{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ            <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t          <br>ESAS NO\t: 2023/1392 <br>KARAR NO\t: 2024/185<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE \t: ...\t                        ...<br>KATİP\t: ...\t\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t:  ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:  26/06/2019 Tarihli Karar-26.10.2023 Tarihli Ek Karar<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2017/82 E., 2019/459 K.<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>Dairemizin 23.11.2022 tarih ve 2022/2079 E., 2022/1855 K. sayılı kararının, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2023/222 E., 2023/1597 K. sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmesi üzerine, HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, duruşmalı yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t                        :<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; dava konusu  alacakla ilgili açmış oldukları Ankara 15. İş Mahkemesinin 2009/173 E. sayılı davasında da adli müzaheret kararı bulunduğunu, müvekkili emekli olup ailesinin geçimini ve çocuklarının eğitim masraflarını zorlukla karşılayabildiğini, müvekkilince davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye karşı ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açmış oldukları davada, Ankara 15. İş Mahkemesinin 2009/173 E., 2011/866 K. sayılı kararıyla, davalı  şirketin müvekkiline  işlemiş faizi ile birlikte toplam 36.423,33 TL ödemesine karar verildiğini, ilama dayalı olarak Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2015/3692 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra emri tebliğine rağmen ödemede bulunmadığını ve itiraz etmediğini ileri sürerek, öncelikle maddi durumu kısıtlı olan müvekkilinin adli müzaheret talebinin kabulüne, yapılacak yargılama sonucunda İİK'nın 177. maddesi uyarınca davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili; Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2015/3692 E. sayılı dosyasıyla başlatılan takipte ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, davanın öncelikle usulsüz tebligat sebebiyle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, yine icra dosyasında tebligatın ilgili dava dosyası ve kararda firma vekille temsil edilmiş olduğu halde davalı şirkete yapıldığını, esasen davacının müvekkili firmadan bir alacağı olmadığını, takibe dayanak yapılan Ankara 15. İş Mahkemesinin 2009/173 E. sayılı dosyasından verilen kararın isabetsiz olduğunu,  müvekkili şirketin gerek bizzat ve gerekse iş ortaklıkları vasıtasıyla TOKİ Başkanlığı vb. kamu idarelerinden aldığı ihalelerle yüklenici sıfatında müteahhitlik yaptığını, bu sebeple alacakları ve takibe konu alacak miktarının fazlasını karşılar mahiyette malvarlığının da bulunduğunu, davacı tarafından bu yönde herhangi bir haciz işlemi yapılmaksızın doğrudan iflas yoluyla takibe geçilmesinin de hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>İlk derece Mahkemesince; \"Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine ilama dayalı olarak yapılan takip üzerine borcun ödenmemesi nedeniyle İİK 177/4 maddesi uyarınca derdest doğrudan iflas davasının açıldığı, davacının adli yardım talebinde  bulunarak harç ve gider avansı ile iflas avansını yatırmadığı, araştırma sonucunda koşulları bulunmadığından davacının adli yardım talebinin reddine karar verilerek davacıya harç ve gider avansını yatırması için 1 aylık kesin süre verilerek sonuçlarının anlatıldığı, davacının verilen sürede harç ve gider avansını yatırmayarak  verilen kesin süreden yaklaşık 2 ay sonra yatırdığı, davalı tarafın kesin süreye rağmen süresinde avans yatırılmadığından ihtarda belirtilen  dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, bu durumda her ne kadar harç sonraki celseye kadar yatırılmış olup kesin sürenin amacı yerine getirilmiş ise de verilen kesin sürede gider avansı ve iflas avansı yatırılmadığından İİK 160 maddesi gereğince iflas avansı,  HMK 114/g maddesi uyarınca  gider avansı dava şartı olup verilen kesin süreye rağmen süresinde yatırılmadığından davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar  vermek gerekmiştir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2017/2865 esas 2018/3348 karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)\" gerekçesiyle, davanın HMK 114/g ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. <br>Karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 23.11.2022 tarih ve 2022/2079 E., 2022/1855 K. sayılı kararıyla;  kararın davalı vekiline 11.10.