinde ihtilafların halli başlığı altında sözleşmeden doğan her türlü ihtilafların hakem yolu ile çözümleneceği, hakem yolu ile halledilemeyen ihtilafların İstanbul mahkemelerinde çözümleneceği kararlaştırılmış olup, hakem yoluna başvurulmadan dava yoluna gidilmesi hatalı olmuştur.  Bu nedenle mahkemenin tahkim itirazı nedeniyle davanın usulden reddine dair verdiği karar dosya kapsamına göre isabetli olup, davacının istinaf talebinin reddi gerekmiştir.  Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih ve 2023/321 Esas, 2023/561 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 17/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. \t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b52efc94c251dcf4","SID":"04475e18ac85f1c8"}}