{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/140 <br>KARAR NO: 2024/244<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/03/2023<br>ESAS NO: 2022/997 <br>KARAR NO: 2023/144<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 26/01/2024<br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Kayseri ilinde faaliyet gösteren davalı kooperatife üye iken üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini 2010 yılında çıkarılan kesin maliyet hesaplamasındaki bedelin %10'luk risk payını da ödediğini, istifa dilekçesi vererek davalı kooperatifle ibralaştığını ve ilişiğini kestiğini, müvekkilinin maliyet hesap borcunu ödeyip tapusunu aldığı halde davalı kooperatifçe ek maliyet, maliyetin revizyonu maliyetin güncellenmesi adı altında senelerce taciz edildiğini, sürekli davalı kooperatif tarafından maliyet bedeli çıkarılıp müvekkil ve müvekkilinin durumunda olanlardan muhtelif taleplerde bulunulduğunu, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün..., ... ve ... esas sayılı dosyalarında anılan alacaklar için ilamsız icra takibi başlatıldığını, takiplere itiraz edilerek takiplerin durdurulduğunu, ... esas sayılı dosyadaki itirazın iptali için dava açıldığını, davanın onanarak kesinleştiğini, 15/06/2022 tarihinde yayınlanan Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. Madde ile müvekkilinin kooperatife bir borcunun kalmadığını ileri sürerek; müvekkilinin davalı kooperatife hiçbir borcunun olmadığının tespitine, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin sonlandırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yalnızca Kayseri iline özgü düzenlenmiş kanun hükmünün hukuka aykırı olduğunu, mahkemece somut norm denetimi itiraz yolunun uygulanması gerektiğini, Anayasa'nın 10. Maddesi'ne göre hukuksal eşitliğin söz konusu olduğunu, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasına, topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesinin önüne geçirdiğini, müflis kooperatifin etaplar halinde yapılmadığını, ilgili kanun maddesinin ...Kooperatifi hakkında uygulanamayacağını savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Davanın yasal dayağı iptal edildiğinden kanuni dayanaksız davanın reddine karar verilmiştir. Somut dosyada görüldüğü üzere kanun koyucunun bir tasarrufunun (kanun) anayasaya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından kanunun iptal edilmesi nedeniyle gerçekleşmişse her iki tarafa da kusur izafe edecek bir durum söz konusu olamayacağından Anayasa'nın 138. maddesinde belirtilen ana ilke ve TMK’nın 4 maddesinde yer alan “ Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir” hükmü gereğince hakimin her bir tarafın yaptığı yargılama giderini kendi üzerinde bırakması keza tarafların leh ve aleyhine vekalet ücretine hükmetmesi hakkaniyete daha uygun düşecektir. Öte yandan  dava tarihindeki haklılık durumunun araştırılması bazen işin esasına yeniden girmeyi gerekli kıldığından, yargılamayı tekrar başa saracağı ve uzun süre derdest tutmak gibi arzu edilmeyen sonuçlar doğurur ki, bu durum HMK’nın 30. maddesinde “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür”. şeklinde tarif edilen usul ekonomisi ilkesine de uygun düşmeyecektir. Yasama organının çıkardığı Kanun'un Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle konusuz kalan davada yargılama giderlerinden sorumluluk ideal(tabi) hukuk açısından devlete ait ise de mer'i hukuk sistememizde bu yönde düzenleme bulunmamaktadır.  Tüm dosya kapsamına göre; 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 16/02/2023 tarih 2022/126 esas 2023/29 karar sayılı ilamı ile iptaline karar verildiğinden karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının davasının reddine, Mahkememizce 07/11/2022 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına,...\" şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br> Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle, yerel mahkeme tarafından davanın esastan reddi kararı verilmiş olmasına rağmen haksız ve mesnetsiz olarak tarafımız lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, davanın esastan reddi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği gerek kanun gerekse yerleşik içtihatlar uyarınca sabit olduğunu, davanın usulden ve esastan reddi gerektiğini, ilgili kanun maddesi anayasa mahkemesi kararı ile iptal edilmişse de; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan kanuna göre   davacının dava açmakta  hukuki yararın bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, zira geçici 11. maddedeki yasal düzenleme iptal edilmemiş olsaydı dahi, bu davayı açmakta korunmaya değer güncel bir hukuki menfaati bulunmadığından davacının davasını dayandırdığı yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamakla, davanın usulden reddine dair karar verilmesi gerektiğini, dava devam ederken davaya konu Kooperatif Kanunu Geçici 11.madde hükmü anayasaya aykırılık gerekçesi ile  iptal edildiğini, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hakkaniyete aykırı olarak vekalet ücreti verilmesine yer olmadığı kararı verildiğini, davaya dayanak olan kanun hükmü, davadaki hukuki sebebi oluşturduğunu, davada dayanılan hukuki sebebin ortadan kalkması veya artık o hukuki sebebe dayanılamaması halinde, davanın konusu mevcudiyetini korumakta, hatta dava konusu hakkında karar verilmesinde tarafların menfaati devam ettiğini, davanın dayanağı olan kanun hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi halinde, dava en başından itibaren dava sebebine uygulanacak olan hukuki sebep olan kanun hükmü temelsiz hale geldiğini, işbu davada olduğu gibi artık kanuni bir dayanağı bulunmayan davanın esastan reddedilmesi gerektiğini, yani , kanun hükmünün iptali davayı konusuz değil temelsiz bıraktığını, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kanun hükmü sonucunda işbu davanın esastan reddi gerektiği ortada olduğunu, yargılama giderlerinden sorumluluğun düzenlendiği HMK m. 326/1 hükmü açık ve net olup, bu kuraldan ayrılma noktasında hâkime takdir yetkisi tanımadığını, HMK m. 326/1’e