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince yasal on günlük sürenin dolmasından sonra 22.10.2022 tarihinde kayda alınan istinaf dilekçesi sunulduğu gerekçesiyle HMK'nın 346 ve 352/(1)-c maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.<br>Dairemiz kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2023/222 E., 2023/1597 K. sayılı kararıyla; \"Anayasa Mahkemesi'nin 26.02.2015 tarih ve 2013/3954 Başvuru sayılı kararında; ''Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğinin kabulü gerekir (B. No: 2013/1718, 2.10.2013, § 27).<br>Anayasa  Mahkemesi, mahkemelerce kanun yolu sürelerinin yanlış yazılması nedeniyle tarafların yanıltılması halinde hak ihlalinin  oluştuğuna karar vermekle birlikte tazminata ilişkin talepleri \"Yargıtay tarafından hak ihlalinin  bu aşamada giderilmesi mümkün bulunduğu\" gerekçesiyle reddedilmektedir. Bu gerekçe mahkemeler tarafından kanun yolu bakımından yanıltılan tarafın belirlenen süre içinde Kanun yoluna başvurulduğu takdirde Yargıtay tarafından inceleme yapılmasının mümkün olduğuna işaret etmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.04.2023 tarih 2021/5 Esas 2023/2 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. <br>  Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi'nce iflas davası  hakkında verilen hükmün istinaf yoluna başvuran davalı vekiline 11.10.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince yasal on günlük sürenin dolmasından sonra 22.10.2022 tarihinde kayda alınan istinaf dilekçesi sunulduğu görülmüştür. Mahkemece gerekçeli kararda istinaf süresinin 2 hafta olarak belirlendiği, bu sürenin  genel hükümler çerçevesinde belirlenen ve Kanunda yazılı olan bir süre olup, tarafın yanılmasına sebep olabilecek mahiyette bulunması sebebiyle  mahkemenin, tarafı kanun yolu süresi bakımından yanıltmış olması karşısında davacı vekilinin istinaf isteminin süresinde olduğunun kabulünde zorunluluk vardır.\" gerekçesiyle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Dairemizce HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma açılmasına karar verilmiş,  davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesi sunduğu, İlk derece Mahkemesince 29.11.2022 tarihinde HMK'nın 344. maddesi uyarınca istinaf harç ve masraflarının tamamlanması için muhtıra düzenlendiği, muhtıranın davacı vekiline 07.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince harç ve masrafların tamamlandığına ilişkin sayman mutemet alındısı veya tahsilat makbuzunun bulunmadığı, İlk derece Mahkemesince HMK'nın 344/1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair karar verilmediği gibi, UYAP kayıtlarında bulunan yukarıda özetlenen evrakın Dairemize de gönderilmediğinin anlaşılması üzerine, 03.10.2023 tarihli ara kararıyla; davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf istemi yönünden HMK'nın 344. maddesi uyarınca karar verilmek üzere dosyanın İlk derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>İlk derece Mahkemesinin 20.10.2023 tarihli Ek Kararıyla; HMK'nun 344. maddesi gereğince çıkarılan 29.11.2022 tarihli muhtıranın 07.12.2022 tarihinde usulüne uygun olarak davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı tarafça tamamlanması gereken maktu istinaf karar harcı ile istinaf yoluna başvurma harcını ve istinaf gider avansını verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf yoluna başvurmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>Davacı vekilinin 19.10.2023 tarihli dilekçesiyle istinaf harç ve masraflarının ikmaline yönelik olarak muhtıranın 07.12.2022 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, ancak davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin istinaf ilamının 01.12.2022 tarihinde ve söz konusu muhtıradan önce tebliğ edildiğini, muhtıranın istinaf red kararından sonra tebliğ nedeniyle istinaf harç ve masraflarının yatıramadığını belirterek, söz konusu harç ve masrafları yatırmak için tekrar süre verilmesini talep etmesi üzerine İlk derece Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli Ek Kararıyla; talepte bulunan davacı tarafın mahkemenin gerekçeli kararına yönelik olarak katılma yoluyla istinaf talebini sunduğu, istinaf harç ve giderlerinin davacı tarafından yatırılması gerektiği, usulüne uygun olarak tebliğ edilen muhtıra ile verilen kesin sürede muhtıra konusu harç ve giderin yatırılmadığı, bu nedenle de 20.10.2023 tarihli ek karar ile davacının katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmamış sayılmasına