{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/753 <br>KARAR NO: 2023/1837<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/01/2021<br>NUMARASI: 2017/1327 Esas - 2021/50 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin sigortalısı ... Paz.AŞ tarafından bayilere sevk edilen yedek parça emtialarının, davalı şirket sorumluluğunda karayolu ile taşınması sırasında hasarlanması nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalıya ödenen hasar tazminatından doğan rücuen tazminat alacağının tahsili amacıyla taşıyıcı ve sigortacısı olan davalılar aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiklerini, müvekkili şirket nezdinde nakliyat abonman blok sigorta sözleşmesi ile sigortalının bayilerine gönderdiği yedek parçaların nakliye sürecinde hasarlanması üzerine, müvekkili şirketçe yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda hazırlanan ekspertiz raporunda, uygun ambalajlarla sevk edilen yedek parçaların çatlama ve kırılma suretiyle hasara uğradığı, hasarların nakliye sırasında meydana geldiğinin tespit edildiğini, hasarların hasar tespit tutanakları ile imza altına alındığını, hasar nedeniyle müvekkilinin sigortalısına %20 poliçe marjı ilavesiyle birlikte 9.180,40-TL ödeme yaptığını, müvekkilinin bu ödeme ile sigortalının haklarına halef olarak rücu hakkının doğduğunu belirterek, davalıların 7.650,34-TL asıl alacağa ve işlemiş faizine yönelik itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... (...) Sigorta vekili; müvekkilince davalı sigortalı lehine taşıyıcı mali sorumluluk poliçeleri düzenlendiğini, davacı şirketin rücu başvurusu üzerine müvekkilinin taleplerine ve müteaddit uyarılarına rağmen davacının hasara ilişkin belgeleri sunamadığını,sunulan hasar tespit tutanaklarında müvekkili şirket sigortalısının imzası ve onayı bulunmadığını, okunaksız olan hasar bildirim formlarının kim tarafından imzalandığının dahi belli olmadığını, hasar tespit tutanaklarında hasar sebebi gereği gibi belirtilmemiş olup hasarın ambalaj eksikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının da incelenmesi gerektiğini, zira ambalaj yetersizliği nedeniyle meydana gelen hasardan sigortalı taşıyıcının sorumluluğunun bulunmadığını, davacının poliçe teminatı kapsamında olmayan lütuf ödemesi sayılabilecek ödemeler yaptığını, davacının poliçesinin 2. sayfasındaki hüküm gereği yedek parçaların stok sahasına girdiği andan itibaren ilk 60 gün içinde tespit edilmesi gerektiğini, bu tespitin davacı tarafça ortaya konulamadığını, ayrıca davacı şirketin sorumluluğunun sınırlandırıldığını ve kamyonun açık kasalı veya brandasının yetersiz olmasından kaynaklanan hasarların teminat dışı olduğunu, ancak hasarın poliçenin bu şartları gereğince teminat kapsamında olup olmadığının değerlendirilmediğini, ayrıca müvekkilinin sorumluluğunun TTK ve CMR hükümleri gereğince sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davalı vekili davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafça hasarlı emtiaya ilişki hasar tespit tutanakları sunulmuş ise de, sevk irsaliyelerine göre taşımaya konu emtiaların alıcısı olan bayilere çekincesiz olarak teslim edildiği, teslim belgelerinde hasara ilişkin herhangi bir şerh bulunmadığı, hasar tutanaklarının emtiaların gönderildiği alıcısı bayilerde değil, daha sonradan sigortalı ... tarafından kullanıldığı anlaşılan davalı ...'ya ait depoda bulunduğu sırada tanzim edildiği, hasar tespit tutanaklarında hasar ayrıntılarına ve hasarın ne zaman meydana geldiği konusunda bilgiye yer verilmediği, davacı tarafça, söz konusu emtianın ne şekilde ve hangi nedenle davalı ...'ya