{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2502 <br>KARAR NO: 2024/109<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 06/10/2020<br>NUMARASI: 2018/158 E.- 2020/572 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğünde ... esas numaralı dosyası ile yazılı icra takibin başlatıldığını. Müvekkilininim alacaklıya borcu olmadığını, dava konusu çeklerin alacaklısı olarak gösterilen ... Tic. Ltd. Şti. hakkında her hangi bir icra yapılmadığını, doğrudan keşidecisi olarak gösterilen müvekkilinin icra takibi başlatıldığını, takibe konu çeklerdeki imzaların müvekkilinin ait olmadığını, müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için tedbirin dava sonuna kadar takibin durdurulmasını, iş bu takibinin iptalini, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına,  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili banka ile dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. arasında kredi ilişkisi kapsamında .. Tic. Ltd. Şti. Tarafından lehtarı oldukları çekler müvekkiline verildiğini, davacı tarafça hangi gerekçe ile tanzim ve imza edilerek dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. verildiğini müvekkilinin bilmesini mümkün ve gerekli olmadığını, ödemeleri yapılmayan kredi bedellerinin tahsili adına haciz yolu ile takip başlatıldığını, davasının haksız ve kötü niyetli olarak ileri sürülmüş olduğunu davanın reddini, davacının takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"İş bu davanın kabulü ile dava konusu İstanbul ... icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulan 05.11.2015 keşide tarihli 47.750,00-Tl lik ve 15.11.2015 keşide tarihli 49.500,00-Tl lik olmak üzere toplam 97.250,00-Tl lik çekelerden ve ferilerinden borçlu olmadığının tespitine,\" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından atanan bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile takibe konu çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı yönünde görüş beyan edildiğini, rosyaya sunulan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olması nedeniyle itiraz edilmiş ve dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek rapor alınması talebin reddedilerek davanın kabulüne karar verildiğini, davacı tarafından takibe konu çekler ile ilgili olarak menfi tespit davasından önce çeklerin kaybolmuş/çalınmış olduğuna ilişkin olarak hiçbir başvuru yapılmamış olması, icra mahkemesi nezdinde hiçbir başvurusunun olmaması  da yerel mahkeme tarafından değerlendirme konusu yapılmadığını, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, itirazının doğru olmadığını, davalının bu iddiası soyut nitelikte olup,  herhangi bir somut delil ve dayanak ile gerekçelendirilmediğini,  davalı taraf bilirkişi tayini sırasında bilirkişiye itirazda bulunmadığını, yerel mahkeme davalı tarafın itirazlarının reddine karar verdiğini,  davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazının haklı bir gerekçesi ve dayanağı olmadığını  bilirkişi raporlarının usule uygun olduğunu, borçlu tarafın takibin devam ettiği süre boyunca menfi tespit davası açmaya hakkı bulunduğunu, borçlu taraf takibin devam ettiği süre boyunca menfi tespit davası açmaya hakkı bulunmadığını, dolayısıyla dava konusu olayda tüm usul ve esas yönden şartlar incelenerek karar verildiğini, bu sebeplerle İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi nin 06.10.2020 tarih 2018/158 K. 2020/572 K. Sayılı ilamının onanmasına karar  talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, uyuşmazlık konusu  çeklerdeki keşideci   imzasının  davacıya  ait olmadığını beyanla   İstanbul ... İcra Müdürlüğünde ... esas numaralı  dosyasına  konu çekler nedeniyle borçlu olunmadığının  tespitini talep etmiştir. Takip konusu çeklerin,  ... Çekmeköy Şubesine ait keşidecisi ..., lehtarı  ... Tic.Ltd,Şti. olan, ... çek seri numaralı 05.11.2015 keşide tarihli, 47.750  TL bedelli  ve  ... çek seri numaralı 15.11.2015 keşide tarihli 49.500 TL bedelli  iki adet çek olduğu  çeklerin lehtar tarafından davalıya ciro edildiği görülmüştür.Grafolog bilirkişiden alınan raporunda “İnceleme konusu çeklerin ön yüzündeki ... adına atfen atılmış keşideci imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... eli ürünü olmadığı”  belirtilmiştir. İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişi tarafından çeklerin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan ve  keşide tarihine yakın belgelerin  mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı, imzanın davacıya ait olmadığının dayanaklarının  gösterildiği,  raporun denetime elverişli ve  yeterli olduğu ve bu tip incelemelerde ATK dan rapor alınmasının zorunlu olmadığı gözetildiğinde, mevcut raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamına göre; dava konusu çekler nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekin  keşidecisi olan davacı adına atılmış olan  imzanın davacının  eli ürün olmadığının tespit edildiği bu durumda  çeklerin  keşideci tarafından tanzim edilmemiş olması nedeniyle sahte çek olduğu, sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen defilerden olup çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden, menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davalı  vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2020 tarih ve 2018/158 E., 2020/572 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.643,14 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.660,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.982,35 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Temlik alan davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a21965f05e6dd0a1","SID":"887845a0e0f636dd"}}