karar verilmesinde yasal zorunluluk mevcut olup aynı konuda yeniden kendisine süre verilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, istemin reddine karar verilmiştir. <br>\t\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın dayanağı olan Ankara 15. İş Mahkemesinin 2009/173 E. sayılı dosyasında verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilince davacının çalışması boyunca hak etmiş olduğu tüm ücretin tam ve eksiksiz bir şekilde ödendiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafından Mahkemece verilen kesin süreler içerisinde iflas avansı yatırılmaması sebebiyle verilen davanın usulden reddine ilişkin karar son derece isabetli ise de davanın esas yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece davanın esasına yönelik herhangi bir inceleme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin gerek bizzat ve gerekse iş ortaklıkları vasıtasıyla TOKİ Başkanlığı vb. kamu idarelerinden aldığı ihalelerle müteahhitlik yaptığını, alacakları bulunduğu gibi takibe konu alacak miktarının fazlasını karşılar mahiyette malvarlığının da bulunduğunu, davacı tarafından bu yönde herhangi bir haciz işlemi yapılmaksızın doğrudan iflas yoluyla takibe geçilmesinin de hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı vekili 26.10.2023 tarihli Ek Karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde;  İlk derece Mahkemesinin 26.06.2019 tarih ve 2017/82 E. ve 2019/459 K. sayılı kararına ilişkin katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunduğunu, Mahkemece temyiz harç ve masraf tamamlatılması hakkında çıkarılan muhtıranın kendisine 07.12.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarih ve 2022/2079 E ve 2022/1855 K sayılı, davalı vekilinin istinaf başvurusuna ilişkin İstinaf Dilekçesinin Reddi Kararının kendisine  01.12.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, İlk derece Mahkemesinin temyiz harç ve masraf tamamlatılması muhtırasının istinaf mahkemesinin ret kararından sonra tebliğ edilmesi nedeniyle temyiz harç ve masraflarını yatıramadığını, BAM 23. Hukuk Dairesinin İstinaf Dilekçesinin Reddi kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/222 E. ve 2023/1597 K sayılı kararı ile bozulması sonucunda dosya tekrar BAM 23. Hukuk Dairesi tarafından görülmeye başlanmış olup kendisine ret kararının tebliğinden sonra bildirilmiş olan temyiz harç ve masraf tamamlama süresinin yeniden verilmesini talep etme zarureti doğduğunu belirterek, İlk derece Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli temyiz harç ve masraf tamamlatılması için yeniden süre verilmesi taleplerinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılarak  katılma yolu ile istinaf talebimiz doğrultusunda  Temyiz Harç ve Masraflarını tamamlamaları için tekrar süre verilmesine karar verilmesini istemiştir. <br> <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>Dava, İİK'nın 177/4. maddesine dayalı doğrudan iflas istemine  ilişkindir.<br>Usul ve Yasaya uygun olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2023/222 E., 2023/1597 K. sayılı kararına uyulmasına karar verilmiş, bu doğrultuda istinaf incelemesi yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, <br>İlk derece Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin; <br>İlk derece Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli Ek Kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından,  HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca  davacı vekilinin,<br>İstinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davalı vekilinin Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/82 E., 2019/459 K. sayılı dosyasında,  26.06.2019 tarihli nihai karara yönelik; davacı vekilinin 26.10.2023 tarihli Ek Karara yönelik İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından davacıdan yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubuyla kalan 189,15 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak yatırana iadesine, <br>4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>30.01.2024 tarihinde, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, İİK'nın 164/2. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. Verilen karar usulen okunup açıklandı. <br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  30/01/2024<br>\t\t\t\t<br>       Başkan ...                      Üye ...                 Üye ...                 Katip ...<br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t \t e-imzalıdır <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e7163151c655ff1","SID":"a36304564e06d01c"}}