ait depoya götürüldüğü, sigortalı ile ... arasında taşıma sözleşmesi yanında depolama sözleşmesi de olup olmadığı hususlarına açıklık getirilmediği gibi, emtianın alıcısına teslimi sırasında düzenlenen veya davalı taşıyanın hasarın taşıma esnasında meydana geldiği hususunda kabulünü içeren herhangi bir tutanak sunulmadığından, davaya konu hasarın davalının taşıması esnasında meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; açmış oldukları aynı mahiyette bir başka davada mahkemece verilen ret kararının İstanbul BAM 12. HD'nin 2018/2172 esas sayılı kararı ile kaldırılarak davanın kabulüne karar verildiğini, dava konusu poliçenin 5. maddesine göre yedek parçanın stok sahasına girdiği andan itibaren 60 gün içinde tespit edilen hasarın teminata dahil olduğunu, somut olayda da hasar tespitinin poliçede belirtilen sürede yapıldığını ve poliçe teminatı dahilinde olduğunu, müvekkili sigortalısı ... ile davalı ... arasında akdedilen nakliye sözleşmesinin 7. maddesinin 6. paragrafı çerçevesinde hasarlı emtiaların davalı ... tarafından toplanarak kendisine ait depoya konulduğunu, dolayısıyla dava konusu emtianın hasara uğradığının davalının deposuna alınmasından belli olduğunu, bu nedenle taşıyıcının hasarı bildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı ... Taşımacılık vekili; sigortalısına lütuf ödemesi yapan davacının rücu hakkının bulunmadığını, CMR ve TTK hükümleriyle tazminat sorumluluğunun sınırlandığını,  davacı tarafça kötü niyetli takip başlatıldığını, davacının takip yapma hakkı bulunmadığı halde takip başlatmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini belirterek, kararın kaldırılarak davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, nakliyat abonman blok sigorta poliçesi ile sigortalanmış olan emtianın yurt içi taşıma sırasında hasara uğraması nedeniyle, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin, taşıyıcı ve mali sorumluluk sigortacısı olan davalılardan rücuen tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa, bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. 6102 sayılı TTK'nin 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.Yine TTK'nin 876. maddesi uyarınca ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.Somut olayda; davacının nakliyat abonman blok sigorta poliçesiyle sigortaladığı dava dışı ... firmasına ait yedek parça emtiasının yurt içi taşıma işinin davalı taşıyıcı ... tarafından üstlenildiği, diğer davalının ise davalı taşıyıcının yurt içi taşıyıcı mali sorumluluk sigortacısı olduğu, 16.07.2014-10.09.2014 döneminde gerçekleştirilen taşımalarda bir kısım emtianın hasara uğradığının ekspertiz raporuyla tespiti üzerine, davacı tarafından sigortalısına 10.11.2014 tarihinde 9.180,40-TL hasar bedeli ödenmiştir.Uyuşmazlık, sigortalı emtiada oluşan hasarın taşıma sırasında meydana gelip gelmediği noktasında toplanmaktadır. Davacının sigortalısı ile davalı ... arasında akdedilen nakliye sözleşmesinin 7. maddesinde; \"...'nun yüklenen kolilerin sayısından ve iyi durumda olmalarından sorumlu olduğu, bu sorumluluğun ... mağazasında yük teslim formunun imzalanmasından itibaren başlayacağı ve alıcılara teslimata kadar devam edeceği, sayısını kontrol edebilme imkanı bulunması şartıyla ...'nun palet üzerinde bulunan koli sayısından sorumlu olduğu, alıcı tarafından gerektiği şekilde tespit edilen hasar veya zarar meydana gelmesi halinde alıcının ...'a şikayette bulunacağı, bunun üzerine ...'un alıcı adına tanzim edilmiş satış faturalarını esas alarak ilgili parçalar için tespit edilen zarar kadar alıcıyı tazmin edeceği, bu referans fatura ve yine