göre Kanunda özel olarak düzenlenen haller dışında, yargılama giderlerinden aleyhine hüküm verilen taraf sorumlu tutulması gerektiğini, davaya dayanak olan kanun hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın kaybedilmesi hali, maddede belirtilen ayrık hallerden biri olmadığını, bu nedenle mevcut kanun hükümleri uygulanarak; dayanak olan kanun hükmünün iptal edilmesi halinde açılan davanın esastan reddedilmesi ve yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerektiğini, davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesi, lehimize vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, müflis kooperatif, etaplar halinde yapılmamış olup ilgili kanun maddesi ... kooperatifi hakkında uygulanamayacağını, ilgili kanun maddesi iptal edilmemiş olsaydı dahi müflis kooperatif hakkında uygulama alanı bulamayacağını, zira müflis kooperatif etaplar halinde olmadığından Geçici 11. Madde kapsamında yer almadığını, davacının davayı açtığı anda  da haklılığı söz konusu olmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte, şayet karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilecekse de HMK 331 maddesi gereğince haklılık durumu göz edilerek , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilerek lehimiz vekalet ücreti verilmesine karar verilmesi gerektiğini, Kayseri iline özgü çıkarılmış olan bu kanunda açıkça hangi koşullar altında uygulanabilir olduğu belirtildiğini, öncelikle, inşaatların etaplar halinde yapılarak teslim edilmesi şartı bulunduğunu, Kooperatiflerin ana sözleşmesi, kooperatif ortaklarının birbiri ve ortaklarla kooperatif tüzel kişiliği arasındaki özel hukuk sözleşmesi olduğunu, müflis kooperatif inşaatlarının çoğunluğu teslim edilmiş fakat maddi imkanların kısıtlığı, teknik ve fen bakımından zorunluluk sebebiyle tüm inşaatların birlikte yapılması mümkün olmamış, para oldukça yıllara yayılarak yapıldığını, ayrıca, her ne kadar Kayseri iline özel çıkarılan Geçici kanunun mağduriyetlerin giderilmesi adına çıkarıldığı belirtilse de asıl mağdur kooperatif üyeleri halen taşınmaz tapularını alamamış olan ortaklar olduğunu, müflis kooperatifte maddi imkanların kısıtlığı sebebiyle yaklaşık 40 üye parasını ödediği halde tapusunu alamadığını, 30 kadar üyenin de taşınmazı inşa edilemeden iflas söz konusu olduğunu, tüm iddia, talep ve dava açılış tarihine karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazı olduğunu, esastan red gereğince yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerektiğini, ilk derece mahkemesi hükmünün \"vekalet ücreti verilmeyeceğine dair kararının\" kaldırılmasına, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden yargılama yapılarak ; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilerek lehlerine vekalet ücreti verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br> Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece gerekli incelemeler yapılarak işbu karar verildiğini, Anayasa Mahkemesinin 16/02/2023 tarih 2022/126 E. 2023/29 K. Sayılı kararı ile söz konusu kanun maddesi iptal edildiğini, ancak davanın açıldığı tarihte müvekkil ve müvekkilin durumundaki diğer üyeler bu kanun maddesinin yürürlüğe girmesi nedeniyle işbu davayı açmak zorunda kaldığını, dolayısıyla davanın açıldığı tarihte müvekkilin haklı olduğunu, davalı vekilince davalı lehine yargılama gideri ile vekalet ücretinin hükmedilmesi talepleri bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğunu, şayet yargılama giderleri ile vekalet ücreti bir taraf lehine hükmedilecekse bu taraf müvekkil olması gerektiğini, zira davanın açıldığı tarihte haklı olan müvekkildir. Dolayısıyla davalının istinaf gerekçeleri yersiz olduğunu, bununla birlikte dava değeri de istinaf sınırının altında olup, davalı tarafın istinaf başvurusunun usulden reddi gerektiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/997 E. 2023/144 K. sayılı kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, davalı kooperatif tarafından alınan genel kurul kararı uyarınca doğan borç nedeniyle davacı kooperatif üyesinin davalı ... kooperatifine borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.14.429,34 TL alacak miktarı üzerinden menfi tespit davası açıldığı ve mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın reddine kararı verildiği görülmüştür. Davalı işbu kararı istinaf etttiğinden istinaf edilen karar miktarının/dava değerinin 14.429,34 TL olduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” <br>Mahkemece 09/03/2023 tarihinde nihai karar verilmiş olup, hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 17.830,00 TL’dir.Davalı tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen karara ilişkin dava değerinin ise 14.429,34 TL'ye ilişkin olduğu görülmüş olup HMK 341/2-4 maddesi gereğince hükmün verildiği tarih itibariyle miktar veya değeri 17.830,00 (onyedibinsekizyüzotuz) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olduğundan, mahkemece her ne kadar ilgili istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükme ve  352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davalının istinaf dilekçesinin/başvurusunun HMK 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HMK 352/1-b maddesine göre kesin olan kararların istinafı halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk dairesince  ön incelemede öncelikle gerekli karar verilir.  <br>Açıklanan nedenlerle davalının istinaf ettiği karara ilişkin dava değerinin/miktarının kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf  dilekçesinin/talebinin HMK 341/2 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.   <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin istinafa konu dava değerinin karar tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  341/2-4 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalının peşin yatırdığı 269,85 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359.maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.  25/01/2024<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f89a540d4ab78db5","SID":"a9e0fa87d1a3519e"}}