tazminat talebinin, zararın ... tarafından kendisine tazmin edilmesini isteyen ...'un tazminat talebi için kanıt teşkil edeceği, ...'nun kendi sigorta şirketi tarafından ekspertiz amacıyla bayiler nezdindeki bütün hasarlı malları masrafı kendisine ait olmak üzere toplama hakkını saklı tutacağı\" hususları düzenlenmiştir. Eldeki davada davacı tarafça bir kısım hasar tespit tutanakları sunulmuş ise de; davacı tarafça sunulan sevk irsaliyelerine göre emtiadaki hasarların alıcısı olan bayilere ve/veya servislere çekincesiz olarak teslim edildiği, teslim esnasında düzenlenmiş hasar tutanağının bulunmadığı, nitekim hasarın emtianın gönderildiği bayi ve servislerde değil, daha sonra sigortalı ... tarafından kullanıldığı anlaşılan davalı taşıyıcı ...'ya ait depoda bulunduğu sırada tespit edildiği ve akabinde hasar tespit tutanaklarının düzenlendiği, taraflar arasındaki nakliye sözleşmesinin 7. maddesinde düzenlenen prosedürün işletilmediği, hasara neden olduğu iddia edilen ilgili taşımanın kim tarafından ve hangi tarihte gerçekleştiğinin belli olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, hasara uğramış emtianın ne şekilde ve hangi nedenle davalı ...'ya ait depoya götürüldüğü, sigortalı ile davalı ... arasında taşıma sözleşmesi yanında depolama sözleşmesi de olup olmadığı hususlarına açıklık getirilmemiştir. Dolayısıyla emtianın alıcısına teslimi sırasında düzenlenen veya davalı taşıyanın hasarın taşıma esnasında meydana geldiği hususunda kabulünü içeren herhangi bir tutanak sunulmamış olup, bu durumda hasarın davalının taşıması esnasında meydana geldiğinin ispatlanamadığının kabulü gerekir. Kaldı ki tutanakların önemli bir bölümünde kolinin sağlam olduğu, ancak içinden çıkan parçanın hasarlı olduğu belirtilmiştir. Oysa nakliye sözleşmesinin 6. maddesinde ambalajlama işinin davacının sigortalısı tarafından gerçekleştirileceği hüküm altına alınmış olup, bazı tutanaklarda \"koli sağlam içinden çıkan parça hasarlı\" seçeneğinin işaretlenmesi nedeniyle, taşımaya konu emtiadaki ambalajın yeterli olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Bu durumda emtiadaki hasarın davalı tarafından gerçekleştirilen taşıma sırasında meydana geldiği hususu kanıtlanamamış olmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilince Dairemizin 2018/2172 esas 2019/571 karar sayılı ilamı emsal olarak gösterilmişse de; söz konusu dosyada davalı ...'nun da imzasını içeren muvafakatname ve beyanname başlıklı belgede dava konusu 2015 yılı Mart ayındaki nakliyat sırasında numaraları belirtilen sevkiyatlardaki yedek parçaların ... sorumluluğunda hasara uğradığı, hasarda kusur ve sorumluluğun ...'ya ait olduğu hususlarının belirtildiği, dolayısıyla davalı taşıyıcının bu belge ile taşımada meydana gelen hasar ve kusuru kabul ettiği, Dairemizce de davalının bu kabulü nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda ise davalının bu şekilde bir kabulü bulunmamakta olup, söz konusu ilamın işbu davada emsal olarak alınması mümkün değildir.Diğer yandan itirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Somut olayda ise davalı tarafça yasal süresinde davaya cevap verilmemesi nedeniyle yine süresinde kötü niyet tazminatı talep edilmediği, ayrıca alacak likit olmadığı gibi davacı takip başlatmakta haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekili ve davalı ... Lojistik AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 130-TL harcın mahsubu ile kalan 139,85-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan ‬210,55-TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0fcf4a7a45621a3","SID":"2ef6bfcc2a2172e9"}}